Kriter > Siyaset |

CHP’nin Yeni Siyaset Tarzı: Marjinal, Hukuk ve Çizgi Dışı, Yıkıcı…


CHP, ana muhalefet partisi olmaktan çıkarak; kurulu anayasal, yasal, meşru siyasal düzeni parçalayıcı, kuralsız, hukuk tanımaz ve yıkıcı bir siyasi tarz inşa peşinde. Bu hal, bir yandan milletin değerleriyle çatışan ideolojik marjinallikleri, diğer yandan da belediyeler üzerinden şekillenen rant ve yolsuzluk düzenini iç içe geçirerek Türkiye'nin önünde yeni bir tehdit haline dönüşüyor. CHP, meşruiyet içinde muhalif olmayı değil; giderek marjinalleşmiş, radikalleşmiş, hukuk ve sistem dışına çıkmış bir siyaset tarzını benimsiyor.

CHP nin Yeni Siyaset Tarzı Marjinal Hukuk ve Çizgi Dışı

Siyaset, doğası gereği topluma yön verir. Geleceğe umut ve güvenle yürümek için gerçekleştirilen siyasal faaliyetin iki temel direği vardır: Meşruiyet ve sorumluluk. Meşruiyet halkın iradesinden kaynak bulur, sorumluluk ise kurallar üzerinden ifa edilir.

Ekrem İmamoğlu’na yönelik soruşturmalarla çizgisinden çıkan, her geçen gün seviyede irtifa kaybeden, siyasetin olmazsa olmazı, yolsuzluk ve yozlaşma ile mücadeleyi; yolsuzlukla ve yozlaşmayla mücadele edenlerle mücadeleye dönüştürmeye uğraşan bir CHP ile karşı karşıyayız.

Türkiye’de solun ve çeperinde kümelenen grupların iktidardan uzak kalmaktan kaynaklı büyük ıstıraplarını ve buna bağlı sınırsız iktidar arzularını anlamak mümkün. Bunun için gerekirse darbecilerle, cuntacılarla iş birliğine varan gözü karalıklarının pek çok örneği var siyasi tarihimiz içinde.

Mamafih, tam da 15 Temmuz darbe girişimine karşı milletin zaferiyle artık kimse darbeye, cuntaya tevessül edemez, aklından bile geçiremez derken; demokrasi, hukuk dışı tüm davranışların birdenbire hortlaması, bilindik, denenmiş tüm girişimlerin tekrarlanması CHP için yeni bir tarz mı sorusunu akla getiriyor.

Bu yeni tarz ise nasıl bir tarz? Nereye evrilecek? Bu sorular da cevap bekliyor…

CHP, ana muhalefet partisi olmaktan çıkarak; kurulu anayasal, yasal, meşru siyasal düzeni parçalayıcı, kuralsız, hukuk tanımaz ve yıkıcı bir siyasi tarz inşa peşinde. Bu hal, bir yandan milletin değerleriyle çatışan ideolojik marjinallikleri, diğer yandan da belediyeler üzerinden şekillenen rant ve yolsuzluk düzenini iç içe geçirerek Türkiye'nin önünde yeni bir tehdit haline dönüşmekte.

CHP, meşruiyet içinde muhalif olmayı değil; giderek marjinalleşmiş, radikalleşmiş, hukuk ve sistem dışına çıkmış bir siyaset tarzını benimsiyor.

 

Marjinallik: Halktan Kopuk, Üstenci ve Haksız Siyaset

CHP'nin artık herkes tarafından fark edilen seküler faşizme kayan siyaset tarzı, toplumun geniş kesimlerinden uzak, ideolojik olarak dar ve kentli elit bir azgın azınlığın duyarlılıkları etrafında şekilleniyor.

İnançla, aileyle, yerliyle, milliyle bağı zayıf; aksine, bu değerleri dışlayıcı bir tavır sergiliyor. Bu, siyasetin merkezinden marjinalliğe doğru bir savrulmadır. Halkı eğitilecek cahil kitle, siyaseti ise Batı merkezli direktiflere göre düşünen bu zihniyet, sandıktan değil, algıdan meşruiyet devşirmeye çalışıyor.

 

Radikalizm: Rejim Eleştirisi Üzerinden Devletin Meşruiyetini Tartışmaya Açmak

Bu CHP, muhalefet sınırlarını çoktan terk etti. Artık hedef, iktidar da değil; devletin ve anayasal sistemin tahribi.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne karşı itiraz, rejim eleştirisine dönüşmüş durumda. Seçimle gelen, kendi adaylarına karşı kazanan Cumhurbaşkanına "gayrimeşru" muamelesi yapan bir söylem, özünde bir acziyetin ifadesidir. Yeni anayasa önerilerini “AK Parti önerdiği için” baştan reddetmek, demokrasiyle değil radikal ideolojik bağnazlıkla açıklanabilir.

Bu siyaset tarzı, halkın kararını ve temsil gücünü tanımayan, kurumlarla savaşan, sistemi içeriden felç eden bir şuurdan yoksun duruştur.

Özgür Özel
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İstanbul Büyükşehir Belediyesine (İBB) yönelik yolsuzluk ve terör soruşturmalarının ardından partisince Başakşehir'de düzenlenen mitinge katılarak konuşma yaptı. (Arif Hüdaverdi Yaman / AA, 1 Mayıs 2025)

 

Çizgi Dışılık: Devlet Aklının ve Geleneksel Siyasi Ahlakın Terk Edilmesi

CHP'nin bugün sergilediği çizgi, ne sürekli atıf yaptıkları, arkasında saklandıkları “Atatürk’ün partisi” söylemine, ne de Türkiye Cumhuriyeti’nin siyasal teamüllerine uyuyor... Siyasi muhalefet değil, siyasal sabotaj hedefleniyor.

Belediyeler, halkın ihtiyaçlarına göre değil, siyasal kampanyalara göre yönetiliyor. Merkez Yürütme Kurulu değil, medya danışmanları karar veriyor. İcraat değil, montaj videolar ve sosyal medya paylaşımlarıyla halkın algısı yönetiliyor.

Burada artık bir siyasal çizgiden, duruştan bahsetmek mümkün değil. CHP kendi içinde “algı koalisyonu” haline dönüşmüş durumda.

 

Hukuk Tanımazlık: Meşru Soruşturmaları Darbe Gibi Göstermek

CHP’li büyükşehir belediyelerinde sayısız yolsuzluk dosyası açılıyor. İhale usulsüzlükleri, kayırmacılık, yandaş şirketlere para transferleri, kanıtlı biçimde ortada. Ancak CHP’nin refleksi değişmiyor: Her belgeye “siyasi kumpas” deniyor, her soruşturmaya “saray darbesi” damgası vuruluyor. Bu tutum, sadece suçtan kaçış değil; hukuku reddetme, adaleti itibarsızlaştırma girişimidir. Yargı kararlarını tanımayan, ama “hukukun üstünlüğü” sloganını dillerinden düşürmeyen bu ikiyüzlülük, CHP’nin demokrasi anlayışının sadece işine geldiğinde geçerli olduğunu gösteriyor.

 

Hukuk ve Kural Tanımazlık: Parti İçi ve Parti Dışı Her Sürecin Keyfileştirilmesi, Suçla Hesaplaşmak Yerine Devleti Suçlamak

CHP’nin pek çok belediyesinde sayısız usulsüzlük, yolsuzluk ve rant transferi dosyası var. Bunların bazıları yargıya taşınmış durumda. Ancak CHP'nin refleksi tek: Her yargı adımı, bir “siyasi intikam” olarak etiketleniyor. Hiçbir hukuki süreci kabul etmiyorlar. CHP’de öyle bir siyaset tarzı var ki; istedikleri yargı kararı çıkmayınca "hukuk yok", iktidara gelmek için “bu son seçim” tehdidi, buna rağmen iktidara gelemeyince "demokrasi bitti", kendi dışlarında kalan her kurum ise "saraya bağlı".

CHP, kendi iç kurumsallığına da saygı duymayan bir örgüte dönüşmüştür. Parti içi demokrasi, medya gücü olan aktörlerin manipülasyonuna indirgenmiştir. MYK kararları, belediye başkanlarının iradesiyle çatışmaktadır. Parti içi eleştiri, “AK Parti’ye hizmet etmekle” suçlanmaktadır.

Bu kural tanımazlık, parti içi çürümenin önünü açmakla kalmaz, halkın gözünde de “güven” ve “istikrar” algısını yıkar ki, İmamoğlu miting ve protestolarına her geçen gün azalan ilgi, söylemlere yönelik kuşku ve eleştiriler bunu göstermektedir.

 

Yıkıcılık: Var Olan Her Kurumu ve Değeri Tahrip Eden Siyaset

Bugün CHP'nin sergilediği siyaset tarzı, sadece muhalefet etmek değil; Türkiye'deki yerleşik kurumları, değerleri, inançları ve ortak aklı tahrip etmeyi amaçlıyor.

Anayasa Mahkemesi’nden YSK’ya kadar tüm kurumlar hedefte. Cumhurbaşkanı’ndan başlayarak tüm yürütme erkine “gayrimeşru” yaftası vurulmak isteniyor. “Sistem kilitlensin, ne olursa olsun” mantığı hakim.

Bu, yapıcı değil yıkıcı bir siyaset tarzıdır. Ve en tehlikelisi de halkın güvenini siyasetten tamamen koparan bir iklim oluşturmaktadır.

 

Azgın Azınlık Siyaseti: Gerçek Temsiliyeti Bastırmak

Belki de en çarpıcı olan nokta budur: CHP, toplumda karşılığı olmayan bazı radikal çevreleri, medya gücüyle Türkiye’nin ana eğilimi gibi sunmaya çalışıyor. Sosyal medya botları, yurt dışı destekli fon kuruluşları, belli medya gruplarıyla birlikte yürüttükleri algı operasyonları, “azgın azınlık” dediğimiz bu yapının etkisini abartıyor.

Az ama görünür, zayıf ama örgütlü, marjinal ama yüksek sesli bu yapı; toplumun çoğunluk hissiyatını bastırmak, susturmak ve itibarsızlaştırmak için sistematik bir mücadele yürütüyor.

 

CHP İktidara Alternatif Değil, Kaos Üreten Bir Aktör Haline Gelmiştir

Bugün CHP; marjinal çevrelerin ideolojisini, radikal yıkıcılığı, hukuk tanımazlığı ve kural dışı popülizmi bir araya getirerek Türkiye’ye umut değil, istikrarsızlık ve kaos vaat etmektedir.

Yolsuzlukların üzeri algı operasyonlarıyla örtülüyor, demokratik kurumlar “iktidar yanlısı” diye hedefe konuyor.

Parti genel başkanı, bakanlara karşı sokak diliyle konuşuyor, sosyal medyada kamu görevlilerini hedef gösteriyor. Belediye başkanları, kendi siyasi liderlerinden daha fazla görünür ve bilinir. Ortada partiyi yöneten bir hiyerarşi değil, kriz çıkararak güç devşiren bir ekip var.

Bu yeni CHP; halkla değil, ideolojik azınlıklarla ittifak kuruyor. Hukukla değil, algı operasyonlarıyla yol alıyor. Siyasetin merkezinde değil, uçlarında konumlanıyor. Ve her adımda şunu yapıyor: Meşru olanı gayrimeşru göstermek, gayrimeşru olanı da kutsamak.

Türkiye’nin ihtiyacı; marjinal değil merkezde duran, yıkıcı değil inşa edici, hukuk tanımaz değil meşruiyet barındıran bir siyasettir.

 


Etiketler »  

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için "veri politikamızı" inceleyebilirsiniz. Daha fazlası