Küresel ekonomi, öngörülebilir ve kurallara dayalı yapısından oldukça uzak. Çok taraflı ticaret sisteminin zayıfladığı, jeoekonomik rekabetin sertleştiği ve stratejik bloklaşmaların giderek belirginleştiği bir dönemdeyiz. ABD’nin art arda devreye aldığı gümrük tarifeleri, bu tarifelere ilişkin yasal düzenlemeler, Avrupa Birliği’nin “açık stratejik özerklik” yaklaşımı ve Çin başta olmak üzere Asya ülkelerinin yükselen üretim kapasitesi, küresel ticaret satrancında yeni hamlelerin habercisi. Türkiye ise bu oyunun önemli aktörlerinden.
Belirsizlikler Döneminde Küresel Ticaret[i],[ii]
Ekonomi politikalarındaki belirsizliği ölçen endeks, son yıllarda tarihi ortalamaların üzerinde seyretmekte ve sıradanlaşan bir şekilde yeni rekorlar kırmaktadır (Grafik1). Özellikle 2025’te ABD’de yeniden devreye alınan geniş kapsamlı tarifeler ve “Kurtuluş Günü” olarak adlandırılan vergi düzenlemeleri, küresel ticaret üzerinde ciddi bir şok etkisi doğurdu. ABD’nin efektif tarife oranlarının kısa sürede çift haneli seviyelere yükselmesi, yalnızca Çin’i değil Avrupa’yı ve gelişmekte olan ülkeleri de etkiledi.

Tüm tarifelerin kısa vadede siyasi getirileri olabilir. Ancak orta ve uzun vadede; yatırım kararlarını erteleten, ticaret maliyetlerini artıran ve küresel değer zincirlerini olumsuz etkileyen bir unsur. Bu durum, yalnızca büyümeyi değil fiyat istikrarını ve istihdamı da baskılıyor. Dolayısıyla küresel ticaret, artık “serbestleşme” değil “risk dağıtma” ve “çeşitlendirme” ekseninde şekilleniyor. Küresel belirsizliklerin arttığı ve dış ticaret hacminin azalacağı ortam, yeni politikaları gündeme getiriyor (Grafik 2).
AB, son dönemde ticaret politikasını sadece pazar erişimi çerçevesinde değil; sanayi politikası, iklim politikası ve güvenlik perspektifiyle birlikte ele alıyor. “Made in Europe” yaklaşımı, yeşil ve dijital dönüşümü merkeze alarak Avrupa sanayisini yeniden konumlandırmayı hedefliyor.[iii] Bu çerçevede 2026 başında imzalanan AB ile Hindistan arasındaki Serbest Ticaret Anlaşması, sıradan bir ticaret anlaşmasının ötesinde jeoekonomik bir hamle niteliğinde. Yaklaşık yirmi yıllık müzakere sürecinin ardından imzalanan anlaşma ile ürünlerin yüzde 90’ından fazlasında gümrük vergileri ya kaldırılacak ya da ciddi ölçüde düşürülecek.[iv]
Anlaşmaya İlk Tepkiler ve Kontrollü Stratejiler[v]
AB açısından Hindistan, Çin’e alternatif değil ama tamamlayıcı bir üretim ve tedarik merkezi olarak konumlandırılıyor. Hindistan, hem AB ürünleri için yeni bir pazar hem de AB değer zincirine entegre olabilecek bir oyuncu. AB’nin bu adımı, bir başka tarafı ile ABD’ye de bir cevap niteliğinde. Öte yandan AB içinde ticaret anlaşmaları birtakım itirazlar doğurdu. Ancak AB içinde Hindistan anlaşmasına yönelik tepkiler; Arjantin, Brezilya, Paraguay ve Uruguay ile imzalanan Mercosur anlaşmasına kıyasla daha sınırlı kaldı. Bunun temel nedeni Mercosur’un aksine tarım sektörüne ilişkin iki anlaşmanın farklı tutumu.[vi] Hindistan cephesinde ise anlaşma “tüm anlaşmaların anası” olarak kabul edilerek büyük ölçüde stratejik bir başarı olarak görülüyor. AB pazarına ayrıcalıklı erişim, Hindistan’ın küresel değer zincirlerindeki konumunu güçlendirecek bir fırsat olarak değerlendiriliyor. Özellikle tekstil, kimya, makine ve mücevher gibi sektörlerde Hindistan’ın rekabet avantajı artabilir. Ancak Hindistan’da da eleştiriler yok değil. Bazı siyasi çevreler, anlaşmanın yerli üreticiler üzerinde baskı oluşturabileceğini ve çeşitli jeopolitik projelerle bağlantılı riskler barındırdığını savunuyor. [vii]
ABD tarafında da AB-Hindistan yakınlaşması dikkatle izleniyor. Washington yönetimi, Avrupa’nın Hindistan ile ilişkilerini derinleştirmesini, transatlantik ekonomik uyum açısından bir risk olarak görüyor. Öte yandan Hindistan pazarını da tamamen AB’ye kaptırmak istemiyor. Bu nedenle ABD’nin, Hindistan’a yönelik tarifelerde esneklik sinyalleri verdiği ve enerji tedariki gibi konuları pazarlık unsuru olarak kullandığı görülüyor.
Türkiye açısından tablo daha komplike. Münih Güvenlik Zirvesi, farklı açılardan AB için Türkiye’nin önemini ortaya koydu.[viii] AB, Türkiye’nin en büyük ticaret ortağı. Türkiye’nin toplam ihracatının yaklaşık yüzde 40’ı AB ile. Son yıllarda Türkiye, AB ile ticaretinde fazla verir hale geldi ve ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 100’ün üzerine çıktı. Ancak AB-Hindistan anlaşması, ürün kompozisyonu benzerliği ve Gümrük Birliği kaynaklı asimetriler olmak üzere Türkiye için iki temel risk barındırıyor.
Türkiye ve Hindistan’ın AB’ye ihracat yapısı büyük ölçüde örtüşüyor. Otomotiv, makine, elektrikli ekipman, tekstil, demir-çelik ve kimya gibi sektörlerde iki ülke doğrudan rakip. Hindistan’ın tarifesiz veya düşük tarifeli erişim elde etmesi, özellikle fiyat rekabetinin yoğun olduğu sektörlerde Türkiye’nin pazar payını baskılayabilir. Öte yandan, Türkiye, AB’nin serbest ticaret anlaşmalarında karar alma süreçlerine dahil değil. AB üçüncü ülkelerle STA imzaladığında Türkiye otomatik olarak aynı avantajı elde etmiyor. Özetle, Türkiye’de konu teknik bir zeminde tartışılıyor. Türkiye’nin lojistik avantajı ve AB mevzuatına uyum tecrübesi önemli bir avantaj olarak öne çıkıyor. Bu noktada pek çok ticari diplomasi adımı atılması da muhtemel. Netice itibarıyla, küresel ticaret artık yalnızca ekonomi değil; enerji güvenliği, yaptırımlar ve jeopolitik denklemlerle iç içe geçmiş durumda.
Güvenlikten Ekonomiye Aktif Bir Aktör Olarak Türkiye
AB-Hindistan anlaşması, küresel ticaretin artık eski kurallarla işlemediğini gösteriyor. Bu yeni dönemde ticaret, sanayi politikası ve jeopolitik iç içe geçmiş durumda. Küresel ticaret mimarisindeki dönüşüm karşısında Türkiye’nin stratejik konumunu güçlendirmesi için çok boyutlu bir politika setine ihtiyaç var.
Türkiye, öncelikle Gümrük Birliği’nin güncellenmesi yönünde adımlar atmalıdır. Bu adımlar, Made in Europe yaklaşımının etkilerini de dikkate almalıdır. Hizmetler, e-ticaret, dijital ekonomi ve kamu alımlarını kapsayan genişletilmiş bir çerçeve, Türkiye’nin değer zincirlerine daha entegre bir duruma gelmesini sağlayarak karar alma süreçlerindeki kritik konumunu giderek ön plana çıkartabilir. Bununla birlikte, Avrupa Birliği’nin sınırda karbon düzenlemesi ve sürdürülebilirlik standartları, yeni bir rekabet eşiği oluştururken, yeşil ve dijital dönüşüm yatırımlarının hızlandırılması zorunlu hale gelmektedir. Türkiye’nin emisyon ticaret sistemini hızla devreye alması da bu noktada katkı sağlayacaktır.
Öte yandan ürün ve pazar çeşitlendirmesi ve yüksek katma değerli üretime geçiş, rekabet gücünün sürdürülebilirliği açısından belirleyici olacaktır. Mevcut sanayi altyapısının sunduğu avantajın korunması için savunma sanayii, ileri makine teknolojileri, yazılım, yapay zekâ ve finansal teknolojiler gibi alanlara yönelim ve yüksek teknoloji yatırımları stratejik bir gereklilik olarak öne çıkmaktadır. Ticari diplomasi boyutunda Hindistan ile ticaret dengesinin daha sürdürülebilir bir yapıya kavuşturulması da politika gündeminde yer almalıdır.
Türkiye için mesele, yalnızca bir anlaşmanın getireceği kısa vadeli pazar kaybı değil küresel değer zincirlerinin yeniden şekillendiği bir dönemde hangi pozisyonda yer alacağıdır. Lojistik kapasitesi, üretim derinliği ve AB ile ticari entegrasyon düzeyi Türkiye’ye önemli avantajlar sunuyor. Küresel satranç tahtasında oyun kurucu olmak stratejik hamle zamanlamasında saklı. Türkiye, doğru politika bileşimiyle bu yeni dönemde yalnızca riskleri yönetmekle kalmayabilir ve küresel ticaretin yeniden yapılanmasında dengeleyici ve yön verici bir aktör haline gelebilir.
Yararlanılan Kaynaklar
[i] https://www.policyuncertainty.com/
[ii] https://www.imf.org/en/Publications/GFSR ve https://www.imf.org
[iii] https://www.effra.eu/made-in-europe
[iv] https://policy.trade.ec.europa.eu/eu-trade-relationships-country-and-region/countries-and-regions/india_en; https://policy.trade.ec.europa.eu/eu-trade-relationships-country-and-region/countries-and-regions/india/eu-india-agreements/factsheet-eu-india-free-trade-agreement-main-benefits_en,
[v] https://op.europa.eu/en/publication-detail/-/publication/5bf4e9d0-71d2-11eb-9ac9-01aa75ed71a1,
[vi] https://www.handelsblatt.com/unternehmen/industrie/freihandel-deutsche-wirtschaft-hofft-nach-indien-abkommen-auf-zusatzgeschaeft/100195142.html,
[vii] https://op.europa.eu/en/publication-detail/-/publication/5bf4e9d0-71d2-11eb-9ac9-01aa75ed71a1,
[viii] https://www.aa.com.tr/tr/dunya/munih-guvenlik-konferansi-yikim-surecindeki-kuresel-duzen-tartismalarinin-golgesinde-basladi/3828956
