Kriter > Dosya > Dosya / Küresel Siyasette Kırılma |

Dürziler, Suriye’nin En Zayıf Halkası mı?


Dini lider Hikmet el-Heceri’nin “bekle-gör” politikası, Dürzi toplumunun Suriye’ye bütünüyle entegre olmasındaki önemli engellerden biri olarak dikkat çekiyor. Bugün Suriye’nin Dürzilerini temsilen Yahya Hajjar, Leys Bulus ve Süleyman Abdülbaki gibi isimler öne çıksa da halihazırda el-Heceri’nin otoritesini, hiçbiri kırabilmiş değil. Bu nedenle de dini liderin bir adım ileri iki adım geri minvalindeki çelişkili ifadeleri, Dürzileri ülkenin zayıf halkası haline getirirken taraflar arasındaki nihai çözümü de geciktiriyor.

Dürziler Suriye nin En Zayıf Halkası mı
Suriye'deki azınlık gruplardan Dürzilerin ruhani lideri Hikmet el-Heceri (Emin Sansar / AA, 30 Aralık 2024)

10 Mart’ta Suriye’nin yeni yönetimiyle SDG arasında imzalanan uzlaşı anlaşmasından bir gün sonra Süveydalı Dürzilerin de Ahmed el-Şara ile anlaştığına dair haber ve yorumlar ortaya atıldı. Ancak tartışmanın özünün Suriye’deki tüm Dürzilerden ziyade “Süveyda” merkezli olması ve basına verilen yazılı metnin net ifadeler barındırmaması, Dürzi meselesinin kapanmadığının açık bir göstergesiydi. Nitekim metnin gündeme gelmesinden saatler sonra Dürzi dini liderliğinden gelen henüz anlaşma yapılmadığına ve müzakere sürecinin devam ettiğine yönelik açıklamalar basında yer aldı. 14 Mart’ta ise Suriyeli Dürzi din adamlarından oluşan kalabalık bir grubun 52 yıl sonra İsrail’e geçmesi, Suriye tarafında Dürzilerle yeni bir gerilimin kapısı mı aralanıyor, sorusunun sorulmasına neden oldu. Celile bölgesinde bulunan Şuayb peygamberin türbesine yapılan ziyaret, her ne kadar dini bir anlama sahip olsa da 100 kişilik temsilciler heyetinin İsrail’e geçmesinin siyasi gelişmelerden bağımsız olmadığı anlaşılıyor. Dolayısıyla Dürzi dini liderliğinin aktif siyaset yürüttüğü Suriye’de, İsrail’le kurulan her temasın içeriği ve Suriye’nin bu temasları nasıl karşıladığı ciddi tartışmalara konu oluyor.

 

Hikmet el-Heceri’nin “Uluslararası Müdahale” Çağrısı Ne Anlama Geliyor?

Suriye’de azınlıkların temsiliyeti kritik bir noktaya gelmişken, sürecin başından bu yana Suriyeli Dürzilerin geleceği konusunda halihazırda en belirleyici pozisyona sahip olan dini lider Hikmet el-Heceri’nin portresine dikkat çekmek gerekiyor. Şam Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu olan el-Heceri, 2012’de kardeşinin vefatı üzerine Suriye Dürzi dini liderliğine seçilmişti. Suriyeli Dürzilerin dini ve sosyal işlerinden sorumlu olan el-Heceri ailesinin 19. yüzyıldan bugüne dini liderlik görevini yerine getirmesi, Hikmet el-Heceri’nin Suriyeli Dürziler adına en güçlü temsiliyet hakkına sahip olmasındaki etkili faktörlerden biri.

2011’deki ayaklanmalarda Esad rejimine karşı muhalif tutum sergileyen Ahmet el-Heceri’nin şaibeli ölümünden sonra dini liderliğe getirilen Hikmet el-Heceri, Dürzileri rejim karşıtı protestolardan uzak tutmayı başardı. Heceri’nin Esad rejimine karşı tutumu ile ilgili 13 yıl içerisinde ortaya çıkan tabloya bakıldığında ise sosyal krizlerin küçük çaplı da olsa çıktığı görüldü. Ama Heceri’nin Esad’la olan ilişkisi nedeniyle Dürzileri Suriye muhalefetiyle yan yana göstermeme çabası işe yaramış, Dürziler, Suriye iç savaşı sürerken zaman zaman tepkilerini dile getirmiş olsalar da Ağustos 2023’e kadar ciddi bir yankı uyandıracak protesto dalgasından uzak durmuşlardır.

8 Aralık sonrası Hikmet el-Heceri’nin Suriye rejimiyle olan müzakere sürecindeki söylemlerine ayna tutulduğunda ise bu söylemlerde bir bütünlük olmadığı gözlemlenmektedir. Devrimin ilk günlerinde Golan’daki bazı Dürzi köylerinin İsrail’e katılmak istediklerine dair haberlerden sonra Hikmet el-Heceri, Suriye’nin bölünmesine karşı olduklarını ve yeni rejimle ortak bir vatan algısı üzerinde anlaşmak istediklerini belirterek kendisinin ve toplumunun tutumunu yeni rejime göstermek istemiştir. Bununla birlikte 22 Aralık’ta Velid Canbolat’ın Şam ziyaretinden sonra, Hikmet el-Heceri adına temsilciler heyetinin Ahmed el-Şara ile irtibata geçmesi ve Suriye’nin geleceğine dair bütünlük vurgusunun yapılması, Dürzi temsilciliğinde Canbolat etkisinin kırılmasına yönelik hamleler olarak görünür olmuştur. Heceri’nin doğrudan Ahmed el-Şara ile bir görüşmesi olmamakla birlikte temsilcileri tarafından yürütülen ve pozitif olarak kabul edilen görüşmelerde, İsrail’in Suriye topraklarındaki işgali de gündeme gelmiştir. Bu doğrultuda Heceri’nin İsrail’in Suriye’deki ihlallerine vurgusu, Güvenlik Konseyi kararlarına ve uluslararası kararlara uyması yönündeki mesajları, Dürzilerin İsrail’le iş birliği yapmak istediklerine dair algıların da yıkılmasında önemli rol oynamıştır. Ancak Ocak ve Şubat aylarında Süveyda’da yaşanan hareketlenmeler, Dera ve Ceramana’da milis güçlerle Suriye hükümetine bağlı güçler arasında çıkan çatışmalar sonrasında Hikmet el-Heceri’nin Suriye’nin bütünlüğünün korunmasını, “uluslararası müdahale” kapsamında ele alması, Dürzi cephesinde ayrımların görünmesine yol açmaya başlamıştır.

Süreç içinde Hikmet el-Heceri’nin, Ahmed el-Şara hükümetinin “ekstremist” olduğuna dair yaptığı yorumlar ile eş zamanlı olarak uluslararası toplumun müdahalesini çağırması, dini liderin birtakım beklentiler içinde olduğu, bu beklentilerin karşılanması noktasında da “dışarıdan” bir talep oluşturulmak istendiği anlaşılmaktadır. Nitekim Şubat’ta Hikmet el-Heceri’nin siyasi temsilcisi olan Haldun el-Heceri’nin Amerikalı yetkililerle görüşmesi ve görüşmede, SDG ile ittifak kurma ihtimaline dair noktaların öne çıkarılması, Suriyeli Dürzilere “Amerikan garantisi”nin sağlanması yönündeki beklentileri gün yüzüne çıkarmaktadır. Her ne kadar Mart’ta SDG ile Ahmed el-Şara’nın müzakere masasına oturması ve anlaşmanın sağlanması, Dürziler adına hareket eden Hikmet el-Heceri’nin elinin zayıflamasına neden olmuşsa da Heceri bu sefer de yeni anayasa üzerinden müzakere masasına oturmayı reddetmektedir.

Süveyda merkezinde yaşanan tüm bu gelişmeler ve Heceri’nin “bekle-gör” politikası, Dürzi toplumunun Suriye’ye bütünüyle entegre olmasındaki önemli engellerden biri olarak dikkat çekmektedir. Bugün, Suriye Dürzilerini temsilen Yahya Hajjar, Leys Bulus ve Süleyman Abdülbaki gibi askeri konsey liderleri öne çıksa da halihazırda el-Heceri’nin otoritesini, hiçbiri kırabilmiş değil. Bu nedenle de dini liderin bir adım ileri iki adım geri minvalindeki çelişkili ifadeleri, Dürzileri ülkenin zayıf halkası haline getirirken taraflar arasındaki nihai çözümü de geciktirmektedir.

Dürzi topluluğundan oluşan bir heyet
Suriye’deki Dürzi topluluğundan oluşan bir heyet, İsrail’in Yukarı Celile bölgesine bağlı Buqei'a beldesini ziyaret etti. (Samir Abdalhade / AA, 15 Mart 2025)

 

Muvaffak Tarif Etkisi ve Velid Canbolat

Hikmet el-Heceri’nin Dürzi toplumunu iç siyasette karmaşık bir denkleme oturtmasındaki rolünde, bölgesel ve mezhepsel dinamiklerin de etkisinin olduğunu söylemek gerekmektedir. Bu noktada öne çıkan iki isim, Muvaffak Tarif ile Velid Canbolat’ın Suriye konusundaki keskin ayrılıkları, Dürziler arasında da makasın açılmasına neden olmaktadır. Öncelikle İsrail işgali altındaki Filistin topraklarında yaşayan Dürzilerin dini ve ruhani lideri olan Muvaffak Tarif’in Netanyahu’yla paralel olan söylemleri, Suriyeli Dürzileri olduğu kadar Lübnanlı Dürzi lider Velid Canbolat’ı da etkilemektedir. Her ne kadar Muvaffak Tarif, Suriye’nin iç işlerine karışmadıklarını ifade etse de Tarif’in özellikle 2018’den bu yana çitin diğer tarafındaki Dürzilere de nüfuz etmeye çalıştığı bilinmektedir. Şuayb peygamberin türbesine yapılan ziyareti organize eden Tarif’in, Dürzilerin İsrail’de çalışmasına yönelik birtakım projeleri de gündeme getirdiği tahmin edilmektedir.

Son olarak Muvaffak Tarif’in Amerika ve Avrupa’ya yaptığı seyahatlerde Suriyeli Dürzilerin haklarının korunmasına yönelik vurguları ve İsrail’in Suriye’nin güneyini Dürzileri koruma iddiasıyla işgal etmesini sessizlikle karşılaması, kırılma noktalarından birini oluşturmuştur. Bu noktada Velid Canbolat’ın Tarif’in İsrail yanlısı tutumuna karşı yönelttiği sert eleştiriler, iki Dürzi lider arasındaki tansiyonu yükseltmiştir. Öncesinde Gazze savaşında Muvaffak Tarif’i Netanyahu hükümetine karşı çıkmamakla suçlayan Velid Canbolat’ın Filistinlilere karşı İsrail ordusunda savaşan Dürzilerin ordudan ayrılması için çağrıda bulunmasının, Tarif-Canbolat arasındaki krizi derinleştirdiği bilinmektedir. Suriye devrimi sonrasındaki gelişmeler karşısında Canbolat’ın “Muvaffak Tarif bizi temsil etmiyor” sözleri de bu doğrultuda bir anlam kazanırken, Şam’a yapacağı ikinci ziyaretinde, Suriyeli Dürzileri İsrail’den ve Muvaffak Tarif’in İsrail merkezli stratejisinden uzak tutmak için bir yol haritası sunması beklenmektedir. Zira Dürzi bölgelerine gönderdiği insani yardım malzemeleri içeren paketler ve Golan’da sunduğu iş imkanlarına rağmen İsrail’in nüfuzunu kabul etmeyen Dürzilerle Velid Canbolat’ın aynı düzlemde yer alıyor olması, önemli bir çıkış noktasıdır.

Son tahlilde Dürziler, bir süre daha Suriye hükümetinin zayıf halkası olarak kalmaya devam edecek gibi görünmektedir. Bu aşamada, Suriye hükümetinin Dürzilere yönelik politik yaklaşımı bağlamında daha somut ve yapıcı adımların atılmasına ihtiyaç duyduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla da İsrail’in adım adım takip ettiği Suriyeli Dürzilere bölgesel desteğin artırılması ve güvenlik alanında ve ekonomik alanda yapısal reformların asgari düzeyde de olsa hayata geçirilmesi elzemdir. Diğer taraftan Dürzilerin mezhebi hassasiyetleri ve birbirlerine olan bağlılıkları, öne çıkan liderlerin rolünü kritik hale getirmektedir. Bu nedenle de Hikmet el-Heceri-Velid Canbolat-Muvaffak Tarif hattında kalan Dürzilerle ulusal birlik düzleminde kurulacak olan bağlar, liderlere yönelik siyasi rotaları belirleyecek, bu rotalar ilerleyen dönemlerde iç istikrarın sağlanmasıyla birlikte bölgesel istikrara da katkı sunacaktır.

 


Etiketler »  

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için "veri politikamızı" inceleyebilirsiniz. Daha fazlası