Diaspora girişimciliği, özellikle Türkçe literatürde hem kısıtlı hem de yeni bir kavram olarak yer almaktadır. Diaspora ve girişimcilik kavramlarını birleştiren diaspora girişimciliğini tanımlamak için ilk olarak her iki kavramı ayrı ayrı tanımlamak ve ardından diaspora girişimciliği ve ilişkili olan kavramları açıklamak önem arz etmektedir.
Diaspora kavramı birçok yerde ve çalışmada farklı tanımlamalar altında ele alınmaktadır. İlk olarak “Türk Dil Kurumu” tarafından diaspora, “herhangi bir ulusun veya inanç mensuplarının ana yurtları dışında azınlık olarak yaşadıkları yer” şeklinde tanımlanmaktadır. Bu kavram Britannica sözlükte ise aynı yerden gelip farklı yerlere dağılmış etnik veya dini bir grubun üyelerini içeren topluluklar şeklinde tanımlanmaktadır. Günümüzde ise diaspora, yalnızca fiziksel bir dağılmayı değil, aynı zamanda ortak bir kimliği, aidiyeti ve kökene bağlılık bilincini sürdüren toplulukları da kapsamına dahil etmektedir.
Diaspora kavramı, sosyal bilimler literatüründe yeni bir kavram olarak yer almasına rağmen Eski Yunan’a kadar dayanan köklü bir tarihçesi olduğu da göz ardı edilmemelidir. Kavramın zaman içerisinde farklı anlamlar içerdiği ve dönüşüm geçirdiği de gözlemlenmektedir. Antik çağdan itibaren Yunan koloniciliği ve Yahudi halkının Babil’e sürgünü ile ilişkili olarak kullanılmış, özellikle 1950’ler ve 1960’larda Afrika diasporası bağlamında sosyal bilimciler kavramı genişletip yeniden yorumlamaya başlamış; bu sayede diaspora sadece kayıp ya da trajedi eksenli bir anlayış olmaktan çıkıp daha kapsayıcı bir toplumsal-siyasi kategori haline gelmiştir.
Devletin Rolü
Diaspora kavramıyla birlikte ele alınması gereken bir diğer husus ise ev sahibi devlet-akraba devlet ayrımıdır. Ev sahibi devlet, diasporanın yaşamını sürdürdüğü, yerleştiği ve vatandaşlık ilişkisi kurduğu devlettir. Diaspora bireyleri, bu devletin ekonomik, sosyal ve politik kurumlarına entegre olurken kendi kimliklerini de korumaya çalışır. Ayrıca diasporanın varlığını devam ettirebilmesinde ev sahibi ülkenin politikaları önemli bir etkendir. Çokkültürlülüğü destekleyen ülkelerde diaspora daha görünür olurken, asimilasyoncu politikalar kimlik erozyonuna yol açabilir.
Ana vatan veya akraba devlet ifadesiyle, diasporanın tarihsel, etnik, kültürel veya dinsel olarak köken aldığı, simgesel aidiyet merkezi olarak gördüğü devlet tanımlanmaktadır. Diaspora bireyleri için ana vatan, kimliğin temel referans noktasıdır. Bu yazının devamında da ana vatan kelimesi tercih edilecektir. Çünkü literatürdeki farklı kaynaklarda akraba devlet, diaspora topluluğunun kültürel, etnik veya dilsel açıdan akraba olduğu ama doğrudan kökenini oluşturmadığı devlet şeklinde de açıklanmaktadır. Bu tanımlamaya açık örnek olarak Türkiye’nin Balkanlar’daki Türk ve Müslüman topluluklara karşı akraba devlet rolünde olması gösterilebilir.
Diaspora Girişimciliği
Diasporalar, yalnızca kimlik ve aidiyet bağlamında değil, aynı zamanda ekonomik ve girişimcilik potansiyelleri açısından da ulusötesi birer aktör haline gelmiştir. Ev sahibi devlet, ana vatan ve akraba devlet arasındaki çok katmanlı ilişkiler ağı, diasporaların ekonomik davranış biçimlerini, yatırım kararlarını ve girişimcilik faaliyetlerini doğrudan etkilemektedir. Diaspora bireyleri, yaşadıkları toplumun ekonomik dinamiklerine entegre olurken, aynı zamanda ana vatanla duygusal ve kültürel bağlarını ekonomik kanallar aracılığıyla da sürdürürler. Bu durum, “diaspora girişimciliği” kavramının doğuşunu açıklayan temel zemini oluşturur. Çünkü bugün diaspora kavramının kökenleri; ticaret, eğitim ve aile birleşimi için gönüllü hareketler de dahil olmak üzere çeşitli göç biçimlerini kapsayacak şekilde genişlemiş olup göç ve kimliğin ötesinde bir konum ve önem kazanmaktadır.
Bu doğrultuda, her toplumda katma değer nedeniyle büyük kabul ve destek gören aynı zamanda istihdam fırsatlarıyla birlikte işsizlik sorununa da önemli çözümler sunan girişimcilik, “mevcut kaynakları değerlendirerek yeni zenginlik üreten kapasiteyi hazırlayan yenilikçi faaliyet” olarak tanımlanmaktadır. Girişimcilik, günümüzde yalnızca ekonomik bir faaliyet değil, aynı zamanda toplumsal dönüşümün de önemli bir aracıdır. Bu bağlamda girişimcilik; faaliyet alanına, toplumsal etkisine veya çevresel duyarlılığına göre farklı türlerde sınıflandırılmaktadır. Ekonomik girişimcilik, kar odaklı yenilik ve istihdam oluşturma sürecine yoğunlaşırken; sosyal girişimcilik, toplumsal sorunlara çözüm üretmeyi hedefleyen sürdürülebilir modeller ortaya koymaktadır. Kadın girişimciliği ise toplumsal cinsiyet eşitsizliklerine rağmen kadınların ekonomik ve sosyal hayatta güçlenmesine katkı sağlayan, kalkınmanın kapsayıcı bir boyutunu temsil etmektedir. Son yıllarda giderek önem kazanan yeşil girişimcilik ise çevre dostu üretim, kaynak verimliliği ve sürdürülebilir yaşam biçimlerini merkeze alarak, ekonomik büyüme ile ekolojik denge arasındaki ilişkiyi yeniden tanımlamaktadır.
Bununla birlikte, günümüz dünyasının belirleyici sosyoekonomik olgularından biri olan göç hareketleri, girişimcilik ekosistemine yeni bir boyut kazandırmıştır. Göçmenler, farklı ülkelerde edindikleri kültürel sermaye, sosyal ağlar ve ekonomik deneyimler aracılığıyla yeni pazarlarda yenilikçi faaliyetlerde bulunmakta; bu da girişimciliğin küresel ölçekte yeniden şekillenmesine yol açmaktadır. Bu doğrultuda; diaspora girişimciliği, göçmen girişimciliği, azınlık girişimciliği ve etnik girişimcilik gibi yeni alt türler ortaya çıkmış; girişimcilik artık yalnızca ekonomik bir eylem değil, aynı zamanda kimlik, aidiyet ve kültürel bağların da yeniden üretildiği çok katmanlı bir süreç haline gelmiştir. Bugün göç kavramı ile ilintili olarak ele alınan diaspora girişimciliği, göçmen girişimciliği, azınlık girişimciliği ve etnik girişimcilik kavramları nelerdir ve literatürdeki yeri nedir soruları bağlamında iyi değerlendirilmesi gerekir.
İlk olarak birbiri yerine de kullanılan bu kavramları açıklayıp diaspora girişimciliği ve tipolojisini de ayrıca açmak faydalı olacaktır. Göç ve paralelinde bireylerin hayata tutunması için doğan göçmen girişimciliği “bir ülkede bulunan göçmenlerin fırsat ve tehditleri dikkate alarak gerçekleştirdiği girişimcilik faaliyeti” olarak kabul edilmektedir. Etnik girişimciliğin “yerli nüfustan farklı, etnik veya kültürel kökene sahip insanlar tarafından yönlendirilerek veya üstlenilerek belirli bir alanda faaliyete geçilen iş” şeklinde literatürde tanımlandığı gözlemlenmektedir. Azınlık girişimciliği, ev sahibi ülke nüfusunun çoğunluğuna mensup olmayan bireylerin veya grupların, genellikle göçmen, etnik veya kültürel azınlık kimlikleriyle, ekonomik yaşamda kendi işlerini kurarak faaliyet göstermeleri biçiminde tanımlanmaktadır. Bu tür girişimcilik, azınlıkların iş gücü piyasasında karşılaştıkları ayrımcılık, sınırlı istihdam olanakları veya dışlanma gibi yapısal engeller karşısında geliştirdikleri alternatif bir sosyoekonomik uyum ve yükselme stratejisi olarak görülmektedir.
Farklılıklar ve Çeşitler
Diaspora girişimciliği ise daha geniş çerçevede ele alınan ve literatürde yeni bir konum atfedilmeye çalışılan bir kavram olarak yer almaktadır. Mario Elo’nun ele aldığı çalışmasında “diaspora girişimciliği, göç etmiş ya da göç bağlantısı olan bireylerin köken ülke ile kurdukları ilişkileri -sosyal ağlar, kültürel bağlar, kimlik, sermaye ve bilgi aktarımı gibi kaynakları- kullanarak sınırlar ötesi ya da çapraz ekonomik girişimlerde bulunmaları” biçiminde tanımlanmaktadır. Ağırlıklı olarak bu alana yönelik çalışmaları olan Aki Harima ise diaspora girişimciliğini, genellikle birden fazla kültürel ve sosyal bağlamı içeren, diaspora topluluklarından bireylerin faaliyetleri olarak tanımlar.
Diğer taraftan diaspora girişimciliğinin etnik girişimcilik ve azınlık girişimciliğinden farklı yönlerinin olduğunu belirtmek gerekir. Genel olarak etnik ve azınlık girişimciliği daha dar kapsamda bir ekonomik faaliyeti veya etnik bir cemaate hizmet ve ürün sunmayı amaçlarken diaspora girişimciliğinde ev sahibi, anavatan ve ev sahibi ülkedeki diasporaları içeren geniş bir ölçek yer almaktadır. Bugün gelişen ve belki de büyük bir çatıyı tanımlayan diaspora girişimciliği, özellikle ev sahibi ülkede doğan ve anavatan ile bağı devam eden girişimcilerin artışı ile birlikte çok daha fazla önem kazandığı ve geniş bir kapsamı ele aldığı göz ardı edilmemelidir.
Diaspora girişimciliği ele alınırken diaspora girişimcilerini irdelemek ve tipolojilerini çıkarmak da önemlidir. Girişimcinin kimliği (örneğin dönüş yapan diaspora, köken ülkede girişimci olma yönelimi), faaliyet coğrafyası (köken ülke, yerleşik ülke, her iki ülke), kurumsal mesafe ve bağlanma biçimleri gibi değişkenler üzerinden girişimci tipolojileri değerlendirilebilir. Bu bağlamda yapılan çalışmalara göre tanımlanan diaspora girişimci tipolojilerinden bazıları şu şekildedir; returnee (geri dönen) diaspora girişimcileri, transplanted (yerleşik ülkede ancak köken ülkeyle bağlantılı faaliyet gösteren) girişimciler, hibrit modeller ile embedded (gömülü) girişimciler bulunur. Örneğin, geri dönenler köken ülkelerine fiziksel dönüş yaparak iş kuranları ifade ederken, transplanted tipteki diaspora girişimcileri yerleştikleri ülkede operasyon yürütür fakat köken ülke ile ilişki ve bağlantılarını sürdürürler. Hibrit tipler hem köken ülke hem yerleşik ülkede faaliyet gösterme kapasitesine sahipken, embedded girişimciler her iki ülkenin sosyal ve kurumsal ağlarına sıkı biçimde gömülü olan aktörlerdir. Ayrıca, bazı girişimciler dijital araçları ve çevrimiçi yapıları kullanarak coğrafi sınırları aşmadan faaliyet gösterebilir ki bunlar “virtual (sanal) diaspora girişimciliği” olarak değerlendirilebilir.
Diaspora girişimciliği hakkında yer alan bu bilgiler, aslında bu kavramın neden gerekli olduğu ve girişimcilik literatüründe bugün önem kazanmaya başladığının önemli bir göstergesidir. Birçok bilim insanı, diaspora girişimciliğinin katma değerini dikkate almaktadır. Yapılan çalışmalar denkleminde diaspora girişimciliğinin özellikle gelişmekte ve geçiş ekonomisi (transition economy) bağlamlarında ele alınmasının gerekliliği vurgulanabilir. Çünkü bu ülkelerde özel sektör geleneği sınırlı olabilir, kurumlar zayıf olabilir, yabancı yatırım ya da iş kurma ortamında engeller fazla olabilir. Bu dezavantajlara rağmen, diaspora bireyler hem yerleşik ülkelerindeki deneyimlerinden hem de köken ülkedeki bağlantılarından güç alarak girişimcilik faaliyetinde bulunmayı tercih edebilirler.
Diaspora girişimciliği, sunduğu fırsat ve motivasyon nedeniyle bugün Çinli ve Hintli diasporalar tarafından da yoğun bir şekilde ele alınan ve ana vatanının kalkınmasında da etkisi olan bir girişimcilik türü olarak yansımaktadır. Bu konunun Türk diasporası bağlamında ele alınması da elzemdir. Türk diasporasının girişimciliğine dair çalışmaların ise çok farklı çerçevelerden değerlendirilmesi gerekir. Örneğin, 2024’te Uluslararası Avrupalı Türkler ve İki Dillilik Çalışmaları Kongresi’nde ise “Diaspora Girişimciliğinde İki Dilliliğin Yeri” ele alınmıştır. Türk diaspora girişimciliğinin gelişimi interdisipliner çalışmaya ihtiyaç bir konu olduğunu vurgulayarak, herkesin taşın altına elini koyması adına bu yazı kapsamında çağrıda bulunuyorum.
