İran’ın nükleer programı, İran ile Batı arasında uzun zamandan beri bir ihtilaf unsuru olmaya devam ediyor. Bunun temel nedenini de İran’ın nükleer silaha erişip erişmemesinden ziyade benimsediği siyasi tutum ve dış politika argümanları oluşturuyor. Zira mevcut durumda, bunca tartışmaya konu olan İran nükleer programı, İran İslam Devrimi öncesinde Batı tarafından sadece desteklenmemiş aynı zamanda 5 Mart 1957’de iki ülke arasında imzalanan 11 maddelik bir anlaşmayla bizzat ABD tarafından kurulmuştu.[1] Ancak İran’da meydana gelen siyasi değişimlerle iki taraf arasındaki politik argümanlar tamamen değişmiştir. Buna ek olarak 2002’de İran’da gizli nükleer tesislerin ortaya çıkması, Batı’nın İran’ın niyetinden şüphelenmesine, başta yaptırımlar olmak üzere önlemler almasına neden olmuştur.[2] Batı’nın uygulamış olduğu yoğun yaptırımlar, iki taraf arasında müzakere sürecini doğurmuştur. Nitekim İran’a en çok yaptırımların uygulandığı dönem, 2005-2013’e tekabül eden Ahmedinejad dönemi olurken hemen ardından 2013-2015 yılları ise yoğun müzakerelerin gerçekleştiği bir dilimdir. Benzer şekilde, bölgesel konjonktürle birlikte 2018-2024 yılları, İran’a baskıların arttığı bir döneme karşılık gelirken 2025 ise müzakerelerin tekrar başlatıldığı sene olmuştur. Bütün bu süreçte, en az taraf olan ülkeler kadar etkili ancak doğrudan kendisinden söz ettirmeyen bir faktör vardır; İsrail.
İsrail’in Etkinliği
İsrail’in İran nükleer müzakerelerinde bu kadar etkin olmasının sebebi, söz konusu Batı ülkelerinde sahip olduğu lobi gücü ve onları ikna edecek somut istihbarat bilgilerini elinde bulundurması olmuştur. Nitekim İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 2018’de bir sunum gerçekleştirip İran’dan 55 bin sayfa belgeyi ve 55 bin dosyayı 183 kaset şeklinde kaçırdığını, belgelerde İran’ın nükleer programıyla ilgili gizli bilgilerin bulunduğunu iddia etmiştir. Netanyahu sunumunda, AMAD adında bir gizli projeden bahsetmiş, proje kapsamında İran’ın nükleer silah geliştirme yolunda olduğunu öne sürmüştür.[3] Sunumdan kısa süre sonra ABD, İran’ın Batıyla imzaladığı Kapsamlı Ortak Eylem Planı (KOEP) olarak bilinen nükleer anlaşmadan çekilmiştir.[4] Dönemin ABD Başkanı Donald Trump bununla da kalmamış ve İran’a yönelik ağır ekonomik yaptırımlar içeren “maksimum baskı” politikası uygulamıştır.[5] Böylece bütün süreç tekrar başa dönmüştür; ABD yaptırımları geri dönmüş, İran da nükleer zenginleştirmeyi artırmıştır. Dönemin İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif, KOEP’in başarısızlığında “B Takımı” olarak adlandırdığı Binyamin Netanyahu, John Bolton, Muhammed bin Selman ve Muhammed bin Zayid’in Trump üzerinde uyguladığı baskıların etkin olduğunu iddia etmiştir.[6]
Mevcut duruma gelindiğinde her ne kadar ABD dışındaki KOEP’e taraf olan diğer ülkeler, anlaşmaya bağlılığını devam ettirse de ABD yaptırımlarından dolayı KOEP fiili olarak işlevsiz hale gelmiştir. Söz konusu yaptırımlardan dolayı yabancı firmalar; İran’da yatırım yapmamakta, İran para birimi giderek değer kaybetmekte, ülkenin ekonomik durumu giderek kötüleşmektedir. Buna karşılık İran, KOEP kapsamında yüzde 3,67 olarak öngörülen uranyum zenginleştirmesini yüzde 60’a yükseltmiş, 300 kilogramla sınırlı kalması öngörülen zenginleştirilmiş uranyumu 10 bin kilogram üzerine çıkarmıştır. Son verilere göre, İran’ın elinde 275 kilogram yüzde 60 zenginleştirilmiş uranyum bulunmaktadır.[7] Buna göre İran, bir hafta içerisinde söz konusu miktarı yüzde 90 yoğunluğa çıkararak 6 nükleer bomba yapabilecektir. Başka bir ifadeyle ABD yaptırımları, İran’ı ekonomik olarak zor durumda bıraksa da ABD’nin KOEP’ten çekilmesinden bu yana İran giderek atom bombasına yaklaşmıştır. Durum böyleyken İsrail, defalarca İran nükleer tesislerine saldırı planlamış, ABD, planı desteklemediğinden dolayı gerçekleştirememiştir.[8] Bunun yerine ABD, başta İsrail olmak üzere diğer tarafları da memnun edecek bir anlaşma imzalamak niyetiyle tekrar İran’la müzakere masasına oturmayı tercih etmiştir. Nitekim Trump, müzakere haberini Beyaz Saray’da Netanyahu’yla birlikteyken vermiştir.[9]
Ancak müzakereler devam ederken İsrail-ABD söylemlerinde farklılıklar olduğu gibi ABD bürokrasisinde de farklı söylemler ortaya çıkmıştır. Önceki Ulusal Güvenlik Danışmanı Mike Waltz ve Dışişleri Bakanı Marco Rubio gibi siyasiler daha çok İsrail söylemlerine yakın bir tutum sergileyerek İran nükleer programının tamamen ortadan kaldırılmasını savunurken Başkan Trump, Başkan Yardımcısı JD Vance ve baş müzakereci Steve Witkoff, İran’ın atom bombasına ulaşmasının engellenmesinin yeterli olduğunu ileri sürmüştür.[10] Ancak İsrail’in baskılarından olsa gerek ikinci grup da İran topraklarında uranyum zenginleştirmesinin tamamen ortadan kaldırılmasını dillendirmeye başlamıştır.[11] Diğer taraftan İran, uranyum zenginleştirmesini kırmızı çizgisi olarak ilan etmiştir.[12] Dolayısıyla iki tarafın birbirine tamamen zıt tutumları üzerine müzakere süreci tıkanmış ve belirli bir süre askıya alınmıştır. Ara buluculuk rolünü üstlenen Umman’ın çabalarıyla görüşmeler tekrar başlamıştır. Ancak beşinci aşamasını geride bırakan müzakerelerin nereye varacağı halen belirsizliğini korumaktadır.
İsrail’in Tutumu ve Arkasındaki Nedenler
İsrail, İran nükleer programını kendisi için varoluşsal bir tehlike olarak görmektedir. Bu nedenle İran nükleer programının tamamen etkisiz hale getirilmesini amaçlamaktadır. İsrail sadece bununla da yetinmeyip İran’ın füze programı ve bölgedeki milis faaliyetlerinin de olası bir anlaşmaya dahil edilmesi gerektiğini savunmaktadır. Son zamanlarda İran’ın bölgedeki milis kapasitesini önemli ölçüde kaybetmesiyle bu söylem azalmıştır. Ancak İsrail’in geliştirdiği diğer iki söylem (nükleer ve füze programların birlikte değerlendirilmesi), halen ciddiyetini korumaktadır. Bu açıdan bakıldığında İsrail’in isteklerini üç ana maddede sınıflandırmak mümkündür.
- İran’ın şu ana kadar zenginleştirdiği bütün uranyumların ülke dışına çıkarılması
- İran topraklarında uranyum zenginleştirmesinin yapılmaması, İran’ın uranyum zenginleştirme kabiliyetinin ortadan kaldırılması
- Füze programının olası bir nükleer anlaşmaya dahil edilmesi
Bu açıdan bakıldığında İsrail, İran için 2003’te Libya’yla yapılan bir nükleer anlaşmayı ideal olarak görmektedir.[13]
İsrail bu tutumunu İran’ın benimsediği dış politika yaklaşımına bağlamaktadır. İran’ın İsrail’e yönelik dış politika argümanları ise devrimin ilk yıllarına dayanmaktadır. Nitekim son dönemlerde sıkça tartışılan “İsrail yer yüzünden silinmeli” ifadesi, ilk olarak İran Devrim Lideri Humeyni’nin 8 Eylül 1982’de yaptığı bir konuşmada yer almıştı. Humeyni konuşmasında şu ifadeleri kullanmıştı: “İsrail yeryüzünden silinmeli, Kudüs Müslümanların ve onların ilk kıblesidir.”[14] İran benzer şekilde Devrim Muhafızları Ordusunun (DMO) dış operasyonlardan sorumlu birimin adını “Kudüs Gücü” koyup, geliştirdiği füzelerine Yahudi mitolojisinde sembolik önemlere sahip “Heyber Şiken” gibi isimler vermiştir. Bununla da yetinmeyip denediği yeni füzelerin nihai menzilini İsrail olarak belirleyip üzerlerine zaman zaman İbranice olarak “İsrail yeryüzünden silinmeli” ifadesini yazmaktadır.[15] Bu söylemler beraberinde İsrail’in İran nükleer programı ve füze programının birlikte değerlendirilmesi konusunda ısrarcı olmasını getirmiştir.
Sonuç
İsrail’in ABD dış politikasında etkin bir aktör olduğu açıktır. Diğer taraftan ABD’nin Ortadoğu bölgesine yönelik dış politikasında İsrail’in güvenliğini sağlamak temel doktrinlerinden birini oluşturmaktadır. Buna karşılık İran’ın bölgeye yönelik dış politikasında İsrail’e karşı sert söylemler bulunmaktadır. Hal böyleyken ABD ve İran arasında gerçekleşen müzakerelerde doğal olarak İsrail faktörü de ön plana çıkmaktadır. Müzakere konusu İran’ın nükleer programı olunca durum daha da kritik bir hal almaktadır. Nitekim şu ana kadar İran ve Batı arasında gerçekleşen müzakerelerde, İsrail, etkinliğini net olarak göstermiştir. Mevcut durumda Umman ara buluculuğuyla devam eden İran-ABD nükleer müzakerelerinde de İsrail söylemlerinin ABD tarafında giderek ağırlık kazandığı anlaşılmaktadır. Ancak İsrail’in savunduğu İran’ın uranyum zenginleştirme kabiliyetinin ortadan kaldırılması söylemi, İran açısından kabul edilebilir değildir. Bu durumda, İran’a olası bir askeri müdahale bir diğer seçenek olarak akla gelmektedir. Ancak İran’ın kritik nükleer tesislerinin 90 metreye kadar yer altında olduğu dikkate alınırsa İsrail, ABD’nin yardımı olmadan İran nükleer tesislerini etkisiz hale getiremeyecektir. Kaldı ki ABD’nin müdahalesiyle bile tesislerin tamamen işlevsiz hale getirilebileceğinin garantisi yoktur. Bu nedenle İsrail’in de yoğun bir denetim çerçevesinde, barışçıl amaçlarla kullanılabilecek düşük yoğunlukta uranyum zenginleştirilmesini kabullenmek durumunda kalması muhtemeldir.
Ek olarak İsrail, İran’ın nükleer programını kendisi için bu derece hayati bir mesele haline getirip sürekli denetlenmesi gerektiğini savunurken kendi nükleer programı herhangi bir denetime tabi değildir. Üstelik İsrail’in; kimyasal, biyolojik ve nükleer silahların yayılmasını önleyen herhangi bir anlaşmaya üyeliği bulunmamaktadır. Son dönemlerde bu mesele, İran akademik camiasında tartışılmaya başlamıştır. İsrail’in müzakerelerde fazlaca baskın olması durumunda, İran’ın İsrail nükleer meselesini bir koz olarak tartışmaya açması muhtemeldir.
[1] Steve Inskeep, “Born in the USA: How America Created Iran’s Nuclear Program” NPR, 18 Eylül 2015, https://www.npr.org/sections/parallels/2015/09/18/440567960/born-in-the-u-s-a-how-america-created-irans-nuclear-program, (Erişim Tarihi: 23 Mayıs 2025).
[2] “Information on Two Top Secret Nuclear Sites of Iranian Regime (Natanz & Arak)”, Iran Watch, 1 Aralık 2002, https://www.iranwatch.org/library/ncri-info-2-top-secret-nuclear-sites-12-02, (Erişim Tarihi: 23 Mayıs 2025).
[3] “Netanyahu: Hezaran sayfa itilaat-i sırrı ez bername-yi hastai İran be dast avordayim”, BBC, 30 Nisan 2018, https://www.bbc.com/persian/iran-43955701, (Erişim Tarihi: 23 Mayıs 2025).
[4] President Donald J. Trump is Ending United States Participation in an Unacceptable Iran Deal” the White House, 8 Mayıs 2018, https://trumpwhitehouse.archives.gov/briefings-statements/president-donald-j-trump-ending-united-states-participation-unacceptable-iran-deal/, (Erişim Tarihi: 23 Mayıs 2025).
[5] Murat Sofuoğlu, “Was Trump’s maximum pressure campaign againts Iran successful?”, TRT World, https://www.trtworld.com/magazine/was-trump-s-maximum-pressure-campaign-against-iran-successful-42071, (Erişim Tarihi: 23 Mayıs 2025).
[6] M. Lederer, “Zarif accuses Netanhu and Saudis of trying to provoke US into war with Iran”, the Times of Israel, 25 Nisan 2019, https://www.timesofisrael.com/zarif-accuses-netanyahu-and-saudis-of-trying-to-provoke-us-into-war-with-iran/, (Erişim Tarihi: 23 Mayıs 2025).
[7] “IAEA Director General’s Introductory Statement to the Board of Governors”, IAEA, 3 Mart 2025, https://www.iaea.org/newscenter/statements/iaea-director-generals-introductory-statement-to-the-board-of-governors-3-march-2025, (Erişim Tarihi: 23 Mayıs 2025).
[8] “Israel likely to strike Iran in coming months, warns U.S. intelligence”, the Washington Post, 12 Şubat 2025, https://www.washingtonpost.com/national-security/2025/02/12/israel-iran-us-intelligence/, (Erişim Tarihi: 23 Mayıs 2025).
[9] Tia Goldenberg, Aamer Madhani and Zeke Miller, “Trump says the US will hold direct talks with Iran; Tehran says they’ll be indirect negotiations”, Associated Press, 7 Nisan 2025, https://apnews.com/article/trump-netanyahu-tariffs-gaza-war-israel-4d83902207c28277b22ef2a310be4a5c, (Erişim Tarihi: 23 Mayıs 2025).
[10] Barak Ravid, “Trump team’s Iran divide: Diologue vs. detonation to end nuclear threat”, Axios, 16 Nisan 2025, https://www.axios.com/2025/04/16/trump-iran-nuclear-policy-vance-rubio, (Erişim Tarihi: 23 Mayıs 2025).
[11] “Trump envoy Witkoff cites US ’red line’ with Iran against uranium enrichment”, Reuters, 18 Mayıs 2025, https://www.reuters.com/world/middle-east/trump-envoy-witkoff-cites-us-red-line-with-iran-against-uranium-enrichment-2025-05-18/, (Erişim Tarihi: 23 Mayıs 2025).
[12] “Ganisazi hattı kırmız mast/hiçgah ez an akep nişini namikonim”, Tasnim, 23 Mayıs 2025, https://tn.ai/3319387, (Erişim Tarihi: 24 Mayıs 2025).
[13] Lazar Berman, “Netanyahu says any deal with Iran must see all its nuclear infrastructure dismantled” the Time of Israel, 27 Nisan 2025, https://www.timesofisrael.com/liveblog_entry/netanyahu-says-any-deal-with-iran-must-see-all-its-nuclear-infrastructure-dismantled/, (Erişim Tarihi: 24 Mayıs 2025).
[14] Sahife-yi Humeyni, Cilt: 16, Sayfa 490, https://farsi.rouhollah.ir/library/sahifeh-imam-khomeini/vol/16/page/490, (Erişim Tarihi: 24 Mayıs 2025).
[15] “Peyam-i Muşek-i SEPAH be zaban-i Ibri muhabere şod”, Mashreghnews, 9 Mart 2016, mshrgh.ir/545762, (Erişim Tarihi: 24 Mayıs 2025).
