Kriter > Dış Politika |

ABD'nin "Söz Dinletemediği" Venezuela


Washington yönetimi, Maduro’ya karşı diplomatik ve ekonomik yaptırımların yanı sıra askeri baskı unsurlarını da devreye soktu. Latin Amerika kökenli uyuşturucu kartelleriyle mücadele gerekçesiyle Karayipler bölgesine savaş gemileri, nükleer denizaltılar ve gelişmiş savaş uçakları konuşlandırdı. Resmi açıklamalarda bu unsurların "uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadelede" kullanılacağı belirtilse de uzmanlar, bu ölçekte bir askeri hareketliliğin 1989’daki Panama işgalinden bu yana bölgede görülmediğine dikkat çekiyor.

ABD'nin quot Söz Dinletemediği quot Venezuela
Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro, başkent Caracas’taki Hotel Eurobuilding’de uluslararası basın mensuplarıyla düzenlenen basın toplantısının ardından bir konuşma yaptı. (Ivan Mcgregor / AA, 15 Eylül 2025)

ABD’nin Karayipler’de artırdığı askeri hareketlilik, Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro hükümetinin sert açıklamaları ve bölgesel dengeler, Latin Amerika’da yeni bir kriz dalgasının yükseldiğine işaret ediyor. ABD’nin Venezuela’ya yönelik tavrını kavrayabilmek için geçmişe kısaca dönmekte fayda var.

Venezuela’da Hugo Chavez’in 1999’da iktidara gelmesiyle ABD ile ilişkiler hızla gerildi. Chavez, devlet petrol şirketi PDVSA’yı kamulaştırarak gelirleri sosyal programlara aktardı; Çin, Rusya, Küba ve Ortadoğu ile ilişkileri geliştirdi. "21. yüzyıl sosyalizmi" söylemiyle Latin Amerika’da ABD karşıtı bir blok kurmaya çalıştı. Washington ise Chavez’i "istikrarsızlaştırıcı" olarak tanımladı ve 2002’de muhalifleri harekete geçirerek Chavez'i iktidardan indirmeye çalıştı. Tarihe 48 saat darbesi olarak geçen olayın ardından ABD-Venezuela ilişkileri kopma noktasına geldi. Chavez, daha sonraki yıllarda Obama ile bir araya geldiyse de ilişkilerde bir ilerleme sağlanamadı. Chavez'in ölümünün ardından vasiyeti üzerine iktidara gelen Maduro yönetimi de benzer baskılarla yüzleşmek zorunda kaldı. 2018’de Maduro’ya yönelik insansız hava aracıyla suikast girişimi başarısız oldu. Ardından, ABD destekli eski Meclis Başkanı Juan Guaido, bazı askerlerle birlikte Caracas’ta ayaklanma çağrısı yaptı ancak darbe girişimi sonuçsuz kaldı. Daha sonra ABD ve Kolombiya destekli paralı askerler, Venezuela’nın kuzey kıyılarından çıkarma girişiminde bulundu. Fakat saldırı önceden alınan istihbarat sayesinde engellendi ve aralarında iki ABD’linin de bulunduğu birçok kişi yakalanarak 20 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

 

ABD'nin Maduro'ya Yönelik Baskı Politikası

ABD, meşru devlet başkanı olarak tanımadığı Venezuela Devlet Başkanı Maduro’yu Mart 2020’de "uluslararası uyuşturucu kaçakçılığı" ile suçladı ve yakalanması için 15 milyon dolar ödül koydu. Bu ödül daha sonra kademeli olarak 25 milyon ve son olarak 50 milyon dolara çıkarıldı. Washington yönetimi, diplomatik ve ekonomik yaptırımların yanı sıra askeri baskı unsurlarını da devreye soktu. Latin Amerika kökenli uyuşturucu kartelleriyle mücadele gerekçesiyle Karayipler bölgesine savaş gemileri, nükleer denizaltılar ve gelişmiş savaş uçakları konuşlandırdı. Resmi açıklamalarda bu unsurların "uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadelede istihbarat toplama, gözetleme ve küçük botlarla müdahale" için kullanılacağı belirtilse de uzmanlar, bu ölçekte bir askeri hareketliliğin 1989’daki Panama işgalinden bu yana bölgede görülmediğine dikkat çekiyor.

Konuştuğum Latin Amerikalı uzmanlar, Washington’ın Venezuela’ya yönelik olası askeri müdahalesinin yalnızca Caracas yönetimini değil, tüm bölgeyi istikrarsızlaştıracağı uyarısında bulunuyor.

Son haberlere göre ABD donanması, Karayipler’de "uyuşturucu taşıdığı" iddia edilen bazı sürat teknelerine operasyon düzenledi. Ancak bu teknelerin gerçekten uyuşturucu yüklü ve öldürülen kişilerin de kartel üyesi olup olmadığı halen muallakta. Venezuela ve Kolombiya, vurulan teknelerin uyuşturucu kaçakçılarıyla herhangi bir bağlantısı bulunmadığını birkaç kez açıkladı.

 

ABD'nin Cartel de los Soles İddiası (Güneş Karteli)

ABD, Maduro’yu Güneşler Karteli'nin lideri olmakla itham ediyor fakat ortada garip bir durum var: Ne Venezuela ne Meksika ne de Kolombiya, bu örgütün varlığını resmi olarak kabul ediyor. Cartel de los Soles, Venezuela içindeki yüksek rütbeli askerler ve devlet görevlilerinden oluştuğu öne sürülen bir uyuşturucu ağına verilen isim. Söz konusu isim Venezuela ordusunda generallerin omuzlarında taşıdığı güneş sembolünden geliyor; dolayısıyla aslında "güneşler karteli", "generallerin karteli" anlamına geliyor. İlk kez 1990’larda bazı Venezuelalı subayların uyuşturucu kaçakçılığıyla ilişkili olduğu iddialarıyla gündeme gelmişti. ABD’ye göre bu kartel, Kolombiya’daki Marksist FARC gibi örgütlerle iş birliği yaparak kokaini ABD ve Avrupa pazarına sevk ediyor ve Venezuela devletinin üst kademelerinde kurumsallaşmış bir yapı olarak faaliyet gösteriyor. Maduro hükümeti bu suçlamaları, ABD’nin Venezuela’ya karşı "rejim değişikliği bahanesi" olarak kullandığını defalarca ifade etti. Maduro, en son katıldığı bir televizyon programında ülkesinin uyuşturucudan arındırılmış olduğunu ve güvenlik güçlerinin de son yıllarda kartellere büyük darbeler indirdiğini ifade etti. Venezuela hükümeti, böyle bir örgütün (Güneşler Karteli) varlığını kabul etmiyor, iddiaları reddediyor ve "emperyalist propaganda" olarak nitelendiriyor. Venezuela, ABD’nin gerçek niyetinin uyuşturucuyla mücadele değil, petrol ve doğal kaynaklara göz dikmek olduğunu her fırsatta uluslararası topluma bir şekilde duyuruyor.

Maduro yönetimi, ABD ile ilişkileri normalleştirmek amacıyla 6 Eylül’de Başkan Trump’a özel temsilcisi Richard Grenell aracılığıyla bir mektup gönderdi. Mektupta, Venezuela aleyhinde dile getirilen “mafya ve uyuşturucu kaçakçılığı çeteleriyle bağlantı” suçlamalarının tamamen asılsız olduğu açık bir dille ifade edildi. Maduro bu mesajla, "Eğer amacın çetelerle mücadeleyse adres ben değilim, yok eğer ticaret yapmak istiyorsan, konuşmaya hazırım" dedi. Ancak Maduro’nun Trump’a uzattığı bu zeytin dalı, ABD yönetimini tatmin etmedi. Washington şimdilik bu teklifi görmezden geldi, fakat önümüzdeki dönemde yeni girişimlerin gündeme gelmesi sürpriz olmayacak.

Bolivar Meydanı
Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'nun, ABD'nin Venezuela yakınlarındaki Karayip Denizi'ne 3 savaş gemisi gönderme kararının ardından yaptığı çağrıyla Ulusal Bolivarcı Milis Gücü'ne yüzlerce kişi gönüllü kayıt yaptırdı. Başkent Caracas'ta bulunan elektrik işçileri de Bolivar Meydanı’ndaki kayıt merkezlerinde güvenlik görevi almak için kayıt oldu. (Ivan Mcgregor / AA, 24 Ağustos 2025)

 

ABD'nin Karayipler'deki Askeri Hareketliliğine Karşın "Sokaklar Sakin"

Venezuela'daki meslektaşlarımızdan aldığımız değerlendirmelere göre, ülkede günlük yaşam büyük ölçüde normal seyrinde devam ediyor. AVM’ler, restoranlar, kafeler ve ticaret merkezlerinde dikkat çekici bir anormallik yok. Halk gelişmeleri yakından takip etse de, gündelik alışkanlıklarında ciddi bir değişim gözlenmiyor. Buna karşın muhalifler, ABD’nin olası bir askeri müdahalesinden memnuniyet duyacaklarını gizlemiyor. Muhalif lider Maria Corina Machado ve yurt dışında sürgün hayatı yaşayan diğer siyasetçilerin, ABD Kongresi’nde yoğun lobi faaliyetleri yürüttüğünü biliyoruz. Latin Amerika’nın sağcı liderleri de medya üzerinden kara propaganda yaparak adeta Washington’a "gel gel" çağrısında bulunmaktan geri durmuyor.

Her ülkede olduğu gibi Venezuela’da da başka bir gücün müdahalesini isteyen kesimler mevcut. Maduro’nun Latin Amerika’daki ideolojik düşmanlarının tek hedefi ise "demokrasi" söylemi üzerinden rejim değişikliği sağlamak. Türk medyasında ise Venezuela hâlâ Kovid-19 dönemindeki koşullar üzerinden değerlendiriliyor. Oysa ülkede her an açlık krizi yaşanıyormuş gibi yapılan yorumlar gerçeği yansıtmıyor. Son beş yıldır istikrarlı bir büyümenin yaşandığı ülkede; doların hızlı yükselişi durmuş, enflasyon kısmen kontrol altına alınmış durumda. Ekonomik ambargolar kaldırılıp dondurulan milyarlarca dolar iade edilse, koşulların çok daha iyiye gitmesi elbette kaçınılmaz olur.

İktidar ile muhalefet arasındaki en temel fark, ülkenin sokaklarında ve meydanlarında açıkça görülüyor. Muhalifler, ağır yolsuzlukların yaşandığını ve krizin temel sebebinin bu olduğunu savunurken, iktidar ise muhalefeti, ekonomik ambargoları teşvik etmekle suçluyor. Hükümetin mesajı meydanlarda şu ifadeyle özetleniyor: "Unutma, muhalefet ekonomik ambargoları teşvik etti, ülkenin milyarlarca doları gasp edildi."

 

Venezuela'nın Askeri Tedbirleri Artıyor

Venezuela son yıllarda olası dış müdahalelere karşı kapsamlı hazırlıklar yürüttü. Maduro yönetimi önce 4,5 milyon, daha sonra 8 milyon milis olduğunu açıkladı. Bu çabanın merkezinde "Escudo Bolivariano" (Bolivarcı Kalkan) adlı büyük tatbikatlar var; kara, hava ve deniz kuvvetlerinin yanı sıra sivil milisler de bu tatbikatlara katılıyor. Tatbikatların amacı hem dışarıya karşı caydırıcılık göstermek hem de iç kamuoyunda güç sergilemek. Ayrıca Maduro, ordunun yanında "Milicia Bolivariana" adlı bir paramiliter yapı kurdu; hedef, gönüllüleri silahlandırıp eğiterek bir "halk ordusu" oluşturmak. Ancak uzman değerlendirmelerine göre bu milislerin eğitim ve teçhizatı sınırlı, daha ziyade sembolik ve politik bir işlevleri var. Venezuela’nın savunma hazırlıkları asimetrik bir yaklaşıma dayanıyor: Konvansiyonel bir çatışmada ABD ordusuna karşı doğrudan başarı beklenmiyor, fakat milisler ve halk direnişiyle caydırıcılık sağlanması hedefleniyor.

Bölgedeki bazı uzmanlar, Karayipler’deki bu güç gösterisinin yalnızca Venezuela ile sınırlı olmadığını, ABD nüfuzu ile Çin/Rusya etkisi arasındaki daha geniş bir çatışmanın parçası olduğunu belirtiyor.

 

ABD'nin "Uyuşturucuyla Mücadele Çelişkisi"

Venezuela’nın sıkça dile getirdiği bir çelişki de şu: BM Uyuşturucuyla Mücadele Birimi verilerine göre, Ekvador, Peru, Bolivya ve Kolombiya rotasından gelen uyuşturucunun yalnızca yüzde 5’i Venezuela topraklarından geçiyor. Maduro bu tabloya işaret ederek Washington’a, "Eğer amacın uyuşturucuyu yok etmekse adres biz değiliz; asıl güzergah Pasifik rotasıdır. Senin hedefin uyuşturucu değil, rejim değişikliğidir” mesajını veriyor.

Özetle ABD, Venezuela’ya yönelik baskılarını "güvenlik" gerekçesiyle meşrulaştırırken, Caracas bunu "işgal hazırlığı ve sömürgeci müdahale" olarak tanımlıyor. Bu söylemin, özellikle chavista tabanda "antiemperyalist" duyguları güçlendirdiği muhakkak. ABD’nin Panama (1989) ve Grenada’da (1983) doğrudan askeri müdahaleye başvurduğu örnekler hatırlandığında, Venezuela’nın kaygılarının temelsiz olmadığı görülüyor. Karayipler’in Venezuela’ya olan yakınlığı ve ABD donanmasının bölgede sergilediği gövde gösterisi, Caracas açısından somut bir baskı unsuru oluşturuyor.

Halihazırda ekonomik yaptırımlarla Venezuela’yı zorlayan Washington, askeri hareketlilik yoluyla bu baskıyı hem psikolojik hem de stratejik düzeyde artırıyor. Dolayısıyla söylemin propaganda boyutu güçlü olsa da, ABD’nin askeri seçeneği masada tutma ihtimali, Venezuela açısından ciddi bir güvenlik endişesi meydana getiriyor.

 

Kolombiya, Çin ve Rusya Faktörü

Venezuela ile 2 bin 219 kilometrelik kara sınırını paylaşan Kolombiya’nın tutumu bu noktada kritik öneme sahip. Tarihsel olarak ABD’nin en yakın müttefiki olan Kolombiya, mevcut cumhurbaşkanı sol görüşlü Gustavo Petro döneminde farklı bir çizgi izliyor. Petro, ABD’nin Karayipler’deki askeri varlığına açıkça karşı çıkıyor ve Venezuela’ya yönelik olası bir askeri müdahalenin Irak, Afganistan veya Vietnam benzeri bir felakete yol açabileceği endişesini dile getiriyor. Rusya, geçmişte olduğu gibi Karayipler’e bombardıman uçakları veya donanma gemileri gönderebilir. Rusya'nın Venezuela’ya silah, danışman ve tatbikat desteği verdiği biliniyor. Halihazırda Venezuela'da ciddi yatırımlar yapan Çin, Latin Amerika’nın en büyük ticaret ortaklarından biri haline geldi. Petrol, maden ve altyapı yatırımlarıyla Venezuela, Brezilya, Arjantin gibi ülkelerde etkin. Latin Amerika uzun süre ABD’nin “arka bahçesi” olarak görülse de, son yıllarda hem Çin’in ekonomik gücü hem de Rusya’nın stratejik manevraları, bölgeyi yeniden küresel rekabetin sahnesine taşıdı. ABD’nin Karayipler’deki askeri hareketliliği de bu tablonun parçası.

 


Etiketler »  

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için "veri politikamızı" inceleyebilirsiniz. Daha fazlası