Boykotlar, toplumdaki bilinç düzeyi ve alınan aksiyonların bir tezahürü olarak hızlı yayılma kapasitesine sahip ve etki düzeyi yüksek protesto yöntemleridir. Değişen olaylar karşısında yansımaları farklılaşan boykot, Türkiye ve birçok İslam ülkesinde uzun süredir toplumsal farkındalığın bir parçası olmakla birlikte, 7 Ekim 2023’te başlayan Aksa Tufanı sonrasında uluslararası düzeyde daha büyük yankı uyandıran bir kavram olarak ön plana çıkmaktadır.
Geçmişten Günümüze Boykot ve Önemi
Kavramsal farklılaşmalarla ve kapsadığı alan değişmekle birlikte boykot, yaptırım veya ambargo ile ifade edilen, hedef üzerinde askeri, siyasi, iktisadi, kültürel veya akademik düzlemde bir baskı oluşturmaktır. Bu doğrultuda, boykotlar daha çok kişilerin ve sivil toplum kuruluşlarının yürüttüğü eylemlere karşılık gelirken ambargo ve yaptırımlar, ülkelerin politikalarında açığa çıkmaktadır.[1]
Boykotun etkileri psikolojik, sosyolojik, ekonomik ve politik boyutlarda değerlendirilebilir. Her biri kendi içinde ayrı bir önem taşımakla birlikte, bu boyutlar birbirini doğrudan etkileyen ve besleyen unsurlardır. Bireysel motivasyonla başlayan boykot eyleminin psikolojik dinamiklerini doğru anlamak, kelebek etkisiyle toplumsal düzeye taşınmasını ve daha geniş bir etki alanı oluşturmasını mümkün kılabilir.
Buna bağlantılı bir şekilde toplumsal düzlemde bir harekete dönüşen boykotun sosyolojik analizinin doğru bir şekilde yapılması, ekonomik ve politik etkilerini de kuvvetlendirme potansiyeline sahiptir. Klein vd. boykot eylemlerini, kişisel çıkarlardan vazgeçilmesi ile başkalarına yararlı olmayı amaç edinmiş, toplumdan yana bir direniş yöntemi olarak ifade etmektedir. Kitleler, boykotlar aracılığıyla siyasetçiler ve büyük ticari kurumlar üzerinde baskı oluşturarak sosyal adaleti temin edebilirler.[2]
Boykot Eylemlerinin Türkiye ve Dünyada Yansımaları Nelerdir?
İsrail’in Filistin topraklarındaki yayılmacı politikaları ve beraberinde sivillere yönelik sürdürdüğü saldırılar, her geçen gün şiddetini artırmaktadır. Gazze’de yaşanan soykırım 2 yılı geride bırakırken İsrail bağlantılı olan her ne ise onu boykot etme, günümüzün en önemli meselelerinden biri olma özelliğini korumaktadır.
Bu saldırıların ardından Türkiye’de toplumsal tepkiler, özellikle boykot davranışları üzerinden görünürlük kazanmıştır. STK’ların çağrısıyla, bireylerde İsrail menşeli ürünlere veya İsrail’e finansal destek sağlayan şirketlere yönelik boykot bilincinin oluşmaya başladığı görülmektedir. Bu bilincin dışa vurumuna yönelik algıların saptanması için geniş ve detaylı araştırmalar yapılması gerekiyor olsa da şu ana kadar yapılan araştırmalar, Türkiye’de ve dünyada boykotun yansıması ve geleceği hakkında bazı tartışmaları açmamıza olanak sağlayabilir.
Şubat 2025’te yayımlanan “Finansal, Toplumsal ve Fıkhi Boyutlarıyla Boykot” raporuna göre, boykot edilen şirketlerin hisse senetleri ve finansal performanslarının olumsuz yönde etkilendiği gözlemlenmiştir. Borsa İstanbul’da işlem gören şirketlerin yaklaşık yüzde 5’i boykota maruz kalmaktadır. Verileri incelenebilen 21 hisse senedinin 18’i boykot süresince yatırımcılara boykotun olmadığı senaryoya kıyasla düşük getiri sağlamıştır. Bu dönemde ortalama üçte bir oranında değer kaybı yaşanmıştır.[3]
Ayrıca Türkiye Genel Sosyal Saha Araştırması (TGSS) 2024 sonuçlarına göre, Türkiye’de boykota katılım oranı yüzde 30’ların üzerinde olup, bu oranın üniversite mezunu kişilerde yüzde 38’lere kadar yükseldiği görülmektedir (Grafik 1).

Dolayısıyla boykota katılım ile eğitim seviyesi arasında pozitif bir korelasyon bulunmaktadır. Bu durum göstermektedir ki sanılanın aksine boykot bir alt kültür eylemi değil, yüksek bilinç düzeyine sahip kişiler tarafından benimsenen bir davranış biçimidir.[4]
Uluslararası boyutta yapılan farklı araştırmalar da ilgili ülkelerin boykota katılım süreçlerine dair analizler ortaya koymuştur. Amerika’da GSS-The General Social Survey ve Avrupa’da ESS, ALLBUS tarafından gerçekleştirilen sosyal yapı araştırmalarında, boykot kültürünün Kuzey Avrupa ülkelerinde birçok ülkeye kıyasla daha yüksek olduğu saptanmıştır (Grafik 2).

Ayrıca, boykota katılanlar farklı kriterlere göre değerlendirildiğinde refah ve eğitim seviyesi yüksek ayrıca genç-orta yaşta kişiler oldukları görülmüştür.[5]
Öte yandan boykotun uluslararası düzeyde etkilerini anlamak için yalnızca ekonomik etkilerini ele almak veya firmaların finansal düşüşlerini doğrudan boykotla ilişkilendirmek doğru bir bakış açısı olmayabilir. Ürün ve şirket bazlı başlayan boykot hareketi, bugün gelinen noktada akademik, kültürel, spor boykotları olarak açığa çıkmaktadır. Aynı zamanda yerel yönetimlerden hükümetlere, İsrail şirketleriyle olan anlaşmaların feshedilmesi ve Filistin devletini tanıyan yaklaşımlar, boykotun farklı biçimlerde açığa çıkan etkileri olarak değerlendirilebilir. Güney Afrika’nın İsrail aleyhine açtığı UAD davası, devletlerin sürece katılımının önemini ortaya koyarken; çok sayıda ülkenin müdahil olması Filistin lehine dayanışmayı güçlendirmiştir. Bu bağlamda boykot, bireysel tüketici tercihlerini aşan, devlet politikaları ve küresel konjonktürle anlam kazanan çok boyutlu bir toplumsal direniş biçimi olarak değerlendirilmektedir.[6]
Toplumsal Etkiyi Anlamak: Sürdürülebilir ve Odaklı Boykot
Boykotun toplumsal düzeyde bir etki oluşturabilmesi için en önemli şartı sürdürülebilir olmasıdır.
Türkiye’de boykot hareketlerinin sürdürülebilirliğini zorlaştıran faktörlere bakıldığında tüketim bilincinin düşük olması, medyanın sınırlı ilgisi, akademik çalışmaların yetersizliği, kanaat önderleri ile “influencer”ların pasifliği ve stratejik bütünlükten yoksun çağrılar öne çıkmaktadır. Küresel markaların boykot kampanyalarına karşı reklam, halkla ilişkiler ve finansal stratejileri de sürdürülebilirliği olumsuz yönde etkilemektedir. Hızla değişen dünya gündemlerinde Gazze’de yaşanan soykırımın unutulmasına veya alışılmasına bağlı olarak da boykot bilincinin zayıfladığı görülmektedir. Dolayısıyla bu alanda daha güçlü saha çalışmalarına ve kamuoyunun sağlıklı bir biçimde bilinçlendirilmesine ihtiyaç duyulmaktadır.[7]
Son tahlilde boykot hareketlerinin etkinliğini artırmak ve sürdürülebilir kılmak için yerel ve uluslararası boyutları dikkate alan bütüncül bir strateji benimsenmelidir. Bu noktada uygulanması gereken en temel strateji “odaklı boykot”tur. Örneğin 100 firma yerine doğrudan İsrail’e desteğini açıklamış 10 firmayı istikrarlı bir biçimde boykot etmek daha etkili olacaktır. Uzun yıllardır uygulanan bir yöntem olan BDS Hareketi (Boykot, Tecrit ve Yaptırım Hareketi) ile tam olarak bu noktaya dikkat çekilmektedir.[8]
Boykotun sürdürülebilir ve etkili olabilmesi için bir diğer önemli adım olarak orta ve uzun vadede boykot edilen markaların tüketimini aşamalı olarak azaltılmasına yönelik çalışmalar yapılmalıdır. Bu doğrultuda yerli ürünlerin belirli hassasiyetleri gözeterek kaliteli bir biçimde üretilmesi ve yaygınlaştırılması önemli bir stratejidir. Bu stratejinin gerçekleşmesi, piyasaların yapısı ve bazı iktisadi şartlar nedeniyle zor görünüyor olsa da boykotun yaygınlaşması için göz önünde bulundurulmalıdır.
Ayrıca, boykotun bireysel sorumluluktan çıkarılarak kurumsal ve kolektif bir mücadeleye dönüşmesi, geleneksel medyanın bu süreci destekleyici bir rol üstlenmesi ve geçici bir tepki yerine kalıcı bir tüketim kültürü haline gelmesi son derece kritiktir.
[1] Safa Yıldıran, “Finansal, Toplumsal ve Fıkhi Boyutlarıyla Boykot” içinde İsrail İşgaline Karşı Dünyadaki Boykot Uygulamaları ve Etkileri, (İKAM Araştırma Raporu, İstanbul: İLKE Vakfı, 2025), s. 34.
[2] Ayşenur Dal ve Seçil Toros, “Türkiye’de Siyasal Tüketiciliği Anlamak: Etnosentrizm ve Boykot Katılımı Arasındaki İlişki”, Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi Dergisi, (2022), Cilt: 1, Sayı: 39, s. 48.
[3] Safa Yıldıran, “Finansal, Toplumsal ve Fıkhi Boyutlarıyla Boykot” içinde İsrail İşgaline Karşı Dünyadaki Boykot Uygulamaları ve Etkileri, (İKAM Araştırma Raporu, İLKE Vakfı, İstanbul: 2025), s. 34.
[4] Türkiye'nin Toplumsal Haritası: TGSS 2024, TGSS, 2025, https://analiz.tgss.org.tr/?topic=Sa%C4%9Fl%C4%B1k&subtopic=Siyasi+Kat%C4%B1l%C4%B1m&x=degree&y=act_boycott&graph=bar&sorting=group&showMapValues=false&groupingVarLabel=5.0&groupingVarLabel=6.0&statType=mean, (Erişim Tarihi: 11 Eylül 2025).
[5] M. Bedrettin Toprak, “Finansal, Toplumsal ve Fıkhi Boyutlarıyla Boykot” içinde Boykot Algısı ve Türkiye’de Boykota Katılımın Dinamikleri, (İKAM Araştırma Raporu, İLKE Vakfı, İstanbul: 2025), s. 50.
[6] Safa Yıldıran, “Finansal, Toplumsal ve Fıkhi Boyutlarıyla Boykot” içinde İsrail İşgaline Karşı Dünyadaki Boykot Uygulamaları ve Etkileri, (İKAM Araştırma Raporu, İLKE Vakfı, İstanbul: 2025), s. 43.
[7] M. Bedrettin Toprak, “Finansal, Toplumsal ve Fıkhi Boyutlarıyla Boykot” içinde Boykot Algısı ve Türkiye’de Boykota Katılımın Dinamikleri, (İKAM Araştırma Raporu, İLKE Vakfı, İstanbul: 2025), s. 50.
[8] “İsrail’e Tam ve Süresiz Boykot ve Ambargo!”, BDS Türkiye, 3 Mayıs 2024, http://bdsturkiye.org/bds-haberler/bds-turkiye-israile-tam-ve-suresiz-boykot-ve-ambargo/ (Erişim Tarihi: 11 Ağustos 2024)
