Kriter > Dış Politika |

Charlie Kirk Suikastı ve Amerikan Siyasetinde “Kimlik Bölünmesi”


Bir yandan Amerikan milliyetçiliği ve muhafazakar değerler üzerinde şekillenen Cumhuriyetçi yapının yavaş yavaş sağa hatta aşırı sağa kayması, diğer yanda liberal dünya görüşüyle bezenmiş Demokratların giderek sola hatta “radikal” sola kayması. Elbette ABD’de halen toplumsal mimarinin göbeğini oluşturan önemli bir merkez siyaset kütlesi bulunuyor ancak son 10-15 yılda hem sağda hem de solda giderek aşırı uçlara kayan siyasetin yelpazesi, artık siyasi şiddetin kapısını aralamış durumda.

Charlie Kirk Suikastı ve Amerikan Siyasetinde Kimlik Bölünmesi
ABD’nin İllinois eyaletinde, Charlie Kirk için anma töreni düzenlendi. Katılımcılar, Turning Point USA’nın Lemont’taki ilk ofisinin önüne çiçekler, mumlar ve fotoğraflar bıraktı. (Jacek Boczarski / AA, 22 Eylül 2025)

10 Eylül 2025 günü Cumhuriyetçi muhafazakar aktivist Charlie Kirk, Utah’ta halka açık bir etkinlikte konuşma yaparken silahlı saldırı sonucunda hayatını kaybetti. ABD Başkanı Donald Trump’a yakınlığı ve verdiği güçlü destekle de bilinen Kirk’ün bir keskin nişancı tarafından öldürülmesi, Amerikan siyasetinde son dönemde derinleşen kutuplaşmanın ve bölünmenin son göstergesi oldu. Kirk’ün bu şekilde öldürülmesi, hem gerçek siyasi hayatta hem de sembolik düzeyde, ABD’deki toplumsal ayrışmanın artık aynı zamanda siyasi şiddete de dönüştüğünü göstermesi bakımından çarpıcı bir örnek olarak hafızalara kazındı. Bir yandan Amerikan milliyetçiliği ve muhafazakar değerler üzerinde şekillenen Cumhuriyetçi yapının yavaş yavaş sağa hatta aşırı sağa kayması, diğer yanda liberal dünya görüşüyle bezenmiş Demokratların giderek sola hatta “radikal” sola kayması. Elbette ABD’de halen toplumsal mimarinin göbeğini oluşturan önemli bir merkez siyaset kütlesi bulunuyor ancak son 10-15 yılda hem sağda hem de solda giderek aşırı uçlara kayan siyasetin yelpazesi, artık siyasi şiddetin kapısını aralamış durumda.

 

Bir Suikastın Ardından

Trump’ın 2024’teki başkanlık seçimlerini kazanmasında özellikle gençler arasındaki çalışmalarıyla önemli bir rol oynayan Charlie Kirk, genç Cumhuriyetçiler arasındaki en popüler isimlerden biriydi. Kirk’ün bir keskin nişancı tarafından öldürülmesi, başta Trump yönetimi olmak üzere tüm Cumhuriyetçileri yasa boğarken, Demokratlar da bu yasa büyük oranda katıldı. 33 saatlik bir insan avının ardından gözaltına alınan 22 yaşındaki Tyler James Robinson, ağır cinayet suçlamasıyla yargılanıyor ve savcılar idam cezası talep ediyor. Robinson’un önceki paylaşımlarına bakıldığında Kirk'e duyduğu nefret açıkça görülürken, ülkede sağdan veya soldan Robinson gibi siyasi şiddete hazır çok sayıda insan olduğu fikrinin giderek normalleşmesi, belki de Amerika’yı bekleyen asıl tehlike. Suikastın siyasi niteliği, ülke genelindeki tartışmaları alevlendirirken, Trump’ın tüm suçu “radikal sola” yüklemesi, az önce bahsettiğimiz siyasi ve toplumsal ayrışmanın daha da derinleşmesi anlamına gelebilir. ABD başkanı ardından Antifa adlı sol bir grubu “iç terör örgütü” ilan ederken, bu tür sol örgütlere karşı baskının net şekilde artırılacağı mesajını verdi. Eyalet ve ulusal liderler siyasi şiddeti kınarken, ABD Temsilciler Meclisinin Kirk'ü onurlandıran ve siyasi şiddeti reddeden iki partili bir kararı kabul etmesi ise mevcut kasvetli atmosferdeki en dengeli hareketlerden biri oldu.

 

Ayrışma ve Kutuplaşma Çağında Siyasi Şiddet

Charlie Kirk suikastı, her ne kadar fail tek bir kişi olarak gözükse de özünde daha geniş bir toplumsal kutuplaşma ve “birbirinden nefret etme” eğiliminin bir yansıması olarak önümüzde duruyor. İki farklı toplumsal kesim arasında azalan toplumsal güvenin sonucu, zamanla kimlikler arasındaki mesafenin artık birbirini tolere edemez seviyede açılması oldu. ABD’deki kimliklerin tamamen siyasallaştığı bir ortamda, bu kutuplaşmanın zaman zaman siyasi şiddete kapı aralaması maalesef mümkündür.

Son on yılda, ABD'de hem sol hem de sağ, siyasi rakiplerini ideolojik rakiplerden ziyade varoluşsal düşmanlar olarak görmeye başladı. Trump’ın 2016’daki ilk başkanlık döneminden itibaren bilerek veya bilmeden katkıda bulunduğu bu kutuplaştırıcı siyasi atmosfer, özellikle 6 Ocak Kongre baskını ile zirve yaptı. Trump’ın elindeki başkanlık seçimlerinin çalındığına inanan milyonlarca Amerikalı daha o günden itibaren 2024 seçimlerini beklemeye başlamıştı. Cumhuriyetçi seçmen içindeki sağa kayış sürecini hızlandıran bu atmosfer, zaman zaman komplo teorilerinin de havada uçuştuğu bir siyaset diline zemin hazırladı. Buna mukabil, biraz da etkiye tepki olarak Demokratlar arasındaki sola kayış süreci de hızlandı. İki tarafın da uç kesimleri, bir noktadan sonra karşı tarafın sadece “yanlış” değil, aynı zamanda “kötü” olduğuna inanmaya başlamıştı. Kutuplaşma, ayrışma, siyasi şiddet ve güven bunalımı için bundan daha elverişli bir ortam olamazdı. ABD’nin böylesine bir süreci toparlamak ve toplumsal barışı yeniden tesis edebilmek için ayrıştırıcı söylem ve politikalardan uzaklaşmaktan başka bir çaresi yok.

Trump
ABD Başkanı Donald Trump'a verdiği güçlü destekle bilinen ve suikast sonucu öldürülen Cumhuriyetçi aktivist Charlie Kirk için ABD'nin Arizona eyaletinde anma töreni düzenlendi. Glendale kentindeki State Farm Stadyumu'da düzenlenen anma törenine ABD Başkanı Donald Trump (fotoğrafta) başta olmak üzere 100 bine yakın kişi katıldı. Burada konuşan ABD Başkanı Trump, Kirk’ü “Amerika'nın özgürlüğü için mücadele eden bir şehit" olarak niteledi. (Jon Putman / AA, 22 Eylül 2025)

 

Ortak Gerçekliğin Aşınması ve Komplo Kültürü

Öte yandan sosyal medyanın giderek hayatımızı biçimlendirdiği ve siyasetle kurduğumuz ilişkiyi doğrudan etkilediği bir ortamda, gerçekliğin aşınması ve komplo teorisi denebilecek unsurların sıradanlaşması da kaçınılmaz oluyor. Charlie Kirk suikastı olmasaydı da özellikle Amerikan aşırı sağında artan komplo teorisi tüketimi dikkat çekiyordu. Sosyal medya ile anında yayılan bu malzeme, kutuplaşmayı daha da artıran birer siyasi söyleme dönüşüyor ve esasen bundan herkes nasibini alıyordu. Buna ilaveten, Fox News gibi muhafazakar medya bir yana, Trump’ın tabiriyle “fake news” bir yana olacak şekilde Amerikan medya ekosistemindeki ayrışma da suikastın ardından yeni bir sürü tartışmaya imkan tanıdı. Hem Cumhuriyetçiler hem de Demokratlar suikastı kınarken, bir taraf kendi haber kaynaklarında gördüğü haliyle “bunun radikal solun siyasi bir suikastı” olduğunu düşünürken diğer taraf ise Trump’ın MAGA hareketinin körüklediği siyasi ayrışmanın Robinson gibi bireysel bir dengesizliği doğurduğuna inanıyor. Dolayısıyla gerçeğin ne olduğuna ilişkin temel varsayımların paylaşılmadığı bir ortamda, şiddet eyleminin ahlaki maliyeti de azalıyor. İşte ABD’deki kimlik bölünmesinin geldiği belki de en son nokta, bu temel varsayımlarda bile toplumun iki ana kesiminin farklı düşünmesidir.

 

Sonuç Yerine: Ufukta Siyasi Barış Var mı?

21. yüzyılın ilk çeyreğinde önemi ve rolleri artan ulus devletler, Trump’ın da katkı yaptığı haliyle “kimlik her şeydir” siyasetine giderek daha fazla bel bağlamaya başladı. Bu da Amerika için Cumhuriyetçi veya Demokrat, muhafazakar veya liberal olmak, bir politika tercihi olmaktan çok kişisel bir damga anlamına geliyor artık. Dolayısıyla bir kimliğe saldırmak, aynı zamanda benliğe saldırmak haline geldi. Böylece size ve sizin tabi olduğunuz kimliğe saldıran birine şiddet uygulamak maalesef normalleşmeye başladı. ABD’nin yavaş yavaş ve zaman içinde girdiği bu sarmaldan kurtulması da ancak yavaş yavaş ve zaman içinde mümkün olabilecek gibi gözüküyor. Ancak şu anda tünelin ucunda ışık gözüküyor mu diye sorulacak olursa buna cevap vermek için henüz erken olduğu söylenebilir.


Etiketler »  

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için "veri politikamızı" inceleyebilirsiniz. Daha fazlası