Kiptaş
Kriter > Dış Politika |

Fırat’ın Doğusuna Askeri Harekat


DEAŞ ile kaynağında mücadele etmek Avrupa ve ABD için ne kadar önemliyse PKK/PYD ile kaynağında mücadele de Türkiye için en az o kadar önemlidir.

Fırat ın Doğusuna Askeri Harekat
Özgür Suriye Ordusu’nun önde gelen unsurlarından Hamza Tümeni, Türkiye’nin Fırat’ın doğusunda yapacağı olası bir askeri harekat için hazırlık yapıyor

Washington’dan gelen açıklamalar sonrasında Ankara Fırat’ın doğusundaki terör hedeflerine yönelik askeri harekatı bir süre beklemeye alsa da saha dinamikleri Türkiye’yi her an askeri anlamda harekete geçirecek gibi görünüyor. Türkiye’nin böylesi bir harekata başvurma gerekçesi şüphesiz PKK terörüyle mücadeledir. Öyle ki Suriye’nin kuzeyinde PKK ideolojisine dayalı siyasi, askeri ve coğrafi alan konsolidasyonuna giden PYD de Türkiye’nin PKK ile mücadelesinin bir parçası olmuştur. Suriye’deki ılımlı muhalefetin mücadelesine katılmayan ve kendisine muhalif Kürt oluşumların tamamını Suriye’den uzaklaştıran PYD sadece yerel unsurlar için değil aynı zamanda Türkiye’nin milli güvenliği için de bir tehdittir. 2015’ten bu yana Türkiye’de PKK tarafından gerçekleştirilen saldırıların bir kısmı Suriye’deki PYD’liler tarafından planlanıp desteklenmiştir. Bu bakımdan Suriye’de planlanıp Avrupa’da gerçekleştirilen DEAŞ saldırılarıyla Suriye’de planlanıp Türkiye’de gerçekleştirilen PKK/ PYD saldırıları arasında birçok benzerlik bulunmaktadır. O halde DEAŞ ile kaynağında mücadele etmek Avrupa ve ABD için ne kadar önemliyse PKK/PYD ile kaynağında mücadele de Türkiye için en az o kadar önemlidir. Ayrıca Türkiye milli güvenliğine tehdit olan hem DEAŞ hem de PKK/PYD ile Suriye’de mücadele etmektedir.

Harekatın Özellikleri

Türkiye’nin 15 Temmuz FETÖ darbe girişimi sonrasında gerçekleştirdiği Fırat Kalkanı Harekatı (FKH) güçleri birçok sınamayla karşılaşmış ve harekat TSK’nın harp etme kapasitesinin testi niteliğinde geçmiştir. Zeytin Dalı Harekatı (ZDH) da siyasi kararlılık ile askeri kapasitedeki gelişmişliğin ortaya koyduğu etkiyle neticelenmiştir. Her iki askeri harekatın kuvvet bileşenleri, kapsamı, hedefleri, temposu ve süresi bakımından Fırat Nehri’nin doğusuna beklenen harekattan daha sınırlı olduğu görülmüştür. Öyle ki Fırat’ın doğusundaki öncelikli harekat alanının Türkiye sınırı ve sınıra paralel M4 kara yolu arasındaki bölge ile Münbiç kırsalındaki 12 bin kilometrekare alandan oluşacağı değerlendirilmektedir. Bu bakımdan Fırat’ın doğusundaki harekat alanı FKH ve ZDH alanlarının yaklaşık altı katı büyüklüğündedir. Bu harekat alanının sadece Türkiye’ye değil Irak’a da komşu olması harekat ortamıyla ilgili risklere dair ipuçları vermektedir. Ayrıca beklenen harekatın öncelikli alanında 30 bin civarındaki PKK/PYD’li teröristin varlığı dikkate alındığında harekatın askeri hedeflerindeki çokluk dikkat çekmektedir. Bunlarla birlikte harekat alanı hava sahasının kontrolünün Suriye rejimi ve Rusya’ya ait olmaması harekatın icrasını kolaylaştıracak bir unsurken harekat alanında bulunan diğer ülke askerlerinin varlığı da harekatın temposuna tesir edecek faktörler arasında sıralanabilir.

Bütün bunlara ilave olarak harekat alanındaki yerleşim yerleriyle sivil nüfusun çokluğu harekat gücünün büyüklüğünün önceki harekatlardan daha farklı olacağını işaret etmektedir. Bu durumda Fırat’ın doğusuna düzenlenecek harekatın daha büyük bir kuvvetle, daha kapsamlı, daha uzun süreli ve çok yönlü uluslararası koordinasyonla yapılacağı beklenebilir. Harekatın başlamasıyla birlikte süreç içinde meydana gelebilecek politik-askeri müdahaleler nedeniyle veya ortaya çıkabilecek fırsatlara bağlı olarak harekatın seyri değişimlere uğrayabilecektir. Taktik ve operatif durumlarda meydana gelecek değişimler ana vazifeye tesir etmemekle birlikte harekatın alt vazifelerine doğrudan etki edecek ve bu da harekatın hedefleri, yöntemi ve kapsamını değiştirebilecektir.

Fırat’ın doğusundaki arazi ZDH alanından daha farklı karaktere sahiptir. Oldukça düz olan arazide dağ, tepe ve akarsu gibi doğal engeller bulunmamaktadır. Bu anlamda harekat temposunun doğal arazi engelleriyle baskılanması mümkün değildir. Buna mukabil teröristlerin büyük ölçüde suni engeller oluşturduğu görülmüş, bu da teröristlerin konuşlanması ve tertiplenmesinin daha kolay tespit edilmesini sağlamaktadır. Öte yandan doğal engellerin olmaması harekat unsurlarının örtü ve gizlenmeden de az istifade edeceği anlamına gelmektedir. Bu da teröristler tarafından daha erken fark edilmelerine neden olacak ve uzak mesafeden ateşe maruz kalmalarına sebep olacak olumsuz bir durum ortaya koymaktadır. Arazi genelinde tahıl üretimi yapılmakta olup ekili alandaki tahıl boyu mevsim itibarıyla kısa ve harekat unsurlarının ilerlemelerini gizleyecek yükseklikte değildir. Harekatın kış koşullarında gerçekleştirilmesi görüş ve ilerleme koşullarını güçlendirmekle birlikte sis ve gece koşulları görünmeden yaklaşma imkanı da sağlayabilecektir. Ancak bu durumda aşırı koordinasyon gerekecek ve geçici harekat üslerine sızmalara karşı ilave tedbirler alınmasını da zorunlu hale getirecektir.

Harekat Münbiç’ten Başlayabilir

TSK ve ÖSO bileşenlerinin hazırlığına bakıldığında Fırat’ın doğusuna dönük harekatın Fırat’ın batısından (Münbiç’ten) başlayacağı beklenebilir. Umulan Münbiç’teki durumun bir askeri harekatla değil ABD ile Türkiye arasında bir devir teslim şeklinde çözülmesidir. Böylesine bir devir teslimin olmaması halinde TSK ve ÖSO unsurları Münbiç’teki PKK/ PYD kontrolündeki 2 bin kilometrekarelik alanı çok kısa sürede terörden arındıracaktır. Fırat’ın doğusundaki harekatın emniyeti için Münbiç’in terörden arındırılması öncelikli askeri hedef olacaktır.

Böylelikle Suriye rejiminin etki üretmesinin önüne de geçilmiş olacaktır. Münbiç’teki askeri harekatla eş zamanlı olarak Tel Abyad ile Teşrin Barajı arasındaki hattın kuzeybatısına da bir harekat başlatılacağı ve bu alanın Münbiç’ten kısa bir süre sonra terörden arındırılacağı beklenebilir. Harekatın müteakiben doğuya yöneleceği ve operasyon güçlerinin Türkiye sınırından çoklu noktalara giriş yaparak ABD ile üzerinde mutabık olmaya çalışılan güvenli bölgenin terörden arındırılması için ileri harekata başlayacağı muhtemeldir.

Harekatın manevra gücünü oluşturacak birliklerin emniyeti için hava kuvvetleri, insansız hava sistemleri, kara havacılık platformları ve karadan ateş destek vasıtaları yoğun bir şekilde kullanılarak harekat alanının şekillendirilmesi hedeflenecektir. Bu kapsamda hava kuvvetleri için geliştirilen bazı hassas güdüm kitleri ve yerli mühimmatlar, yerli İHA/SİHA sistemleri, ATAK taarruz helikopterleri, Fırtına topları ve Sakarya Çok Namlulu Roketatar Sistemleri ateş destek unsurlarının başında yer alacaktır.

Harekatın manevra unsurunun tugay muharebe timlerinden oluşacağı ve harekatın tıpkı önceki iki harekatta olduğu gibi müşterek harekat konseptine uygun olarak icra edileceği de beklenebilir. Bu kapsamda zırhlı birlikler, mekanize piyade birlikleri, istihkam savaş unsurları, tanksavar birlikleri, komando birlikleri, özel kuvvetler ve ÖSO unsurları mobil imkanlarıyla harekatın karadaki görevlerini Özel Görev Kuvveti kapsamında gerçekleştirebilirler. Harekatın başlangıç safhasında PKK/PYD’nin kontrolündeki karadan girme noktaları öncelikli stratejik askeri hedefler olarak değerlendirilebilir. Harekat unsurlarının ileri harekatının başlangıç noktalarının 500 metre ilerisinden başlamak üzere terörist unsurların ileri harekatın ilerleyişini durdurmak için hendek, barikat, EYP zincirleri gibi hat şeklinde kademeli engellere başvuracağı, bu engelleri de güdümlü tanksavar füze sistemleri, havan, roket ve bomba atar uygulamalarıyla daha dinamik hale getireceği beklenmelidir. Bununla birlikte terörist unsurlar hazırlıklı mevzilerde harekat unsurlarına dönük sabit/hareketli pusu eylemi, canlı bomba ve bombalı araç gibi sabote edici eylemlerle etki üretmeye çalışacaktır. Bu bakımdan PKK/ PYD’li teröristlerin farklı kapasiteleri birbirine entegre ettikten sonra bütüncül bir savunma stratejisiyle harekat unsurlarına karşı koyacağı değerlendirilebilir. Zira benzer stratejiye ZDH’nin tüm safhalarında başvurdular. Bu bakımdan PKK/PYD’li teröristlerin böylesine bir yöntemi stratejik öneme sahip yerleşim yerleri, kritik arazi arızaları ve tesisler gibi harekatın operatif ve taktik askeri hedeflerinin çevrelerinde de uygulayacağı beklenmelidir. Hatta harekat derinleştikçe ileri harekata devam eden birliklerin geçici harekat üslerine baskın tarzı eylem girişimlerinde bulunacağı muhakkaktır.

Harekatın askeri bakımından PKK/PYD’nin askeri kapasitesi ve coğrafi konsolidasyonunu, DEAŞ’ın da örgütsel varlığını hedef alarak devlet dışı iki farklı silahlı aktörü bölgesel jeopolitik denklemin dışında tutmayı vadetmesi oldukça önemlidir. Harekat Türkiye’nin Suriye’deki etkinliğini artıracak olsa da birtakım sınamaları da beraberinde getirecektir. Bunlardan en önemlisi PKK/ PYD’lilerle PKK ideolojisini benimsemeyen Kürtlerin birbirinden ayrıştırılması, radikalleşenlerin dönüştürülmesi ve yerinden edinmişlerin geri dönüşlerinin sağlanmasıdır. Bu bağlamda güvenli bölgelerde örgüt elemanlarının silahsızlandırılması, terhisi ve sivil hayata entegrasyonları, aşırıcılıkla mücadele, radikalleşme sürecinin tersine döndürülmesi gibi ardıl görevlerin en az harekatın muharebe görevi kadar elzem olacağı değerlendirilmelidir. Dolayısıyla harekat gücünü sadece muharebe tehditleri değil sosyolojik sınamalar da beklemektedir. Türkiye FKH’den itibaren deneyimlediği koşullara hızla ayak uydurma ve etki geliştirme kapasitesi ve çok yönlü uluslararası koordinasyonla Fırat’ın doğusundaki harekatı başarıyla icra edecektir.


Etiketler »  

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için "veri politikamızı" inceleyebilirsiniz. Daha fazlası