Kriter > Dış Politika |

Gazze’ye Bakarken: 7 Ekim Sonrası Batı Şeria’da Sessiz İlhak


Tüm dünyanın gözleri Gazze’deki etnik temizliğe çevrilmişken işgal altındaki Batı Şeria’da sessiz bir ilhak ve zulüm gözlerden kaçıyor. Zira iktidardaki etnik milliyetçi-dindar koalisyon, 7 Ekim’in oluşturduğu durumdan faydalanmak suretiyle Batı Şeria’da oldu-bittiler vücuda getirerek 37. hükümet kurulurken ortaya konan hedefleri hayata geçirmekle meşgul. Bu hedeflerin en başında Oslo Anlaşmalarıyla hasıl olan statükoyu terk etmek, Filistin Otoritesini zayıflatmak ve nihayetinde dağılmasını sağlamak ve özellikle de C Bölgesindeki Filistin topraklarını ilhak etmek geliyor.

Gazze ye Bakarken 7 Ekim Sonrası Batı Şeria da Sessiz
Filistinliler, işgal altındaki Batı Şeria'nın el-Halil güneyindeki Dahire'de, Yahudi yerleşimciler tarafından el konulan arazilerine girmeye çalıştı. İsrail askerleri izin vermedi. (Wisam Hashlamoun / AA, 9 Mayıs 2025)

HAMAS’ın İsrail’e saldırılarıyla başlayan 7 Ekim 2023 sonrası süreç, Gazze Şeridi’nin neredeyse tamamen yerle bir olması ve resmi rakamların ötesinde yetmiş bin ila yüz bin Filistinlinin katledildiği henüz sonlanmamış bir felaket olarak uluslararası kamuoyunun vicdanını rahatsız etmeyi sürdürüyor.

Dünyanın gözleri Gazze’deki etnik temizliğe çevrilmişken işgal altındaki Batı Şeria’da sessiz bir ilhak ve zulüm gözlerden kaçıyor. Zira iktidardaki etnik milliyetçi-dindar koalisyon, 7 Ekim’in oluşturduğu durumdan faydalanmak suretiyle Batı Şeria’da oldu-bittiler vücuda getirerek 37. hükümet kurulurken ortaya konan hedefleri hayata geçirmekle meşgul. Bu hedeflerin en başında Oslo Anlaşmalarıyla hasıl olan statükoyu terk etmek, Filistin Otoritesini zayıflatmak ve nihayetinde dağılmasını sağlamak, yerleşim birimlerini genişletmek, yerleşimci nüfusunu artırmak ve özellikle de C Bölgesindeki Filistin topraklarını ilhak etmek geliyor.

Öyle ki 2025, şimdiye kadarki en fazla yerleşim inşası onayının verildiği yıl olmaya aday; istatistikler bu yıl verilen onay sayısının son beş yılın toplamından bile fazla olduğunu gösteriyor.

 

İşgal Altındaki Topraklarda İsrail İç Siyasetinin Belirleyiciliği

Batı Şeria’ya yönelik siyasetin açıktan yürütülmeye başlamasında 7 Ekim süreci olduğu kadar, bu süreçte iktidarda olan koalisyonun kompozisyonu da önem arz etmektedir. Nitekim 37. hükümete kadar, Netanyahu 2009’da yeniden iktidara döndüğünde Filistinlilerle müzakere sürecini dondurmuş, statükoyu sürdürme siyaseti izlemiş, böylelikle çatışma yönetimi stratejisi benimsemişti. 2021’de Naftali Bennet’in başbakanlığında ise çatışmanın azaltılması yaklaşımı benimsendi. Toprakların demografik endişelerle ilhak edilemediği ama güvenlik endişesiyle de geri çekilmenin söz konusu olmadığı, bu açıdan 1967 sonrasındaki işgalin İsrail için bir tuzak haline geldiği bu durumda, çatışma anca minimize edilebilirdi.

Bu tutumlar, farklı başbakanlar altındaki bu sağ kanat hükümetlerin Oslo Anlaşmalarını bir gerçeklik olarak kabul ettiğini gösteriyor. Nitekim bu sürelerde, çatışma yönetimi ve çatışmanın azaltılması yaklaşımları dahilinde Filistin yönetimi ile güvenlik ve ekonomik iş birliği sürdürülmüş ancak iki devletli çözüm temelinde bir siyasi çözüme ulaşmak niyeti gözlenmemiştir. Diğer bir deyişle, işgalin sürdürülmesi ve bir Filistin devletinin kurulmasının engellenmesi için çalışılmıştır. Netanyahu, bu stratejiyi son iktidarında da sürdürmeyi düşünmüşse de hem yaşanan gelişmeler hem de koalisyon ortaklarının söz konusu stratejiyi dönüştürdüğü vakıadır.

7 Ekim, İsrail’in siyasi-toplumsal tarihine kolektif bir felaket olarak yazıldıysa 2022’nin sonunda iktidara gelen yeni koalisyon da, kompozisyonu bakımından, bir dönüm noktası oldu; ilk defa İsrail’de ultra milliyetçi-dindar bir koalisyon, yerleşimci ideolojiyi hayata geçirmeye hazır figürlerle iktidara taşındı. İşgalin kökleşmesi ve yerleşim politikalarının agresif hale gelmesi, Batı Şeria’daki sivil yönetimin (COGAT) yerleşimci ideolojiyi benimsemiş Bezelal Smotrich’e bırakılması ile tescillenmiş oldu. Böylece Büyük İsrail Hareketi ve Gush Emunim gibi yerleşim hareketlerinin temsilcileri; Batı Şeria’nın ekonomisini, Filistinlilerin gündelik yaşamlarını ve Filistin yönetimi ile ilişkileri idare edenler oldular.

Dolayısıyla 2022’nin sonlarında kurulan hükümet, İsrail’in Batı Şeria’daki yönetim sistemini dönüştürme anlamına gelen atamalar, yetki devri, idari yönergeler ve bütçe tahsisleri dahil olmak üzere bir dizi adım attı. Bu doğrultuda uluslararası anlaşmalara göre Filistin yönetimine bağlı olması gereken B Bölgesi’nin bazı kısımlarında yürütme yetkilerini fiilen İsrail üstlendi. Yerleşim inşası onay süreci, yeniden yapılandırıldı ve Sivil İdare’nin kilit yetkileri, Dini Siyonizm Partisi-Likud koalisyon anlaşması kapsamında Savunma Bakanlığı’nda bakan statüsüne sahip olan Bezalel Smotrich tarafından atanan siyasi yetkililere devredildi. Hatta bu yetkililer, yerleşim inşasındaki artışı mümkün kılacak şekilde hızla çalışmalarına başladılar. Geçmişte en fazla üç ayda bir yapılan yerleşim inşası onay toplantıları, artık haftalık olarak düzenleniyor ve onay süreci çoğu müdahale noktasını ortadan kaldıracak şekilde sadeleştirildi.

Batı Şeria'nın kuzeyindeki Selfit kentinde yıkım
İsrail ordusu, işgal altındaki Batı Şeria'nın kuzeyindeki Selfit kentine bağlı Kefr ed-Dik ve Burukin beldelerinde Filstinlilere ait 2 evi yıktı. İsrail'e ait iş makinaları evleri yıkarken görüntülendi. (Issam Rimawi / AA, 19 Mayıs 2025)

 

Yeni Siyasetin Uygulamadaki Yansımaları

Böylece arzulanan sonuç elde edildi. Bu yıl 14 bin 400’den fazla birim ilerletildi ve bu, son dönemlerin yerleşim faaliyetleri açısından en büyük yılı anlamına geliyor. Hükümet, 2025 sonuna kadar 50 binden fazla birimi onaylama yolunda ilerliyor; bu da önceki beş yılın toplam inşaat sayısından daha fazla.

Koalisyonun Batı Şeria’nın ilhakına yönelik niyetlerinin yanında 7 Ekim sonrası süreç de defakto ilhakı hızlandıran bir katalizör oldu. Nitekim bir sivil toplum kuruluşu olan Peace Now’un 7 Ekim’den beri topladığı data da bu kanıyı destekliyor:

  • En az 25 yeni yerleşim karakolu kuruldu; bunların çoğu tarımsal karakollar veya “çiftlikler” olup, bu süreç sistematik olarak topraklara el konulmasına ve Filistinlilerin bölgeden zorla çıkarılmasına yol açtı.
  • Yeni yerleşim karakolları kurmak ve topraklara el koymak amacıyla birçok yol inşa edildi.
  • Batı Şeria’da 24 bin 193 dönüm arazi “devlet arazisi” ilan edildi; bu miktar, Oslo Anlaşmalarından bu yana devlet arazisi ilan edilen toplam alanın neredeyse yarısına tekabül ediyor.
  • Yerleşim yerlerinde 8 bin 721 konut biriminin inşasına yönelik planlar hazırlandı.
  • Daha önce yasa dışı olan beş karakolu (illegal outpost), Bakanlar Kurulu yeni yerleşim birimleri olarak onayladı; artık bunlar resmi yerleşim statüsüne geçiriliyorlar.
  • 70 yasa dışı karakol, bütçe desteğine ve altyapıya bağlanmaya uygun olarak tanındı. Bakan Smotrich, devlet kurumlarına ve diğer yetkili mercilere bu 70 yasa dışı karakola bütçe ayırmaları, kamu binaları inşa etmeleri ve su, elektrik ve diğer altyapı ağlarına bağlamaları talimatını verdi.
  • Kiryat Arba’nın kuzeyinde, Hebron’da 234 konut biriminden oluşan yeni bir yerleşim yerinin kurulmasına dair bir plan yayımlandı.

Bu veriler, Batı Şeria’da izlenen stratejinin ne kadar kapsamlı ve ciddi olduğunu gösteriyor. Bu noktada dikkat edilmesi gereken bir diğer hayati husus, inşaatın nerede ilerletildiğidir. Yeşil Hat’a yakın, büyük ve yerleşik yerleşimlerdeki inşaatlar, Filistin-İsrail çatışmasında bugün gelinen durumda artık endişe verici olmaktan çıkmıştır. Gelgelelim, asıl ciddi sorunu Batı Şeria’nın derinliklerindeki izole yerleşimlerde yapılan inşaatlar teşkil etmektedir. 2025’te ilerletilen birimlerin yüzde 40’ından fazlası, ayrım duvarının dışında kalan yerleşimlerde yer almaktadır. Esasında yerleşimci nüfusunun yüzde 75’inden fazlası, bu duvarın İsrail sınırında kalan kısmındadır. Dolayısıyla buradan, hükümetin yerleşimcileri Filistinlilerin yaşamakta olduğu topraklara doğru genişletme eğiliminde olduğu kanaati doğmaktadır. Nitekim bu inşaatların artmasının hemen olmasa da orta vadede nüfus artışını sağlayacağı ortadadır. İsrail İstatistik Kurumuna göre 1991’de Batı Şeria’daki yaklaşık 100 bin olan yerleşimci sayısı 1996’da 155 bine, 21. yüzyıl başında ise 205 bine yükseldi. 2021’de bu sayı 450 bine çıktı. Yani hem yerleşimcilerin hem de yerleşim inşaatlarının sayısı istikrarlı bir şekilde artmayı sürdürüyor.

Öte yandan Gazze’deki savaş başladığından beri yerleşimcilerin Filistinlilere yönelik şiddeti de her geçen gün yükseldi. Şiddet her zaman vardı ancak yerleşimci şiddeti artık neredeyse polisin koruması altında yapılır oldu. Kolluk güçlerinin bu şiddet karşısındaki tutumunu, sistematik görmezden gelme olarak nitelemek mümkün; nitekim vakaların çoğunluğu, mahkemeye taşınmıyor. Bu durum da Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir’in talimatlarının bir neticesidir.

Son tahlilde, 7 Ekim 2023’ten bu yana gerçeklik değişti ve bununla birlikte İsrail hükümetinin Batı Şeria’daki işgal ve yerleşim politikaları da değişti. Daha önce gizli bir şekilde ya da dolaylı ve oyalayıcı yöntemlerle uygulanan politikalar, şimdi açıkça ve pervasızca hayata geçiriliyor. Bu durum, toprakların fiili olarak ilhakını hedefleyen politikalardan, Batı Şeria’da yeni bir demografik, güvenlik ve coğrafi gerçeklik oluşturulmasına kadar uzanıyor. Ayrıca ordu ve güvenlik birimlerinin koruması altında yerleşimci şiddetinde de artış yaşanıyor. Tüm bunlar, geniş coğrafi alanları Filistinlilerden arındırmayı ve yerleşim yerleri, karakollar ve yerleşim çiftlikleri arasında coğrafi bütünlük kurmayı amaçlıyor. Aynı zamanda Filistin kasabaları arasındaki coğrafi bütünlük engellenerek, gelecekte bir Filistin devleti kurulması olasılığının tümüyle ortadan kaldırılmak istendiği kanaati de güçleniyor.

Gelecekte mevcut hükümetin daha fazla yeni yerleşim yeri yasallaştırması ve hızlı inşaat onaylarına devam etmesi muhtemeldir. Batı Şeria’nın derinliklerinde, Filistin kasabalarına yakın ve daha ideolojik olan yerleşim birimlerinin artması, gerginliği tırmandıracak, Filistinlilere yönelik gündelik şiddetin artmasına neden olacaktır. Bu durum esasında güvenlik riski oluşturacağından dolayı İsrail’in de çıkarına değildir. Zira buradaki gerginlik ve şiddet sadece Filistinlileri değil İsraillileri de güvensiz hale getirecektir.

 


Etiketler »  

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için "veri politikamızı" inceleyebilirsiniz. Daha fazlası