Kriter > Dosya > Dosya / NATO Ankara Zirvesi |

NATO Zirvesi’nin Perde Arkası: Bir Zirveden Daha Fazlası


NATO Zirvesi herhangi bir pürüz temayüz etmeden neticelendi. Uluslararası medya camiası oluşan imkanlardan oldukça memnun kaldı. Özellikle yabancı liderleri şaşırtan gelişme ise en sonda yaşandı. Türkiye tarafından kendilerine takdim edilen isimlerinin kazındığı revolver (silah) hediyesi, yabancı liderlerin çoğunluğunu oldukça şaşırttı. Sert konu başlıklarının konuşulduğu bir zirvenin hediyesinin de realist jeopolitik koşullara uygun olması güçlü bir metafor ve mesaj oldu.

NATO Zirvesi nin Perde Arkası Bir Zirveden Daha Fazlası
Türkiye'nin ev sahipliğinde düzenlene 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi tamamlandı. (Ömer Taha Çetin / AA, 8 Temmuz 2026)

Uluslararası ilişkilerle de ilgilenen bir gazetecinin en büyük hayalleri arasında beynelmilel meselelerin tartışıldığı, dünyanın farklı yerlerinde düzenlenen etkinlikleri (NATO Zirvesi, BM Genel Kurulu, G-20 vs.) izlemek bulunur. Uluslararası arenada konvansiyonel medyanın önemini her geçen gün yitirdiği bir mesleki iklimde, medyadaki finansal gücün aşınması ve yatırım yapılan dalların budanması söz konusuyken bu tarz zirvelere katılma olasılığı da bir gazeteci için her geçen gün düşüş seyrediyor. Mevcut konjonktürde NATO gibi bir organizasyonun Türkiye’de düzenlenmesi, Türkiye’deki meslektaşlarımız için önemli bir şans oldu. Aralarında benim de olduğum gazeteci-televizyoncular her ne kadar etkinliğin doğası gereği liderlerle kısıtlı olanaklarla temas kurma şansı bulsa da zirve atmosferini soluma şansı yakaladı.

NATO’ya üye ülkeler arasında nüfusunun çoğunluğu Müslüman olan tek ülke, Türkiye. 2026 zirvesi bu yönüyle bile farklı bir dokuya sahip olmaya adaydı. Ancak buna eklemlenen İran-ABD geriliminin sıcaklığını koruması (ki ABD Başkanı Trump’ın Ankara’ya inmeden saatler önce yeni bir saldırı emri vermesi harareti yeniden artırmıştı), ABD ile Avrupalı müttefiklerin arasında devam eden ihtilaf ve Rusya-Ukrayna Savaşında düğümün çözülememesi gibi faktörler, zirveyi daha değerli kılan unsurlardı.

 

Trump-Erdoğan Görüşmesinin Detayları

NATO Zirvesi’ndeki merak unsurunu kamçılayan görüşme ise Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ABD Başkanı Trump arasındaki temastı. Günler öncesinden başlayan “Trump NATO üyelerine olan kızgınlığı sebebiyle zirveye katılmayacak” şayiası yalanlanınca bizim için odak noktası, ikili görüşmenin konseptine ilişkin oldu. En son 2009’da bir ABD Başkanı Türkiye’yi resmi olarak ziyaret etmişti. 1959’da dönemin ABD Başkanı Dwight D. Eisenhower’nın (1953-1961) ziyareti sonrasında sırasıyla baba Bush (1991), Bill Clinton (1999), oğul Bush (2004) ve Obama (2009) ile devam eden zincir, önce Trump’ın ilk döneminde kesintiye uğramış ardından Joe Biden döneminde ise (2020-2024) gündeme bile gelmemişti. Trump’ın ziyareti hem bu anlamıyla dönüm noktasıyken güncel başlıklar da (F-35 alım süreci, CAATSA vs.) kritik seviyeyi artırıyordu.

Günler öncesinden başlayan sorgulamalara rağmen son ana kadar lojistik ve protokol bilgiler sır seviyesinde saklandı. Trump’ın uçağı beklenenin aksine yeni açılışı yapılan Ankara Havalimanı’na indi (ki dönüşünü Esenboğa’dan daha eski model bir uçakla yapması da merak konusu oldu. Ancak güvenlik kaynaklı teknik sebepler gerekçe olarak öne sürüldü). Cumhurbaşkanı Erdoğan az sayıda misafirine yaptığı bir uygulamayla Trump’ı havalimanında karşıladı. Ardında Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ndeki karşılama törenine geldiğimizde hazırlıklardaki farklı düzeni fark ettik. Rutin karşılamalarda görev alan mehteran birliği kadrosu takviye edilmiş, Yeniçeri askerlerinin birliklerine ek yapılmıştı. İki liderin ekibi de normalin dışında bir platformda konumlandırılmıştı. Liderlerin kurmayları (dışişleri bakanları, savunma bakanları, büyükelçiler) bu platform üzerinde ilk sohbetlerini gerçekleştirdi. Karşılama töreninde görev yapan 6 adet F-5’ten müteşekkil Türk Yıldızları’nın geçişi de dakik ve sorunsuz oldu.

Tüm bu sürecin en heyecan verici anı ortak basın açıklaması oldu. Normal bir liderler görüşmesinde alışık olduğumuz format; lider ve heyetlerin görüşmesi sonrasında ana salonda gerçekleşen basın toplantılarıydı. Bu kez Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın makamına kısıtlı sayıda gazetecinin çıkacağı bilgisi paylaşıldı. Bu şekilde odaya doğru hızlıca yönlendirildik. Ekipler soru sormak isteyen gazetecilerin “atik” olması gerektiğini çünkü basın açıklamasında formatın “Oval Ofis Kurallarına” benzer bir şekilde biçimleneceği bilgisini paylaştı. TV ekranlarında izlediğimiz formatı anımsadım. Küçük bir odada Trump ve yanındaki liderin yanına konumlanmış kurmayları eşliğinde düzenlenen basın açıklamalarında bağıran kazanıyor, söz hakkını alıyordu. Basın açıklamasında söz verilmeye başladıktan sonra ABD’li gazeteciler ilk sorularda başı çekse de baskın ve gürültülü bir tutumla söz almayı başararak ben ve Türk meslektaşlarım da soruları yöneltmeyi başardık.

İran-ABD gerilimine işaret eden sorumu sormak için söz hakkını ABD Başkanı Trump verdi. Toplantı boyunca Trump başta CAATSA sınırlamaları ve F-35’ler olmak üzere olumlu mesajlar verdi. Oval Ofis’te düzenlenen ve Trump’ın fevri yanıtlarına sahne olan ikili toplantıların aksine Trump-Erdoğan’ın Washington ya da Ankara görüşmelerinde sıkıntı oluşturacak herhangi bir ifade olmaması da kayda değer bir not. İki liderin ilişkisini olağan sınırların ötesinde pozitif bir ivmeye taşıyan unsurlar; birbirleriyle diyalogda doğru kimyayı tutturmaları, iletişimin başkanlık öncesine dayanması ve Erdoğan’ın Trump 2020’de seçimi kaybetse de mesaj yollaması sonrasında da temas trafiğinin devam etmesi olarak görülüyor. Bir başka önemli faktör de Erdoğan-Biden geriliminin Trump tarafından olumlu bir referans olarak alınması. Kendisinin neredeyse her konuşmasında andığı Biden üzerindeki nefreti, onunla sıkıntı yaşayanlara da ekstra olarak kredi sağlıyor. Trump’ın siyasi okumasında da Rahip Brunson’ın serbest kalması sonucunda kemikleşen Evanjelist oylar da ironik bir şekilde Türkiye-ABD ilişkilerinin yeni seyrine olumlu katkı sağlamış durumda.

Erdoğan ve Trump
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara’da düzenlenen 36.⁠ ⁠NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi öncesi Türkiye'ye resmi ziyaret gerçekleştiren ABD Başkanı Donald Trump ile Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde bir araya geldi. Erdoğan ve Trump, görüşme sonrası basın mensuplarının sorularını yanıtladı. (TCCB / Murat Kula / AA, 7 Temmuz 2026)

 

Zirve Oturumunda Neler Yaşandı?

NATO Zirvesi’nde liderlerle temas kurmak çok kısıtlı imkanlarla mümkün. Bunlardan biri de “doorstep” denen liderlerin zirve sabahı ayak üstü konuştukları alan. Bu platforma her lider gelmiyor. Genelde spot ışıklarından uzak kalan küçük-orta ölçekli ülke liderlerine seslerini duyurmaları için bir fırsat hazırlıyor. Danimarka Lideri Frederiksen, Trump’ın Grönland ilgisinin devamına ilişkin, “toprağımızın her karışını savunacağız, bu gibi sebeplerden dolayı NATO’dayız” söylemi perspektiflerinin altını çiziyordu. Birleşik Krallık Başbakanı Starmer dönüşünde görevini bırakacak olması nedeniyle temkinliydi, hiçbir soruyu yanıtlamadı, konuşkan değildi. Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un adı listede olsa da kendisi o sırada geleneksel hale gelen koşusunu tamamlamakla meşguldü.

Liderler zirvesi için binaya geliş sırası bile bir imaj yönetimi haline geliyor. ABD, Fransa gibi ülkelerin liderleri en son olarak geliyor. Zirvenin merak edilen oturumuna 32 liderin de sorunsuz bir şekilde katılımının ardından gözler içeride neler konuşulduğuna çevrildi. Alınan bilgiler pozitif bir atmosferi işaret ediyordu. ABD Başkanı Trump’ın konuşan tüm liderleri dinlediği belirtildi. Oturumun sonuna kadar kalan Trump’ın herhangi bir netameli konuya (İspanya ile yaşanan gerginlik, Grönland konusu, Avrupa ülkeleri ile yaşanan gerginlik) değinmediği aktarıldı. İspanya Başbakanı Sanchez’in yapıcı bir konuşmayla ülkesinin NATO katkısını matematiksel verilerle değil, stratejik hedeflerin tamamlanma oranıyla ölçülmesi gerektiğine dikkat çektiği ifade edildi. Kararlılık vurgusu yapan Sanchez’in konuşmasının rakamlara takıntılı olan Trump’ın içine ne kadar su serptiği istikbaldeki söylem ve politikalarla ortaya çıkacaktır. ABD cephesinin liderler oturumunda tüm müttefiklerinden istedikleri yaklaşımı duydukları notu düşüldü.

Oturumun ardından liderlerin ikili temasları ve düzenledikleri basın toplantılarıyla zirve fiilen de sona erdi. Bu toplantıların en merak edileni şüphesiz ki Trump’ınkiydi. Kendisinden önce salonu kullanan NATO Genel Sekreteri Rutte’nin ardından kürsüye çıkacak olan ABD liderinin gelmesi öncesinde salonda boş koltuk, hatta ayakta duracak uygun bir yer bile yoktu. ABD Başkanı sahneye çıkmadan önce salon tamamen boşaltıldı, aramalar sonrası yeniden gazeteciler içeri sokuldu. Soru için söz hakkı almak isteyen onlarca basın mensubu arasında şanslı olanlar genelde ön sırada oturan, renkli kıyafet seçimi yapan ABD’li meslektaşlarımız oldu. Soruları olumlu ve ılımlı bir havada yanıtlayan Trump’ın zirve maratonu, zaman zaman bazı basın açıklamalarında nükseden sert mesajlarına rağmen pozitif bir iklimde son buldu. Cumhurbaşkanı Erdoğan da ev sahibi olarak son basın toplantısını düzenledi. Tüm bu süreçleri takip etmiş biri olarak, Türk basın mensuplarının yabancıların aksine sorularına uzun yorumlar katmalarını, konuyu uzatarak sadede geç gelmelerini gördükten sonra bu konuda net bir yapısal sorun olduğunun altını çizmekte fayda görüyorum. Türk gazeteciler olarak usûl yönünden soru sormayı bilmiyoruz.

 

“Seneye Görüşürüz” Denmeyen Vedalaşma

NATO Zirvesi herhangi bir pürüz temayüz etmeden neticelendi. Uluslararası medya camiası oluşan imkanlardan oldukça memnun kaldı. Ücretsiz açık büfe yemek hizmeti hayal edilenin ötesindeydi, gazetecilere sunulan çanta ve set vloglarda paylaşıldı. Özellikle yabancı liderleri şaşırtan gelişme ise en sonda yaşandı. Türkiye tarafından kendilerine takdim edilen isimlerinin kazındığı revolver (silah) hediyesi, yabancı liderlerin çoğunluğunu oldukça şaşırttı. Kimisi ülkelerindeki hukuki çerçeve nedeniyle armağanı kendileriyle birlikte götüremedi, kimisi ise müzeye bağışlayacağını duyurdu. Ancak hediye mesajı yerini buldu. Sert konu başlıklarının konuşulduğu bir zirvenin hediyesinin de realist jeopolitik koşullara uygun olması güçlü bir metafor ve mesaj oldu. Aynı zamanda yerli imkanlarla üretilen özel üretim kalem hediyesinin beğeni kazandığını not olarak düşelim.

Bu tip zirvelerin sona ermesiyle gözler bir sonrakine çevrilir, belirlenen tarih işaretlenir. Ancak bu kez bir belirsizlik söz konusu, önümüzdeki yıl zirvenin düzenlenmeme ihtimali kuvvetlendi. Aslında zirvenin her yıl düzenlenmesine ilişkin belirgin bir kural yok, son dönemde gündeme gelen bir öneriyle zirve periyodunu 2 yıla çıkarmak revizesi ön plana çıkmıştı. Bu yılın sonuna dek bu sürecin de netleşmesi bekleniyor, kesin olan bir sonraki durağın Arnavutluk olacağı. O güne dek bölgesel gelişmelerin nasıl bir seyir izleyeceğini tahmin etmek olanaksız gözükse de Türkiye’nin sunduğu imkân ve ajandanın o zirve marjında sunulması imkansız gözüküyor.

 


Etiketler »  

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için "veri politikamızı" inceleyebilirsiniz. Daha fazlası