Kriter > Dış Politika |

Trump ile Cumhuriyetçi Tabanı Arasındaki İsrail ve Epstein Gerilimi Büyüyor


Amerikan milliyetçisi popülist bir siyasi dalgaya dönüşen MAGA hareketi, bugün Trump’ın ana siyasi taşıyıcı kolonu haline gelmiş durumda. Trump’a yüzde 80’ler civarında güçlü şekilde bağlanmış olan Cumhuriyetçi tabandaki MAGA etkisi, her ne kadar güçlü bir siyasi destek anlamına gelse de bazı konularda Trump ile MAGA arasındaki görüş farkı da dikkat çekmiyor değil. Özellikle İsrail’e destek ve Jeffrey Epstein ile ilgili dosyalar konusu, Trump ile kendi seçmen tabanı arasında zaman zaman gerilim meydana getiren iki başlık olarak öne çıkıyor.

Trump ile Cumhuriyetçi Tabanı Arasındaki İsrail ve Epstein Gerilimi Büyüyor
ABD Başkanı Donald Trump (Celal Güneş / AA, 22 Haziran 2025)

Kasım 2024’teki başkanlık seçimlerini ezici bir üstünlükle kazanarak ikinci kez ABD başkanlık koltuğuna oturan Donald Trump, Cumhuriyetçi seçmen tabanında oluşturduğu güçlü imge ile Amerikan siyasetinde kendine özel bir sayfa açtı. “Amerika’yı Yeniden Büyük Yapalım” (Make Amerika Great Again) mottosuyla başlayan ve zamanla Cumhuriyetçi Parti’yi de dönüştürerek Amerikan milliyetçisi popülist bir siyasi dalgaya dönüşen MAGA hareketi, bugün Trump’ın ana siyasi taşıyıcı kolonu haline gelmiş durumda. Trump’a yüzde 80’ler civarında güçlü şekilde bağlanmış olan Cumhuriyetçi tabandaki MAGA etkisi, her ne kadar güçlü bir siyasi destek anlamına gelse de bazı konularda Trump ile MAGA arasındaki görüş farkı da dikkat çekmiyor değil. Özellikle İsrail’e destek ve Jeffrey Epstein ile ilgili dosyalar konusu, Trump ile kendi seçmen tabanı arasında zaman zaman gerilim meydana getiren iki başlık olarak öne çıkıyor.

 

ABD’nin İsrail’e Koşulsuz Desteği Mercek Altında

Siyasi söylemini “Önce Amerika” şeklinde özetleyen ABD Başkanı Trump’ın İsrail’e verdiği koşulsuz destek ve bu desteğin Amerikan ulusal çıkarlarıyla uyuşmaması, Trump’ın tabanında tartışmalara yol açıyor. Başta MAGA hareketinin önemli isimlerinden Cumhuriyetçi Kongre üyesi Marjorie Taylor Greene olmak üzere medyadaki en önemli Cumhuriyetçi figürlerden eski FOX sunucusu şimdilerde kendi kanalından yayın yapan Tucker Carlson, Trump’ın eski danışmanı Steve Bannon ve bir diğer Cumhuriyetçi Kongre üyesi Thomas Massie gibi isimler, İsrail konusunda açıkça Trump’ın politikalarını eleştiriyor. Bu eleştirilerin tamamı büyük oranda “bağlamsal” bir çizgiye otururken, bu isimlerin özellikle Gazze ve ABD’nin İran’a saldırısı konusundaki tutumunu açıkça eleştirmeleri dikkat çekiyor.

Trump’a en güçlü desteği veren isimlerden Greene’nin, Gazze’deki İsrail politikalarına ABD’nin verdiği koşulsuz desteği net ifadelerle eleştirmesi, tüm Amerikan medyasında yer buluyor. Gazze’de yaşananların soykırım olduğunu birçok kez dile getiren Greene, bu konuda Trump’ın “Netanyahu’nun sarmalına” girmesinin, Amerikan çıkarlarına değil sadece İsrail çıkarlarına hizmet ettiğini vurguluyor. ABD’nin İsrail’e sağladığı askeri desteğin kesilmesini de isteyen Greene, aynı zamanda Washington’daki en güçlü İsrail lobisi sayılan AIPAC’in de Kongre’ye “yabancı lobici” olarak kayıt yaptırması çağrısında bulunarak cesur bir çıkış yaptı. Benzer şekilde Amerikan sağının en çok takip ettiği gazetecilerden Tucker Carlson’ın “İsrail’e koşulsuz destek, Önce Amerika mottosuyla örtüşmüyor” şeklindeki sayısız vurguları dikkat çekiyor. Carlson’ın programlarında, İsrail’in Gazze’deki ve bölgedeki katliamlarına atıflar yapması ve ABD’nin bu katliamlara ortak olmaması çağrısında bulunması, kayda değer bir durum olarak gündeme geliyor. Thomas Massie de Greene gibi ABD Kongresinde İsrail ile ilgili adımlarda bu ülkenin aleyhinde olacak şekilde oy kullanan nadir isimler arasında yer alıyor. Massie’nin de temel vurgusu, ABD’nin İsrail’e Gazze konusunda alan açmasının ve İsrail için İran’ı vurmasının “Önce Amerika” söylemiyle örtüşmemesi. Bunlara ilaveten Steve Bannon gibi ilk Trump döneminin önemli isimlerinden birinin, ABD-İsrail ilişkilerinin artık gençler arasında ciddi şekilde sorgulandığına vurgu yapması da kayda değer bir başlık olarak önümüzde duruyor.

Tüm bu örnekler ve benzeri çıkışlar, ABD’nin İsrail’e sağladığı koşulsuz desteğin MAGA hareketi içinde en azından belli bir kesim tarafından giderek daha fazla sorgulandığını açıkça gösteriyor. Bu sorgulamaların bu isimler tarafından kamuoyu önünde açıkça yapılması da Cumhuriyetçi Parti içindeki geleneksel İsrail desteğinin artık gerilediğini ortaya koyuyor. Esasen bu durum, Gallup’un aylık olarak yaptığı anketlerde de açık bir şekilde gözüküyor. Temmuz’daki son ankete göre, Demokratlar arasında tarihin en düşük seviyelerine kadar gerileyen İsrail’e destek, Cumhuriyetçi seçmenler arasında da 7 Ekim’den bu yana en düşük seviyesine gelmiş durumda. Totalde yüzde 50’nin altına düşen İsrail’e destek başlığı, Amerikan kamuoyunda Netanyahu’nun Gazze politikalarının ne derece sorgulandığını açıkça gösteriyor. Bu sorgulamaların artık gözle görülür bir kısmının MAGA hareketi içinde de yapılıyor olması ise Cumhuriyetçi muhafazakar tabandaki geleneksel İsrail desteğinin artık düşmeye başladığını gözler önüne seriyor.

Epstein davalarına ilişkin protesto
ABD Başkanı Donald Trump’ın İskoçya’nın Aberdeen kentindeki golf sahasının tabelasının altına, Jeffrey Epstein davalarına ilişkin protesto amaçlı tabela yerleştirildi. (everyonehateselon_ /Instagram / AA, 22 Temmuz 2025)

 

MAGA’cılar Epstein Dosyalarının Açıklanmasını Bekliyor

Trump’ı kendi tabanında zorlayan bir diğer başlık ise cinsel taciz ve istismar davalarının ismi Jeffrey Epstein dosyalarıyla ilgili. Seçimlerden önce Epstein dosyalarını mutlaka açıklayacağını ve bu dosyalarda başta Clinton’lar olmak üzere Washington’daki birçok Demokrat-liberal elitin yer aldığını savunan Trump’ın, başkanlık koltuğuna oturduktan sonra dosyaları unutması tartışmalara neden oldu. Bu dosyalarda Trump’ın da adının geçtiği ve Adalet Bakanlığının “Trump’ın gizli talimatıyla” kendisinin ismini sildiği yönündeki iddialar ayyuka çıkınca ortalık bir anda karıştı. Bu konuya adeta takıntılı olan MAGA hareketinin, Trump’ın halen dosyaları açıklamamasından duyduğu rahatsızlığı anlamak için sağcı yayın organlarına ve önde gelen MAGA’cıların açıklamalarına bakmak yeterli. Yukarıda İsrail bölümünde isimlerini saydığım ve daha onlar gibi birçok Cumhuriyetçi kanaat önderi isim, halen Epstein dosyalarının açıklanmasını bekliyor.

Epstein listesinin “küresel elitlerle” dolu olduğu ve bunların açıklanması halinde liberallerin hem Amerika’da hem de tüm dünyada “ipliğinin pazara çıkacağına” inanan önemli bir kesim, bu konuda şu ana dek hayal kırıklığına uğramış durumda. Dosyaların tamamen açıklanmasını isteyen Marjorie Taylor Greene ve Tucker Carlson gibi isimler, Trump’ın bu konuyu kendisine dönmüş bir “cadı avı” şeklinde nitelendirmesiyle büyük şaşkınlık yaşadıklarını dile getirdi. Trump’ın Epstein ile bir yakınlığı olduğu kamuoyunda ve Cumhuriyetçiler arasında doğal olarak bilinmesine rağmen, özellikle MAGA içinde bu dosyaların “derin devlet bağlantılarını” açığa çıkaracağı yönünde bir beklenti vardı. Dolayısıyla Trump’ın başkanlık koltuğuna oturur oturmaz bu dosyaları açıklaması bekleniyordu ancak bugüne dek henüz Trump’tan böyle bir adım gelmedi. Öte yandan Trump’ın elini kolunu bağlayan temel sebebin, “Epstein ile İsrail istihbaratı arasındaki gizli bağlantılar” olduğu yönündeki iddialar da kamuoyunda tartışılmaya devam ediyor. Tucker Carlson gibi isimler, bu iddiaları ve bunun Beyaz Saray’daki yansımalarını zaman zaman gündeme taşıyor. Dolayısıyla şu anda Trump tarafından halının altına süpürülmüş olan Epstein bilmecesi, halen Trump ile kendi tabanı arasında bir belirsizlik ve kuşku alanı olarak durmaya devam ediyor.

Sonuç olarak, halen Cumhuriyetçi seçmen tabanında güçlü bir yeri olan Trump ile MAGA hareketi arasındaki İsrail ile Epstein çatlağı devam ediyor. Bu çatlağın Trump’a siyasi bir fatura olarak dönmesi pek olası gözükmese de söz konusu tartışmaların Cumhuriyetçiler arasında gözle görülür bir dalgalanmaya sebep olduğu da aşikar. Sonuçta 2028’den sonra Trump başkan olmayacak, ancak Cumhuriyetçiler siyaset yapmaya devam edecek. Özellikle ABD’nin İsrail’e desteğinin bilhassa gençler arasında daha fazla sorgulandığı ve ister Demokrat ister Cumhuriyetçi olsun Amerikan ulusal çıkarlarının yeni baştan tanımlandığı daha karmaşık bir döneme giriyoruz. Z kuşağı ile önceki kuşaklar arasındaki farkın açıldığı ve siyaset bilimindeki temel birçok tanımın değişmek zorunda kalacağı çok katmanlı ve çok çeşitli yeni bir döneme…

 


Etiketler »  

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için "veri politikamızı" inceleyebilirsiniz. Daha fazlası