Kriter > Dosya > Dosya / 10. Yılında 15 Temmuz |

İllegal Örgütlenmelere Karşı Dirençli Devlet


Vatandaşlarının hak ve hürriyetlerini güvence altına alan, hukukla sınırlı ve fakat etkili bir devlet aygıtı tesis etmenin, FETÖ gibi yapılara karşı önleyici bir sistem oluşturduğunu söyleyebiliriz. Ve şüphesiz böyle bir hukuk düzenini kuracak normatif zeminin anayasaya bağlı olduğunu da belirtelim. Yasama ve yürütme organlarının etkinliği ve verimliliğini, yargı bağımsızlığını, hukuk devleti ilkesini, denge ve denetim mekanizmalarını tahkim edecek bir anayasayı hayata geçirmek 15 Temmuz’daki direniş ruhuna en uygun hareket biçimi olacaktır.

İllegal Örgütlenmelere Karşı Dirençli Devlet
(Elif Öztürk / AA, 22 Temmuz 2016)

Ülkece büyük bir felaketin eşiğinden döndüğümüz 15 Temmuz darbe girişiminin üzerinden on yıl geçti. İstiklal Harbinden sonra en büyük ulusal direniş hareketlerinden birini sergileyen Türk halkı, devletini ve milli birliğini darbecilerin elinden kurtardı. Yakın coğrafyamızda karşılaştığımız iç savaş, işgal ve çok boyutlu saldırıları gördükçe, bu milli kıyamın ehemmiyeti ve Fetullahçı Terör Örgütünün arz ettiği tehlikenin büyüklüğü çok daha iyi anlaşılıyor.

Arkasında güçlü bir milli irade, toplumsal dayanışma ve barış olan devletler uluslararası meydan okumalara çok daha güçlü bir şekilde karşı koyabilirken, aksi örnekler istihbarat zafiyetleri de dahil olmak üzere surda kapanması zor gedikler açıyor. Türkiye açısından da kritik kamu kurumları içinde örgütlenmiş, uluslararası iş birlikleri olan, kendi kirli gündemi doğrultusunda devlete hâkim olmak isteyen FETÖ ontolojik bir ulusal güvenlik riski arz ediyordu.

Hele ki 1945 sonrası tesis edilen uluslararası düzenin çökmekte olduğu bir küresel vasat dikkate alındığında, Türkiye’nin bu tehdit altında sağlıklı şekilde yol alması mümkün değildi. Analog dönemin aksine verinin toplanması, saklanması ve işlenmesinin ciddi ölçüde kolaylaştığı ve hızlandığı dijital çağda, kritik devlet mekanizmalarında sadakatini devletine değil de gayrimilli bir ajandaya teslim etmiş bir yapının yuvalanması dehşet verici bir tehlikeydi. Aynı zamanda hasım devletler için de aynı ölçüde bulunmaz bir nimetti.

 

FETÖ Sonrası Dönemin Gösterdikleri

Nitekim Türkiye’nin istikrarlaştırıcı bir güç olarak Rusya-Ukrayna ve İran-ABD/İsrail savaşlarında ulusal güvenliğini koruması, Suriye’de Esad rejiminin devrilmesi ve iç savaşın sona ermesi, Irak’ın ve Suriye’nin kuzeyindeki terör oluşumunun pasivize edilmesi, Libya, Somali ve müzahir coğrafyada elde edilen kazanımlar, Körfez ülkeleriyle ilişkilerin geliştirilmesi, ABD ve Avrupa ülkeleriyle ilişkilerin stratejik otonomi ekseninde yeniden dengelenmesi gibi tarihsel önemi olan başarıların, örgütün tespit ve tasfiyesini takiben gerçekleşmesi, tesadüf olmayıp devletin FETÖ’den arındırılmasıyla yakından ilişkilidir.

Dolayısıyla bu nevi yapılanmalara karşı müteyakkız olmak, devlete bu konuda bağışıklık kazandırmak, diğer bir ifadeyle dirençli devleti gerçekleştirmek, güvenlik ve refaha giden yolun önemli bir parçasıdır. Bunun nasıl olacağı konusunda en önemli rehber, hukuk devleti ilkeleri ve iyi yönetişimdir. Devlet içinde veya devlete karşı farklı motivasyonlarla yapılanmış illegal örgütler için, öngörülebilirliğin ve hesap verebilirliğin düşük olması, hukuki güvenliğin zarar görmesi, kamu düzeninin ve hizmetlerinin zayıflaması mümbit bir zemin sunar.

Türk bayrağı ve adalet terazisi
(Depositphotos / ID: 616508584)

 

Karşı Tedbirler

İstikrarlı bir sosyal düzen tesis etmenin en efektif aracı tarih boyunca hukuk olmuştur. Hukukun içeriği, arkasındaki siyasal değerlere göre farklılaşsa da en etkili araç olma niteliği değişmemiştir. Devletin önceden belli bir usul dairesinde kabul ederek ilan ettiği kurallarla kendini bağlı sayması, bu bağlılığın çeşitli idari ve yargısal mekanizmalarla denetlenmesi kısaca hukukla kayıtlı siyasal otorite anlamındaki hukuk devletini benimsemek, iyi yönetişimin başta gelen şartlarından biridir.

Böyle bir hukuk rejiminde yasa dışı örgütlerin kök salması birtakım hukuk devleti açıklarına yol verilmediği için kolay olmayacaktır. Hukuki ve siyasal denetimin güçlü olduğu devletlerde paralel hücreler daha erken aşamada yakalanıp ortadan kaldırılabilir. Ayrıca öngörülebilirlik, belirlilik, açıklık ve ölçülülük gibi hukuk devleti unsurlarının hayata geçirilmesi toplumda birlikte yaşama duygusunu ve devlete olan güveni geliştirir. Bu suretle terör veya yabancı istihbarat örgütlerinin istismar kaynakları kurutulmuş olur.

FETÖ’nün geçmişte özellikle askeri kurumlardaki yapılanmasını geliştirmesinin arkasında başörtüsü gibi dini özgürlükleri baskılamayı önceleyen fakat hukuki denetimden yoksun askeri vesayet yapısının büyük etkisi vardı. Dışarıya kapalı vesayet yapıları, kayıt dışı bir iktidar alanı oluşturduğu için illegal örgütlerin büyük bir iştahla yaklaştıkları hedefler haline geliyor. Örgütün sivil siyaset yerine bürokraside yapılanmayı tercih etmesinin arkasında da şeffaflık korkusu bulunuyordu. Demokratik siyaset, doğası gereği toplum önünde olmayı, her adımınızda kamuoyu tarafından takip edilmenizi gerektirdiği için bu tarz yapılanmalar bakımından riskli görülür. Bu da bize şeffaflığın ve hukukiliğin ne kadar önemli bir panzehir sunduğunu anlatıyor.

 

Din İstismarını Engellemek ve Ordunun Sivil Denetimi

Din istismarı motifli örgütler bakımından önemli bir tedbir de bu istismar alanının devlet tarafından hukuki ve fiili zeminde ortadan kaldırılmasıdır. Din ve vicdan özgürlüğünün kamu düzenini ve başkalarının hak ve özgürlüklerini ihlal etmediği sürece tüm unsurlarıyla ve tam olarak tanınması, güvence altına alınması ve pratik düzeyde korunması bunu sağlayacaktır. Böylece dini inançlar; bir istismar ve sosyal gerilim kaynağı olmayacak, asırlardır yaşandığı gibi milli birliğin güçlü bir unsuru olarak toplumun huzur ve barışına hizmet edecektir.

Öte yandan 15 Temmuz’un arkasındaki örgütsel yapı ve ideolojiye bakmaksızın bir askeri darbe olduğu gerçeği de unutulmamalıdır. Bu çerçevede meşru hukuk düzeninin darbe ve müdahalelere karşı dirençli hale getirilmesi elzemdir. 15 Temmuz sonrası sivilleşme, ordunun profesyonel etkinliği ve sivil kontrolüne yönelik reformlar tarihi değerdedir. Bu perspektif bundan sonra da korunmalı, TSK’nın sivil kontrolüne yönelik adımlardan taviz verilmemelidir. Güvenlik sektörünün; hukuk düzeninin korunması, muharebe kapasitesi ve verimlilik ekseninde gözetim ve denetimini güçlendirecek reformlar sürdürülmelidir.

Sonuç olarak vatandaşlarının hak ve hürriyetlerini güvence altına alan, hukukla sınırlı ve fakat etkili bir devlet aygıtı tesis etmenin, FETÖ gibi yapılara karşı önleyici bir sistem oluşturduğunu söyleyebiliriz. Ve şüphesiz böyle bir hukuk düzenini kuracak normatif zeminin anayasaya bağlı olduğunu da belirtelim. Yasama ve yürütme organlarının etkinliği ve verimliliğini, yargı bağımsızlığını, hukuk devleti ilkesini, denge ve denetim mekanizmalarını tahkim edecek bir anayasayı hayata geçirmek 15 Temmuz’daki direniş ruhuna en uygun hareket biçimi olacaktır.

86 milyonun, kendisini ait hissettiği, “benim anayasam” diyebildiği bir anayasayı hayata geçirmek her şeyden çok milli güvenliğimize ve refaha hizmet edecektir. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çeşitli vesilelerle yaptığı yeni anayasa açıklamaları, iç cephe vurgusu ve terör örgütünün tasfiyesini hedefleyen “Terörsüz Türkiye” vizyonu da bu bağlamda son derece kıymetli bir fırsat penceresi sunuyor.

 


Etiketler »  

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için "veri politikamızı" inceleyebilirsiniz. Daha fazlası