Kriter > Dosya > Dosya / Teknoloji |

Sherman Kent’ten Palantir’e: Çözülen Bir Dünya Düzeni İçin Yeni Kılavuzlar


Antonio Gramsci’nin pek çok siyasetçimizin diline pelesenk olan sözleri hiç olmadığı kadar güncel bir hale geldi: “Eski ölüyor ve yeni doğamıyor; bu ara dönemde çok çeşitli hastalıklı belirtiler ortaya çıkar.” Eski yapıların yeni olanlardan daha hızlı çözüldüğü anlarda, yeni el kitapları kaçınılmaz olarak ortaya çıkar. Bunlar tarafsız akademik çalışmalar değildir. Bunlar gelecek olanı şekillendirmek isteyenler için saha kılavuzlarıdır.

Sherman Kent ten Palantir e Çözülen Bir Dünya Düzeni İçin

Bir X paylaşımı, ölmekte olan dünya düzeninin yeni el kitabına dönüşebilir mi? Palantir Technologies şirketi, geçtiğimiz haftalarda şirketin CEO’su Alex Karp ve Nicholas Zamiska’nın 2025 tarihli Teknolojik Cumhuriyet: Sert Güç, Yumuşak İnanç ve Batı’nın Geleceği (The Technological Republic: Hard Power, Soft Belief, and the Future of the West) adlı kitabındaki 22 temel argümanı, X üzerinde derli toplu bir paylaşım dizisine dönüştürdü. Bu paylaşım; Silikon Vadisi’nin “uygulama tiranlığını” reddediyor, mühendislik yeteneklerinin ulusal savunma ve stratejik inovasyona yönlendirilmesini savunuyor ve “sert gücü” Batı’nın hayatta kalması için vazgeçilmez olarak konumlandırıyordu. Paylaşıma yönelik eleştiriler ise gecikmedi. Otantik yazarlardan sosyal medya fenomenlerine pek çok kişi konu hakkında yayınlara katıldı, yazılar yazdı. Manşetler “tekno-faşizm” diye haykırdı. Akademisyenler, otoriter teknoloji elitlerine karşı uyardı. Sosyal medya figürleri, bu vizyonu yapay zekâ ile tutuculuğun tehlikeli bir birleşimi olarak nitelendirdi.

Ancak tartışmalar çoğunlukla Palantir’in kurucusu Peter Thiel, Alex Karp ve bu isimlerin konvansiyonel devletlere karşı yükselttikleri cüretkâr sese duygusal tepkiler vermenin ötesine geçemedi. Yıllardır tekno-politika ve ABD güvenlik mekanizmaları üzerine çalışan genç bir akademisyen olarak konuya rasyonel bir zeminde bakmaya çaba gösteriyorum. Bu çalışmalarımı Ağustos 2026’da Routledge tarafından yayımlanacak olan ABD’de Güvenlik Mekanizmaları ve Tekno-Politika (Security Mechanisms and Techno-Politics in the United States) adlı kitabımda daha detaylı bir şekilde tartışıyorum. Beni asıl endişelendiren şey ise tarihsel bağlam yerine sloganlara ne kadar hızlı başvurduğumuz. Palantir’in X postuna dönüşen kitap metnini “tekno-faşizm” olarak etiketlemeden önce şunu sormalıyız: Bu kitap, radikal bir kopuşu mu temsil ediyor, yoksa tıpkı Sherman Kent’in Amerikan Dünya Siyaseti için Stratejik İstihbarat (Strategic Intelligence for American World Policy - 1949) kitabının yeni bir dünya düzeninin doğduğu anda kaleme alınmış olması gibi, uluslararası düzenin çöktüğü bir dönemde yazılmış yeni bir tür saha kılavuzu görevi mi görüyor?

 

Yeni Düzenin Doğuşu: 1945 ve Amerikan Yüzyılının İnşası

1945’e dönelim. Anglo-Sakson müttefikler, Hitler rejimini yenmek için Stalin’in liderliğindeki Sovyetler Birliği ile iş birliği yapmıştı. Bu zafer; Birleşmiş Milletler’i, NATO’yu, Bretton Woods kurumlarını ve demokratik Batı ile komünist Doğu arasındaki iki kutuplu rekabeti yapılandıran kurallara dayalı bir düzeni ortaya çıkardı. 1948’de İsrail’in kuruluşu, ABD-İsrail stratejik ortaklığını kalıcı hale getirdi. 1956’daki Süveyş Krizi, Britanya hegemonyasının sonunu teyit etti. ABD, Batı blokunun tartışmasız lideri haline geldi.

Teknoloji ve istihbarat, bu yeni düzenle birlikte eş zamanlı olarak gelişti. 1891’de kurulan Stanford Üniversitesi, zamanla Silikon Vadisi’ne dönüşecek yapının temelini attı. Stanford Endüstri Parkı, Hewlett-Packard’ın ilk garaj girişimi, transistörü icat eden William Shockley’nin Vadi’ye taşınması ve Robert Noyce’un yarı iletken alanındaki atılımları, bu bölgeyi mikroelektronik devrimin merkezi haline getirdi. Tüm bu gelişmeler, 1940’ların sonu ve 1950’lerde gerçekleşti. Yani tam da Batı’nın Soğuk Savaş dönemindeki başlıca istihbarat aracı olan CIA’in (1947) kurulduğu ve Sovyet KGB’sinin 1954’te resmileştiği dönemde.

İşte Sherman Kent bu ortamda sahneye çıktı. Yale’in kurucu ve oldukça “beyaz” ailelerinden birinin mensubu olan Kent, savaş sırasında Stratejik Hizmetler Ofisi’nde (OSS) görev yapmıştı. CIA’in kuruluş yıllarındaki organizasyonel krizlerin (1947–1950) ardından, Kent, William Langer ve Max Millikan gibi isimler Amerikan istihbaratını profesyonelleştirmek üzere görevlendirildi. Kent’in 1949 tarihli kitabı, sadece analitik yöntemlere dair akademik bir çalışma değildi. Bu kitap, Amerikan dünya politikası için pratik bir el kitabıydı. Politikacılara istihbaratın nasıl toplanacağı, analiz edileceği ve ABD’nin küresel hegemonyasını kurmak ve sürdürmek için nasıl kullanılacağı konusunda rehberlik ediyordu. Kent, bugün hâlâ ABD istihbarat topluluğunu şekillendiren analitik okulun kurucusu oldu ve Studies in Intelligence dergisini başlattı. Bu dergi halen yayımlanmaktadır. Onun çalışmaları, analitik düşünceyi Amerikan yüzyılının genetiğine işledi.

Alex Karp
Palantir Technologies CEO'su Alex Karp (Mustafa Yalçın / AA, 23 Mayıs 2025)

 

Çözülme Anı: Liberal Düzenin Dağılışı ve Yeni Fetret Dönemi (Interregnum)

Şimdi hızlıca 2026’ya geri gelelim. 1945 sonrası liberal uluslararası düzen, reformdan geçmiyor adeta çözülüyor. Almanya Şansölyesi Friedrich Merz, Şubat’ta Münih Güvenlik Konferansı’nda şöyle dedi: “On yıllardır var olan dünya düzeni artık mevcut değil.” Kanada Başbakanı Mark Carney, Davos’ta yaptığı konuşmada, bu anı “bir geçiş değil, bir kopuş” olarak tanımladı. Trump yönetiminin son Ulusal Güvenlik Stratejisi bunu açık bir doktrin haline getirdi. Strateji belgesine göre Amerikan liderliğindeki liberal düzen sona eriyordu. Bu şüphesiz ABD güçsüz olduğu için değil, onu sürdürmeyi tercih etmediği için gerçekleşiyordu. 2026 Münih Güvenlik Konferansı Raporu’nun başlığı ise ironiden azade biçimde şuydu: Under Destruction (Yıkım Altında).

Antonio Gramsci’nin pek çok siyasetçimizin diline pelesenk olan sözleri hiç olmadığı kadar güncel bir hale geldi: “Eski ölüyor ve yeni doğamıyor; bu ara dönemde çok çeşitli hastalıklı belirtiler ortaya çıkar.” Eski yapıların yeni olanlardan daha hızlı çözüldüğü anlarda, yeni el kitapları kaçınılmaz olarak ortaya çıkar. Bunlar tarafsız akademik çalışmalar değildir. Bunlar gelecek olanı şekillendirmek isteyenler için saha kılavuzlarıdır.

 

Yeni El Kitabı: Palantir ve Tekno-Politik Yön Arayışı

Peter Thiel’in uzun zamandır sürdürdüğü entelektüel proje ve Palantir’in elde ettiği devlet sözleşmeleriyle birlikte Karp ve Zamiska’nın Teknolojik Cumhuriyet adlı kitabı, böyle bir kılavuz işlevi görüyor. Kent kitabını Amerikan sert gücü ve kurumsal ittifaklar üzerine inşa edilmiş kurallara dayalı düzenin doğuşunda yazmıştı. Karp ve Zamiska ise Teknolojik Cumhuriyet’i bu düzenin gün batımında yazıyor. Tıpkı Kent’in kuşağının 1945 sonrasında karşılaştığı gibi, onlar da aynı sorunu teşhis ediyor: Akışkan bir dünya, amaçlı bir tekno-politik yönlendirme gerektirir. Ancak onların önerdiği yön açıkça tutucudur. Silikon Vadisi, yükselişini mümkün kılan ülkeye olan “ahlaki borcunu” ödemelidir. Mühendislik yeteneği, tüketim odaklı dikkat dağıtıcı alanlardan savunma, istihbarat ve stratejik yapay zekâya kaydırılmalıdır. “Sert güç”, kirli bir kavram değildir, yaşanabilir her cumhuriyetin temelidir. Güçten yoksun çoğulculuk zayıflıktır.

Bu çağrı son otuz yılın piyasa odaklı, sınır tanımayan küreselleşmesinin; ulusal amacı aşındırdığı, egemenliği zayıflattığı ve Batı toplumlarını teknolojinin tarafsız olmadığı gerçeğini hiçbir zaman inkâr etmeyen rakipler karşısında savunmasız bıraktığı yönünde bir argüman olarak ortaya çıkıyor. Palantir’in savunma ve istihbarat kurumları için geliştirdiği yazılımlar, gözetim genişlemesi olarak değil, özel sektör inovasyonu ile kamu misyonunun gerekli birleşimi olarak sunuluyor. Tıpkı bir zamanlar ABD Savunma Bakanlığı’na bağlı DARPA finansmanının Silikon Vadisi’nin doğuşunu mümkün kılması gibi.

Palantir karşıtları; gözetim riskleri, yapay zekânın askerileştirilmesi ve gücün özel aktörlerde yoğunlaşması konusunda haklı olarak endişe duyuyor. Ancak tüm projeyi “tekno-faşizm” olarak nitelendirmek, bu şirketin ve Karp’ın kitabının hangi zeminde neye yanıt olarak yükseldiğini görmemize engel oluyor. Kent’in el kitabı, hiçbir zaman değerlerden bağımsız değildi. Amerikan hegemonyasına hizmet ediyordu. Karp’ın kitabı da aynı şekilde taraflıdır, siyasi olarak tutucu, teknolojik olarak realizm temellidir. Ancak aynı farkındalıktan doğmaktadır. Bu farkındalığa göre, güç boşlukları düzensizliği davet etmektedir.

 

Yeni Düzeni Beklemek Değil, Kurmak

ABD tekno-politikası üzerine yaptığım araştırmalar, tek bir gerçeği sürekli olarak ortaya koyuyor. Teknoloji hiçbir zaman siyasetin üzerinde süzülmez. Onu yönlendirenlerin değerlerini, korkularını ve hırslarını yansıtır. 1940’lar ve 1950’lerde Washington, yeni ortaya çıkan teknolojileri, stratejik üstünlük için kullanmayı seçmişti. Bugünün Silikon Vadisi liderleri de benzer bir tercih yapıyor. Ancak bu kez yeniden inşa etmeye çalıştıkları düzen, sonsuz tüketici seçeneği ve küresel çoğulculuk yerine tutucu bir bütünlük ve sert gücü önceleyen bir düzen.

Türkiye gibi orta ölçekli güçler için çıkarılması gereken ders açıktır. Teknolojik geleceğimizi bir sonraki tekno-politik mücadeleyi kimin kazanacağına bırakamayız. Egemen veri politikaları, yerli yapay zekâ kapasitesi, stratejik mühendisler yetiştiren eğitim sistemleri ve stratejik özerkliği koruyan ittifaklar lüks değildir. Bunlar bu küresel fetret döneminde hayatta kalmanın gereklilikleridir.

“Tekno-faşizm” gibi etiketler duygusal tatmin sağlamakta, ama zayıf bir yönlendirme sunmaktadır. Tarih bize paradigma değişimlerinin yeni el kitapları ürettiğini göstermektedir. Sherman Kent 1945 sonrası düzenin doğuşunda bir rehber sundu. Alex Karp, Nicholas Zamiska ve Palantir çevresindeki entelektüel akım ise onun ölüm anında bir başkasını sunuyor. Bu reçeteleri kabul etmek zorunda değiliz. Fakat neden bugün bu kadar yankı bulduğunu anlamak zorundayız. Ancak o zaman Türkiye ve dünya doğmakta zorlanan “tekno-politik cumhuriyette” daha bilge bölümünü kendi yazabilir.

 


Etiketler »  

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için "veri politikamızı" inceleyebilirsiniz. Daha fazlası