Geçmişten bugüne çatışmaların ve savaşların taraflarca sürdürülebilirliği belirleyici olmaktadır. Savunma veyahut saldırı enstrümanlarının yetersiz kaldığı durumlarda daha sıkı şekilde diplomasiye yönelinmektedir. Ukrayna-Rusya Savaşında tarafların sarf ettiği sistemler ve kayıpların yerinin doldurulmasında yaşanan zorluklar, dünya ordularında “uyandırıcı” etki yaptı. Konvansiyonel harpte kabiliyetlerin stoklardan hızla tükendiği, savaş halinde bu sistemlerin yurt içinden karşılanmasının zorluğu ve yurt dışından tedariklerin güçlüğü görüldü. Hatta üçüncü taraflar, “yardımlar” neticesinde stok ve envanter sorunları ile karşı karşıya kaldı. Böylelikle dünyada eşi görülmemiş bir “seri üretim” aksiyonu alındı. Ülkeler seri üretim kabiliyetini tedarik etmeye çalışırken bu bağlamda güçlü olan ülkelerin uluslararası konumu güçlenmektedir. Türkiye’nin bu bağlamda çeşitli ülkelerle olan ilişkilerinin çok daha güçlendiği ve tamamen temelsiz olan küçümseyici yaklaşımların realist söylemlere dönüştüğü görülmektedir.
ABD-İsrail eş güdümlü ve ani saldırı ile İran’ın hedef alınması sonucunda küresel etkileri ve yansımaları olacak bir savaş başladı. Savaşın birçok boyutu olmakla birlikte bu çalışmada, Türkiye açısından “durum değerlendirmesi” kapsamında bazı sistemler özelinde savunma sanayii uygulamalarına dikkat çekmeye çalışılmaktadır.
Saldırgan Tarafın Enstrümanları: ABD-İsrail
ABD-İsrail ortak saldırısında, öncelikle İran’daki stratejik ve hava savunma unsurları imha edildi. Komuta-kontrol yapısı imha edilerek aynı zamanda güvenli koridorlar oluşturulmaya çalışıldı. Paralel olarak bölgede havadan erken ihbar ve komuta-kontrol uçakları ile elektronik harp unsurları görev aldı. İran’ın hava savunma, elektronik harp ve komuta-kontrol unsurları baskı altına alındı. Türkiye’nin dar coğrafyada benzeri faaliyetler gerçekleştirdiği ve bu kabiliyetlere sahip olduğu bilinmektedir. Türkiye’nin mevcutta deniz ve kara tabanlı geniş elektronik harp envanteri bulunmaktadır. Havada ise hizmete girecek HAVASOJ’lar önemli kabiliyet kazandıracaktır. Halihazırda savaş uçakları, İHA sistemleri farklı niteliklerde elektronik harp unsurlarıyla işletilmekle beraber Türkiye’nin HAVASOJ ile İHASOJ sistemlerini hizmete alması yapıyı daha nitelikli hale getirecektir. Benzer şekilde gelecekte, milli sistemlerle donatılan insanlı/insansız erken ihbar ve komuta kontrol uçakları Türkiye’nin Çelik Kubbe’sinde tamamlayıcı olacaktır.
Havadan Taarruzlar
ABD’nin uçak gemilerinden ve bölgedeki üslerinden kalkan muharip uçakları, İran’daki hedefleri çeşitli GBU serisi hava-yer mühimmatlarıyla vurmaktadır. 10 binden fazla hedefin vurulduğu ilan edilen bu bombardımanda güdüm kitleri ile akıllı hale getirilen (vuruş hassasiyetleri arttırılan) bombalar ve çeşitli füze sistemleri öne çıkmaktadır. JDAM ailesi bombalar ile helikopter ve SİHA gibi platformlarda kullanılan Hellfire vd. füzeler bulunmaktadır. Savaş uçakları tespit edilen hedefleri vururken uzun süre havada kalabilen MQ-9 Reaper SİHA’lar ile “fırsat hedefleri”, anlık tespit edilen fırlatma aracı vd. vuruldu. SİHA’lar uzun süreli istihbarat, gözetleme ve keşif yaparken mühimmatları yıkıcı etki oluşturdu. Ayrıca ABD ve İsrail tarafından uzun erimli havadan atılan seyir füzeleri (AGM-158, Rampage vd. ALCM) yoğun olarak kullanıldı. Yüksek vuruş hassasiyeti, uzun menzilleri sayesinde İran ana karasının derinliklerindeki stratejik hedeflere başarılı angajmanlar mümkün oldu.
Türkiye açısından bakıldığında ABD-İsrail tarafından hava-yer taarruzlarında kullanılan sistemlerin hemen hemen hepsinin alternatiflerinin yerli ve milli olarak üretildiğini söylemek mümkündür. Güdüm kiti/akıllı bombaları Türkiye’de üreten; MKE, ROKETSAN, ASELSAN, TÜBİTAK SAGE, ASFAT vd. önemli kuruluşlar mevcuttur. Burada önemli olan sarf oranı yüksek mühimmat ve kitleri, yüksek adetli olarak envantere alabilmektir. Ayrıca harp durumunda üretim kabiliyetlerine devam edebilecek yapıya sahip olmaktır.
ABD’nin İHA’larda kullandığı mühimmatlara kıyasla Türkiye daha geniş kabiliyetlere sahiptir. Türkiye, SİHA sistemlerinde en geniş ölümcül ürün gamına sahip ülkelerin başında gelmektedir. ROKETSAN’ın MAM ailesi akıllı mühimmatlar (MAM-C, MAM-L, MAM-T), TRLG ailesi füzeler (İHA-TRLG-122/230/300), TÜBİTAK SAGE’nin KUZGUN serisi (KUZGUN-KY/SS/TJ) ve BOZOK akıllı mühimmatları vd. gibi SİHA’lar için özelleştirilmiş çözümleri bulunmaktadır. Önceki paragrafta bahsedilen mühimmatlar, SİHA’larda kullanılabilmektedir.
ABD ve İsrail tarafından stratejik hedeflerde kullanılan ALCM füzelerine benzer nitelikte/maksatlı çeşitli çözümler bulunmaktadır. SOM serisi seyir füzelerin yanı sıra ÇAKIR serisi seyir füzeleri halihazırda TSK envanterindedir. Yapılacak çıkarımlar; uzun sürebilecek harp durumunda envanterin güçlü olması, maliyet-etkin ürün özelleştirmelerin yapılması, depolama, idame ve lojistik süreçlerinin potansiyel tehditlere göre hesaplanması olarak ifade edilebilir. Türkiye’nin stokları güçlü olmalı ve seri üretim kabiliyetleri geliştirilmeye devam edilmelidir. ÇAKIR seyir füzesinde olduğu gibi modüler ve farklı tehditlere yönelik kullanılabilecek seyir füzeleri/mühimmatların envanterdeki konumu güçlendirilmelidir. İran’ın vurulan tesislerinden ve sonuçlarından, mevcut yapı gözden geçirilerek gerekli aksiyon alınmalıdır.
Ayrıca Amerikan Donanması’ndan gemi konuşlu Tomahawk seyir füzeleriyle İran’ın derinliklerindeki stratejik hedeflere angajmanlar yapıldı. Türkiye’nin ise savaş gemilerinde MİDLAS üzerinden benzer kabiliyetler/maksatlı seyir füzelerine yönelik faaliyetleri bulunmaktadır. Bahse konu çalışmalar, diğer projelerde olduğu gibi yüksek gizlilik ile devam etmektedir.
ABD’nin İran’ın tek yönlü Şahid kamikaze İHA’larına benzer nitelikte LUCAS sistemlerini ilk defa kullandığı görüldü. Maliyet-etkin (80 bin ABD doları) çözüm olarak nitelendirilen kamikaze İHA’lar, ABD donanma unsurlarından İran ana karasındaki hedeflere atıldı. Türkiye’nin benzer nitelikte ve çok maksatlı çözümleri bulunmaktadır. Baykar’ın tanıttığı K2, bir üst segmentte çok rollü ve 2 bin kilometre menzili ile önemli güç çarpanıdır.
Bölgede, ABD’nin HIMARS topçu roketleriyle, hassas vuruş kabiliyeti olan PrSM füzelerini kullandığı görülmektedir. Türkiye’nin benzer topçu roketi sistemleri ROKETSAN tarafından üretilen KAPLAN ve KASIRGA sistemleridir. KARA-ATMACA gibi uzun menzilli seyir füzesi çözümleri ile lazer aydınlatmayla güdüme imkân veren TRLG topçu roketi sistemleri, envanterde (combat proven/harp sahasında kullanılmış) yer almaktadır. Hassas ve uzun menzillerdeki kara ve sabit hedeflere angajman imkânı veren topçu sistemlerinin nitelikli ve nicelikli envanteri zorunluluktur.
İmha Girişimi: Donanma
ABD tarafından “övünç” vesilesi olarak İran Donanması’nın neredeyse tamamen imha edildiği açıklandı. İçerisinde korvetler, fırkateynler, denizaltı platformları bulunan yapının imhasında torpidolar, gemisavar füzeleri işletildi. Türkiye’nin mevcutta yerli ve milli olarak geliştirdiği ATMACA gemisavar füzesi ile AKYA ve ORKA gibi farklı nitelikte torpido çözümleri bulunmaktadır. Ayrıca denizaltılardan kapsül-ATMACA füzesi atışları yapılabilmektedir. Türkiye, iki saldırı enstrümanlarının envanterdeki konumunu güçlendirirken, yerli REİS sınıfı denizaltılar, MİLGEM korvet & fırkateynler milli silah sistemleriyle görev yapmaktadır. Türkiye’nin kara konuşlu BARBAROS kıyı savunma sistemi, yine uzun menzilli gemisavar füzeleriyle kıyıdan işletilebilmektedir. İran Donanması’nın vaziyeti, Türkiye’nin karşı tedbir çözümlerini önemli kılmaktadır. Platformlar, gelişmiş sonar sistemleriyle donatılırken ayrıca; denizaltı savunma harbi (DSH) roketleri, ASELSAN’ın ZOKA gibi karşı tedbir torpido çözümlerine sahiptir. Gemilerde olası gemisavar tehditlerine karşıda gelişmiş nokta ve yakın hava savunma sistemleri bulunmaktadır. Tüm unsurların ağ merkezli ve etkin olarak işletilmesi (yekpare resim üzerinden) elzemdir. Türkiye’nin tıpkı Çelik Kubbe’de Gök Vatan için oluşturduğu ortak resim, Mavi Vatan’daki platformlar için teşkil edilmektedir.
Hava Savunma: İHA ve Balistik Tehdit
ABD’nin Körfez’de bulunan üslerinde; muharip uçaklar, erken ihbar ve komuta kontrol uçakları, tanker uçakları vd. ile hava savunma şemsiyesinin önemli radar, sensör ve fırlatma bileşenleri konuşlanmaktadır. İran’dan gelen füze ve İHA saldırılarını önlemede, bölgedeki erken ihbar ve önleyici sistemler önemli role sahiptir. İran’ın ilk günden itibaren bahse konu varlıkları önceliklendirip hedef aldığı görüldü. Katar’da Al Udeid Hava Üssündeki AN/FPS 132 erken ihbar radarı ile THAAD radarının (AN/TPY-2) ve komuta-kontrol yapısındaki uydu sistemlerinin (AN/GSC-52B) imhaları öne çıkmaktadır. İran, tanker uçakları havada ve üs bölgesindeyken hedef alarak bölgedeki savaş uçaklarının operasyonel menzil ve havada kalış kabiliyetlerine zarar verdi. Böylelikle maddi zararın ötesinde savunma ve saldırı kabiliyetlerini zayıflattı. Genel çerçevede, bölge unsurlarının bilhassa Körfez ülkelerinin kamikaze İHA saldırılarına karşı ciddi zafiyet içerisinde olduğu görülmektedir. Bu bağlamda İran’ın gerek enerji altyapılarını gerek kritik radar gibi bileşenleri, satürasyon ile hedef aldığı anlaşılmaktadır. Bölgede katmanlı hava savunma yapısı bulunurken, operasyonel olarak bunun işletilmesinde güçlükler yaşandığı görülmektedir.
Türkiye’nin Çelik Kubbe hava savunma mimarisi katmanlı yapıda inşa edilmektedir. Harp ortamında bakıldığında; Patriot PAC-3, THAAD gibi kara tabanlı balistik füze önleme kabiliyetli sistemlerin başarılı olduğu görülmektedir. Türkiye’nin halihazırda balistik füze önleme kabiliyetli envantere girmiş yerli ve milli çözümü bulunmaktadır. Siper projesinde son olarak orta menzilli bölge hava füze savunma kabiliyeti olan Siper Blok1 füzeleri batarya halinde envantere girdi. Siper Blok-2 füzelerinin daha uzun menzil/irtifada balistik füze önleme kabiliyetine sahip olması hedeflenmektedir. Türkiye’nin planlı şekilde devam eden; Hisar A, Hisar O ve Siper Blok 0/1 vd. sistemlerde tedarik adetlerini arttırması; Siper Blok2 ve Blok3 çalışmalarının ise hızlandırılması beklenmektedir. Balistik füze tehditlerine karşı geliştirilen önleyici sistemler, Türkiye’nin ihtiyaçlarını karşılamanın ötesinde diğer ülkelere sağlayıcı olarak da küresel konumunu güçlendirecektir. Ayrıca İHA karşı tedbir sistemlerinde, bütünleşik çözümlerin, yüksek adetlerde stratejik mahallerin nokta savunması esas alınarak projelendirilip tedarik edilmesi gerekmektedir.
Sonuç Yerine
Türkiye'nin geliştirdiği milli sistemler, teknolojik olarak dünya standartlarındadır. Muhtemel uzun süreli harpte ayakta kalabilmenin temel şartı; sistemlerin potansiyel tehditlere göre özelleştirilmesi, maliyet-etkin çözümlerin çoğaltılması ve lojistik/depolama süreçleri kusursuz işleyen devasa seri üretim kapasitesinin sağlanmasıdır. Mevcuttaki ve potansiyel savaşların, çatışmaların kaderini, tarafların sürdürülebilirlik, stok derinliği ve seri üretim kapasitelerinin belirlediği açıktır. Ukrayna-Rusya Savaşı'nın getirdiği "uyandırıcı" etki ve incelenen ABD-İsrail'in İran'a yönelik eş güdümlü saldırıları Türkiye'nin savunma stratejileri için kritik bir durum değerlendirmesi sunmaktadır.
- Hasım hava savunmasını kör etmek için kullanılan elektronik harp (EH) unsurları, Türkiye'nin kara tabanlı EH sistemleri ile HAVASOJ ve İHASOJ gibi projelerinin ne kadar stratejik olduğunu doğrulamaktadır. Hava-yer taarruzlarında kullanılan yabancı menşeli akıllı mühimmatların yerli muadilleri (MAM ailesi, KUZGUN, SOM, ÇAKIR) başarıyla üretilmektedir. Asıl hedef; modern harp filoları ile yüksek sarfiyat oranlarına karşı kesintisiz seri üretim hattını güvence altına almak ve envanteri niceliksel olarak büyütmektir.
- Uzun menzilli topçu roketlerinin, maliyet-etkin kamikaze İHA'ların ve gemisavar füzelerinin, yıpratma savaşının önemli bileşeni olduğu tekrar görüldü. Türkiye; KAPLAN/KASIRGA/TRLG topçu sistemleri; KARA/ATMACA/ÇAKIR gibi seyir füzeleri; BORA/TAYFUN/CENK gibi balistik füzeleri; AKYA/ORKA torpidoları ve çok maksatlı İHA çözümleriyle bu alanda güçlü donanıma sahiptir. Mavi Vatan'daki tüm deniz ve kıyı savunma platformlarının (BARBAROS) aynı ağ üzerinden entegre edilmesi caydırıcılığı maksimize etmektedir.
- Kritik altyapıların, erken ihbar radarlarının ve üslerin satürasyon (sürü) saldırılarına karşı korunması hayati önemdedir. Türkiye'nin Çelik Kubbe mimarisi doğru bir vizyondur; ancak HİSAR ve Siper bataryalarının tedarik adetleri hızla artırılmalı, anti-İHA çözümleri stratejik tesislere entegre edilmeli ve özellikle Siper Blok-2 ve Blok-3 projeleri ivmelendirilerek eksik olan balistik füze önleme yeteneği acilen kazanılmalıdır.
