Kriter > Dosya > Dosya / Küresel Siyaset |

Trump’ın Kaçamadığı Hayalet: Epstein’ın Ruhu


Donald Trump, yıllar boyunca Epstein’la ilişkisinin belli bir mesafeyi hiç aşmadığını dile getirdi ve Demokratların bu kirli ağın parçası olduğunu iddia etti. 2024 seçimleri öncesindeki vaatleri arasında göreve geldikten sonra Epstein’ın çok konuşulan dosyalarının kamuya açılması da vardı. Kafaları karıştıran olaylar da bu dönemeçte vuku buldu, Trump seçildikten sonra bu dosyalara yönelik iddiaların ve “müşteri listeleri” olduğu bilgisinin düzmece olduğu söylemini sahiplendi. Bu da kendi kamuoyunda büyük bir tepkiye neden oldu,

Trump ın Kaçamadığı Hayalet Epstein ın Ruhu
ABD'nin başkenti Washington DC'de, ABD Kongre Binası önünde Epstein Dosyaları Şeffaflık Yasası ile ilgili basın toplantısı düzenlendi. (Celal Güneş / AA, 18 Kasım 2025)

10 Ağustos 2019’da Manhattan’daki hücresinde ölü bulunan milyarder bir iş adamının haberi, ABD kamuoyunun ilgisinden küresel siyasete uzanan geniş bir yelpazede büyük bir yankı buldu. Ölümünün bıraktığı izler, yıllar sonra dahi güncel siyasette gözlemlenebiliyor. Jeffrey Epstein (1953-2019) her şeyden önce çeşitli mahkeme süreçleri sonunda suçu kanıtlanmış bir mahkumdu. Genç kızları istismar etmiş, onları fuhuş bataklığına sürüklemişti. Ancak olayı kriminal boyuttan daha küresel bir ajandanın parçası haline getiren bağlam, kendisinin siyasi ve entelektüel dünyanın elitleriyle kurduğu bağdı. Ölümünün ardından geride bıraktığı e-mail ve kanıtlar, ABD iç siyasetinde kelebek etkisi doğurarak dokunulamaz denilen zümreler üzerinde Demokles’in Kılıcı oldu, siyasi iklimin bir numaralı konusu haline dönüştü.

Epstein’ın iletişim kurduğu insanlar arasında dünyanın en zengin insanlarının (bkz. Bill Gates) yanı sıra modern çağın filozofu olarak da gösterilen makbul profilli ilim adamları da (bkz. Noam Chomsky) yer alıyordu. Hapishane odasında hayatını kaybeden Epstein’ın ölüm sebebi sonsuza kadar muamma olarak kalacak. Her ne kadar FBI geçtiğimiz aylarda, bir kez daha milyarder iş adamının intiharında herhangi bir şüphe bulutunun olmadığını belirtse de kafalardaki soru işaretleri hiçbir zaman giderilemeyecek. Bu ölümün siyasi arenadaki hissedilen artçı dalgaları epey daha etkisini gösterecek ya da en azından bir hayalet gibi belli aktörlerin peşini bırakmayacak.

 

Dosyalar Neden Bu Kadar Tartışıldı?

Epstein vakasını benzersiz kılan unsur, kurduğu ağdaki akıl almaz isim yelpazesi. Epstein, ABD’deki müesses nizam networkünü tamamen kendisini merkeze alacak şekilde konumlandırarak herkesle farklı kimlik ve amaçlarla bir iş birliği zinciri hazırlamış gözüküyor. Küresel çocuk istismarı ve çocuk/genç bireyleri fuhşa yönlendirmesindeki eylemler, olayı karanlık bir içeriğe sürüklüyor. Bu anlamdaki işleyişin nasıl oluştuğunu anlatan yapımlar/makaleler mebzul miktarda bulunuyor. “Jeffrey Epstein: Filthy Rich” belgeseli aslında çocuk yaştaki kadınların nasıl sistem içinde istismar edildiğini çok net gözler önüne seriyor. Şeytani planlarını devreye koyan Epstein’ın en büyük yardımcısının da Ghislaine Maxwell isminde İngiliz-ABD sosyetesinin bir başka ünlü ismi olması da buradaki akışı anlamak için önemli bir dipnot.

Maxwell, Epstein için New York sosyetesi ya da İngiliz Kraliyet ailesi üyeleriyle (ünvanını kaybeden eski prens Andrew gibi) tanışmasında kolaylaştırıcı faktör oldu. (Önemli not: Maxwell’in babası da İngiltere’de dolandırıcılıkları -usulsüzlükleri- kaba davranış tarzıyla bilinen Robert Maxwell idi. Kendisi 80’lerde ünlü bir siyasetçi aynı zamanda medya ve futbol kulübü patronuydu, sonrasındaki talihsiz ölümüne dek (1991) MOSSAD için çalıştığı iddia edildi. Yıllar sonra kızının tanıştığı ve kirli bir çarkta ortak olduğu Epstein’ın da MOSSAD ile ilişkisine yönelik iddiaların ayyuka çıkması ilginç korelasyona işaret ediyor.)

Bu genel panoramayı çizmemizin sebebi, aslında elit zümre arasında bu kirli statükonun nasıl oluşabildiğini tasvir etmek. Birçok farklı alanda aktif olan kirli bir iş adamı, kontakları ve kurduğu düzen sayesinde elit zümreyle ilişki geliştirebiliyor, bu etkileşim şimdilerde korkulu bir platforma dönüşmüş olan Karayipler’deki adalara yapılan şaibeli gezilere evriliyor. Orada istismar edilen kadınlar üzerinde kurulan düzen sonrasında şantaj ağına giden bir hat oluşturuyor.

 

Cumhuriyetçi Cephede Açılan Epstein Çatlağı

ABD Başkanı Donald Trump, yıllar boyunca Epstein’la ilişkisinin belli bir mesafeyi hiç aşmadığını dile getirdi ve Demokratların bu kirli ağın parçası olduğunu iddia etti. 2024 seçimleri öncesindeki vaatleri arasında, göreve geldikten sonra Epstein’ın çok konuşulan dosyalarının kamuya açılması da vardı. Kafaları karıştıran olaylar da bu dönemeçte vuku buldu, Trump seçildikten sonra bu dosyalara yönelik iddiaların ve “müşteri listeleri” olduğu bilgisinin düzmece olduğu söylemini sahiplendi. Bu da kendi kamuoyunda büyük bir tepkiye neden oldu, siyasi muarızları tarafından aleyhinde kullanıldı. Eski dostu Elon Musk ile girdiği sosyal medya düellosunda yüzüne vurulan bir zaaf unsuruna dönüştü.

Buradaki ilginç temalardan biri de ABD’deki cumhuriyetçi tabanının hiçbir sosyal ve dış politika içeriğinde olmadığı kadar bu konuda duyarlılık göstermesi oldu. Protestolar düzenlendi, seçim öncesi verilen sözler hatırlatıldı, önümüzdeki yıl gerçekleşecek ara seçimlerde de maliyeti olacağının ortaya çıkması üzerine Trump, dosyalar üzerindeki gizliliğinin kaldırılması yönünde karar vermek zorunda kaldı.

Dosyalarının açıklanmasını öngören tasarının Kongre’den geçmesiyle merak edilen bir eşiğe daha varılmış oldu. Kararın alındığı 19 Kasım tarihinden itibaren 30 gün içinde dosyalar açıklanmış olacak. ABD politik ikliminde alınan karar, Trump’ın nadir görülen bir geri vitesle boyun eğmek zorunda kaldığı şeklinde yorumlanıyor. Dosyaların açıklanması, Cumhuriyetçi Parti içerisinde ayrışmanın keskinleştiği, taban ile liderin ve Kongre üyeleri arasında makasın açıldığı bir atmosferde gerçekleşti. Trump’ın bir cinsel suçluyu koruduğu anlatısı, muhalifleri tarafından satın alındı, kamuoyu baskısı başkanın kibrini ve direncini kırdı.

Trump’ın ikinci dönemine kulvar açan kampanya sürecinden itibaren MAGA (ABD’yi Yeniden Mükemmel Yap) sloganını amentü haline getiren Cumhuriyetçi taban, ABD çıkarları konusunda odak kayması yaşandığında muhalif damarını da göstermekten geri kalmıyor.

Cumhuriyetçiler, küresel boyut içerdiğini düşündükleri yapıların kendi değerleriyle çeliştiğini gözlemlediklerinde pençelerini gösteriyor. Epstein dosyaları bu tabanda siyasi bir anlam kazandı, “zenginlerin çıkarlarının korunduğu” algısının Trump’ın seçmenle kurduğu bağı zedelediği düşüncesi hakim oldu. Bu kırılmanın somut yansımalarından biri de Trump’ın en sadık destekçileri arasında yer alan, Cumhuriyetçilerin Kongre’deki yüzlerinden Georgia Temsilciler Meclisi üyesi Marjorie Taylor Greene’nin partisinden istifa etme kararı oldu. Epstein ve İsrail politikası gibi ayrım noktaları, parti içindeki kırılgan fay hatlarında barometre işlevi görüyor, ABD ve ortalama vatandaşların eksen alınması isteniyor.

Sonsuza Dek En İyi Arkadaşlar adını taşıyan heykel, Washington DC
ABD'nin başkenti Washington DC'deki Kongre Binası yakınlarına, Başkan Donald Trump ile Jeffrey Epstein'ı el ele tutuşurken tasvir eden bir heykel yerleştirildi. İsimsiz sanat kolektifi "The Secret Handshake" tarafından yapılan ve "Best Friends Forever" (Sonsuza Dek En İyi Arkadaşlar) adını taşıyan heykel, ilk olarak 23 Eylül’de yerleştirilmiş, ertesi gün ise Ulusal Park Hizmetleri tarafından kaldırılmıştı. (Mehmet Eser / AA, 3 Ekim 2025)

 

“Zamanın Ruhu” Epstein Canavarına İzin Vermedi

Epstein dosyasını ele alırken unutulmaması gereken bir zaviye de kendisinin hak ettiği cezayı almasında zamanın ruhunun da önemli bir faktör olduğu gerçeği. Aslında Epstein hakkında iddialar su yüzündeydi ve 2008’de somutlaşarak 13 ay hapis cezası almasına da neden oldu. Fakat bu zaman dilimi henüz #metoo hareketi gibi akımların filizlenmediği, toplumsal duyarlılığın yüksek olmadığı bir dönemdi. Dönemin koşulları kadınlara, tacize ya da güçlü olanın zorbalığına kapı araladığı için iddiaların siyasi arenadaki karşılığı çok keskin olmadı. Özellikle 2018 sonrası gelişmelerle Epstein ile yakın olmak sakıncalı bir kategoriye evrildi.

Açıklanan dava dosyalarında Prens Andrew, ABD Başkanı Donald Trump, eski ABD Başkanı Bill Clinton, eski İsrail Başbakanı Ehud Barak, eski ABD Başkan Yardımcısı Al Gore, aktör Kevin Spacey, şarkıcı Michael Jackson, illüzyonist David Copperfield, avukat Alan Dershowitz ve eski New Mexico Valisi Bill Richardson gibi ünlü isimler yer almıştı. Bu isimler arasında Ehud Barak ismi ayrı bir değerlendirme başlığını hak ediyor.

 

MOSSAD–Epstein İlişki Ağı İddiaları

Epstein dosyasını daha küresel bir zemine oturtan iddialar ise İsrail temelli olarak gelişiyor. İsrail Başbakanı Netanyahu geçtiğimiz yıllarda kendisine muhalif İsrail’in eski başbakan Ehud Barak’ın (görev süresi 1999-2001) Epstein ile ilişkisine dair soruşturma açılmasını talep etmişti. Bu ironik talebin meşru bir zemini bulunuyor. Buna göre Barak’ın Epstein ile iltisaklı bir vakıftan 2004-2006 arasında 2,3 milyon dolarlık ödeme aldığı ve 2015’te Epstein’ın Barak’ın kurduğu bir ortaklığa 1 milyon dolar yatırım yaptığı bilgisi doğrulanıyor. Barak savunmasını iş-ticaret ortaklığı ekseninde kuruyor ve kendisini Epstein ile eski İsrail Başbakanı Şimon Peres’in (görev süresi: 1984-1986, 1995-1996) tanıştırdığını belirtiyor.

ABD Temsilciler Meclisi tarafından yayınlanan belgeler, ikilinin makbul iş adamı/bakan kamuflajıyla nasıl savaş tanrısı rolünü oynadıklarına da işaret ediyor. Barak'ın hâlâ İsrail Savunma Bakanı olduğu 2012’de, Epstein'ın İsrail'in Batı Afrika’daki savunma/güvenlik satışı işlerine dahil olduğu açıkça kanıtlanıyor. Buna göre ikili, İsrail istihbaratının ürünlerinin Afrika ülkelerine satışı konusunda aktif şekilde çalıştı, 2014’te Fildişi Sahilleri ile İsrail arasında tesis edilen güvenlik anlaşmasının zeminini hazırladılar. İsrail'in Fildişi Sahili ile imzaladığı güvenlik anlaşmasının öyküsü, Epstein ve Barak'ın Afrika'daki gizli faaliyetlerinin sadece bir bölümü. Barak- Epstein ortaklığı ve yazışma trafiği devam etti. Sunday Times, Aralık 2015'teki bir yazışmada, Epstein'ın Barak'a, Prens Andrew'un Çin'deki potansiyel bir iş fırsatı hakkında bilgi kaynağı olduğunu söylediğini açığa çıkarmıştı.

İkili arasında gerçekleşen ve deşifre olan diyaloglar, ortaklığın karanlık boyutu hakkında da ipucu veriyor. Epstein 2012’de de Afrika ülkelerine yönelik olarak bir keresinde Barak'a şöyle yazmıştı: “Sivil ayaklanmalar patlak verirken [...] ve iktidardakilerin çaresizliği varken, bu senin için mükemmel bir fırsat değil mi?” Barak şöyle cevap verdi: "Bir bakıma haklısın. Ama bunu nakit akışına dönüştürmek o kadar kolay değil."

ABD’li Cumhuriyetçi gazeteci Tucker Carlson, Epstein’ın İsrail için çalıştığının aşikar olduğunu, Washington’da bu gerçeği herkesin bildiğini belirterek, kimsenin yeterince açık konuşamadığına işaret ediyor. Epstein dosyası sürecince muhalif bir tutum takınan Cumhuriyetçi Kongre üyesi Thomas Massie, "İsrail istihbaratının bilgi temin etme ve şantaj konusunda aktif olduğuna inandığını” belirtiyor.

 

Pandora’nın Kutusu Açıldı: Peki Ya Sonra?

25 Nisan 2025’te geçmişte yaşadığı travmatik süreçlerin ardından Avustralya’da bir hayat kurmaya çalışan “Epstein mağduru” Virgiana Giuffre intihar etti. Kendisi, hakkındaki iddialar nedeniyle Prens ünvanı alınan Andrew ile yan yana çekindiği fotoğraflarla kamuoyunun zihnine kazınmış ve Epstein’ın mağdurları arasında bayraktar isim olmuştu. Ölümünden birkaç ay sonra yayınlanan anılarında, Epstein'ın reşit olmayan genç kızlarla ilişki yaşayan güçlü isimleri video kaydına alarak şantaj yaptığına dikkat çekti, büyük bir görüntü arşivi olduğunu kaydetti.

Bölgesel ve hatta küresel birçok önemli gündem maddesinin ABD kamuoyunda işgal ettiği oranın düşüklüğü, ABD siyasetini yakından takip edenler tarafından bilinen bir realitedir. Bu nedenle dünyaca ünlü bazı isimler ABD’de tanınmaz, oradaki medyada yüksek görünürlüğe sahip ünlüler ise dünyanın geri kalanı tarafından çok da bilinmez. Aktarmaya çalıştığım bu koşullar sebebiyle Gazze’deki soykırım, Rusya-Ukrayna Savaşı’ndaki mevcut durum ABD toplumunun ilgi kümeleriyle kesişirse anlamlı hale gelir.

ABD siyasetinde geniş yer bulan Epstein dosyasının politik arenadaki akisleri, bizdeki yansımasından da büyük oldu. Bu ajanda da özellikle iki bağlam ön plana çıkıyor. Dosyaların açıklanması konusundaki ikircikli tutumu nedeniyle ABD Başkanın Donald Trump’a karşı Cumhuriyetçi taban içerisindeki muhalefet, güçlü zemin kazandı. Muhalif damar belirgin bir reaksiyon gösterdi. İkinci olarak Epstein’ın kurduğu iddia edilen şantaj ağının uzandığı aktörler ve küresel siyasete etkisi merak konusu oldu. ABD siyasetindeki iz düşümleri gözlemlemek kısa-orta vadede mümkün olacak, ancak uluslararası siyasetteki tesirini açığa çıkarmak kolay olmayacak.

 


Etiketler »  

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için "veri politikamızı" inceleyebilirsiniz. Daha fazlası