Kriter > Dosya > Dosya / Medya |

Dopamin Döngüsü: TikTok Öneri Algoritması Zihinleri Nasıl Şekillendiriyor?


TikTok algoritmasının kullanıcıları nasıl yönlendirdiğini anlamak için farklı profil ve ilgi alanlarına sahip kurgusal kullanıcılarla bir deney gerçekleştirdik. Deneyin sonunda ortaya çıkan bulgular oldukça çarpıcıydı. Özellikle çocuk ve ergen yaştaki personaların masum başlangıç ilgileri dahi kısa sürede uygunsuz ve potansiyel olarak zararlı içeriklere kaydı. Örneğin 13 yaşında erkek persona, ilk gün yalnızca oyun videoları ve masum şakalar izlerken üçüncü günün sonunda akışında küfürlü mizah ve tehlikeli “challenge” videoları ağırlık kazandı. Yedinci gün itibarıyla ise bu persona, TikTok tarafından sokak kavgaları ile bıçak ve kesici alet taşıma övgüsü içeren şiddet içeriklerine maruz kalıyordu.

Dopamin Döngüsü TikTok Öneri Algoritması Zihinleri Nasıl Şekillendiriyor

Dijital çağda toplumsal mühendislik aracına dönüşen sosyal medya platformları, gençlerin dünya görüşünü şekillendiren gayriresmi eğitim alanlarıdır. Algoritmaların öne çıkardığı içerikler artık bireysel tercih sınırını aşıp toplumsal ve milli güvenlik meselesi haline gelmiştir. Nitekim son yılların en dikkat çekici uygulaması TikTok, Çin merkezli ByteDance şirketinin 2016’da piyasaya sürdüğü bir uygulama olarak birkaç yıl içinde dünya çapında 1 milyar kullanıcı eşiğini aştı ve gençler arasında en popüler platform haline geldi. Bu benzersiz başarının ardında, kullanıcıyı ilk andan itibaren saran ve sonu gelmeyen bir video akışı sunan özel bir öneri algoritması yatıyor. Platform, klasik sosyal ağlardan farklı olarak takipçi sayısından bağımsız bir viral keşif mekanizması sunuyor ve bu sayede hiç tanınmayan içerik üreticilerinin videoları bile milyonlara ulaşabiliyor.

Bu algoritma gücünün belki de karanlık olarak ifade edilmesi gereken tarafı ise içerik seçimi ve görünmez sansür iddiaları. 2020'de sızdırılan yazışmalar, TikTok'un "arzuya yönelik bir vibe oluşturmak" adına çirkin, yoksul veya engelli kullanıcıları akıştan gizleyerek filtreler uyguladığını ortaya çıkardı. Benzer şekilde, arka planı harap veya gecekondu tarzında olan videoların da “yeterince havalı” bulunmayıp geniş kitlelere gösterilmediği sızıntılar sayesinde öğrenildi. Tabii işin ilginç tarafı, bu sızmaları haber yapan dünyadaki birçok haber sitesi 2021 ve 2022’de haberleri kaldırmak zorunda kaldı. Elimizde 2020’ye ait TikTok sızmalarıyla alakalı bilgiler olmasaydı belki de haberleri bulamayabilirdik.

 

TikTok Algoritması Nasıl Çalışıyor?

TikTok’u bu denli popüler ve bağımlılık yapıcı kılan en önemli unsur, kişiye özel video akışı sunan öneri algoritması. Peki, bu öneri algoritması nöral ağlarla ne kadar uyumlu geliştiriliyor, nöral sistemi nasıl tetikliyor, konu sadece sosyal psikoloji ile mi alakalı yoksa ortada hormonel sisteme uygun bir algoritma ve içerik sistemimi var? Beyinlerde adeta dopamin patlamasına neden olan bu döngüyü nasıl kuruyor? Arketiplere göre şekillenen film, dizi ve reklam sektörünün yerine direkt nöral sistemi çözen yeni bir sistem mi var? Bunlar başka yazıların konusu. Biz araştırma konumuza geri dönecek olursak TikTok’un “Sizin İçin” sayfası, her kullanıcıya sürekli ilgi alanına uygun yeni videolar sunmak üzerine tasarlanmış. Yeni bir kullanıcı platforma katıldığında, algoritma başlangıçta genel popüler videolar ve farklı kategoriler göstererek ilgi sinyalleri topluyor. Kullanıcının hangi videoları ne kadar izlediği, hangilerini beğendiği veya paylaştığı gibi etkileşimler kısa sürede bir profil oluşturulmasını sağlıyor. Bir kullanıcı bir videoyu sonuna dek izliyor veya tekrar oynatıyorsa, o içeriğe ilgi duyduğu kabul edilerek benzer videolar daha sık öneriliyor. Böylece TikTok öneri algoritması, her mikro etkileşimi analiz ederek kullanıcının adeta bir “zafiyet haritasını” çıkarmaya başlıyor.

Bu kişiselleştirme her ne kadar kullanıcının hoşuna gidebilecek içerikleri hızlıca bulmasını sağlasa da diğer yandan tehlikeli bir bağımlılık döngüsü oluşturuyor. Ortada bir kullanıcı dijital platform sadakatinden çok beynin uyarılma merkezlerinin işin içinde olduğu bir bağımlılıktan bahsetmek çok daha doğru olsa gerek. TikTok akışı, sonsuz kaydırma prensibiyle çalıştığından kullanıcılar içerik tüketimini kontrol etmekte zorlanıyor. Her video kısa ve dikkat çekici olacak şekilde optimize edilmiştir ki beynin ödül mekanizması sürekli tetiklenerek dopamin salgılasın. Özellikle gençlerde bilhassa da çocuklarda dürtü kontrolü tam gelişmediğinden, bu hızlı ödül döngüsüne kapılıp uygulamada saatlerini geçirmeleri daha kolaydır. Platform kullanıcıya sürekli “Acaba sıradaki video ne olacak?” merakı aşıladığı için zamanın nasıl geçtiği anlaşılmıyor. Nitekim araştırmalar TikTok kullanıcılarının, diğer platformlara kıyasla zaman kontrolünü daha çabuk yitirdiğini ve uygulamada planladıklarından çok daha uzun süre kaldıklarını gösteriyor. Bu durum, TikTok’un psikolojik olarak “değişken oranlı ödül” prensibini kullanmasıyla açıklanabilir. Kullanıcı her kaydırmada sıradaki videonun ne çıkacağına dair belirsizlik yaşar. Arada sıradan içerikler gelse de arada birçok eğlenceli veya ilginç video çıkması, tıpkı kumar makinesinde büyük ödül umuduyla kolu çekmeye benzer bir bağımlılık davranışını pekiştirir. Washington D.C. Başsavcılığı'nın iddianamesinde de TikTok algoritması, "kasten bağımlılık yapıcı" şeklinde tanımlanmış ve gençleri saatlerce çevrimiçi tutarak depresyon, kaygı ve dikkat dağınıklığı gibi zihinsel zararlara yol açtığı vurgulanmıştır.

TikTok algoritmasının bir diğer endişe verici yönü, hassas ve zararlı içerikleri dahi kullanıcıya sunabilmesidir. Platformun içerik denetimi konusundaki zaafları çeşitli araştırmalarla da ortaya konmuş. Örneğin Global Witness adlı kuruluşun 2025’te yaptığı bir deneyde, 13 yaşında gibi davranan yeni hesaplar oluşturuldu ve “Kısıtlı Mod” açık olmasına rağmen arama çubuğunda çocuk hesaplarına cinsel içerikli terimler önerildiği görüldü. Hatta birkaç tıklama sonrasında, platformun bizzat pornografik ve uygunsuz içerikleri önerdiği kaydedildi. Bazı öneriler o kadar ileri gitti ki araştırmacılar 16 yaşından küçük görünen kişilerin olduğu videoları çocuk istismarı şüphesiyle ilgili kurumlara bildirmek zorunda kaldı. Kısacası, TikTok sözde genç kullanıcıları korumak için getirdiği kuralları tam olarak uygulayamadığı gibi, algoritmasıyla onları sakıncalı içeriklere de yönlendirebiliyor.

çocuklarda teknolojik bağımlılık

Persona Deneyi

Biz de TikTok algoritmasının kullanıcıları nasıl yönlendirdiğini anlamak için farklı profil ve ilgi alanlarına sahip kurgusal kullanıcılarla bir deney gerçekleştirdik. Yaş, cinsiyet ve ilgi bakımından çeşitli 12 ayrı persona oluşturup her biri adına yeni TikTok hesapları açtık. Bu personalar arasında çocuklar, ergenler, genç yetişkinler ve orta yaşlılar bulunuyordu. İlgi alanları da mizah, oyun, müzik, dini içerikler, haber, tarih, yemek tarifi gibi geniş bir yelpazeye yayılıyordu. Her persona ilk gün kendi tanımlı ilgi alanına uygun birkaç video arayarak veya izleyerek algoritmaya başlangıç sinyalleri verdi. Sonrasında bir hafta boyunca her persona, TikTok’un “Sizin İçin” akışında karşısına gelenleri pasif biçimde izledi. Üçüncü ve yedinci günler sonunda, algoritmanın her persona için önerdiği içerik profillerini kaydedip karşılaştırdık. Bu sayede TikTok’un algoritmasının bir hafta içinde kullanıcı profillerini nasıl inşa ettiğini ve onları belirli içerik balonlarına nasıl hapsettiğini gözlemledik.

Deneyin sonunda ortaya çıkan bulgular oldukça çarpıcıydı. Özellikle çocuk ve ergen yaştaki personaların masum başlangıç ilgileri dahi kısa sürede uygunsuz ve potansiyel olarak zararlı içeriklere kaydı. Örneğin 13 yaşında erkek persona, ilk gün yalnızca oyun videoları ve masum şakalar izlerken üçüncü günün akışında küfürlü mizah ve tehlikeli “challenge” videoları ağırlık kazandı. Yedinci gün itibarıyla ise bu persona, TikTok tarafından sokak kavgaları ile bıçak ve kesici alet taşıma övgüsü içeren şiddet içeriklerine maruz kalıyordu. Benzer şekilde, 15 yaşındaki kız persona ilk günlerde popüler dans trendlerini ve lise çağındaki gençlerin paylaşımlarını izlerken sadece birkaç gün içinde algoritma onu daha cinsel imalı dans videolarına ve erotik çağrışımlı içeriklere çekti. Hatta uygulamada “Kısıtlı Mod” açık olmasına rağmen bu genç hesabın arama bölümünde bizzat TikTok tarafından cinsel içerikli arama önerileri belirdiği tespit edildi. Bir hafta sonunda genç kız personanın akışı; müstehcen şakalar, teşhire dönüşmüş danslar ve yetişkinlere yönelik flört uygulaması reklamlarıyla dolmuştu. Saydığımız örnekler, TikTok’un çocuk ve ergenlere yönelik içerik filtreleme mekanizmalarının ne denli yetersiz kaldığını açık şekilde göstermekteydi.

Genç yetişkin ve orta yaş personalarda da algoritmanın kullanıcıyı giderek noktalara çektiği görüldü. 18 yaşında bir kadın persona ilk gün makyaj tüyoları ve üniversite sınavına hazırlık videolarıyla ilgilenirken birkaç gün içinde akışı popüler “influencer”ların lüks yaşam tarzına özendiren, tüketim odaklı videolarıyla dolmaya başladı. Yedinci gün sonunda bu persona, kendi dış görünüşünü ve hayat standartlarını sorgulamasına yol açabilecek kadar mükemmeliyetçi güzellik trendleri, estetik operasyon reklamları ve zengin yaşamları yücelten içerik bombardımanı altındaydı. 30 yaşında erkek persona ise başlangıçta teknoloji haberleri ve ekonomiyle ilgili içerikler tüketirken üçüncü gün itibarıyla algoritma onu komplo teorisi benzeri siyasi videolara boğmaya başladı. Pandemi veya küresel ekonomik kriz gibi konularda ana akımca doğrulanmamış, sansasyonel iddialar akışında belirdi. Bir hafta sonunda bu persona, ideolojik olarak kutuplaştırıcı ve provokatif içeriklerle adeta kuşatılmıştı. Nitekim bizim araştırmamızla paralel şekilde Guardian Avustralya’nın bağımsız bir testinde de etkileşimsiz sıfırdan açılan bir TikTok hesabının bile kısa süre içinde şiddet dolu aşırı sağ içeriklere ve ırkçı videolara boğulduğu raporlanmıştı.

Dini eğilimli personalarımızdan birinde ise bambaşka bir dönüşüm yaşandı. 40 yaşında muhafazakâr kadın persona ilk gün dini sohbetler ve aile değerleri içerikleri izlerken üçüncü gün itibarıyla TikTok ona giderek daha milliyetçi fakat seküler tonda içerikler sunmaya başladı. Irkçı boyutta “Türkçülük” temalı paylaşımların arttığı, videolarda İslami referansların geri plana itildiği fark edildi. Bir hafta sonunda bu dindar profil, karşısında ağırlıkla dini kimliği ikinci plana atan sert bir Türk ırkçılığı söylemi buluyordu. Bu bulgular, platformun Türkiye özelinde belirli bir ajandaya hizmet eden içerik kümelerini öne çıkarabildiğine işaret ediyor. Sosyal medyada haber sayfası görünümlü bazı hesapların gerçekte Siyonist odakların güdümünde “İslamsız Türklük” propagandası yaptığı iddiaları basında yer bulmuştu. İlgili persona da benzer şekilde dini duyarlılığına rağmen algoritma tarafından din karşıtı milliyetçi içeriklere maruz bırakıldı.

 

Sonuç ve Öneriler

Yaptığımız incelemeler gösteriyor ki TikTok’un öneri algoritması, artık yalnızca masum bir eğlence aracı değil. Bireylerin düşünce yapısını, tutumlarını ve kimlik algısını şekillendirebilen, toplumsal değerleri dönüştürebilen güçlü bir mekanizma haline gelmiş durumda. Bulgularımız, TikTok algoritmasının çocukları çok kısa sürede uygunsuz içeriklerle buluşturabildiğini, gençleri giderek uç noktalara taşıyabildiğini ve genel kullanıcı kitlesini bazı gizli ajandalar doğrultusunda yönlendirebildiğini ortaya koyuyor. Böylesine bir güç, şeffaflık ve toplumsal sorumluluk ilkeleriyle denetlenmezse hem bireysel psikoloji hem de kolektif bilinç açısından ciddi tehlikeler doğurabilir.

Bu noktada çözüm için hem platform bazında hem de toplum düzeyinde adımlar atılması gerekiyor. TikTok teorik olarak 13 yaş altını yasaklasa da bu kuralın kolaylıkla delinebildiği ortada. Okul yöneticileriyle yaptığımız nitel gözlemlere göre, Türkiye'de ilkokul seviyesindeki çocuklar dahi aktif izleyici ve içerik üreticisidir. Platformun, daha katı yaş doğrulama yöntemleri uygulaması gerektiği ortada bunun da sadece yaş onayı ile olamayacağı aşikâr. TikTok’un özellikle avatar, üretilen içerikteki kişilerin yaş analizi gibi doğrulama servislerini de çalıştırması gerekiyor. En kritik ihtiyaç ise TikTok gibi dev platformların kullandıkları algoritmaları şeffaf hale getirmesi ve filtreyi bir balon olmaktan çıkarıp gerçek bir filtreleme sistemi kurmaları.

Türkiye de dâhil birçok ülke, sosyal medya platformlarını sorumlu davranmaya zorlayan adımlar atmaya başladı. Türkiye’de 2020’de çıkan sosyal medya yasası, platformları ülke içinde temsilci bulundurmaya ve mahkeme kararlarına uymaya mecbur bıraktı. Şimdi gündemde içerik filtreleme ve gece saatlerinde gençlere kısıtlama gibi uygulamalar var. Bu tarz düzenlemeler hayata geçirilirken, gençlerin VPN gibi araçlarla kısıtlamaları aşma ihtimali de göz önünde bulundurulmalı. TikTok gençleri ve çocukları korumada gönülsüz davranırsa, ifade özgürlüğünden ziyade çocukları istismardan korumak adına platformlara ve VPN firmalarını da kapsayan erişim engelleri tartışılmalıdır. Ayrıca, dijital platformlar için düşünülen 16 yaş sınırının teknik altyapısı ve aşılma riskleri detaylıca planlanmalıdır.

Sonuç olarak, TikTok’un örneğinde somutlaşan sorun aslında dijital çağın genel bir problemine işaret ediyor. Kontrolsüz bırakıldığında dijital platformlar toplum mühendisliği aracına dönüşebiliyor. Bu nedenle dijital dünyada etik kurallar ve güvenlik standartları yeniden tanımlanmalı. Ulus devletler küresel şirketlere karşı gerekli adımları atmazsa bir süre sonra şirketlerin tamamen sömürgesi olan onlarca ulus devletler ve milletler ortaya çıkacak.

 


Etiketler »  

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için "veri politikamızı" inceleyebilirsiniz. Daha fazlası