Kriter > Dış Politika |

Uluslararası Adalet Divanı’nın İsrail’e Karşı Önleyici Tedbirler Kararı


Divan, her ne kadar ateşkes anlamına gelecek bir tedbiri net bir şekilde ifade etmemiş olsa da, yukarıda sayılan ve Soykırım Sözleşmesi’nin 2. ve 3. maddelerinde sayılan eylemleri doğrudan sayarak, bu eylemlerin durdurulmasını hatta İsrail Silahlı Kuvvetleri’nin bu eylemleri durdurmasının sağlanmasını istemesi önem arz etmektedir.

Uluslararası Adalet Divanı nın İsrail e Karşı Önleyici Tedbirler Kararı
Hollanda'nın Lahey kentinde bulunan Uluslararası Adalet Divanı, Güney Afrika Cumhuriyeti'nin İsrail aleyhine açtığı

İsrail’in 7 Ekim 2023’ten beri Gazze’ye yaptığı saldırılar sonucu ölen veya yaralanan Filistinlilerin sayısının büyüklüğünün yanı sıra İsrail’in eylemlerinin biçimi, İsrail’in Gazze’de esasen bir soykırım gerçekleştirdiğine dair yaygın bir kanaat oluşmasına neden olmuştur. Bu bağlamda, İsrail’in saldırılarının yalnızca savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar oluşturmakla kalmayıp “soykırıma varan eylemler” ya da “soykırım” olarak da nitelendirildiğini görüyoruz.

Sivil nüfusu zorla göç ettirme ya da toplu katliam yoluyla etnik açıdan homojen bir coğrafi bölge oluşturma eylemleri, etnik temizlik suçunu oluştururken, Filistinlilerin kısmen ya da tamamen yok edilmesi niyetinin varlığını gösterir nitelikteki eylemler, soykırım suçundan da bahsedilmesini zorunlu kılmaktadır.

Güçlenen bu görüş sonucunda, Güney Afrika Cumhuriyeti (Güney Afrika), 29 Aralık 2023 tarihinde, Gazze Şeridi'ndeki Filistinlilere karşı yürüttüğü eylemlerle İsrail'in Soykırım Sözleşmesi kapsamındaki soykırımı gerçekleştirmesinin önlenmesi, gerçekleştirenlerin cezalandırılması ve başka bazı yükümlülüklerini ihlal ettiği iddiasıyla Uluslararası Adalet Divanı’na (Divan) başvurmuştur.

Güney Afrika, İsrail'in eylemlerinin ve ihmallerinin, özel bir kasıtla işlenen soykırım niteliğinde eylemler olduğunu, Gazze'deki Filistinlileri daha geniş bir Filistin ulusal, ırksal ve etnik grubunun bir parçası olarak yok etme niyeti güttüğünü, İsrail'in devlet organları, devlet görevlileri ve onun talimatları veya yönlendirmesi, kontrolü altında hareket eden diğer kişi ve kuruluşlar aracılığıyla Gazze'deki Filistinlilerle ilgili olarak Soykırım Sözleşmesi kapsamındaki yükümlülüklerini ihlal ettiğini belirtmiştir.

Güney Afrika’nın başvurusunda ifade ettiği somut eylemler; “soykırımda bulunmak”, “soykırımda bulunulması için iş birliği yapmak”, “soykırımda bulunulmasını doğrudan ve aleni surette kışkırtmak”, “soykırımda bulunmaya teşebbüs etmek”, “soykırıma iştirak etmek”, “soykırım suçunu veya üçüncü maddede gösterilen fiillerden birini işleyenleri cezalandırmama”, “bu sözleşmeye etkinlik kazandırmak için gerekli mevzuatı çıkarmama”, ve “soykırım fiilini veya üçüncü maddede belirtilen fiillerden birini işlediğine dair hakkında suç isnadı bulunan kimseleri yargılamama” fillerinin işlenmesi anlamına gelmektedir.

Güney Afrika başvurusunda, İsrail’in yukarıda saydığımız yükümlülüklerini de ihlal ettiğinin tespit edilmesinin yanı sıra, Filistin halkının dava devam ederken daha fazla zarara uğramasının önlenmesi için geçici tedbirlere karar verilmesini de talep etmiştir.

 

Güney Afrika’nın Önleyici Tedbir Talebi

Genel olarak, Divan’a yapılan başvurularda, Divan Statüsü’nün 41. maddesi ve Divan Usul Kuralları’nın 73, 74 ve 75. maddeleri uyarınca, başvuru konusu eylem ya da eylemlerin, dava görülürken korunan haklara telafisi mümkün olmayacak zararlar vermesini engellemek için koruyucu tedbir karar talebinde de bulunulabilmektedir. Kaldı ki Divan, Statü’nün 41. maddesi ve Usul Kuralları’nın 75. maddesi gereği, ayrıca bir talep olmasa da, durumun gerektirdiğine hükmederse, tarafların her birinin haklarını korumak için hangi geçici önlemlerin alınması gerektiğini belirtme yetkisine de sahiptir.

İhtiyati tedbir ya da geçici önlemler kararı olarak da bilinen bu talebi, Divan İç Tüzüğü'nün 74. maddesi uyarınca, öncelikle ve ivedilikle karara bağlanmak durumundadır. Bunun için Divan ilk etapta, davaya bakmaya yetkisi olup olmadığını dahi detaylı değil genel olarak değerlendirerek, ilk bakışta (prima facie) yargı yetkisine sahip olduğuna karar verirse hemen ihtiyati tedbir talebini inceleyip karara bağlamaktadır.

Güney Afrika, ihtiyati tedbirler talebinin Divan tarafından acilen karara bağlanmasını talep etmiştir. Esasa ilişkin olarak, Soykırım Sözleşmesi tarafından korunan bir grup olan Filistin halkına ilişkin aşağıdaki geçici tedbirleri talep etmiştir.

Güney Afrika, Divan’dan, dava karara bağlanana kadar Filistin halkının soykırıma karşı korunması için İsrail devletinin, Gazze içindeki ve Gazze'ye yönelik askeri operasyonlarını derhal askıya alması (durdurması), kendine bağlı tüm kuruluş ve kişilerin bu türden sayılabilecek bütün eylemlerini engellemesi ve cezalandırması, bu bağlamda Soykırım Sözleşmesi’nin 2. maddesi kapsamına giren her türlü fiilin (grubun üyelerini öldürmek; grup üyelerine ciddi bedensel veya zihinsel zarar vermek gibi) işlenmesini durdurması, halkın zorla sürülmeleri, yeterli yiyecek ve suya erişimin engellenmesini, yeterli yakıt ve barınağa erişim de dahil olmak üzere insani yardıma erişimin engellenmesini, kıyafet, hijyen ve tıbbi malzeme ve yardımı gibi unsurlara erişimin engellenmesini durdurması gibi tedbirler içeren bir karar almasını talep etmiştir.

Uluslararası Adalet Divanı İsrail'in Gazze'de soykırımı önlemek için tüm tedbirleri almasına hükmetti, İNFO

Divan’ın Önleyici Tedbir Kararı ve Anlamı

Divan, Güney Afrika’nın önleyici tedbir talebine dair kararını, başvurunun yapılmasından yaklaşık 4 hafta sonra 26 Ocak 2024 tarihinde açıkladı. Önleyici tedbir kararı almadan önce, davaya bakma yetisine sahip olup olmadığını genel olarak da olsa değerlendirme durumunda olduğundan, Karar’da öncelikle bu husus ele alınmış ve Divan’ın davaya bakmaya yetkili olduğunu ifade etmiştir. Bir başka deyişle Divan, Güney Afrika’nın İsrail aleyhine başvuru yapmaya yani dava açmaya yetkisi bulunduğu, soykırım suçuna dair hususun ise davanın esasına ilişkin olduğunu açıkça belirtmiş oldu.

Divan daha sonra, Güney Afrika’nın talep ettiği önleyici tedbirlere dair talebini ele almıştır. Bu bağlamda öncelikle, sahada gerçekleşen eylemlere ve İsrail yetkililerinin açıklamalarına göndermelerde bulunarak, Soykırım Sözleşmesi’nde yasaklanan eylemlerin gerçekleşme riskinin bulunduğunu, dolayısı ile hem bir toplumun var olma hem de kişilerin yaşam hakkının ihlaline dair önemli bir risk bulunduğunu ifade etmiştir. Bu tespit her ne kadar soykırım suçunun işlendiğinin kesin kabulü anlamına gelmese de bu yönde ciddi bir risk ya da ihtimal olduğunun tespit edilmesi anlamında, şu aşamada dahi önemli bir yargısal tespit olarak kabul edilmelidir.

Divan, İsrail’in; “gruba mensup olanların öldürülmesi”, “grubun mensuplarına ciddi surette bedensel veya zihinsel zarar verilmesi”, “grubun bütünüyle veya kısmen, fiziksel varlığını ortadan kaldıracağı hesaplanarak, yaşam şartlarını kasten değiştirmek”, “grup içinde doğumları engellemek amacıyla tedbirler almak”, “gruba mensup çocukları zorla bir başka gruba nakletmek” eylemlerinin önlenmesi için “gerekli bütün tedbirleri alma” yükümlülüğü altında olduğunu belirtmiştir. Bu bağlamda İsrail, silahlı kuvvetlerinin, sayılan bu eylemlerden hiçbirini gerçekleştirmemesini sağlayacak acil tedbirler almak durumundadır.

İkinci olarak İsrail, Gazze Şeridi'ndeki Filistinli grubun üyelerine yönelik soykırıma yönelik doğrudan ve alenen kışkırtmayı önlemek ve cezalandırmak için yetkisi dahilindeki tüm önlemleri almak mecburiyetindedir.

Üçüncü olarak İsrail, Gazze Şeridi'nde Filistinlilerin karşılaştığı olumsuz yaşam koşullarına çözüm bulmak amacıyla acilen ihtiyaç duyulan temel hizmetlerin ve insani yardımın sağlanmasını sağlayacak acil ve etkili önlemler almak zorundadır. Dolayısı ile İsrail’in, saldırılarının başından beri ve halen yaptığının aksine, sivillerin temel ihtiyaçlarını kısmen ya da tamamen engelleyecek türden saldırı ve eylemlerini durdurması gerekmektedir.

Son olarak İsrail, Gazze Şeridi'ndeki Filistinlilere yönelik Soykırım Sözleşmesi'nin 2. ve 3. maddeleri kapsamındaki eylemlere ilişkin iddialarla ilgili delillerin imhasını önlemek ve muhafazasını sağlamak durumundadır.

Güney Afrika’nın önleyici tedbir talebine ilişkin en önemli beklenti; Divan’ın, İsrail’in Gazze’ye yönelik bütün saldırılarını durdurması yönünde bir karar alınması idi, denebilir. Zira, Güney Afrika’nın tedbirler bağlamında ilk talebi de İsrail devletinin, Gazze içindeki ve Gazze'ye yönelik askeri operasyonlarını derhal askıya alması (durdurması) yönünde idi. Anlaşılan o ki Divan, soykırıma yol açacak eylemlerin durdurulması için bütün saldırıları durdurmak yerine, özellikle soykırım soncu doğurabilecek operasyon ve faaliyetlerin durdurulması gerektiğini düşünmüştür.

Dolayısı ile bu eylemler, esasen sivillerin hedef alınmaması, sivil yerlere saldırılmaması, sivillerin temel ihtiyaçlarının karşılanmasının sağlanması, soykırım ve ilişkili eylemleri teşvik edici söylemlerin ve girişimlerin önlenmesi ve cezalandırılması gibi tedbirler olmuştur.

Divan her ne kadar ateşkes anlamına gelecek bir tedbiri net bir şekilde ifade etmemiş olsa da yukarıda belirtilen ve Soykırım Sözleşmesi’nin 2. ve 3. maddelerinde sayılan eylemleri doğrudan sayarak, bu eylemlerin durdurulmasını hatta İsrail Silahlı Kuvvetleri’nin bu eylemleri durdurmasının sağlanmasını istemesi, önem arz etmektedir. Bu bir anlamda sivillere ve sivil yerleşim yerlerine yapılan saldırıların tamamen durdurulmasının sağlanması anlamına gelmektedir ve bu şekilde yorumlanmalıdır.

Divan Statüsü’nün 41. maddesine göre önleyici tedbir kararları, hem davanın taraflarına hem de BM Güvenlik Konseyi’ne gereğinin yerine getirilmesi için iletilir. İlgili taraf kararın gereklerini yerine getirmez ya da uygun bir şekilde getirmez ise BM Güvenlik Konseyi’nin zorlayıcı tedbirler alması gerekir. Ancak, Dava’ya karşı duruşunu zaten açıklamış olan ABD vetosu yüzünden Güvenlik Konseyi’nin bu olayda da işlemeyeceği öngörülebilir.

Bu durumda geriye İsrail’in kararın gereklerini yerine getirmesi bunu da en geç bir ay içerisinde yapıp Divan’a rapor sunması beklenecektir. Ancak Divan’ın kararında açıkça bütün operasyonlar durdurulmalı gibi çok net bir önlem bulunmadığından, İsrail’in uygulamada kararın gereklerini çarpıtarak, hatta uzun süredir haksız bir şekilde kullandığı “meşru müdafaa” gerekçesi ile tedbirleri ihlal ederek uyguluyormuş gibi davranabileceği öngörülebilir. Bütün bunların yerine gelmesi için yine BM Güvenlik Konseyi değil, devletlerin tutumları, söylemleri, meseleyi takip etmeleri ve uluslararası toplumun baskısı bir değer ifade edecektir.

 


Etiketler »  

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için "veri politikamızı" inceleyebilirsiniz. Daha fazlası