Elon Musk’ın 2022 sonunda Twitter’ı satın alıp “X” adıyla yeniden markalaşmasının ardından platformun içerik sunma biçiminde köklü değişimler yaşanacağı beklentisi oluşmuştu. Kronolojik akışın yerini büyük ölçüde alan “Sana Özel” algoritmik akış, kullanıcıların önüne “varsayılan” olarak çıkan ana akış haline geldi. Bu algoritma, kullanıcının ilgi çekici bulabileceği gönderileri, takip ettiklerinden bağımsız şekilde sıralamayı hedeflemesiyle tanıtılmıştı. Ancak geçen süre zarfında özellikle Türkiye’deki siyasi içerikler konusunda bu algoritmanın tarafsız ve kişiye özel davranmadığı yönünde yoğun tartışmalar yaşandı. 2023’te Daily Sabah ile birlikte bazı gazeteciler ve araştırmacılar, X’in öneri algoritmasının Türkiye’de içerik akışını manipülatif biçimde yönlendirdiğini öne sürdüler. İddialara göre X, kullanıcıların ilgi alanlarından veya siyasi tercihinden bağımsız biçimde ağırlıklı olarak muhalif görüşlü içerikleri ön plana çıkarıyor; öyle ki iktidar yanlısı kullanıcılar bile akışlarında sürekli muhalif paylaşımlarla karşılaşıyordu. Gelen eleştiriler üzerine Elon Musk, algoritmada sorunlar olduğunu kabul edip şeffaflık adına kodu açma ve iyileştirmeler yapma sözü vermek zorunda kalmıştı.
Peki o günden bugüne ne değişti? X’in içerik öneri algoritması, Türkiye’de gerçekten de siyasi açıdan taraflı mı çalışıyor? Bu soruları cevaplamak için 2025 sonunda bir dizi deney gerçekleştirdik. Kasım 2025’in son günlerinden Aralık 2025 başına dek, tamamen yeni cihazlar kullanılarak sıfırdan açılmış, lokasyonları farklı ve belli siyasi eğilimlere göre yapılandırılmış toplam 8 hesapla X’in “Sana Özel” akışını mercek altına aldık. Elde ettiğimiz bulgular, X öneri algoritmasının teknik ve toplumsal boyutları olan ciddi sorunlar barındırdığını gösterdi.
Sana Özel Akış: Kişisel mi, Herkese Aynı Dijital Bir Zorba mı?
Yaptığımız deneylerde, hiçbir takipçisi ya da beğenisi olmayan sıfır profillerle X’e giriş yaptığımızda karşılaştığımız manzara, bu durumun çarpıcı bir örneğiydi. Algoritma, profilde kullanıcı hakkında hiçbir veri olmamasına rağmen, daha ilk anda karşımıza siyasi içerikli gönderiler ve siyasi aktörlerin hesaplarını çıkardı. Önerilen ilk takip edilecek hesapların yaklaşık yüzde 90’ı muhalif görüşlü kullanıcılar oldu. Kalan yüzde 10’un yarısını Cumhurbaşkanlığı ve bakanlıklar gibi resmi hesaplar, diğer yarısını da hükümete yakın bir iki hesap oluşturuyordu. Yeni bir kullanıcıya “Takip Ettiklerin” sekmesine geçmedikçe, doğrudan Türkiye’de muhalif duruşuyla bilinen hesaplar ve hükümet eleştirileri içeren popüler tweet’ler gösteriliyordu. Bu durum algoritmanın, kullanıcının tercihini ölçmeye çalışmadan, platformda o an trend olan, sansasyonel tartışmaları önceliklendirdiğine işaret ediyordu.
Deneyde oluşturulan sekiz hesabın dördünde yalnızca iktidar yanlısı siyasetçi, gazeteci ve hesaplar; diğer dördünde ise sadece muhalefete yakın isimler takip edildi. Buna rağmen tüm profillerde ağırlıklı olarak muhalif siyasetçilerin söylemleri, hükümet eleştirileri ve muhalefet cephesinden popüler hesapların paylaşımları öne çıkarıldı. İktidar yanlısı profiller, takip ettikleri hesapların paylaşımlarını akışta çoğu zaman göremedi. Buna karşılık bazı durumlarda, bir gazetecinin kendi tweet’i kullanıcıya gösterilmezken, aynı gazetecinin muhalif bir paylaşıma verdiği yanıt üzerinden muhalif içerik akışa taşındı.
Öte yandan, muhalif çizgide tasarlanan profillerde de benzer bir akış gözlemlendi. Takip edilen muhalif hesapların paylaşımlarına ek olarak, aynı çevreden tanınmayan başka hesapların içerikleri de yoğun biçimde önerildi. Buna karşılık hükümet yanlısı paylaşımlar neredeyse hiç gösterilmedi. Sonuçta algoritma, her iki durumda da kullanıcıları, muhalif söylemin baskın olduğu bir yankı balonunun içine hapsetti.
Bu durumun iki olası nedeni bulunuyor. Birincisi, algoritmanın görüş çeşitliliği sunma amacıyla zıt içerikleri göstermeye çalışması ancak dengeyi kuramaması. İkincisi ise sistemin altyapısında yapısal bir ön yargının bulunması. X mühendisleri, öneri sisteminin siyasi etiketlere göre değil, toplam etkileşim metriklerine göre çalıştığını savunsa da Türkiye’de muhalif içeriklerin daha yüksek etkileşim alması, algoritmayı farkında olmadan tek yönlü bir yankı makinesine dönüştürüyor. Her iki durumda da ortaya çıkan tablo, demokratik çoğulculuk açısından sorunlu.
Yorum Etkileşiminin Yanlış Yorumlanması: Algoritmanın Duygu Körlüğü
X algoritması; beğeni, paylaşım, yorum ve hatta yalnızca görüntüleme gibi tüm etkileşimleri “ilgi sinyali” olarak algılıyor. Etkileşimin olumlu ya da olumsuz olması ayrıştırılmıyor. Yapılan deneylerde, iktidar yanlısı bir hesabın muhalif bir tweete “Bu bilgi yanlıştır” şeklinde yorum yapmasının benzer içerikleri azaltmadığı, tersine artırdığı görüldü. Benzer biçimde, tartışmalı bir içeriğe sadece tıklamak ya da kısa süre bakmak bile akışta aynı tür paylaşımların çoğalmasına yol açtı.
Bu sonuçların temelinde, X algoritmasının içerik metnini ve etkileşimin niteliğini analiz etmemesi yatıyor. Bu duygu körlüğü, platformda istenmeyen içeriklerin kullanıcının üzerine adeta yağmasına neden oluyor. Özellikle öfke veya kutuplaşmaya neden olan paylaşımlar çok sayıda yorum ve alıntı aldığından, sistem bunları “yüksek etkileşim = ilgi çekici” şeklinde yorumlayıp ödüllendiriyor.

Yanlış Bilgi ve Algoritmik Amplifikasyon
X öneri algoritmasının en endişe verici yönlerinden biri, dezenformasyon içeren paylaşımları çok hızlı biçimde geniş kitlelere yayabilmesi. 2025’te incelenen “Türkiye, Suriye’ye 7 bin polis aracı hibe etti” iddiası bunun çarpıcı bir örneği oldu. Resmi dayanağı olmayan bu yalan içerik milyonlarca kişiye ulaşırken, sonradan yapılan düzeltme tweeti neredeyse hiç yayılmadı. Yalan paylaşım 7 milyondan fazla görüntülenme alırken, düzeltme yalnızca 211 bin görüntülenmede kaldı.
Benzer bir durum, İYİ Partili bir siyasetçinin yaptığı bir paylaşımda da yaşandı. Kullanıcı, bir Hristiyan ayinine ait görüntüleri sanki Türkiye’nin İznik ilçesinde çekilmiş gibi sunup “Hristiyanlaşıyor muyuz?” şeklinde kışkırtıcı bir mesajla paylaştı. Halbuki video Türkiye’de değil, İspanya’da çekilmiş eski bir görüntüydü ve gerçek kısa sürede ortaya çıktı. Ancak pek çok kullanıcı ilk gördüğü bu sahte “skandalı” gerçek zannederek tepki gösterdi.
Bu örnekler, algoritmik amplifikasyonun bilgi ekosistemi için ne kadar riskli olduğunu gösteriyor. Psikolojide “truth effect” olarak bilinen, tekrarlandıkça yanlış bilginin doğru sanılması olgusu, X’in öneri algoritması tarafından doğrudan besleniyor, yalan içerikler sürekli öne çıkarılarak zihinlere yerleştiriliyor. Medya okuryazarlığı düşük olan kullanıcılar bu dezenformasyona daha kolay inanırken, tekrar eden “vibe”lar önce duyguya, ardından kimlik ve davranışa dönüşüyor.
Yeni Sömürge Aracı Olan Algoritmalar
Bulgularımız, X platformunun öneri algoritmasının Türkiye’de ciddi bir yanlılık ve dengesizlik sergilediğini gösteriyor. Özellikle seçim dönemleri gibi kritik süreçlerde platformun algoritmik tercihleri daha da önem kazanırken yanlılık iddiaları da tam bu dönemde görünür hale geldi. Avrupa Birliği de X’i dezenformasyonla mücadelede yetersiz bularak siyasi reklam ve manipülasyon verilerinin şeffaf biçimde raporlanması yönünde baskı kurdu. Zira analizler, algoritmanın muhalif söylemleri ve hatta terör propagandasına varan uç içerikleri öne çıkararak seçim atmosferinde seçmen algısını etkileyebileceğine işaret etti.
Son tahlilde, X’in mevcut algoritma tasarımı, dezenformasyonun yayılmasını engellemek bir yana adeta teşvik eden bir mekanizmaya dönüşmüş görünüyor. Özellikle seçim gibi kritik dönemlerde bu durum, kamuoyunun gerçeklerden kopmasına ve manipülatif anlatıların hâkim olmasına yol açabiliyor. Bu bulgular, platform algoritmalarının sadece bireysel kullanıcı deneyimini değil, toplumsal bilgi akışını ve demokratik süreçleri de derinden etkileyebildiğini gösteriyor.
Ne Yapılabilir?
Algoritmaya içerik duyarlılığı kazandırılmalı (duygu analizi): X’in öneri sistemi, kullanıcının bir gönderiye verdiği tepkinin pozitif mi negatif mi olduğunu anlayacak şekilde geliştirilmeli. Algoritma tasarımcıları, bir kullanıcının bir içeriğe “Bu yanlış” diyerek tepki verdiğini algılayacak sinyaller üzerinde çalışmalı. X’in yeni “Grok” modeli gibi yapay zekâ araçları bu amaçla kullanılabilir. Kısaca, algoritma her etkileşimi körü körüne beğeni sinyali saymak yerine, etkileşimin niteliğini anlamaya çalışacak hale getirilmeli.
Kişiselleştirme tercihi kullanıcıya bırakılmalı: Varsayılan olarak algoritmik akış sunmak yerine, kronolojik akış seçeneği görünür ve kalıcı olmalıdır. “Takip Ettiklerin” akışı kolay erişilebilir hale getirilerek kullanıcı tercih ettiğinde varsayılan ayar olarak korunabilmelidir. Ayrıca kullanıcıların istemedikleri konuları ve hesapları etkin biçimde filtreleyebilmesi sağlanmalıdır.
Dezenformasyonla mücadele için iş birlikleri ve içerik denetimi: Özellikle Türkiye gibi dezenformasyonun yaygın olduğu ortamlarda güvenilir içerik ortaklarıyla iş birliği yapılmalıdır. Bağımsız doğrulama kuruluşlarının uyarı ve etiketleri algoritmaya entegre edilerek, doğruluğu şüpheli ya da kaynağı belirsiz içeriklerin yayılımı kısıtlanabilir ve kullanıcılar bilgilendirilebilir. Açıkça yalan olduğu tespit edilen paylaşımların görünürlüğü azaltılmalı; gerekirse silinmesi ya da sürekli yanlış bilgi yayan hesaplara erişim kısıtlaması uygulanması değerlendirilmelidir.
Şeffaflık ve hesap verebilirlik: X’in öneri algoritması, kullanıcıların gördüğü içerik üzerinde muazzam bir etkiye sahip. Dolayısıyla bu algoritmanın nasıl çalıştığı konusunda şeffaflık sağlanması ve dış denetime açık olunması büyük önem taşıyor. Platform yöneticileri, algoritmadaki güncellemeleri ve iyileştirmeleri kamuoyuyla paylaşmaya devam etmeli, bağımsız araştırmacıların denetimine açık olmalıdır.
