Kriter > Dosya > Dosya / Dekolonizasyon |

Hekimden Doktora: Modern Tıp ve Kaybolan Hikmet


Mevcut tıp anlayışı ve doktorluk, hastalığı tedavi etmede olağanüstü bir başarı gösterirken, insanın ruhsal ve bedensel acısını anlamakta çoğu zaman yetersiz kalmaktadır. En gelişmiş teknolojik cihazlar ve tanı yöntemleri bedendeki arızaları görebilir ama yaşanan korkuyu ve umutsuzluğu saptayamaz. Bu yüzden birçok insan, teknik olarak tedavi edilmiş olsa bile kendisini iyileşmiş, şifa bulmuş hissedemez. Hekimlik ile doktorluk arasındaki fark bu noktada derinleşir: Biri insanı veri olarak görme riskini taşırken, diğeri insanı hikâyesi olan bir varlık olarak anlamaya çalışır.

Hekimden Doktora Modern Tıp ve Kaybolan Hikmet

İnsanlık tarihi, aynı zamanda sağlığın ve hastalığın da tarihidir. İnsan, var olduğu ilk günden bugüne kadar yalnızca doğaya, savaşlara ya da zamana karşı değil; kendi bedeninin zayıflığına karşı da mücadele etmiştir. Tapınaklarda başlayan şifa arayışı, Hipokrat’ın beden anlayışından İbn Sina’nın hikmet merkezli hekimliğine, darüşşifalardan modern üniversite hastanelerine kadar uzanan uzun bir medeniyet yürüyüşüne dönüşürken, hekim yalnızca teşhis koyan biri değil; insanın korkusuna, yalnızlığına ve faniliğine de dokunan bir figür oldu. Doğu medeniyetlerinde şifa kavramının merkezde oluşunun nedeni de buydu. Bu yaklaşımın amacı, hastalık esnasında yalnızca bedeni onarmak değil, insanı bir bütün halinde değerlendirip yeniden dengeye kavuşturmaktı. Ancak modern çağda tıp giderek laboratuvarların, protokollerin ve endüstriyel sistemlerin içine taşındı. Sanayi devrimi sonrasındaki yüzyılda insan bedeni mekanik bir yapıya indirgenirken, modern biyoloji onu ölçülebilir parçalara ayırdı; dijital dönüşüm ise insanı veri kümeleri halinde okumaya başladı. Böylece hekim ile hasta arasındaki temasın yerini ekranlar, algoritmalar ve performans sistemleri almaya başladı.

 

Sayısal Profilin Ötesi

Günümüzde insanlık yalnızca hastalıkların değil, hastanın kendisinin de yoğun bir şekilde dijitalleştiği bir çağın içindedir. Elektronik kayıtlar, giyilebilir sağlık teknolojileri, yapay zekâ destekli teşhis sistemleri ve veri merkezli sağlık modelleri tıbbın imkânlarını genişletirken, insanı sadece sayısal bir profile dönüştürme riskini de beraberinde getirmektedir. Günümüzde modern tıp, beden hakkında tarihte hiç olmadığı kadar fazla bilgiye sahiptir ve muhtemelen bu bilgi seviyesi katlanarak artacaktır. Bununla beraber modern tıp, bir o kadar da insanın acısını, korkusunu ve varoluşsal yükünü giderek daha az önemsemekte ve duymaktadır. İşte bu nedenle bugün tıbbın önündeki asıl mesele, daha güçlü teknolojiler üretmenin yanında “hekim” ile “doktor” ve “tedavi / kür” ile “şifa” arasındaki unutulan farkı yeniden hatırlamak olmalıdır.

Hekim, hâkim ve hikmet kelimeleri, Arapça kökenli olup hükmetmek, ölçülü davranmak, iyiliğin elde edilmesi, doğru karar vermek, düzen kurmak ve bilgelikle yönetme anlamlarını içeren kelimelerdir. Hikmet, bilginin teorik kullanımının dışında; doğru yerde, doğru ölçüyle ve insan yararına kullanılmasını ifade eder. İslam düşüncesinde hâkim sözcüğü, hem filozof hem de tabip anlamında kullanılmıştır. Bu düşünce bağlamında hekimlik, hastalığı tedavi etmenin yanında insan bedeni ve tabiatın düzenini kavrayarak dengeyi kurma sanatı olarak görülüyordu. Bu nedenle hekim, sadece teknik bilgi sahibi olan kişi değil, hikmet sahibi yani bilgi ile irfanı birleştiren kişi olarak görülmekteydi. Doktor kelimesi ise Latince kökenli olup öğretmek anlamına gelir. Bu kökten türeyen kelime başlangıçta öğreten kişi, bilgiyi aktaran hoca anlamında kullanılırken zaman içinde orta çağ üniversitelerinde akademik derecenin yüksekliğini tanımlayan bir terim haline geldi. Doktor kelimesi, bir süre sonra tıp uzmanlarının akademik süreçlerinin benzerliğinden dolayı, hastalıkları tanıyıp tedavi eden uzman anlamına dönüştü. Birçok dilde hekim anlamında kullanılsa da doktor kelimesi aslında köken ve anlam olarak bilgi, eğitim ve öğretme anlamlarını taşır.

Hekimlik ile doktorluk arasındaki fark, iki kelimenin çağrışımından öte insana, hastalığa ve hayata bakıştaki medeniyet tasavvurlarını gösterir. Hekim kavramı, doğu toplumlarında insanı yalnızca doku ve organlardan oluşan biyolojik bir organizma olarak değil; ruhu, zihni, ahlakı ve toplumsal bağlarıyla birlikte ele alan bütüncül bir anlayışın ürünüdür. Buna karşılık modern doktor figürü ise özellikle sanayi devrimi sonrası Batı’da gelişen uzmanlaşma, mekanikleşme ve pozitivist bilim paradigmasının içinde şekillenmiştir. Hekim, insanı biyolojik bir varlığın ötesinde psikolojik ve sosyolojik olarak anlamaya çalışırken, doktor çoğu zaman sadece biyolojik bir sürece odaklanarak hastalıkları çözmeye çalışır ve iki kavram arasındaki en temel ayrım da burada başlar.

Kadim doğu medeniyetlerinde hekimlik, meslek olmanın ötesinde bir hikmet yolu olarak görülmekteydi. Hekimler insan bedeninin, ruhundan bağımsız düşünülemeyeceğine inandıkları için yalnızca anatomi ya da ilaç bilgisiyle değil; felsefe, ahlak, psikoloji ve metafizikle de ilgilenirdi. Hekim, hastasını muayene ederken sadece bedenindeki değişimleri değil; yaşam biçimini, korkularını ve hatta kişinin yaşam anlayışını bile anlamaya çalışırdı. Hastalık, bir organ bozukluğuna ek olarak insanın doğa, toplum ve kendi iç dünyasıyla kurduğu dengenin bozulması olarak görülürdü. Bu nedenle hekimlikte şefkat, sabır ve derman olma düşüncesi öne çıkmaktaydı.

Sanayi devrimiyle birlikte fabrika düzeni, seri üretim ve mekanik düşüncenin toplumsal yaşama hâkim olması, tıbbı da dönüştürdü. Tıptaki ilerlemeler ve buluşlarla beraber insan bedeni bir makine gibi ele alınmaya başlandı. Bilimsel ilerleme hızlandı; antibiyotikler, cerrahi teknikler, görüntüleme teknolojileri ve yoğun bakım sistemleri insanlık tarihinde büyük başarılar sağladı. Günümüzde ise tıp, tarihte hiç olmadığı kadar güçlü dönemini yaşıyor ve hekimlik anlayışı bu sistem içinde görünmez hale geliyor. İnsan genomu okunabiliyor, genlere müdahale ediliyor, yapay zekâ milyonlarca veriyi analiz ederek teşhis süreçlerini hızlandırıyor, yaşlanmanın biyolojik mekanizmaları çözümlenmeye çalışılıyor, ölüm bile teknik bir problem gibi konuşuluyor ve sorun da tam olarak burada başlıyor. Modern doktorluk giderek daha fazla veri, algoritma, görüntüleme ve biyoteknoloji üzerine kuruluyor. Bir insan artık çoğu zaman hikayesi olan bir varlık değil; biyokimyasal parametreler, MR görüntüleri, genetik risk skorları ve yapay zekâ çıktılarıyla temsil edilen bir veri kümesine dönüşüyor. İnsan artık karaciğer hastası, onkoloji vakası ya da nörolojik olgu olarak tanımlanır hale geliyor. Modern hastaneler, çoğu zaman bir şifa mekânından çok, yüksek verimlilikle çalışan teknik merkezlere dönüyor. Ancak ölüm korkusu, anlam arayışı, acının psikolojik boyutu, umut ihtiyacı gibi duygular ise maalesef laboratuvar sonuçlarında görünmüyor.

sağlık çalışanı

Tıp İlminde Zaman Etkisi

Bugün modern dünyanın en büyük çelişkilerinden biri tam olarak burada ortaya çıkmaktadır. Çünkü mevcut tıp anlayışı ve doktorluk, hastalığı tedavi etmede olağanüstü bir başarı gösterirken, insanın ruhsal ve bedensel acısını anlamakta çoğu zaman yetersiz kalmaktadır. En gelişmiş teknolojik cihazlar ve tanı yöntemleri, bedendeki arızaları görebilir ama yaşanan korkuyu ve umutsuzluğu saptayamaz. Bu yüzden birçok insan, teknik olarak tedavi edilmiş olsa bile kendisini iyileşmiş, şifa bulmuş hissedemez. Hekimlik ile doktorluk arasındaki fark bu noktada derinleşir: Biri insanı veri olarak görme riskini taşırken, diğeri insanı hikâyesi olan bir varlık olarak anlamaya çalışır. Aslında mesele her iki yaklaşımın da tamamen doğru ya da yanlış olması değildir. Modern tıp olmadan insan sağlığı bugünkü seviyesine ulaşamazken yalnızca endüstriye dayanan bir sağlık anlayışı da insanı eksik bırakmaktadır. Günümüz dünyasında insanın ihtiyaç duyduğu şey, modern tıbbın bilimsel gücü ile kadim hekimliğin insani hikmetini yeniden buluşturmaktır.

Modern çağın doktoru, hız ve verimlilik kültürü içinde çoğu zaman bedeni bir makine gibi inceler; bozulan parçayı bulur, onarır ve sistemi yeniden çalıştırır. Oysa hekim, insanı bir mekanizma olarak değil, yaşayan bir âlem olarak görür. Hekim kelimesinin anlam bulduğu hikmet, varlığın ardındaki düzeni, insan bedenindeki kusursuz dengeyi ve hayatın manasını anlayabilme olgunluğudur. Hikmet sahibi bir hekim, hastayı görmekten önce insanı görebilme yeteneğine sahiptir. Bu nedenle hekimlik, tedavi etmenin ötesinde insanın dağılan iç dengesini yeniden kurmaya çalışmak ve yalnızca hastalığı teşhis etmek değil, insanın yaratılışındaki o derin hakikati fark edebilmektir. Hakikat ise bu hikmetin ulaştığı en derin nokta olan şifanın mutlak sahibinin insan değil, yaratıcının olduğu ve hekimin şifaya sadece vesile kılındığını anlayabilmektir.

Batı tıbbı, modern bilimsel devrimden sonra hastalığı çoğunlukla biyolojik bir problem olarak ele almış; insan bedenini incelenebilir, ölçülebilir ve müdahale edilebilir bir mekanizma şeklinde değerlendirmiştir. Bu yaklaşımın merkezinde patolojiyi saptamak, onu teknik bilgiyle tedavi edip hastalığın ortadan kaldırılması yani kür elde etmek vardır. Bu anlayışta doktor, bilgisi olan bir otorite figürü olarak sistemin merkezindedir. Doğu tıbbında ise insan yalnızca organlardan oluşan biyolojik bir yapı değil; ruh, zihin, beden ve çevre arasındaki dengenin bir parçası olarak görülmüştür. Bu nedenle hekim, hastalığı gidermenin yanında; yaşam düzeni, ruh hali, beslenme ve bazen manevi yönü dengelemeye çalışan bir rehber olarak kabul edilmiştir. Buradaki temel kavram ise şifa anlayışıdır. Şifa, yalnızca semptomların kaybolması değil; kişinin yeniden dengeye, huzura ve iç bütünlüğe kavuşmasıdır. Bu yüzden bir hasta tıbben tamamen iyileşmese bile şifa bulabilir; çünkü şifa, sadece hastalığın bitmesi değil insanın iç dünyasının toparlanmasıdır ve bu sistemin merkezinde Batı tıbbının aksine hasta ile şifa kavramları vardır.

Batı tıbbı, modern çağda kuşkusuz büyük başarılar üretmekle kalmamış; anestezi, sterilizasyon teknikleri, ameliyatlar, ilaçlar, görüntüleme yöntemleri ve bilimsel protokoller ile insanlara konforlu bir sağlık hizmeti sunmuştur. Ancak bu başarı, bazen insanı laboratuvar değerlerine, organ sistemlerine ve teşhis kodlarına indirgeme pahasına gerçekleşmiştir. Özellikle tıbbın tamamen bir endüstriye dönüştüğü kapitalist sağlık sistemleri içinde doktorluk giderek performans odaklı bir mesleğe dönüşmüştür. Daha fazla hasta, daha kısa muayene süresi, daha yüksek verimlilik, daha fazla teknik işlem baskısı altında hekimlik dediğimiz olgunun temel unsurları olan dinleme, sabır, sezgi ve insani temas geri plana itilmiştir. Çünkü sistem, insanı anlamayı değil, hastalığı yönetmeyi ödüllendirmektedir. Belki de bu yüzden günümüzde birçok insan teknik olarak mükemmel sağlık hizmeti aldığı halde kendini iyileşmiş yani şifa bulmuş olarak hissetmemektedir.

Sonuç olarak, günümüzün en büyük ihtiyaçlarından biri, bu iki yaklaşımın birbirini dışlamadan bir araya getirilebilmesidir. Çünkü yalnızca kür odaklı bir sistem, insanı mekanikleştirme riskini taşırken; sadece şifa odaklı bir yaklaşım ise bilimsel etkinliği geri plana atabilir. Gerçek tıp belki de bu iki alanın birleştiği yerde; insanı sadece onarılacak bir beden değil, şifa bekleyen bir bütün olarak gören bakışı içerdiğinde ortaya çıkacaktır. Endüstrileşmiş ve dijitalleşmiş sağlık sisteminde yeniden hatırlanması gereken şey tedavinin algoritmalarla yönetilebileceği, fakat şifanın insani bir temas sonucunda ortaya çıkacağıdır. Bu yüzden bilmemiz gereken, gelecekte iyi doktor olmanın yetmeyebileceği ve insanlığın yeniden hekim aramaya başlayacağı gerçeğidir.

Bu metinde ele alınan birçok düşüncenin çıkış noktası, önceki Tarım, Gıda ve Hayvancılık Bakanımız Sn. Mehmet Mehdi Eker ile yaptığımız bir sohbet sırasında bana yönelttiği “Hekim ile doktor arasındaki fark nedir?” sorusu olmuştur. Bu soruya verdiği cevaplar, hekimlik kavramının yalnızca mesleki değil aynı zamanda hikmetle ilişkili bir anlam dünyasına sahip olduğunu göstermiş; özellikle insanın başlı başına bir alem olduğu yönündeki yaklaşımı, bu yazının fikri zeminini oluşturan temel düşüncelerden biri olmuştur.

 


Etiketler »  

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için "veri politikamızı" inceleyebilirsiniz. Daha fazlası