“Eğitim diplomasisi,” en özet biçimde, ülkelerin, eğitimi “yumuşak güç” olarak kullanarak diğer ülkelerle ilişkilerini geliştirmesi ve etki alanı oluşturmasını ifade etmektedir. Burada “uluslararası öğrenciler” de önemli rol oynamaktadır.
Dünyada Uluslararası Öğrenci Sayısındaki Gidişat
Bu nedenle eğitim diplomasinin fiiliyat bulması için uluslararası öğrenci “sayısı” önemlidir.

Dünyada uluslararası öğrenci sayısı 7 milyona yaklaşmış durumdadır. 2017’nin 5,4 milyonluk uluslararası öğrenci sayısı, Covid-19 bağlantılı hareketlilik kısıtlamalarına rağmen 2020-2021 arasındaki kısmi gerileme haricinde artmıştır (Grafik 1).

ABD, uzun süredir uluslararası öğrenciler için en çok tercih edilen ülkedir. 1950’de 25 bin olan uluslararası öğrenci sayısı, 2000’lerde 500 bine ulaşmış ve günümüzde 1 milyonu aşmıştır. Bu artışta ABD’nin teknolojik ilerlemeleri, güçlü üniversiteleri, bilimsel araştırmalara verdiği destek ve uluslararası iş birlikleri etkili olmuştur.[1] Ayrıca, Batılı ülkelerin yükseköğretimde İngilizce eğitim sunmaları da cazibeyi artırmıştır.[2] Diğer yandan, sömürgecilik geçmişi nedeniyle çevre ülkelerden merkez ülkelere doğru eğitim temelli göç yaşandığı da göz ardı edilmemelidir.[3]
2024 verilerine göre Kanada, Birleşik Krallık’ı geçerek uluslararası öğrenci kabulünde ikinci sıraya yükselmiştir. Avustralya da Fransa’nın önüne geçmiştir. Ayrıca Güney Kore, Japonya ve Çin’i geride bırakarak ilk 10 ülke arasına girmiştir. Türkiye, son yıllarda uluslararası öğrenci sayısındaki hızlı artışla dünyada 7. sıraya yükselmiştir (Grafik 2).
Uluslararası Öğrenci Alanında Türkiye’nin Yeri
Türkiye’deki bu artışta öğrenci kabul politikaları, teşvikler ve uygulamalar etkili olmuştur.

YÖK’ün kurulması sonrasında 1983’te 5 bin 378 olan uluslararası öğrenci sayısı,[4] 1998’de 18 bin 662’ye ve 2024’te 336 bin 366’ya ulaşarak 18 kat artmıştır (Grafik 3). Bu artış, yalnızca Türk Cumhuriyetleri’ne yönelik Büyük Öğrenci Projesi’nden kaynaklı değil, Türkiye’nin tarihsel, kültürel ve dini bağlarının yanı sıra yaşanabilir bir ülke olarak görülmesi ve sunduğu eğitim-burs imkanlarının etkisiyle açıklanabilir.[5]
Öte yandan, genelde her yıl uluslararası öğrenci sayısı artsa da yıllık artış oranları dalgalı bir seyir izlemektedir; yeni kayıt kabullerinde istikrarlı bir artış eğilimi yoktur. Bu durum, ilk etapta Türkiye’nin uluslararası öğrenci politikasındaki istikrarsızlıkla ilişkilendirilebilse[6] de özellikle 2013-2014’teki keskin düşüş, “paralel devlet yapılanması” ile bağlantılı olarak bazı ülkelerden gelen öğrenci akışının kesilmesiyle açıklanabilir. Benzer şekilde, 15 Temmuz darbe girişimi,[7] Covid-19, ekonomik krizler (ve bağlantılı harç artışları) ve doğal afetler gibi etkenler de uluslararası öğrenci kayıtlarının artış hızını düşürmüştür.
Türkiye’deki Uluslararası Öğrencilerin Dağılımları
Son yıllardaki yeni kayıtlarda yaşanan düşüşlere rağmen, Türkiye’deki uluslararası öğrenci sayısı artmaya devam etmektedir.

Türkiye’deki uluslararası öğrencilerin yüzde 82,07’si, ilk 20 ülkedendir. En fazla öğrenci Suriye’den (60.750) gelmektedir (Tablo 1).

Öte yandan, Suriye, aynı zamanda kriz yaşayan (mağdur) ülkelerden gelen uluslararası öğrenciler arasında en fazla sayıya sahip ülke olup, Türkiye’nin bu ülkelere (Myanmar hariç) komşuluğu ve sağladığı kolaylıklar, öğrenci sayısını artırmıştır (Tablo 2). Ancak bu ülkelerden gelen öğrencilerin toplam içindeki payı önceki yıl yüzde 34 iken yüzde 27,87’ye düşmüştür. İlk 20 ülkenin bir yönü “mağdurluk” iken diğer yönü de “komşuluk” özelliği taşımaktadır.

Türkiye’deki uluslararası öğrencilerin yüzde 45,16’sı “komşu ülkeler”den gelmekte olup, bu oran OECD (yüzde 20) ve AB (yüzde 23) ortalamalarının yaklaşık iki katıdır. En fazla öğrenci Suriye ve Azerbaycan’dan gelirken, Gürcistan ve Ermenistan’dan gelen öğrenci sayısı düşüktür (Tablo 3). Bu durum, Türkiye’nin uluslararası öğrenci profilinin tarihsel, kültürel ve coğrafi yakınlığa dayandığını göstermektedir.
Ülke bazlı uluslararası öğrenci dağılımı yanında, Türkiye’deki uluslararası öğrencilerin dünyanın çeşitli bölgelerine göre dağılımları da ortaya konabilmektedir.[8]

Türkiye’deki uluslararası öğrencilerin yüzde 43,37’si Ortadoğu ve Kuzey Afrika’dan olup, bu bölgeler hem mağdur coğrafya hem de komşu ülke özelliği taşımaktadır. İkinci sırada ise yüzde 15,06 ile Orta Asya yer almaktadır. Bu da Türk Cumhuriyetleri’nin etkisini göstermektedir.
Ayrıca şu dağılımlar da dikkate alınmalıdır:
- Türkiye’de 91 bin 800 öğrenci (KKTC de dahil) Türk Cumhuriyetleri’ndendir. Bu haliyle toplam uluslararası öğrenciler içindeki pay yüzde 27,29’dur. Azerbaycan 40 bin 354 öğrencisi ile ilk sıradadır.
- Körfez ülkelerinden 42 bin 598 öğrenci bulunmaktadır (toplamın yüzde 12,66’sı); bunların çoğunluğu İran (28 bin 924) ve Irak’tandır (13 bin 153).
- 12 bin 514 uluslararası öğrenci Balkan ülkelerindendir (toplamın yüzde 3,72’si). Bulgaristan (5 bin 645) en fazla temsil edilen Balkan ülkesidir.
- 53 Afrika ülkesinden uluslararası öğrenciler bulunmaktadır (toplamın yüzde 18,58’i). En fazla öğrenci Mısır’dandır (10 bin 695).
- AB ülkelerinden 16 bin 953 öğrenci bulunmaktadır (toplamın yüzde 5,04’ü). Bulgaristan, bunların yüzde 33,30’unu oluşturmaktadır.
- Asya-Pasifik bölgesinden 8 bin 541 öğrenci bulunmaktadır (toplamın yüzde 2,54’ü). En fazla öğrenci Endonezya’dandır (5 bin 227).
- Amerika Kıtası’ndan 30 ülkeden toplam 2 bin 424 öğrenci bulunmaktadır (yüzde 0,71). Öğrencilerin yüzde 55,34’ü ABD’dendir.
Eğitim Diplomasisinde Zirve İçin “Türkiye Uluslararası Öğrenci Başkanlığı”
Dünyanın farklı bölgelerinden gelen 336 bin 366 uluslararası öğrencinin yüzde 46,11’i (155 bin 115 öğrenci) Marmara Bölgesi’nde, özellikle İstanbul’da (118 bin 789 öğrenci) eğitim görmektedir. Böyle bir zeminde, uluslararası öğrencilerin Türkiye’ye katkılarının olması doğaldır.
Uluslararası öğrencilerin Türkiye ekonomisine doğrudan katkısı yaklaşık 4 milyar dolar olup, dış ticaret yoluyla bu katkının daha da arttığı değerlendirilmektedir.
Mezun uluslararası öğrenciler, ülkelerinde önemli siyasi, diplomatik ve bürokratik görevler üstlenerek Türkiye’ye katkı sağlamakta; bu özellikle Suriye, Afrika, Balkanlar ve Türk Dünyası’nda Türkiye’nin “yumuşak gücü”nü artırmaktadır.
Uluslararası öğrenciler, mezuniyet sonrası akademik ve idari pozisyonlara gelerek Türkiye ile olan akademik ilişkileri güçlendirmekte ve Türk yükseköğretiminin uluslararasılaşmasına katkı sunmaktadır.
Türkiye’de yaklaşık 200 ülkeden gelen uluslararası öğrenciler, ülkeyi çok kültürlü bir yapıya kavuşturmakta; bu öğrenciler ile Türk toplumu arasındaki etkileşim, kültürel çeşitliliği artırmakta ve genelde olumlu karşılanmaktadır.
Uluslararası öğrencilerin Türkiye’ye katkısını artırmak ve eğitim diplomasisi çerçevesinde daha etkili bir konumlanma sağlamak için, dağınık ve çok aktörlü mevcut yapının yerine daha bütüncül ve organize bir kamu yapılanmasına ihtiyaç vardır. Zira şu anda kamu kurumları düzeyinde 60’tan fazla birimle muhatap olunması,[9] sistemde sorunların olmasına yol açmaktadır. Kamusal düzeyde YÖK, Göç İdaresi, YTB ve üniversiteler gibi uluslararası öğrenciler ile ilgili öne çıkan ana yapılanmalar olmakla birlikte, bunların hiçbiri Türkiye’deki tüm uluslararası öğrenci sistemini tüm yönleri ve ihtiyaçları ile içine alamamaktadır.
Öte yandan, YÖK’ün Uluslararasılaşma Strateji Belgesi’nde 2025-2028 arasında öğrenci sayısını 380 binden 500 bine çıkarma hedefi bulunmaktadır.[10] Bu hedeflere nitelikli şekilde ulaşmak için, mevcut dağınıklığı toparlayacak ve süreci bütüncül biçimde yönetecek yeni bir üst yapılanmanın kurulması gereklidir.

Bu nedenle, uluslararası öğrenci süreçlerini daha etkin yönetmek için “Türkiye Uluslararası Öğrenci Başkanlığı” (TUR-OBA) kurulmalıdır. Bu yapı, hem yurt dışına giden Türk öğrencileri hem de Türkiye’ye gelen uluslararası öğrencileri kapsamalı; aşamalara, ihtiyaçlara ve üniversitelerle ilişkili bir teşkilatlanma modeliyle organize edilmelidir. Buna göre;
- Aşamalar ve teşkilatlanma: Uluslararası öğrencilik süreci “aday”, “aktif” ve “mezun” aşamalarından oluşur; TUR-OBA bünyesinde bu aşamalara uygun birimler olmalıdır.
- İşlevsel birimler: Aday öğrenciler için tanıtım, aktif öğrenciler için burs mekanizması, mezunlar için mezun ağı birimleri oluşturulmalı; süreçler birbirine bağlı ve sürekli takip edilmelidir.
- Destekleyici süreçler: Kabulden mezuniyete kadar resmi işlemler ve özel sektör/sivil toplum destekleri dikkate alınmalı, ilgili bakanlıkların işlemleri TUR-OBA’ya entegre edilmelidir.
- Danışmanlık ve STK koordinasyonu: Danışmanlık firmalarının akreditasyonu ve denetimi ile STK’larla koordinasyon için TUR-OBA’da birim kurulmalıdır.
- Üniversitelerle ilişki: TUR-OBA bünyesinde üniversiteler için “uluslararası öğrenci merkezi koordinatörlüğü” ve “değişim programları koordinatörlüğü” şeklinde birimler olmalı; üniversitelerde standartlaşma sağlanmalıdır.
- Üniversite yapılanma standardı: YÖK’ün uluslararası ilişkiler daire başkanlığı bulunmaktadır, ancak TUR-OBA koordinasyonunda üniversitelerin uluslararası öğrenci birimleri “öğrenci sayısına göre farklı standartta” yapılandırılmalıdır.
- AR-GE biriminin önemi: Uluslararası öğrencilerin iş hayatı, çalışma izinleri ve dış ticaret katkıları gibi meseleler veri odaklı araştırılmalı; bu amaçla TUR-OBA’da bir AR-GE birimi kurulmalıdır.
Böylece, mezunların siyasi ve diplomatik katkıları veri odaklı raporlarla izlenmeli ve bu süreçte TUR-OBA’nın AR-GE birimi kritik rol oynamalıdır. YÖK uluslararası iş birliklerini artırırken, akademide uluslararası akademisyen sayısı ve doktoralı yerli mezunların oranı yükseltilmelidir. Ayrıca, uluslararası öğrencilerin memnuniyeti, ayrımcılık ve sosyal entegrasyon durumları AR-GE birimi tarafından düzenli olarak araştırılmalıdır.
En nihayetinde; TUR-OBA gibi yeni bir yapının kurulması uluslararası öğrencilikle ilgili kapsamlı ve güncel bir yasal düzenleme (uluslararası öğrencilik mevzuatı) yapılmasını zorunlu kılmaktadır.
[1] Ruhi Can Alkın, “Tarihsel Kopuş ve Süreklilik Bağlamında Türkiye’de Devlet ve Sivil Toplumun Uluslararası Öğrenci Politikası”, (Yayımlanmamış Doktora Tezi, Necmettin Erbakan Üniversitesi SBE, Konya: 2020), s. 56.
[2] İbrahim Çankaya ve Engin Öztürk, “Yükseköğretimde Yeni Küresel Pazar: Uluslararası Öğrenci Hareketliliğine İlişkin Bir Analiz”, Elektronik Eğitim Bilimleri Dergisi, Cilt: 3, Sayı: 6, (2014), s. 99.
[3] Mustafa Mutluer, Uluslararası Göçler ve Türkiye, (Çantay Kitabevi, İstanbul: 2003), s. 20-21.
[4] Fatma Nevra Seggie ve Hakan Ergin, Yükseköğretimin Uluslararasılaşmasına Güncel Bir Bakış: Türkiye’de Uluslararası Akademisyenler, (SETA Yayınları, İstanbul: 2018), s. 53.
[5] Gülşen Yılmaz ve Nezahat Güçlü, “Türkiye’de Uluslararası Öğrenci Hareketliliğinin Görünümü”, Yükseköğretim ve Bilim Dergisi, Cilt: 11, Sayı: 1, (2021), s. 248.
[6] Mahmut Özer, “Türkiye’de Uluslararası Öğrenciler”, Yükseköğretim ve Bilim Dergisi, Cilt: 2, Sayı: 1, (2012), s. 11.
[7] Göç’ün “ağ teorisi” kapsamında “göç edilen ülkedeki eski göçmenler ile yeni göçmenler arasında ilişki ağı” söz konusu olmaktadır. Mutluer, Uluslararası Göçler ve Türkiye, s. 21.
[8] “Bölgeler”, T.C Dışişleri Bakanlığı, https://www.mfa.gov.tr/sub.tr.mfa?03af1e06-bd93-40cb-ae4f-2c4ac27672e7, (Erişim tarihi: 12 Haziran 2025).
[9] Türkiye’de Uluslararası Öğrenci Olmak: Sorunlar ve Zorluklar, (UDEF Çalıştay Raporu, Ankara: 2022), s. 5.
[10] Yükseköğretimde Uluslararasılaşma Strateji Belgesi 2024-2028, (YÖK Yayınları, Ankara: 2025), s. 43.
