Kriter > Ekonomi |

Güçlü Türkiye’ye Nükleer Enerji


Akkuyu NGS’nin yapımına Türk firmalarının katılması hem projedeki yerlilik oranının artmasını hem de nükleer enerji ile ilgili bilgi transferinin daha hızlı olmasını sağlayacak.

Güçlü Türkiye ye Nükleer Enerji

Türkiye ile Rusya Federasyonu arasında 2010 yılında NGS (Nükleer Güç Santrali) kurulumuna yönelik imzalanan anlaşma sonrası Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Rusya devlet başkanı Putin’in katılımlarıyla nükleer santralin temeli atıldı. Yapımı tamamlanacak olan ilk ünite 2023 yılında sonraki üniteler ise birer yıl arayla devreye alınacak. Böylece tam kapasiteye 2026 yılında ulaşacak olan Akkuyu NGS toplam 4800 MW (megawatt) gücünde olacak. Yaklaşık 20 milyar dolar yatırımla gerçekleşecek proje Türkiye’nin altmış yıllık nükleer serüvenine bakıldığında tarihi bir adım sayılıyor.

Dünyada halihazırda 31 ülkede 450 NGS elektrik üretmekte ve Türkiye’deki Akkuyu ile birlikte 56 adet NGS’nin inşaatına devam edilmektedir. Bu bağlamda dünyadaki nükleer reaktör dağılımına bakıldığında ABD 99 reaktör ile birinci, Fransa 58 reaktör ile ikinci sırada yer almaktadır. Japonya 42, Çin 39, Rusya 37, Güney Kore ise 24 adet reaktörle bu ülkeleri takip etmektedir. Aynı zamanda elektrik üretimi açısından dünya genelinde nükleer enerji ortalamasının yüzde 11 olduğunu ve bu oranın Fransa’da yüzde 72, İngiltere, Rusya ve ABD gibi ülkelerde ise yüzde 20 civarlarında olduğunu görürüz.

Öyle ki OECD ülkelerinde de nükleer enerji kullanımının yüksek olduğu bilinmektedir. Bununla birlikte petrol ve doğal gaz zengini olan ABD, Kanada, Rusya, İran ve Meksika gibi ülkelerde nükleer santral bulunurken yüzde 75 oranında tükettiği enerjiyi ithal etmek zorunda olan Türkiye’nin enerji portföyünde bu kaynağın olmadığı görülür. Bu bilgiler ışığında Türkiye’nin nükleer enerji kaynağından yararlanması hem enerji çeşitliliğinin arttırılması hem de enerji bağımlılığının azaltılması bakımından oldukça önemlidir.

Türkiye’nin 1957 yılında atom enerji kurumuna üye olmasıyla başlayan NGS serüveni 1977, 1982, 1996 ve 2008 yıllarında dört adet ihalenin iptali sebebiyle yapım aşamasına geçememişti. Son olarak 3 Nisan 2018 tarihinde temeli atılan nükleer santralin Rusya’nın Rosatom firması tarafından yapılacağı ve bu projeye yüzde 49 oranında Türk firmalarının da ortak olduğu bilinmekte. Öyle ki Akkuyu NGS’nin yapımına Türk firmalarının katılması hem projedeki yerlilik oranının artmasını hem de nükleer enerji ile ilgili bilgi (know how) transferinin daha hızlı olmasını sağlayacak. Böylece Türkiye ileriki tarihlerde kendi nükleer santrallerini yapacak bilgi ve deneyime daha çabuk kavuşacak.

2023 yılı hedefleri doğrultusunda ilk on ekonomiden biri olmayı hedefleyen Türkiye’nin enerji talebini nükleer enerji gibi baz yükle çalışan santrallerden karşılaması büyüyen Türkiye’nin enerji talebini karşılamak açısından büyük önem taşımaktadır. 2017 yılında yaklaşık 290 TWh (Terawattsaat) elektrik tüketimi gerçekleştiren Türkiye’de 2023 yılında bu miktarın 370-410 TWh’e ulaşacağı öngörülmektedir. Türkiye’nin ekonomik büyümesi enerji talebini arttırmakta böylece yeni enerji santrallerinin devreye alınması gerekmektedir. Cari açığın düşürülmesi ve dışa bağımlılığın azaltılması doğrultusunda doğal gaz ve ithal kömür kullanım oranlarının düşürülmesini hedefleyen Türkiye için en uygun çözümün yenilenebilir ve nükleer enerji kaynakları olduğu görülmektedir.

Elektrik Üretiminde NGS’ler Daha Avantajlı  

Yıllık 35 milyar MWh elektrik üretecek olan Akkuyu NGS, 2026 yılında enerji tüketiminin yaklaşık 450 milyar MWh olacağı düşünülürse Türkiye’nin elektrik tüketiminin yüzde 7-8’ini karşılayacağı anlaşılmaktadır. NGS yerine doğal gaz santrali tercih edilirse yaklaşık yıllık 8 milyar metre küp doğal gaz kullanılması gerekecektir. Bu oranın da 2017 yılı doğal gaz tüketiminin yaklaşık yüzde 16’sına tekabül edeceği görülmektedir. Nükleer enerji santrali ile diğer santralleri karşılaştırdığımızda enerji santrallerindeki doğal gazın toplam maliyet içindeki oranının yüzde 80-85, kömür oranının yüzde 45-50 iken bu oranın nükleerde yüzde 10-15 civarında olduğu anlaşılmaktadır. Bundan dolayı yapımında Türk mühendislerin de katkı sağlayacağı Akkuyu NGS’nin uluslararası enerji fiyatlarının yükselmesi sebebiyle artan enerji maliyetlerinin Türkiye ekonomisine negatif etkisinin azaltılmasında etkisi olacaktır. Ayrıca 1 kWh (kilowattsaat) elektrik başına salınan karbon miktarı kömür santrallerinde 1000 gram, petrol santrallerinde 840 gram iken doğal gaz santrallerinde 470 gramdır. Bununla birlikte yenilenebilir enerji santralleri açısından bakıldığı zaman bu değerin güneş santralleri için 46 gram, rüzgar santralleri için 12 gram, hidroelektrik santralleri için 4 gram ve nükleer santraller için 16 gram olduğu görülmektedir. Böylece çevre açısından fosil yakıtlı doğal gaz ve kömür santrallerine göre sera gazı etkisi oldukça düşüktür. Diğer taraftan yenilenebilir enerji santralleriyle benzer olduğu görülen NGS’ler -Avrupa’da elektrik üretiminde belli oranda nükleer enerji kaynağı tercih edildiği için- yıllık 700 milyon ton sera gazının havaya salınması önlemektedir. 

Yenilenebilir enerji santralleri ile nükleer santrallerin kullandığı arazi yüz ölçümü karşılaştırıldığında, nükleer santrallerin bariz avantajlara sahip olduğu görülmektedir. NGS için gerekli arazinin 1-4 km2 büyüklüğünde olması yeterli olmaktadır. Ancak aynı miktardaki elektriği yenilenebilir enerji kaynaklarından üretmek istendiğinde güneş santrali için 500, rüzgar santrali için 600 ve baraj tipi bir hidroelektrik santrali için ise 2400  km2 büyüklüğünde arazi gerekmektedir. Diğer taraftan nükleer santraller, fosil yakıtlı santrallere göre daha az miktarda yakıt kullanmakta olup buna paralel olarak daha az miktarda atık çıkarmaktadır. Örneğin 1.000 MW kurulu güçteki bir enerji santrali için gerekli yıllık yakıt miktarı 2,6 milyon ton kömür, 2 milyon ton petrol iken nükleer için sadece 30 ton uranyum gerekmektedir. Bu karşılaştırmalardan anlaşılacağı üzere NGS’ler hem daha güçlü hem de çıkarılan atık bakımından daha çevreci santrallerdir.

İşletme döneminde 3.500 kişinin istihdam edileceği NGS’nin yapımında 10 bine yakın insanın çalışacak olması istihdama olumlu yansıyacaktır. Santralin yaklaşık 500 bin parçadan oluştuğu ve yerli sanayinin de bu süreçte etkin olacağı düşünülürse istihdama ektisinin daha fazla olacağı öngörülmektedir.

2012 yılında enerji fiyatlarının zirve yapmasıyla Türkiye yaklaşık 60 milyar dolar enerji ithal etmek zorunda kalmıştı. Bu durum enerji fiyatlarında meydana gelen gerileme sonucu 2017 yılında 37 milyar dolara düşmüştür. Bundan dolayı Akkuyu NGS Türkiye’nin enerji ithalatının ekonomi üzerindeki baskısını düşüreceği anlaşılmaktadır. Ayrıca ikinci NGS için Japonya ile anlaşma imzalayan Türkiye’nin Trakya bölgesinde üçüncü NGS projesinin de gündemde olması hızlı büyüyen Türkiye ekonomisi için oldukça önemlidir. Sonuç olarak NGS’ler Türkiye ekonomisine gerek artan enerji talebini karşılayarak gerek yerlilik oranını artırarak cari açığın düşürülmesi açısından olumlu katkı sağlayacak. 

 


Etiketler »