Kriter > Ekonomi |

Mega Projelerle Türkiye’nin 2023 Vizyonu


29 Ekim 2018 tarihinde açılacak 3. Havalimanı yaklaşık 35,6 milyar dolarlık yatırım değeriyle AK Parti iktidarının en büyük projelerinden biri konumundadır.

Mega Projelerle Türkiye nin 2023 Vizyonu

24 Haziran seçimlerinde mega projelerin devamı yönünde kararın çıkması Türkiye ekonomisi açısından oldukça önemliydi. 2002 yılı öncesinde ekonomik istikrarsızlığın arttığı ve yatırımların durma noktasına geldiği bir ortamdan AK Parti iktidarıyla yakalanan büyüme ivmesiyle mega projelerin altın çağına geçildi. Böylece Türkiye dünyanın en büyük on ekonomisi arasına girme hedefini 2023 vizyonu doğrultusunda mega projelerle adım adım hayata geçirmeye başladı.

Türkiye 2023 vizyonu için ulaşımdan enerjiye, yerli otomobilden savunma sanayiine kadar farklı alanlarda büyük atılımlar gerçekleştiriyor. “3. Havalimanı” ve “Büyük İstanbul Tüneli” ile ulaşım altyapısı modernleştirilmekte, Akkuyu, Sinop ve Çanakkale’de kurulacak nükleer santraller ile de enerjide dışa bağımlılığın azaltılması hedeflenmektedir. Ayrıca “TANAP” ve “Türk Akımı”yla enerji alanında büyük projelere imza atan ve enerji üssü olma yolunda hızla ilerleyen Türkiye “yerli elektrikli otomobil” projesiyle de ilk on ekonomiden biri olma yolunda ilerlemektedir.

Bunlarla birlikte savunma sanayiinde yapılan projelerle de Türkiye rüştünü ispatlamaktadır. Her geçen gün TSK envanterine milli ve yerli teknoloji ürünlerini katan Türkiye savunma sanayiinde kullanılan ürünlerin yerlilik oranını yüzde 20’den yüzde 65’e çıkarmıştır.

“Türksat 6A” projesiyle kendi yerli uydusunu 2021 yılında fırlatarak bu alanda ilk on ülkeden biri olmayı hedefleyen Türkiye, “Kanal İstanbul” gibi mega projelerini aralıksız sürdürmektedir. Türkiye’yi 2023 hedefine yaklaştıracak katma değeri yüksek olan mega projeler ekonomik büyümenin itici gücü konumunda. Türkiye’nin ekonomik büyümesinin dünya ortalamasının üzerine çıkmasına katkı yapacak bu projeler istihdamdan cari açığa, teknoloji transferinden katma değeri yüksek ürünlerin ihracatına kadar birçok alanda devler ligine çıkma mücadelesinde önemli bir işlev görmektedir.

3. Havalimanı ve Yerli Otomobil

29 Ekim 2018 tarihinde açılacak 3. Havalimanı’nın yaklaşık 35,6 milyar dolarlık yatırım değeriyle AK Parti iktidarının en büyük projelerinden biri konumundadır. Dünyanın en büyüğü olacak 3. Havalimanı doğrudan, dolaylı ve hızlandırıcı ekonomik etkileri bir araya getirildiğinde 2025 yılında tam kapasite ile faaliyete girmesiyle GSMH içindeki payının yüzde 4,9’a kadar çıkarak yaklaşık 73 milyar TL seviyesine ulaşabileceği hesaplanmaktadır. Ayrıca 2025’te 3. Havalimanı sayesinde bağlantılı faaliyetlerden kaynaklanan istihdamın 225 bin kişiye ulaşması öngörülmektedir.

3. Havalimanı dünyayı Türkiye’ye, Türkiye’yi de dünyaya bağlayacak olması açısından büyük önem taşıyor. Yeni havalimanı Türkiye’nin hem bir köprü hem de bir merkez niteliğini daha fazla perçinlemesine olumlu etki edecektir. Öyle ki hava taşımacılığının yüzde 10’luk bir artışı iş yatırımlarını da yüzde 1,6 oranında artırmaktadır. Bununla birlikte yapılan bir araştırmada şirketlerin yüzde 25’i satışlarının iyi hava taşımacılığı bağlantılarına bağlı olduğunu belirtmiştir. Bu oran yüksek teknoloji şirketleri için yüzde 40’a kadar çıkmaktadır.

Etkili hava taşımacılığı bağlantıları ile ilgili olarak şirketlerin yüzde 63’ü bunların yatırım kararları için hayati olduğunu belirtmiştir. Sonuç itibarıyla Türkiye’nin önümüzdeki yirmi yıllık büyüme hikayesinin itici güçlerinden birisinin 3. Havalimanı olacağı anlaşılmaktadır.

Ülkelerin kalkınma merdiveninin daha üst basamaklarına tırmanmaları için ileri teknolojili sektörlerde katma değeri yüksek ürünler üretip onları uluslararası pazarlara satabilmesi gerekmektedir. Yerli ve milli otomobil bu açıdan hem teknolojik ilerlemenin hem de sağladığı katma değer açısından ekonomik büyümenin vazgeçilmez bir parçasıdır. 2021’de yola çıkması planlanan yerli elektrikli otomobilin GSYH’ye yaklaşık 50 milyar avro katkı sağlayacağı ve Türkiye’nin petrol bağımlılığını azaltacağı öngörülmektedir.

Gelişmiş ülkelerde otomotiv sektörünün toplam ekonomik faaliyetteki hem doğrudan hem de dolaylı etkileri bir arada ele alındığında ortalama olarak sektördeki 1 dolarlık artışın toplam ekonomiye 3 dolarlık katma değer getirdiği hesaplanmıştır. Otomotiv sektörünün sağladığı katma değerin bu kadar büyük oranda olmasının nedenleri demir-çelik, petrokimya ve plastik gibi sektörlerin otomotiv sektörünün tedarikçisi olması ve otomotiv sektörünün de ulaştırma, savunma ve tarım gibi sektörlere araç temin etmesidir. Bu nedenle otomotiv sektörünün ekonomiye etkisi büyük olmaktadır.

AR-GE yoğun bir endüstri olan otomotiv sektörü son 10 yıldır Türkiye’de en fazla ihracat yapan sektör konumundadır. 2017 yılında ulaşılan üretim seviyesiyle Türkiye taşıt araçları üretimi sıralamasında Avrupa’da beşinci, dünyada ise on dördüncü sırada yer almaktadır. Bununla birlikte Türkiye Avrupa’nın en büyük ticari araç üreticisi olarak ikinci sırada bulunmaktadır. Türkiye’nin bu kategorideki durumunun güçlendirilmesi açısından yerli elektrikli otomobillerin önemli olduğu anlaşılmaktadır. Coğrafi konumu, altyapısı ve beşeri sermayesi sayesinde Türkiye’nin yerli otomobil üretiminde önemli bir küresel oyuncu olması 2023 vizyonuna ulaşması açısından önemli bir girişimdir.

Enerjideki Mega Projeler

“NGS”ler (nükleer güç santrali) 2023 vizyonu açısından önemli birer mega projedir. Mersin, Sinop ve Çanakkale bölgelerindeki istihdamı artıracak bu nükleer projeler gerek yapımında gerekse işletme aşamasında binlerce iş imkanı sunarak istihdama önemli katkı sağlayacak. Üçüncü NGS’nin görüşmeleri devam ederken Sinop ve Mersin’de kurulacak iki nükleer santralin maliyetinin 42 milyar dolar olduğu hesaplanmıştır.

Türkiye enerjinin ipek yolu “TANAP”la, Doğu ile Batı arasında Azerbaycan’la birlikte enerji köprüsü kurarak enerjide önemli bir atılım yapmıştır. Güney Kafkasya Boru Hattı (SCP) ve Trans Adriyatik Boru Hattı (TAP) ile birlikte Güney Gaz Koridoru’nu oluşturan TANAP, Azerbaycan’ın Hazar Denizi’ndeki Şahdeniz-2 sahasından üretilen doğal gazın Türkiye ve Avrupa’ya taşınmasını amaçlıyor. Projenin maliyeti tüm aşamalar bittikten sonra 45 milyar doları bulacak. Ayrıca Rusya’dan Türkiye ve Avrupa’ya doğal gaz taşıma projesi olan “Türk Akımı” Türkiye’nin enerji alanında etkisinin dünya çapında artmasını sağlayacak önemli bir mega projedir. Her biri 15,75 milyar m3 /yıl kapasiteli iki adet boru hattı yapımını içeren projede ilk boru hattıyla Türkiye’ye, ikinci boru hattıyla ise Avrupa’ya doğal gaz ulaştırılması planlanmaktadır.

Türkiye’nin güneş ve rüzgar santrallerinde önümüzdeki 10 yılda 10’ar bin MW’lık yatırım yapmayı hedefleyen Enerji Bakanlığı Türkiye’nin yenilenebilir enerji kapasitesini artırmak için önemli projeleri devreye sokmaktadır. YEKA ihalelerinde yerlilik şartlarının belirlenmesi hem Türkiye’ye doğrudan yatırımın gelmesine hem de bu alanda teknoloji transferinin yapılmasına olanak sağlamaktadır. Özellikle Karapınar’da kurulacak 1.000 MW gücündeki güneş santralinde kullanılacak panellerde ortalama yüzde 65 yerlilik oranı ile yurt içinde üretilmesine yönelik güneş modülü fabrikasının temelinin atılması önemlidir. Böylece ingot, wafer ve hücre üretiminin Türkiye’de artırılması sağlanmıştır. Ayrıca çeşitli illerde kurulacak toplam 1.000 MW gücündeki rüzgar santralinde kullanılacak panellerin yurt içinde üretilmesine yönelik fabrikanın kurulması enerjide dışa bağımlılığı azaltılacaktır. Özellikle yenilenebilir enerji alanındaki yatırımlarda Türkiye’nin kapasitesini artıracağı anlaşılmaktadır.

Kanal İstanbul, Sanayi, Savunma ve Uzay Teknolojileri

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2011’de tanıttığı “Kanal İstanbul” Avcılar, Küçükçekmece, Başakşehir ve Arnavutköy’den geçecek önemli bir mega projedir. İstanbul Boğazı’nı kullanan yük gemisi ve tankerlerin yoğunluğunu azaltmak, kentte yeni cazibe alanı oluşturmak amacıyla Karadeniz ile Marmara Denizi arasında 45 kilometrelik bir kanal açılacak. Böylece Boğaz’daki tanker trafiği engellenecek ve projenin yapılacağı 450 milyon metrekarelik alanda yeni yaşam alanları oluşturulacak. Türkiye ekonomisine büyük katma değer sağlayacak Kanal İstanbul’un maliyeti 10-15 milyar dolar olarak belirlenirken entegre projelerle rakamın 50 milyar doları bulması bekleniyor. Proje kapsamında 100 milyar dolarlık bir ekonomi oluşturulması hedeflenirken yapay adalar, konutlar, limanlar ile İstanbul’un değerine değer katılacaktır.

Türkiye’nin haberleşme uydusu üretebilen on ülke arasında yer almasını sağlayacak “Türksat 6A” projesinin 2020’de tamamlanması ve 2021’de uzaya fırlatılması hedeflenmektedir. Ayrıca sanayiye verilen önemi göstermesi bakımından yeni kurulacak “mega endüstri bölgeleri” büyük ölçekli ve entegre yatırımların önünü açacaktır. Türkiye ulaşım ve sağlıkta yaptığı büyük yatırımlara savunma, uzay teknolojileri, enerji ve sanayi alanında da birçok mega projeyi ekleyerek ilk on ekonomiden biri olmayı amaçladığını seçimlerden önce ortaya koydu. Sonuç olarak 24 Haziran seçimlerinde Recep Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı seçilmesi ile milletin bu mega projeleri de onayladığı görülüyor. 2023 vizyonuna toplum devletiyle birlikte yürüyor.


Etiketler »