Şubat’ın son gününde açıklanan 2024 büyüme verileri, piyasa beklentileri ile uyumlu gerçekleşti. Milli gelir, 2024’ün son çeyreğinde yıllık bazda yüzde 3 arttı. Yani milli gelirimiz iki çeyreklik daralma döneminin ardından tekrar ivmelenme eğilimi göstermiş oldu. 2024’ün genelinde ise uygulanan sıkı para politikalarının etkisiyle büyüme yüzde 3,2 artış göstermiş oldu. Böylelikle 2014’ten bu yana, ortalama yıllık büyümemiz yüzde 4,8 olarak gerçekleşti.
Büyümenin Detayları[i]
Milli gelir rakamlarına harcamalar yönünden bakarsak 2024 için ana temanın net ihracatın büyümeye tekrar katkı vermeye başlaması olduğunu söyleyebiliriz. 2023’te net ihracatın büyümeye etkisi negatif iken bu durum, 2024’te tekrar pozitife döndü. Net ihracatın pozitife dönmesi enflasyonun azaltılmaya çalışıldığı bir dönemde, Türk lirası değer kazanırken oldukça kıymetli. Bu ise ayrıca büyümenin sadece özel kesimin tüketim harcamaları ve kamu harcamaları kaynaklı olmadığını göstermesi açısından da önemli.

Milli gelir rakamlarını üretim yönünden incelersek, hizmetlerin, büyümenin ana belirleyicisi olmaya devam ettiğini görürüz. Üretim yönünden tüm sektörlerin büyümeye pozitif katkı yaptığı görülen 2024 büyümesine hizmetlerden sonra en yüksek katkı veren sektör inşaat sektörü. Bunun arkasındaki en önemli neden, deprem bölgesinde hayatın hızla normale dönmesi ve yaşam kalitesinin daha da artırılmasına yönelik çalışmalar. Üretim yönünden milli gelire katkı yapan bir diğer sektör ise tarım sektörü. Üç yıllık bir aranın ardından tarım sektörünün milli gelire tekrar katkı vermesi, ülkemiz için oldukça önemli. Tarımının öncü ülkelerinden olan Türkiye’de tarımın büyümeye katkı vermesi, orta ve uzun dönemde tarımsal teknoloji alanında yatırımların artması, ülkemiz büyümesine ivme kazandırabilecek bir gelişme.

Milli gelir rakamları son olarak gelirler yönünden incelenebilir. İktisadi birimlerin milli gelirin ne kadarını elde ettiğini gösteren bu ölçüm biçimine göre, iş gücü ödemelerinin milli gelir içindeki payının yükseldiği; işletmelerin, bir anlamda reel sektörün aldığı payın ise azaldığı görülmektedir. İş gücünün payındaki artış, gelir dağılımı için önemli.
Özetle, milli gelir rakamlarını farklı açılardan incelediğimizde net ihracatın ve tarımın büyümeye katkı vermeye başlaması ile milli gelir içinde çalışan kesimin payının artmasının önemli ve istenen gelişmeler olduğunu söyleyebiliriz. Bununla birlikte kişi başına milli gelirimiz de artış eğilimini sürdürerek 15 bin 463 ABD doları olmuştur. Ancak bu gelişmelerin sürdürülmesi için önümüzdeki dönemde atılması gereken adımlar olduğu söylenebilir.
Bu noktada, Türkiye’nin atabileceği adımları anlamak için bölge ekonomisindeki güncel gelişmelere ve bölgesel rekabet dinamiklerine odaklanalım.
Bölgesel Gelişmeler[ii]
Yanı başımızdaki Ukrayna Savaşı, Yemen’deki durum, Suriye’nin yeniden yapılanması ve Filistin meselesindeki gelişmeler, küresel ekonomi politikalarında belirsizliğin artmasına ve merceğin bölge ülkelerinin ekonomik durumuna yönelmesine yol açıyor. ABD’de ikinci kez başkan seçilen Trump’ın bölge politikaları da bu durumda etkili. Bölgenin iki dikkat çekici ekonomisi; İran ve Suudi Arabistan.
Bölge ülkelerinden İran incelendiğinde, doğal kaynaklar ve petrol rezervlerinin ülke ekonomisi için itici güç olduğu saptaması kolaylıkla yapılabilir. 2024’te ekonomik büyümesi ivme kaybeden ülkenin 2025’te de aynı durumu yaşaması beklenmekte. Bu durumun temel nedeni enflasyon ile mücadele. Enflasyon ile mücadele eden İran için, bu noktada temel önceliklerden bir tanesi ülkemizde olduğu gibi iç talebin azaltılması. İran’da enflasyonun diğer nedenleri ülkedeki konut fiyatlarındaki artış, uluslararası yaptırımlar ve para biriminin değeri olarak sıralanabilir.
İran ekonomisinin diğer yapısal özellikleri incelendiğinde reel sektörün kredi olanaklarına erişmekte zorlandığı görülür. Bununla birlikte, kamu maliyesinde yaşanan sıkıntılar ve ülkenin nükleer ajandasının uluslararası arenada sürekli tartışılması da ülke için önemli sorunlar. Özetle, İran doğal kaynaklara bağlı ve ekonomik çeşitlenmenin olmadığı bir iktisadi görünüme sahip.
Bir başka bölge ülkesi Suudi Arabistan incelendiğinde, İran’a benzer şekilde petrol rezervlerinin ülke ekonomisi için oldukça önemli olduğu görülmekte. Sudi Arabistan için temel meselelerden bir tanesi ise yabancı iş gücüne olan bağımlılık. Kısa bir daralma periyodunun ardından Suudi Arabistan 2024’te yaşadığı toparlanmayı 2025’te de sürdürülebilir. Bu noktada, petrol fiyatlarının ve Fed’in olası faiz indirimlerinin katkı sağlayabileceği değerlendirmesi yapılmakta. Bununla birlikte ülke içi yatırımların artırılması noktasında Suudi Arabistan tarafından önemli adımlar atılması bekleniyor. Bu aşamada, ülkenin kalkınma fonu tarafından uluslararası yatırımlarının azaltılarak ülke içine yatırım yapılması planlandığı ifade ediliyor.
Suudi Arabistan tarafından yayımlanan Vizyon 2030 belgesi; kamu yatırımlarının artırılması, turizm gelirlerinin yükseltilmesi, enflasyon ile mücadele gibi pek çok başlık içeriyor. Ancak yine de karşımızda çeşitliliği kısmen zayıf bir ekonomik yapı mevcut.
Daha Güçlü Büyüme İçin Atılabilecek Adımlar[iii]
İnsani yardımlar konusunda da küresel ölçekte öncü ülkelerden olan Türkiye, bölgedeki pek çok örnekten farklı olarak daha çeşitli üretim ve ihracat yapısına sahip. Ancak Türkiye bu gücünü sürdürebilmek için pek çok adım atmalı. Bölgede ekonomik açıdan gelişmiş sayılabilecek komşu ülkeler ile kıyaslandığında doğal kaynaklar açısından nispi bir dezavantaj yaşayan Türkiye’nin pek çok reform adımı ile ekonomik büyümesini daha istikrarlı bir yapıya büründürülebilir. Bu noktada farklı sektörlere yatırım yapılması önemli.
Orta Vadeli Programa göre bu yıl için yüzde 4 büyümesi beklenen Türkiye için OECD 2025 büyüme tahminini yüzde 2,6'dan 3,1'e çıkardı. Diğer uluslararası kuruluşlardan da yukarı yönlü bir revizyon beklenebilir. Peki Türkiye’yi hem bölgesel hem de küresel ölçekte daha rekabetçi konuma getirilebilecek farklı adımlar neler olabilir?
Ülkemizde kalkınma planı ile makroekonomik istikrarı sürdürmek için atılabilecek pek çok adım sıralanmış. Bunun yanı sıra yeşil ve dijital dönüşümü destekleyecek adımların altı çizilmiş. Tüm bu adımlar ile ülkemizin ekonomik yapısı daha da çeşitlendirilebilir. Bu noktada Türkiye’yi dijital dönüşüm açısından ön plana çıkarabilecek adımlardan bir tanesi fintekler. Küresel fintek pazarının daraldığı bir ortamda, 2024’te Türkiye’de fintek ekosistemi büyük bir ivme kazandı. Küresel ölçekte daralan fintek ekosistemi ülkemizde altı kat büyüdü. Kazanılan bu ivmenin etkisi ile Türkiye hizmet ihracatına farklı bir boyut getirerek finansal hizmetler alanındaki ihracatını artırabilir. Bu noktada ihracat yapısını çeşitlendirerek rekabet avantajı elde edebilir ve bölgede etkin bir rol üstlenebilir.
Bir başka adım, savunma sanayiinde yaşanmış başarılı AR-GE adımlarının uzay ve enerji alanına transfer edilebileceği altyapıların hızlıca geliştirilmesi olacaktır. Çeşitli Türk firmalarına ait uyduların da uzaya gönderilmeye başlanması, Türk Astronot Alper Gezeravcı'nın uzay yolculuğunun ardından kamuoyundaki farkındalığın artması ve Milli Uzay Programının devreye konması bu noktada önemli adımlar. Yirmiye yakın uydusu bulunan ülkemizin bu alandaki payını artması AR-GE adımları ile mümkün. Bununla birlikte, enerji alanında da Avrupa Birliği yeşil dönüşümüne yönelik adımların atılması, ihracatımızın sürekliliği açısından da önemli.
Bölgesel rekabette doğal kaynaklar alanında geride kaldığı düşünülen ülkemiz için nadir toprak elementleri ve kritik madenler, bir fırsat penceresi sunabilir. Bu noktada, dünya bor rezervlerinin yüzde 70'inden fazlasına sahip olan ülkemiz oldukça avantajlı. Bor, örnek olarak, enerji sektöründe rüzgâr türbinleri, güneş panelleri, nükleer reaktörler ve hidrojen teknolojilerinin üretiminde kullanılabilen önemli bir kaynak. Nadir toprak elementleri açısından da ülkemizin zengin olduğu söylenebilir. Nadir toprak elementleri imalat sanayii için de oldukça önemli.
Görüldüğü gibi ülkemiz teknoloji ekosistemi geliştirmekten doğal kaynak kullanıma pek çok farklı alanda başarılı ve tecrübeli. Bu başarı ve tecrübeyi sürdürmek ise oldukça kritik. Dinamik ve karmaşık yapı ve bölgesel ticaret yollarına yakınlık, ülkemizin en önemli avantajları. Türkiye nitelikli iş gücüne yaptığı yatırımlar ve AR-GE yatırımları ile ön plana çıkabilir. Özetle, halihazırda çeşitlendirilmiş görülen ekonomik yapısını besleyecek adımlar attığı ölçüde Türkiye büyümesini artırıp daha sürdürülebilir hale getirecektir.
Kaynaklar:
TÜİK Kurumsal Dönemsel Gayrisafi Yurt İçi Hasıla, IV. Çeyrek: Ekim-Aralık, 2024
Hazine ve Maliye Bakanlığı Ekonomi Sunumu 17 Mart 2025
IMF Dünya Ekonomik Görünüm Raporu
OECD Ara Dönem Ekonomik Görünüm Raporu
https://www.coface.com/ sitesinden derlenen ülke görünümleri
[i] Bu bölüm için: TÜİK Kurumsal Dönemsel Gayrisafi Yurt İçi Hasıla, IV. Çeyrek: Ekim-Aralık, 2024, Hazine ve Maliye Bakanlığı Ekonomi Sunumu 17 Mart 2025
[ii] Bu bölüm için: https://www.coface.com/ sitesinden derlenen ülke görünümleri, IMF Dünya Ekonomik Görünüm Raporu
[iii] Bu bölüm için: OECD Ara Dönem Ekonomik Görünüm Raporu
