21. yüzyılın radikal kırılımlarından biri olarak dijitalleşme süreci, internet platformlarını gündelik yaşamlarımızın merkezi haline getirmiştir. Yaşadığımız çağ içerisinde iletişim kurmak, kendini ifade etmek ve ilişkileri sürdürmek yeni bir biçim kazanmıştır. Özellikle yapay zekâ uygulamalarının hayatımıza girmesiyle birlikte teknolojinin ne tür etkilere yol açtığı önemli bir tartışma alanıdır. Bu tartışmayı güncel bir örnekle somutlaştıran gelişmelerden biri, “parasosyal” kavramının Cambridge Sözlüğü tarafından 2025 yılının kelimesi olarak seçilmesidir.
Parasosyal İlişki Kavramının Ortaya Çıkışı ve Kuramsal Temelleri
Parasosyal ilişkiye yönelik yapılan ilk kavramsallaştırma, Robert Merton’un 1943’te gerçekleştirdiği ve dönemin popüler şarkıcılarından Kate Smith ile radyo dinleyicileri arasında kurulan hayali ilişkiyi inceleyen araştırmasına dayanmaktadır. Bu çalışmayı takiben Horton ve Wohl 1956’da, “parasosyal etkileşim” kavramını, televizyon izleyicileri ile medya karakterleri arasında kurulan hayali tek taraflı bir ilişki biçimi olarak tanımlamışlardır.[1]
Cambridge Sözlüğü ise parasosyal ilişkilerin günümüzde yalnızca ünlülerle sınırlı kalmadığını; kullanıcıların yapay zekâ destekli sohbet botlarıyla kurdukları duygusal bağların da bu çerçevede değerlendirilmesi gerektiğini ifade etmiştir.[2] Bu durum, dijital çağda yalnızlık deneyiminin yeni biçimler aldığını ve bireylerin aidiyet arayışının giderek daha fazla simülatif ilişki biçimleri üzerinden karşılandığını göstermektedir. Parasosyal ilişki artık yapay zekâ uygulamalarıyla sürekli bir biçimde sürdürülen karşılıklı iletişim illüzyonuna evrilmiştir.
Bu doğrultuda kavramın yeniden gündeme taşınmasının temel nedeni, artık bu dijital ilişkilerin karşı tarafında bir “insan”ın bulunmamasıdır. Bu yeni iletişim modelinde bireylerin verdikleri tepkileri, veri temelinde şekillendirerek onları tanıyormuş gibi davranan ve duygusal bir karşılık üretiyormuş izlenimi veren sentetik muhataplarla kurulan bir ilişki söz konusudur. Yanıt veren ancak hissetmeyen bu yapay muhataplar, modern toplumlarda “kalabalık yalnızlık” deneyiminin en çarpıcı yansımalarından birini oluşturmaktadır.

Küresel ve Ulusal Ölçekte Dijitalleşmenin Boyutları
Ekim 2025 itibarıyla yayımlanan “Digital 2026” raporları, dijital dünyada önemli dönüm noktalarına ulaşıldığını ortaya koymaktadır. Küresel ölçekte, internet kullanıcı sayısı 6 milyarı aşarken (Grafik 1), dünya nüfusunun üçte ikisinden fazlası artık sosyal medya kullanmaktadır. Bununla birlikte yapay zekâ araçlarının aylık kullanıcı sayısı ise 1 milyarı aşmıştır.[3] Bu durum dijitalleşmenin yalnızca erişim boyutuyla sınırlı kalmadığını; etkileşim, üretim ve karar alma süreçlerini dönüştüren yeni bir evreye geçildiğini göstermektedir.
Türkiye özelinde ise dijitalleşme oranı oldukça yüksektir. Ekim 2025 sonu itibarıyla 87,7 milyonluk nüfusun yüzde 88,3'ü (77,5 milyon kişi) internet kullanıcısıdır. Bununla birlikte yapay zekâ kullanımına ilişkin TÜİK tarafından Ekim 2025’te yayımlanan istatistiklere göre, bireylerin yapay zekâ kullanım oranı 2025’te yüzde 19,2 olarak kaydedilmiştir. Aynı zamanda en yüksek kullanım oranının yüzde 39,4 ile 16–24 yaş grubunda olması genç nüfusun dijital yeniliklere daha hızlı uyum sağladığını ve yapay zekâyı gündelik yaşamın doğal bir parçası olarak benimsediğini göstermektedir.[4] Bu veriler, yapay zekâ teknolojilerinin gelecekte iş gücü piyasası, eğitim ve sosyal ilişkiler üzerindeki etkilerinin genç kuşaklar aracılığıyla daha da belirginleşeceğini ortaya koymaktadır.
Teknolojik dönüşümün bir diğer boyutunu oluşturan sosyal medya kullanımına ilişkin veriler ise Türkiye’de dijitalleşmenin kolektif boyutta yaygınlık kazandığını göstermektedir. Sosyal medya kullanıcı kimliği sayısının 62,3 milyona ulaşarak toplam nüfusun yüzde 70,9’una tekabül etmesi, dijital platformların bireylerin gündelik iletişim ve etkileşim pratiklerinde merkezi bir rol üstlendiğine işaret etmektedir. Grafik 2’de görüldüğü üzere, Türkiye’de en yaygın kullanılan sosyal medya platformlarının Instagram (62,3 milyon), YouTube (57,9 milyon) ve TikTok (44,9 milyon) olması, görsel ve video temelli içeriklerin kullanıcı tercihleri üzerinde belirleyici hale geldiğini ortaya koymaktadır. Bununla birlikte, mobil internet indirme hızında yüzde 47,1, sabit internet hızında ise yüzde 30,9 oranında artış yaşanması, yalnızca kullanıcı sayılarındaki artışla sınırlı olmayan bir dijital dönüşüme işaret etmektedir.[5]
Altyapıdaki bu iyileşmeler, yüksek veri tüketimi gerektiren platformların ve yapay zekâ destekli uygulamaların kullanımını teşvik eden yapısal bir zemin oluşturmaktadır. Bu bağlamda söz konusu veriler, Türkiye’nin dijital dönüşüm sürecinde hem teknik altyapı hem de kullanıcı adaptasyonu açısından önemli bir eşiği aşmış olduğunu göstermekte; ancak bu yaygınlığın nitelikli kullanım, dijital okuryazarlık ve toplumsal etkiler bağlamında nasıl şekillendiğinin ayrıca tartışılması gerektiğini ortaya koymaktadır.
Yalnız Ama Birlikte: Sosyal Medya ve Parasosyal İlişkiler
Paradoksal bir biçimde sosyal medya, kişilerarası iletişimi niceliksel boyutta artırırken aynı zamanda bireylerin daha içe dönük ve yalnız bir konuma sürüklenmesine neden olmaktadır. Bu noktada Sherry Turkle’ın dijital çağın iletişim çelişkisini kavramsallaştırdığı “yalnız ama birlikte” (alone together) yaklaşımını ele almak yerinde olacaktır. Turkle, sanal iletişime dayalı kurulan bağlantıların yüz yüze ilişkilerin derinliği ile mukayese edilemeyeceğini, aksine çoğunlukla yüzeysel, kırılgan ve doyumsuz etkileşimler üretmekte olduğunu ifade etmiştir.[6] Bu noktada, Manuel Castells’in “ağ toplumu” kuramı ile kastetmiş olduğu, bireylerin dijital ağlar aracılığıyla sosyalleşmeyi, fiziksel mekânlara ve yüz yüze iletişime kıyasla daha fazla tercih etmesidir. Ve bu durum daha yüzeysel ilişkilere sebep olmaktadır.
Dijital iletişime bağlı olan bu süreç, Baudrillard’ın “hipergerçeklik” kavramıyla ilişkili olarak dijital ortamlarda kurulan etkileşimlerin derinlik ve doyum üretmekte yetersiz kalan simülatif bir ilişki düzlemi oluşturduğunu ortaya koymaktadır.[7] Sosyal medyanın yaygınlaşmasıyla birlikte bu tür bir yalnızlık deneyiminin görünürlüğünün artması, dijital etkileşimlerin bireylerin psikososyal iyi oluşu üzerindeki etkilerinin daha derinlikli biçimde tartışılmasını gerekli kılmaktadır.
Bu dijital dönüşüm, insana özgü özelliklerin insan dışı varlıklara atfedilmesini ifade eden antropomorfizm kavramı ile de yakından ilişkilidir. Antropomorfizm, gündelik yaşamda oldukça yaygın bir olgu olup; doğa olaylarına, hayvanlara, nesnelere ya da teknolojik sistemlere insani duygu, niyet ve bilinç atfetme eğilimini kapsamaktadır. [8] Yapay zekâ uygulamalarıyla kurulan parasosyal ilişkiler, antropomorfizmin dijital çağdaki güncel bir boyutu olarak değerlendirilebilir.
Son tahlilde modernleşme ve dijitalleşmeye bağlı olarak çözülmeye başlayan geleneksel toplumsal bağlar, bireyleri daha bağımsız fakat aynı zamanda daha yalnız bir konuma sürüklemiştir. Bu yalnızlık deneyimi yapay zekâ teknolojileriyle yeni bir boyut kazanmıştır. Yapay zekâ destekli parasosyal ilişkiler, bireyin aidiyet ve etkileşim ihtiyacına geçici bir karşılık sunarken, bu ilişkilerin tek yönlü yapısı kalıcı toplumsal bağların yerini doldurmaktan uzak kalmaktadır. Bu durum, modern toplumlarda yalnızlığın yalnızca bireysel bir deneyim değil, aynı zamanda yapısal ve teknolojik süreçlerle yeniden üretilen toplumsal bir gerçeklik olduğunu göstermektedir.
[1] Sibel Fügan ve Neşe Kars Tayanç, “Parasosyal İli̇şki̇: Kavramsal Bi̇r Çerçeve” İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi, Sayı: 48, (2019), 257-277.
[2] Zuhal Demirci, “Cambridge Sözlüğü, "parasocial"ı 2025'in kelimesi seçti”, Anadolu Ajansı, 27 Kasım 2025.
[3]We Are Social, “Digital 2026 Global Overview Report”, We Are Social, Ekim 2025, https://wearesocial.com/uk/blog/2025/10/digital-2026-global-overview-report/, (Erişim tarihi: 11 Aralık 2025).
[4] DataReportal, “Digital 2026: Turkey”, DataReportal, Ekim 2025, https://datareportal.com/reports/digital-2026-turkey, (Erişim tarihi: 11 Aralık 2025); TÜİK, “Yapay Zekâ İstatistikleri”, 1 Ekim 2025, https://data.tuik.gov.tr/Bulten/Index?p=Yapay-Zeka-Istatistikleri-2025-57945 (Erişim tarihi: 14 Aralık 2025).
[5] DataReportal, Digital 2026: Turkey.
[6] Büşra Sarıkaya. (2025). Dijital Yalnızlık ve Sosyal Medya: Kuramsal ve Platform Temelli Bir İnceleme. Sosyal Bilimler Dergisi, 9(18), 235-248. https://doi.org/10.30520/tjsosci.1754209)
[7] Sarıkaya, Dijital Yalnızlık ve Sosyal Medya: Kuramsal ve Platform Temelli Bir İnceleme.
[8] Fatih, Sönmez ve Sima Nart, “ANTROPOMORFİZM: KAVRAMIN TARİHİ, TEORİLER VE TÜKETİCİ DAVRANIŞLARI BAĞLAMINDA BİR LİTERATÜR İNCELEMESİ”. İnönü Üniversitesi Uluslararası Sosyal Bilimler Dergisi, Cilt: 11 Sayı: 2, (2022), 580-613.
