Kriter > Dosya > Dosya / Trump'ın Ticaret Savaşları |

ABD Yaşlı Kıtadan Elini Çekiyor mu?


ABD'nin Avrupa ile olan tarihsel bağları ve transatlantik sistem içindeki merkezi konumu ciddi bir dönüşüm sürecinden geçmektedir. Donald Trump’ın uygulamaları bu dönüşümün sadece görünen yüzünü oluştururken, meselenin özü, değişen yapısal dengeler ve küresel üretim-verimlilik ekseninde yaşanan güç kaymalarıdır. Artık ABD'nin "sistemi kuran ve yöneten aktör" konumundan, sistemi korumak için agresif politikalar izleyen bir aktöre evrildiği açıkça görülmektedir.

ABD Yaşlı Kıtadan Elini Çekiyor mu

Küresel sistemin başat aktörleri arasındaki rekabet iklimi, yoğunluğunu her geçen gün artırıyor. 1945 sonrası kural bazlı uluslararası sisteme alışkın olan aktörler ise yeni ortamın getirdiği belirsizlik iklimine hâlâ ayak uyduramadılar. Güvencesizliğin modern siyasetin merkezinde yer aldığı bugünlerde, endişeleri katmerlendiren Donald Trump ve yeni ABD, var olan ne varsa yerle yeksan etmeye gelmiş gözüküyor. Bu durum karşısında, sınamalar denizinde savrulan Avrupa ülkeleri ise nasıl bir yarın gördükleri konusunda tartışmaya devam ediyorlar.

 

ABD Merkezli Transatlantik İlişkinin Yapısını Anlamak

Büyük güçler, diğer aktörlerle kurdukları ilişkilerde bağımlılık ilişkisi oluştururlar. Kurulan ilişki sisteminde, özgül ağırlığı daha yüksek olan aktör, kendi çekim kuvveti nispetinde diğer aktörlerden yönelen akışı da kendi lehine değiştirip dönüştürme çabası içerisine girer. Bu ilişki türünde, üç kademeli bir hiyerarşi görülür. Bunlar sırasıyla merkez, yarı-merkez ve çevre ülkelerdir. Merkez ve çevrenin güç dağılımındaki pozisyonları, olağanüstü bir olay yaşanmadıkça merkez lehine istikrarlı bir biçimde devam ederken, yarı-çevrede yer alan ülkelerin konumları, merkez ülkenin büyük kararları ile şekillenir. Fırsat pencerelerinin görüldüğü sekanslarda yarı-çevre ülkeleri, sadece konjonktürel avantajlar peşinde koşmaz, aynı zamanda kurulan sistemin yapı taşlarını da kendi lehlerine yontmaya başlarlar.

 

Grafik 1: Sistemik Bağımlılık İlişkisi

ABD ile Avrupa ülkeleri arasındaki yapıyı anlamak istediğimizde, tarif ettiğimiz sınırlar ortaya çıkmaktadır. Amerikan İç Savaşı sonrasında, yerel baskı gruplarının güç kaybetmesiyle Doğu kıyılarındaki güçlü ailelerin ve iktisadi grupların öngördüğü sistem, ülke sathına genişletilmiştir. Bunun yansıması ise 1869’da tren yolu hatlarının kıta sathında birbirine eklemlenebilmesi, standartlaşmanın getirilmesi ve bu iki gelişmeyle beraber demir-çelik ile montaj hatlarının büyük ölçeklere kavuşmasıdır. Kısacası, ABD iki savaş öncesi dönemde üretim verimliliğini çoğaltmış, bu dönemde Avrupa’ya olan ihracatını da artırmıştır.

Grafik 2: Mal İhracatının Yıllara Göre Değişimi, Milyar Dolar, 1827 - 2014

 

1945 sonrası döneme bakıldığında ise ekonomik açıdan ortağı Avrupa ülkelerine kıyasla oldukça avantajlı bir biçimde çıkabilmiştir. Bunun temel sebebi ise Avrupa’da üretim altyapısı tarumar edilirken, ABD’de var olan hatların korunabilmesidir. Avrupa ülkelerinin ABD’deki doğrudan yatırımlarına ilişkin endişeleri, savaş tazminatı başlığı altında çözüme kavuşmuş, başta Alman menşeli yatırımlar olmak üzere, çoğu ülkenin işletmeleri kamulaştırma yoluyla ABD’ye devredilmiştir. Aynı şekilde, yeni yatırıma aç olan ABD de Avrupa ülkeleri ile kurduğu ilişkilerde en önemli kriter olarak doğrudan yabancı yatırımları belirlemiştir. İlaveten, Avrupa ülkelerindeki işletmelerin satın alınması yoluyla, ABD’nin üretim kabiliyetleri ilk defa Atlantik’in ötesine taşınmıştır.

Grafik 3: Uyruğa Göre ABD'deki Uzun Vadeli Yabancı Yatırımlar, Milyon Dolar

İkinci Dünya Savaşı öncesi yatırım miktarları ile bugün, transatlantik ilişkilerdeki aktörlerin ilişki türü ve konumlarına bakıldığında bir örtüşme görülmektedir. ABD ile Birleşik Krallık arasındaki ilişkiler, “özel ilişki” (special relationship) olarak tanımlanırken, bu süreçte yatırımlarını artıran ülkelerde de savaş sonrası düzenin kurumlarının merkezleri kurulmuştur.

 

Transatlantik Yapının Çatısı Dağıldı mı?

ABD Başkanı Donald Trump’ın geçtiğimiz ay gümrük vergilerinde düzenleme yapması sonrası, ABD’nin kıtadan uzaklaştığı ve transatlantik ilişkilerin Trump idaresi tarafından baltalandığı iddiaları ayyuka çıkmıştı. Olaya, sıcaklığın vahametini bir kenara bırakarak bakacak olursak, bu ayrışmanın temelinde yapısal dinamiklerdeki değişim bulunmaktadır.

Grafik 4: Göreceli Saatlik Üretkenlik (100 = ABD Ekonomisi), 1950 – 2019

1945 sonrası kurulan Bretton Woods sisteminde, ABD kendi kurduğu sistemin mutlak hakimi olarak ortaya çıkmış; üretim verimliliği açısından kendisine en yakın ortağına göre neredeyse yüzde 40 oranında daha verimli üretim yapabilmiştir. Bu da ABD’nin yapısal gücünü korumasını ve sistemi kurgulayabilmesini sağlamıştır. Bu tablo, ilk defa 1977’de bozulmaya başlamış ve İtalya’da üretim verimliliği ABD ile yakınsamıştır. 1980 – 2013 döneminde, transatlantik sistemin diğer üyelerinin üretim verimliliğini artırması ve ABD’den daha verimli üretebilmesi, sistemdeki yapısal dengenin ABD aleyhine dönüşmesine zemin hazırlamıştır. Nitekim bu durum, ilk Trump döneminden itibaren dillendirilen ABD’nin Avrupa ülkeleri ile dış ticaret açığı meselesini gündeme getirmiştir.

Grafik 5: ABD’nin Birleşik Krallık, Almanya, Fransa ve İtalya ile Dış Ticaret Dengesi, 1985 – 2023, Milyar Dolar

ABD şemsiyesi altında özgür hareket eden ve sistemin nimetlerinden faydalanan AB’nin kurucu ülkeleri, ABD ile ticaretlerinde dış ticaret fazlası vermeye başlamışlardır. Aynı dönemde Birleşik Krallık’ın imalat sanayii yerine finans sektörüne yönelmesi ve sanayisizleşme politikaları izlemesi, ABD’nin Birleşik Krallık ile dış ticaretinde ticaret fazlası vermesini sağlamıştır. Nitekim, Grafik 4 ve Grafik 5’teki yapısal farklılaşma, bugün Trump’ın “akıl almaz vergileri” olarak nitelendirdiğimiz durumun yaşanmasının arkasında yatan temel sebeptir.

gemi yükleri

Trump Vergileri Kalıcı Olacak mı?

Trump’ın ek gümrük vergisi kararı, bir delinin bir anda aldığı bir karardan ziyade, ABD’nin kendi ördüğü hapishanenin mahpusu olması ile doğrudan alakalıdır. Trump öncesi dönemdeki yapısal değişimler, ABD’yi geri dönülemez bir noktaya itmişti. Bu sancılı sürecin emarelerine ilk teşhisi koyan Barack Obama, Asya ve Avrupa ülkeleri ile kapsamlı serbest ticaret anlaşmaları imzalamak suretiyle ABD’de iş gücü verimliliğini artırmayı ve finansal entegrasyonu sağlayarak mal ticaretindeki kayıpları hizmet ticareti ile kapatmayı denemişti. Trump, ilk döneminde Çin’i hedef tahtasına oturttuktan sonra safları sıkılaştırmak için Avrupa ülkelerine ABD ile yapısal dengesizliklerini ortadan kaldırmalarını salık vermişti. Biden dönemine geldiğimizde ise ABD’nin mukayeseli üstünlüğünün entelektüel sermayesinden ileri geldiği argümanı üzerine bir ticaret politikası benimsenmiş; müttefiklik ruhu naraları atılarak Avrupa ülkeleri hizaya sokulmak istenmişti. Son Trump döneminde, AB ülkelerine ilk etapta ek yüzde 23 gümrük vergisi açıklamasının yapılması ve akabinde de bu kararın 90 gün süreyle askıya alınmasının temelinde ise izah ettiğimiz faktörlerde bir arpa boyu yol katedilmemesi yatıyor. Zira, ABD eğer Avrupa karşısında bir şey yapmazsa, küresel hakimiyetinin sacayağından olan Avrupa’nın avuçlarının arasından kayıp gitmesine seyirci kalabilir.

 

Sonuç

ABD'nin Avrupa ile olan tarihsel bağları ve transatlantik sistem içindeki merkezi konumu ciddi bir dönüşüm sürecinden geçmektedir. Donald Trump’ın uygulamaları bu dönüşümün sadece görünen yüzünü oluştururken, meselenin özü, değişen yapısal dengeler ve küresel üretim-verimlilik ekseninde yaşanan güç kaymalarıdır. Artık ABD'nin "sistemi kuran ve yöneten aktör" konumundan, sistemi korumak için agresif politikalar izleyen bir aktöre evrildiği açıkça görülmektedir. Bu durum, Avrupa ülkelerinin de kendi gelecek vizyonlarını yeniden tanımlamalarını zaruri kılmaktadır. ABD'nin kıtadan elini gerçekten çekip çekmediği sorusuna ise ancak yeni yapısal ilişkilerin ve ittifak biçimlerinin netleştiği bir dönemde kesin bir cevap verilebilecektir. Ancak bugün için söylenebilecek olan şudur ki: Transatlantik sistem, artık eski güvenli liman olmaktan çıkmış; belirsizliklerin ve yeniden yapılanmaların sahnesine dönüşmüştür.

 


Etiketler »  

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için "veri politikamızı" inceleyebilirsiniz. Daha fazlası