28 Şubat 2026 saat 08.10 sıralarında, ABD ve İsrail İran’a yönelik hedefli ve kapsamlı hava saldırıları başlatmıştır. Saldırılar kapsamında ilk aşamada, Tahran’daki kamu binalarının, Akdeniz’deki ABD savaş gemilerinden gönderilen Tomahawk seyir füzeleriyle hedef alındığı anlaşılmıştır. Nitekim sabah saatlerinde Irak-İran sınır hattında Tomohawk seyir füzelerinin hareket halindeki görüntüleri açık kaynaklara yansımıştır. Bununla beraber, Tahran’ı hedef alan ilk aşama saldırılarda, havadan fırlatılan balistik füzeler kullanılmıştır. Bu kapsamda, ROCKS ve Blue Sparrow isimli, önceki örneklerde F-15 savaş uçakları tarafından fırlatıldığı bilinen balistik füzelerin Devrim Rehberi Hameney suikastında kullanılan mühimmatlar olduğu değerlendirilmiştir. Saldırının ilk aşamasında Devrim Rehberi Ali Hamaney, Rehberlik konutunda hedefli hava saldırısıyla öldürülmüştür. Ancak söz konusu bu suikast ve Hamaney’in ölümü ilerleyen geç saatlerde duyurulmuştur.
Her ne kadar bu durum, geç saatlerde duyurulsa da eylem seviyesinde şiddet ve kapsam ölçekleri itibarıyla farklılık gösteren İran’ın misillemeleri, İsrail ve ABD hava saldırılarının ilk aşamasında bu suikastın gerçekleştiğini destekleyen önemli göstergelerden birisi olarak değerlendirilmiştir. İran’ın önceki misilleme saldırılarına kıyasla bölgedeki ABD üslerini ve İsrail’i eş zamanlı hedeflemesi ile misillemenin kapsamı-şiddet ölçeği bu bağlamda önemli bir farklılık olarak belirmiştir. Öte yandan bu durum literatürde, çatışmanın yatay olarak tırmandırılması şeklinde değerlendirilmiştir. Diğer taraftan, ABD ve İsrail’in hava saldırıları ise dikey tırmandırma olarak ele alınmıştır. Nitekim bu farklılığın, İran’ın maruz kaldığı saldırının sonuçlarıyla açıklanabileceği düşünülebilir.
İran önceki asimetrik misilleme saldırılarında olduğu gibi bu misilleme saldırılarını da “Sadık Vaad” olarak isimlendirmiştir. Yine önceki misillemeleriyle benzer şekilde asimetrik saldırılar kapsamında balistik füzeler ve kamikaze İHA’lar kullanmıştır. İran böylelikle Nisan-Ekim 2024 ve Haziran 2025’ten bu yana İsrail’e yönelik başlattığı asimetrik misilleme saldırılarıyla birlikte Sadık Vaad misilleme saldırılarının dördüncü aşamasına geçmiştir. Bu tarafıyla söz konusu çatışma, 12 Gün Savaşı olarak bilinen çatışmanın devamı olup asimetrik çatışmaların yeni ve derinleşen bir örneğidir. Nitekim İran’ın misilleme saldırılarını yeniden Sadık Vaad ismi ile nitelemesi, İsrail’in de benzer şekilde saldırılarında “Aslan” ismine başvurması, bu çatışmanın devam eden sürecine işaret etmektedir. Bu durum çatışan iki tarafın da operasyonel isimlendirmeler dahilinde süreklilikleri olarak değerlendirilebilir.
İran’ın yatay tırmandırmaya ve misillemeye başvurması, envanterindeki önceden denenmiş kapasiteleriyle uyumluluk ve tutarlılık üzerinden temellendirilebilir. Zira bir aylık çatışma süresinde, ABD’nin bölgedeki askeri üslerine ve Körfez ülkelerine yönelik yüksek değerli-stratejik hedeflemelerde, İran’ın daha çok 2019 Aramco saldırısından bu yana bölge genelinde vekil güçler dâhilinde geliştirdiği asimetrik kapasitelere başvurduğu görülmüştür. Bu kapsamda, Aramco saldırısında ilk olarak kullanılan delta kanat yapılı ve maliyet etkin özellikli Tufan kamikaze İHA’sı, sonrasında Şahit-136 ismiyle gelişen, dolanan mühimmat ve kamikaze İHA türevi olarak etkili saldırı örneklerinde istikrarlı bir profil sunmuştur. Bununla beraber, vuruş hassasiyeti yüksek ve kısa menzilli Fatih sınıfı (200-800 kilometre) balistik füzeler de bu hedeflemelerde etkili sonuçlara neden olmuştur.
Nitekim, Şahit-136’nın yeni gelişmiş türevi Şahit-238 kamikaze İHA’ların bölgedeki AN/TPY-2 uzun menzilli THAAD hava savunma radarları, AN/FPS-132 erken uyarı sistemleri ve AN/MPQ-65 Patriot hava savunma radarlarına yönelik etkili saldırılarda kullanıldığı açık kaynaklara yansımıştır. Ayrıca; Fatih-110, Raad-500, Fatih-313 ve Kıyam/Zülfikar türevleri dâhilinde hassas vuruş yetenekli katı yakıtlı kısa menzilli balistik füzeler de Körfez ülkelerine yönelik hedeflemelerde başvurulan etkili kapasitelere örnek sunmuştur. Bu sınıfın kısa menzilde hava savunma sistemlerine rağmen (Patriot HSS) etkili ve hassas vuruş kabiliyetleri, önceki kullanım örnekleriyle tutarlılık göstermiştir. Zira İran Fatih sınıfı kısa menzilli balistik füzeleri, 2020’den bu yana başta Irak’taki muhtelif hedeflere (2020 Aynel Esad Üssü, 2022 Erbil Kar Grup Yerleşkesi) karşı kullanmış ve bu örnek saldırılar dâhilinde söz konusu sınıftaki türevlerin hassas vuruş yapabilme kabiliyeti olduğu ve isabet oranlarının görece yüksek olduğu gözlemlenmiştir.
Hedeflemeler ve Tırmandırma Eğilimleri
28 Şubat 2026’da ABD ve İsrail, İran’ın ikinci vuruş kapasitelerini sakatlamaya yönelik saldırılarını, bu turda batı bölgesi haricinde güney bölgesi olmak üzere genişletmiştir. Hem 12 gün çatışmasında hem de 28 Şubat ABD-İsrail ve İran çatışmalarında batı bölgesi hedeflemelerde önemli ağırlık merkezlerinden birisi olarak belirmiştir. Bu kapsamda, ABD ve İsrail’in hedeflemelerini; kamu binaları-sivil alt yapı, nükleer yapılar, askeri üsler-yerleşkeler (kara-deniz-hava-uzay) ve yüksek seviyeli dini-siyasi ve askeri figürler olmak üzere dört ana kategoriye ayırmak mümkündür. Buna bağlı olarak, spesifik nitelikli ve öncelikli hedeflerde İran’ın balistik füze ve S/İHA programı kapsamındaki askeri üsler, üretim merkezleri, silolar ve depolar ön plana çıkmıştır. Buna karşın İran da bölgedeki hedef askeri üslerdeki muhtelif taşınabilir ya da sabit uzun menzilli radar ve erken uyarı sistemleri ile yüksek değerli askeri ve stratejik varlıkları (KC-135 ve E-3 AWACS uçakları) vurmuştur.
Çatışmanın ikinci haftası itibariyle ABD-İsrail, İran’daki sivil altyapıları vurmaya başlamış. Bu kapsamda; Tahran, Kerec ve Buşehir’deki petrol tankerlerini hedef almıştır. İkinci ve üçüncü hafta içinde Mart ortalarında, ABD-İsrail hem sivil altyapıya yönelik saldırıları artırmış hem de Natanz Uranyum Zenginleştirme tesisi, Erak Ağır Su reaktörü ve Buşehir nükleer tesislerine yönelik saldırılar düzenlemiştir. Buna karşılık, İran da tırmandırmayı artırarak Körfez ülkeleri ve İsrail’deki endüstriyel bölgeler-enerji tesislerini kademeli olarak hedef almaya başlamıştır. Taraflar hızlıca tırmandırmayı üst seviyeye çıkarmış, karşılıklı olarak şiddet ve hedefleme ölçeğini genişletmiştir. Bu durum beraberinde karşılıklı nükleer tesisleri hedefleme (İran/Natanz- İsrail/Dimona Necef Nükleer Araştırma Merkezi) eğilimleri ve tırmandırmanın nükleer alan dahilinde de gelişmesine neden olmuştur. Bir başka ifadeyle, tırmandırmaya üst aşamadan başlayan taraflar, tüm tırmandırma aşamalarını bir ay içinde hızlıca tüketmiştir. Bu çatışmadaki tırmandırmanın kontrolden çıkma eğilimleri içerisinde olduğu çıkarımını güçlendirmektedir.
İran Balistik Füze Misilleme Saldırıları
28 Şubat 2026 Cumartesi günü öğlen saat 11.10 sıralarında ABD ve İsrail’in hedefli hava saldırılarına karşılık olarak İran balistik füze salvoları ile misilleme saldırıları başlatmıştır. Yaklaşık 30 balistik füze ile başlatılan ilk salvo, saat 11.28 sıralarında ikinci salvo olarak devam etmiş ardından gece saatlerine kadar aralıklı zamanlarda yaklaşık 44-45 salvo sürmüştür. Çatışmanın başlangıcından bu yana geçen bir ay içinde toplamda yaklaşık 87 dalga şeklinde gerçekleştirilen balistik füze ve kamikaze İHA saldırıları, “Sadık Vaad-4” Operasyonu olarak adlandırılmıştır. Açık kaynaklara göre bazı fırlatma bölgeleri Şiraz, İsfahan, Yezd, Demavend ve Ferdis/Elburz olarak sıralanabilir. ABD, İsrail, Körfez ülkeleri ve İran temelli kaynaklardan hareketle bu saldırılarda İsrail, Ürdün ve Körfez ülkelerini hedef alan toplamda yaklaşık olarak bin 300 ve üzeri balistik füzenin kullanıldığı çıkarımı yapılabilir. Buna ek olarak, yaklaşık 4 bin ve üzeri kamikaze İHA kullanıldığı farklı açık kaynaklardan hareketle ileri sürülebilir.
Ayrıca İsrail kaynaklarına göre, çatışmanın bir aylık sürecinde İsrail’e yaklaşık 540 balistik füze fırlatılmıştır. İsabet eden füzelerin sıklıkla Kadir-F ve Hürremşehr-4 gibi bombacık/parçacıklı mühimmat taşıyan savaş başlıklı türler (42 füze-230 farklı nokta) ile katı yakıtlı Hayberşiken/Fettah ve sıvı yakıtlı Şahab-3 türevi İmad olmak üzere 12 isabet ile 54 etki alanı oluşturduğu açık kaynaklardan hareketle değerlendirilmektedir. Misillemelere karşılık olarak İsrail, Arrow-2/3, Davut Sapanı, THAAD ve diğer savunma sistemleri olmak üzere orta ve yüksek irtifa hava savunma sistemlerini kullanmıştır. Bu anlamda, İsrail’in bir aylık çatışma boyunca Arrow-3 önleme füzelerini oldukça seçici kullanma eğilimleri sergilediğini söylemek mümkündür. Bunun yerine daha çok görece düşük maliyetli/üretimi ve tedariği görece kolay alt katman önleme füzelerini kullandığı değerlendirilmektedir. Bir başka gözlem de orta ve yüksek irtifa hava savunma önleme füzelerinin savaş başlığı yerine balistik füzenin ayrılan parçalarına ve ilk kademelerine angaje olması üzerinedir. Bu durum, muhtemelen radarların etkisizleşmesi kaynaklı hava savunma sisteminin savaş başlığını ayırt edememesine ve hedef seçme sorunlarına neden olmuştur.

Önlemede ortaya çıkan bu zafiyetler, Necef Nükleer Araştırma merkezinin oldukça yakınında gerçekleşen iki etki alanı dahilinde de görülmüştür. Bu etki alanlarında Fettah-1/2 (21 Mart-73. Dalga) ve İmad (25 Mart-81. Dalga) balistik füzelerinin kullanıldığı anlaşılmaktadır.

Açık kaynaklara yansıyan füze kalıntıları görüntülerine göre, Hürremşehr-4 balistik füzelerinin 80 bombacık taşıdığı her birinin 18 kilogram ağırlığında olduğu değerlendirilmiştir. Yaklaşık bin 800 kilogram ağırlıklı savaş başlığına sahip Hürremşehr-4 (Hayber) balistik füzesi kullanımına dair somut bulgulara hem fırlatma süreci hem de terminal safha atmosfere yeniden giriş sürecinde (5 Mart 2026, Sadık Vaad-4/19.Dalga/Tel Aviv ve Ben Gorion hava alanı/22-23-43-44 Dalgalar/İsrail’in Kuzey-Merkez Kesimleri) rastlanmıştır.
