İsrail’in 7 Ekim 2023’ten beri devam eden Gazze’ye yönelik saldırılarında Ağustos 2025 itibariyle yeni bir evreye geçildi. İsrail’in soykırımcı başbakanı Netanyahu, aradan geçen 22 ay ve katledilen 63 binden fazla Filistinliye rağmen HAMAS’ın elindeki rehineleri bir türlü kurtaramayınca, sürecin başında bu saldırıların yegane hedefinin HAMAS’ı ortadan kaldırmak olduğu şeklindeki söylemlerin aksine bir tutum sergileyerek Gazze’nin topyekün işgaline yönelik planı uygulamaya başlayacağını duyurdu.
İşgal Planına Giden Süreç
HAMAS’ın Ağustos başında, Netanyahu’nun esir takası anlaşması yapmayarak kendi hayatlarını tehlikeye attığını söyleyen Evyatar David ve Rom Braslavsky isimli iki İsrailli rehinenin görüntülerini servis etmesinden sonra İsrail toplumunda Netanyahu’ya yönelik tepkilerin had safhaya ulaşması, Netanyahu’nun bu durumdan kurtulmak için mutlaka bir şeyler yapacağına yönelik beklentiyi yükseltmişti. İki rehinenin görüntülerinden şok olduğunu söyleyen Netanyahu, “HAMAS'ın ne istediğini tam olarak anlıyorum. Onlar bir anlaşma istemiyorlar. Bu korkunç videoları kullanarak bizi yıkmak istiyorlar” diyerek, Kızılhaç’tan rehinelere yiyecek ve ilaç götürmelerini talep ettiğini açıklamıştır.
Netanyahu bu videoları gördükten sonra, “rehineleri kurtarma ve HAMAS'ı ortadan kaldırma kararlılığının yeniden canlandığını” söylemiştir. Zaten bu açıklamanın hemen akabinde Amerikan Fox News kanalına verdiği mülakatta da, “Gazze'nin tamamını kontrol altına almayı hedeflediklerini" söylemiştir. Ancak İsrail’in Gazze’yi işgal planının sadece Netanyahu’nun rehinelerin kurtarılmasına yönelik hassasiyetinden kaynaklandığını söylemek sahadaki gerçeklikle örtüşmemektedir.
Zira Netanyahu sadece birkaç gün sonra İsrail’in İ24 kanalına verdiği mülakatta, “büyük İsrail planına bağlı” olduğunu ve bunun “tarihi ve manevi bir misyon olduğunu” söyleyerek, işgal planının arkasındaki asıl niyetini ortaya koymuştur.
Netanyahu’nun bu açıklamalarının hemen ardından Gazze’nin işgali konusu, güvenlik kabinesine getirilmiş ve buradaki tartışmalardan sonra, genelkurmay başkanının muhalefetine rağmen işgal kararı onaylanmıştır. Akabinde ise Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, mesafeli olsa da yeni işgal planını hazırlayarak savunma bakanına sunmuştur. Savunma Bakanı Katz’ın onayının ardından da Netanyahu 21 Ağustos’ta planı onaylamış ve “Gideon’un Savaş Arabaları 2” ismi verilen işgal planı, aynı gün uygulanmaya başlanmıştır.
Planın Detayları
Aslına bakılırsa İsrail ordusu halihazırda en az beş tümeni ile Gazze’nin yüzde 85’ten fazlasını kontrol etmektedir. İsrail ordusu Gazze Şeridi’ni daha kolay kontrol edebilmek için şeridi doğu-batı ekseninde kesen dört yol açmış ve böylelikle beş parçaya bölmüştü. 19 Ocak’ta başlayan ateşkes sürecinde İsrail ordu birlikleri, Filistinlilerin yoğun yaşadığı yerlerden çekilerek, nispeten Gazze’yi çevreleyecek şekilde konumlanmıştı. Bu plan ile birlikte Gazze’nin çevresinde konuşlanmış birliklerin, daha iç bölgelere ilerlemesi ve özellikle kuzeyde yaşayan Filistinlilerin yerlerinden edilerek, şeridin kuzeyden güneye doğru taranarak Refah sınırına kadar ilerlenmesinin planlandığı anlaşılmaktadır.

Yani Gazze’yi işgal planı diye ortaya atılan planın, genel olarak sahadaki güçlerin takviye edilmesinden sonra 100 bin kişiyle başlatılacak bir kara harekatıyla, şeridin kuzeyindeki Beyt Lahya ve Beyt Hanun’la birlikte Gazze şehrinde yaşayan yaklaşık 1 milyon sivilin yeniden yerlerinden edilmesi ve güneyde kurulacak toplama kampı benzeri yerlere gitmeye zorlanarak, sözde güvenli bölgeler oluşturulmasını öngörmektedir. Bu sayede geride kalanların HAMAS direnişçisi olduğu anlaşılacaktır. Akabinde ise halen bu bölgelerde kalan tünellerin yıkılması ve bölgenin HAMAS savaşçılarından arındırılması için yoğun bombardıman yapılacak ve bombalamanın ardından da özel birliklerin yapacağı nokta saldırılarla hem geride kalan HAMAS savaşçıları ortadan kaldırılacak hem de rehineler kurtarılacaktır.

Yaklaşık 4-6 ay süreceği değerlendirilen işgal planını desteklemek için 60 bin yedek askere celp gönderen savunma bakanlığının, duruma göre Eylül içerisinde 20 bin celp daha gönderebileceği ifade edilmektedir. Böylelikle silahaltına alınan yedek kuvvetlerinin sayısının 130-150 bin civarına ulaşması beklenmektedir.
Plan kapsamında güneye göçmek zorunda kalacak Filistinliler için yeni gıda dağıtım merkezleri ve tıbbı destek birimleri kurulacağı açıklansa da, İsrail ordusunun asıl amacının yerlerinden edilen Filistinlilere yardım etmek değil, bilakis onları Gazze’den ayrılmaya zorlamak olduğu bilindiğinden, bu işgal planı tamamen uygulanmaya başlarsa binlerce Filistinlinin daha hem bombalama hem de güneye göç esnasında hayatını kaybedebileceği değerlendirilmektedir.
Plana Yönelik Tepkiler
İsrail’in Gazze’yi işgal planı ABD dışında neredeyse tüm ülkeler tarafından tepkiyle karşılanmış ve İsrail’in binlerce Filistinlinin daha hayatını kaybetmesine yol açacak bu girişimden derhal vazgeçmesi talep edilmiştir. Ancak işgal planına İsrail içinden de yoğun bir tepki gelmiştir. Zira bu plan kapsamında Gazze’ye yönelik geniş kapsamlı bir kara harekatı başlatılması durumunda, zaten zor koşullar altında yaşamaya çalışan rehinelerin hayatını kaybedebilecekleri veya belki de bu saldırılara tepki olarak HAMAS tarafından infaz edilebilecekleri değerlendirildiğinden, başta rehine aileleri olmak üzere toplumun geniş bir kesiminden ve ekserisi muhalefet cephesinden olmak üzere siyasetçilerden de Netanyahu’ya ve hükümetine yönelik eleştiriler yükselmiştir.
Zaten İsrail sokakları uzun süredir rehine ailelerinin protestolarına sahne olurken, işgal planıyla birlikte rehinelerin hayatının iyice riske girmesi nedeniyle protestoların dozunun arttığı görülmüştür. Bu kapsamda 16 Ağustos’ta Tel Aviv’de icra edilen protesto mitingine yaklaşık 400 bin kişinin katılması, İsrail toplumunda rehinelere yönelik hassasiyetin artarak devam edeceğini göstermiştir.
Ancak işgal planına yönelik en manidar tepkinin başta genelkurmay başkanı olmak üzere muharip ve yedek askerlerden geldiği görülmüştür. Zira Gazze konusunda şahin görüşleriyle bilinen Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir’in bile, ordunun iki yıla yakın bir süredir savaş halinde olması ve aynı anda pek çok cephede varlık göstermesinden dolayı ziyadesiyle yorulduğu ve yıprandığını ileri sürerek, işgal planına karşı çıkmış bunun yerine HAMAS ile rehine takası anlaşması yapılmasının daha rasyonel bir tercih olacağını ifade etmiştir. Buna rağmen kabine üyeleri tarafından bu şekildeki sözleri nedeniyle baskı görmüş ve eğer bu görevi yerine getiremeyecekse istifa etmesi talep edilmiştir.
Buna mukabil ordu içerisinde Netanyahu ve kabinesine yönelik olarak uzun süredir devam eden memnuniyetsizliğin bir tezahürü olarak, söz konusu planın onaylanmasından sonra bazı istifaların yaşandığı ve kendisine celp gönderilen yedek askerlerden bir kısmının da yeniden orduda görev almak istemedikleri İsrail medyasına yansımıştır.
Benzer şekilde ana muhalefet lideri Yair Lapid de, “işgal planının uluslararası arenada İsrail’i iyice yalnızlaştıracağı yetmezmiş gibi HAMAS’ın elindeki rehinelerle birlikte birçok İsrail askerinin de ölmesine, İsrail vergi mükelleflerine on milyarlarca dolarlık zarara ve siyasi bir çöküşe yol açacak olması” hasebiyle işgal planını eleştirmiştir. İsrail’in, “hedefi ve sonrası tam olarak belli olmayan, sonucunun nereye varacağı kestirilemeyen yararsız bir işgale sürüklenmesine” tepki gösteren Lapid, bu savaşın İsrail’in savaşı olmadığını, bilakis Netanyahu ve onun destekçisi aşırı sağcı Ben Gvir ile Smotrich’i iktidarda tutma savaşı olduğunu söyleyerek, işgal planına karşı çıkmıştır.
Ordu ve muhalefetten gelen itirazlara rağmen hükümet cephesi ise artık HAMAS ile müzakere imkanının kalmadığı iddiasıyla Gazze işgal planını nerdeyse eksiksiz olarak desteklemektedir. Oysa HAMAS geçtiğimiz hafta Mısır ve Katar tarafından kotarılan ateşkes planını kabul ettiğini açıklamış ve bundan sonrasının İsrail hükümetine bağlı olduğunu söylemişti. Buna rağmen Netanyahu hükümeti, HAMAS’ın kararını görmezden gelerek, işgal planını yürürlüğe koymuş ve tampon bölge gerisinde bekleyen İsrail tankları Gazze’nin kuzey kesimlerinden giriş yapmaya başlamıştır.
İsrail’in Gazze’yi İşgal Etme İhtimali ve Muhtemel Sonuçları
Halihazırda Gazze topraklarının yüzde 88’i İsrail ordusu tarafından kontrol edilmektedir. İsrail ordusu bu kontrolü bir kara harekatıyla değil yaklaşık 100 bin ton bomba atıp, Gazze’nin üst yapısının yüzde 90’nından fazlasını yıkarak sağlamıştır. Buna rağmen İsrail şimdiye kadar HAMAS’ı tamamen ortadan kaldıramadığı gibi, HAMAS’ın elindeki rehineleri de kurtaramamıştır.
Dolayısıyla başlatılan işgal planının bu durumu tersine çevirme ihtimali bulunmamaktadır. Yani bu plan ile Gazze’ye sokulacağı ileri sürülen 100 bin askerin Gazze’yi HAMAS’tan arındırması ve rehineleri kurtarmasını beklemek gerçekçi olmayacaktır. Kaldı ki İsrail’in 7 Ekim’den beri kayıpları ve ordudaki huzursuzluğu da göz önünde bulundurulunca, 100 bin askeri toplaması, toplasa bile hepsini Gazze cephesine göndermesi mümkün gözükmemektedir. Zira İsrail’in maksimalist ve revizyonist politikaları nedeniyle çevresindeki bütün ülkelerle sorun yaşadığı, bir taraftan Lübnan, Suriye ve Yemen’e saldırılar düzenlerken diğer taraftan İran ile yaşanması muhtemel ikinci raundun hazırlığını yaptığı bilinmektedir. Batı Şeria’yı ilhak niyeti bilinen İsrail’in merkez komutanlığının büyük bölümünü burada görevlendirdiği göz önünde bulundurulunca mevcut insan gücünün tüm cephelerde savaşmaya yetmeyeceği aşikardır.
Böylesine bir kara ordusu olmadan da Gazze’nin tamamının kontrol edilmesi söz konusu olamayacağından, alınan işgal kararı ve kabul edilen planın yüzde 100 başarıya ulaşma ihtimali bulunmamaktadır.
Tüm bu verilerin yanı sıra İsrail’in 7 Ekim 2023’ten Mayıs 2025’e kadar devam eden saldırılarında katlettiği 53 bin kişinin yüzde 83’ünün sivil olduğu, yine İsrail askeri istihbaratından sızan bir belgelerden anlaşılmaktadır. Bu koşullar altında şimdiye kadar ancak yüzde 17’si etkisiz hale getirildiği iddia edilen HAMAS’ın, başlatılan yeni işgal planı sonucunda tamamen ortadan kalkmasını beklemek saha gerçekleriyle uyuşmamaktadır. Yani İsrail kara harekatıyla Gazze’nin üst yapısının tamamını kontrol etse bile, tünellerde varlığını sürdürecek olan HAMAS nedeniyle tam olarak muvaffak olamayacaktır. Üstüne rehinelerin hepsinin ölmesine yol açacak ve bu durum da İsrail toplumundaki fay hatları daha da derinleşecektir.
İşgal planına yönelik en trajik öngörü ise tahmin edileceği üzere Filistin halkının muhtemel kayıpları üzerinedir. Zira şimdiye kadar 63 binden fazla insanın hunharca katledildiği Gazze’de, eğer işgal planı derinleştirilirse yaşanacak kayıpları tahmin etmek bile güçleşecektir. BM’nin Gazze’de kıtlık ilan ettiği bir dönemde ve zaten insan hayatı pamuk ipliğine bağlıyken, bunun üstüne eklenebilecek topyekün bir işgalin yüzyılın en büyük felaketine yol açabileceği unutulmamalıdır.
Dolayısıyla İsrail’in Gazze’yi işgal planını önlemek dünyanın birinci önceliği olmalı, bunu sağlamak için de BM Genel Kurulu derhal “Barış için Birleşme” opsiyonunu hayata geçirmelidir.
