Kriter > Dosya > Dosya / Ortadoğu |

İsrail’in Lübnan Saldırıları ve Hizbullah’ın Bekleyiş Dönemi


Bölgesel-yerel koşullar göz önüne alındığında İsrail’in İran ve Hizbullah gibi aktörlerin yeniden toparlanması girişimlerine karşı hukuksuz ve sınırsız olmasına karşın her türlü adımı atacağı ve kendisini olumlayan yeni dengenin değişim riskine karşı çıkacağı son Lübnan saldırıları ile daha net anlaşılmaktadır. Buna karşın 2023 Gazze işgal sürecinden öncesine kıyasla hem caydırıcı hem de diğer araçlar konusunda imkanları oldukça zayıflayan Hizbullah gibi İran destekli devlet dışı oluşumlar, süreci İsrail’in yeniden saldırısına zemin oluşturmayacak ve diplomatik-siyasi adımlara bağlı kalacak şekilde atlatmayı hedefleyecektir.

İsrail in Lübnan Saldırıları ve Hizbullah ın Bekleyiş Dönemi
İsrail’in son hava saldırılarında büyük yıkıma uğrayan Lübnan’ın başkenti Beyrut’un güney banliyösü Dahiye yeniden ayağa kalkmayı bekliyor. (Houssam Shbaro / AA, 14 Ekim 2025)

Eylül 2024’te kapsamlı çatışmalara dönüşen ve sonrasında Hizbullah’ın lider kadrosu dahil ağır kayıplar vermesinin ardından Kasım 2024’te ateşkes sürecine evrilen Hizbullah-İsrail arasındaki savaş, son dönemde yeniden İsrail’in tek taraflı saldırıları sonrası farklı tartışmaları da beraberinde getirdi. İlk aşamada Hizbullah, çatışmasızlık bölgesi olan Litani Nehri’nin kuzeyine çekilirken İsrail, Güney Lübnan’da 5 noktayı işgal etmeyi sürdürmüş ve sürecin başından itibaren ateşkes anlaşmasını kendi tekelinde yorumlamıştır. Dahası Lübnan geneli üzerinde egemenlik ihlalleri ve Güney Lübnan’da çeşitli saldırılar ile ateşkes sürecini adeta kendisine saldırmazlık şeklinde zorlamıştır. Lübnan tarafından gelen cılız kınamalar ve Hizbullah’ın sembolik misillemeleri bu durumu değiştirmemiş ve İsrail 17 Ekim’de görüldüğü üzere ateşkesi Lübnan’da oluşturduğu saldırı-işgal özgürlüğüne engel olarak görmemiştir. Hizbullah tarafında ise geçmiş dönemlerdeki Şii aktivizminin aksine bu saldırılara karşı olası ve güçlü misilleme süreci oldukça sınırlandığı gibi bu aktörün, bir nevi bekleyiş ve gizlenme şeklindeki Şii geleneğinde baskın diğer tutumlara yöneldiği söylenebilir.

 

Tek Taraflı Çatışmasızlık Gerilimleri

Hizbullah’ın Lübnan hegemonisini ve kısmi bölgesel yayılımını dinamitleyen İsrail ile 2023-2024 arasındaki çatışma süreci sonrasında, bu oluşumun yeniden toparlanma motivasyonunda olduğu aktarılmaktadır. Hizbullah’ın aksine bölgede İran ile ilişkili ve dahası HAMAS’a destek olan Katar gibi ülkeleri dahi hedef alan işgalci revizyonizm odaklı İsrail, tek kutuplu bölgesel düzen arayışında kendini herhangi bir anlaşma ya da yerleşik kurallarla bağlı hissetmeksizin askeri eylemlerini gerçekleştirmektedir. 2006 Hizbullah-İsrail Savaşı sonrası oluşturulan ve Suriye İç Savaşı ile zirveye taşınan İsrail-Hizbullah arasındaki caydırıcı dengenin böylelikle tamamen ters yüz edildiği bölgesel denklemde, İran ve en etkin bölgesel devlet dışı müttefiki Hizbullah’ın barışa ihtiyaç duyduğu ortadadır. Bu nedenle Lübnan siyasetinde pasif konuma taşınan ve bölgesel anlamda İsrail’e yeniden cephe oluşturacak herhangi bir eyleme yönelmeyen Hizbullah’ın içsel toparlanma sürecini; ağıt, şehitlik ve intikam törenleri ve diğer ekonomik araçlarla yeniden sağlamaya çalıştığı anlaşılmaktadır.

Bu çerçevede İsrail ile “en kötü senaryo” direkt çatışma durumlarını tecrübe etmiş ve en az Hizbullah kadar hem imaj hem de kapasite anlamında sorgulanmış Tahran’ın, bölgesel liderliğinde de geri adım attığı ve diplomatik mekanizmalarla süreci yavaşlatarak yeniden hazırlanma çabalarına yöneldiği söylenebilir. Her ne kadar son saldırılarda İran, İsrail’e karşı sert açıklamalar ve kınamalar yapsa da bu durumun Tahran yönetimini yeniden çatışmaya yönlendirmesi olasılık dışı gözükmektedir. Tam bu tür bir güç dengesindeki bölgesel değişim denkleminde, Suriye’de İran-Hizbullah ittifakında yer alan Beşar Esad rejiminin devrildiğini ve bu aktörleri küresel alanda sahiplenen Rusya’nın da Ukrayna işgali ile meşgul olduğu not edilmelidir. Söz konusu bölgesel-yerel koşullar göz önüne alındığında İsrail’in İran ve Hizbullah gibi aktörlerin yeniden toparlanması girişimlerine karşı hukuksuz ve sınırsız olmasına karşın her türlü adımı atacağı ve kendisini olumlayan yeni dengenin değişim riskine karşı çıkacağı son Lübnan saldırıları ile daha net anlaşılmaktadır. Buna karşın 2023 Gazze işgal sürecinden öncesine kıyasla hem caydırıcı hem de diğer araçlar konusunda imkanları oldukça zayıflayan Hizbullah gibi İran destekli devlet dışı oluşumlar, süreci İsrail’in yeniden saldırısına zemin oluşturmayacak ve diplomatik-siyasi adımlara bağlı kalacak şekilde atlatmayı hedefleyecektir.

Beyrut’taki Kamil Şamun Spor Şehri
Lübnan'da Hizbullah liderleri Hasan Nasrallah ve Haşim Safiyuddin’in İsrail saldırılarında öldürülmesinin birinci yılı dolayısıyla düzenlenen etkinlikler kapsamında, başkent Beyrut’taki Kamil Şamun Spor Şehri’nde büyük bir izci buluşması gerçekleştirildi. “Nesillerin Lideri: Söz, Kararlılık ve Umut” temasıyla düzenlenen etkinliğe, farklı izci birliklerinden 75 bini aşkın kişi katıldı. (Houssam Shbaro / AA, 12 Ekim 2025)

 

Bekleyiş ve Hegemoni Kıskacında Lübnan

Diğer taraftan bu eksenin yeni merkezlerinden Yemen’deki Husi oluşumunun olası daha fazla güç ve direnç kazanması da Hizbullah-İran üzerindeki etkinin hafiflemesi ve İsrail’in odak noktasının farklılaşmasına yol açabilecektir. Böyle bir denklemde Suriye gibi stratejik bir kavuşma alanını yitiren “Direniş Bloku” üyelerinin Husi ittifakı ile yeniden toparlanma sürecinde zaman kazanma ve alan açma durumunu pekiştirebileceği ifade edilebilir. Güncel durum itibari ile Güney Lübnan bölgesinden İsrail’in 2024’te varılan anlaşmanın aksine buradaki beş bölgeyi işgali altında tutmasına rağmen çekilen Hizbullah’ın, çeşitli maddi imkanlarla Şii toplumundaki etkisini muhafaza etmeyi ve liderlik kadrosu ile askeri stratejiler bağlamında İsrail ile çatışma sürecinde yaşanılan zafiyetleri gidermeye çalıştığı belirtilebilir. Dolayısı ile ekonomik, ideolojik ve siyasi toparlanma sürecini ve bölgesel denklemin kendi lehine dönmesini askeri caydırıcılık ve Lübnan’da “direniş toplumu”nu yeniden güçlendirme açısından esas gören Hizbullah’ın, Şiilerin bazı olaylara verdiği geleneksel tepkilerden bekleyiş ve gizlenme aşamasına işaret ettiği söylenebilir. Şii tarihinde ortaya çıktığı andan itibaren etkin Şii aktivizmini temsil eden Hizbullah oluşumunun; sorgulama, toparlanma ve direnç kazanma sürecinde daha geleneksel temsillere sarıldığı ve bekleyiş/gizlenme hedefini öncelediği şimdilik düşünülebilir.

Diğer taraftan İsrail’in, son yoğunluklu saldırılarda görüldüğü üzere Ortadoğu’nun caydırıcı kapasiteye sahip en etkin oluşumu Hizbullah’ın liderlik-kapasite kaybı sonrasında yeniden benzer konuma erişmesine fırsat tanımayacağı ve tek taraflı olarak her türlü eyleme girişeceği mesajı verdiği ateşkes sürecinden beri anlaşılmaktadır. Bu kapsamda yoğun silahsızlanma baskıları altında kalan Hizbullah’ın sadece İsrail saldırıları değil aynı zamanda Josef Avn- Nevvaf Selam şeklindeki yeni Lübnan hükümeti ve parlamento dağılımı ile Lübnanlı yerel aktörler tarafından da yoğun şekilde silahsızlanma çağrılarına maruz kaldığı görülebilir. Her ne kadar Hizbullah, İsrail’in Şeba Çiftlikleri ve bazı tepeler gibi önceki işgal süreçleri ile Güney Lübnan’dan tamamen çekilmemesi gibi gerekçeler ile silahsızlanma girişimlerine karşı net şekilde çıksa da “bekleyiş” ve “gizlenme” şeklindeki yeni sosyopolitik tasavvurları ekseninde bu süreci de zamana yayma ve Lübnan siyasetindeki farklılardan yararlanma şeklinde değerlendirdiği söylenebilir. Diğer bir ifade ile Suriye kaybı, İran’ın güç-konum zayıflaması ve Hizbullah’ın yaklaşık 40 yıldır İsrail’e karşı ve Lübnan siyasetinde önemli kazanımı sağlayan organizasyon, askeri ve ideolojik yapılanmasının stratejik darbe yemesi ve silahsızlanma tartışmaları ile zorlanması sonrasında Hizbullah, Husiler gibi bölgesel alternatif oluşumlar, bekleyiş-gizlenme gibi Şii geleneğindeki farklı ideolojik söylemler ve diplomasi-siyasi taktikler üzerinden Lübnan’da ve uluslararası alanda zaman-mevki kazanma arayışı ile yeniden direnç ve caydırıcılık kazanmayı hedeflemektedir. Bu süreçte Hizbullah, Husiler gibi bölgesel alternatif oluşumlar, Şii geleneğindeki bekleyiş-gizlenme gibi farklı ideolojik söylemler ve diplomasi-siyasi taktikler üzerinden Lübnan’da ve uluslararası alanda zaman-mevki kazanma arayışıyla yeniden direnç, kalıcılık ve caydırıcılık elde etmeyi hedeflemektedir.

Bölgesel hegemoni arayışında olan ve Levant bölgesindeki mevcut anlaşma ile diplomatik müzakereleri dikkate almayan İsrail, Hizbullah’ın yeni siyasetini tıkamak amacıyla zaman zaman askeri saldırılarını yoğunlaştırmakta ve ABD aracılığıyla Lübnan hükümetine Hizbullah’ı silahsızlandırma yönünde baskı yapmaktadır. Ayrıca İsrail’in, Lübnan ordusunu bu doğrultuda yönlendirme ve İran-Hizbullah-Husiler arasında oluşabilecek olası etkileşimleri sınırlama yönünde çeşitli girişimlerde bulunduğu anlaşılmaktadır. Dinamik süreç olduğu tüm yerel, bölgesel ve uluslararası faktörlerden anlaşılan Hizbullah-İsrail özelinde ve Lübnan genelindeki gelişmelerin yeniden topyekün çatışmalar sürecine girmesi ise şu an için sadece İsrail’in tercihine bağlı gözükmektedir.

 


Etiketler »  

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için "veri politikamızı" inceleyebilirsiniz. Daha fazlası