Kriter > Dosya > Dosya / Ortadoğu |

Fransa’nın Gazze Soykırımına Yönelik Politikası


Macron’un Fransa’nın kronikleşen iç ve dış politik sorunlarını çözme konusunda başarısız olması, son parlamento seçimlerinde aşırı sağın yanında “yükselen aşırı sol” sorununu da beraberinde getirmiş ve parlamento çoğunluğunu kaybetmesine yol açmıştı. İç siyasette bu şekilde zayıflayan Macron’un Fransız sokaklarında Gazze soykırımına karşı giderek artan tepkileri dikkate alarak İsrail’e karşı eleştirel bir politikaya yöneldiğini söylemek mümkündür.

Fransa nın Gazze Soykırımına Yönelik Politikası
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, New York'taki BM Genel Merkezi’nde yaptığı konuşmada ülkesinin Filistin devletini tanıdığını açıkladı. (Celal Güneş / AA, 22 Eylül 2025)

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda ülkesinin Filistin’i devlet olarak tanıdığını açıklaması, Paris’in Gazze soykırımına yönelik politikasına yönelik şu soruların sorulmasına da yol açtı: Macron, Filistin’i destekleyen bir politika mı izliyor? Gazze’de soykırımın başladığı günden beri Fransa’nın insan hakları ve uluslararası hukuku esas alan bir politika izlediği söylenebilir mi? Bütün Batı dünyasında çok etkin olan siyonist lobiler, Fransa’nın Filistin politikasını nasıl etkiliyor? Paris’in son dönemde İsrail sorununa yönelik politikasını belirleyen temel faktörler nelerdir? Avrupa Birliği’nin iki lider ülkesi olan Fransa ve Almanya’nın Gazze soykırımına yönelik politikaları hangi noktalarda benzeşiyor, hangi noktalarda ayrışıyor?

Öncelikle Fransa’nın Ortadoğu’daki İsrail sorununa dair politikasını şekillendiren temel parametrelerden başlayalım. Geçen Temmuz’da Fransız Cumhurbaşkanı Macron, BM Genel Kurulu toplantısı sırasında ülkesinin Filistin devletini tanıyacağını açıkladığında, bu karara karşı çıkan Amerikan Başkanı Donald Trump, “onun sözlerinin bir ağırlığı yok” ifadesiyle Macron’u ve Fransa’yı küçümseyen ifadeler kullanmıştı. Gerçekten de ekonomik ve siyasi olarak sürekli güç kaybeden ve başta Afrika olmak üzere eski nüfuz alanlarını terk etmek zorunda kalan Fransa’nın Ortadoğu sorunları konusunda, sözü çok fazla ciddiye alınan bir aktör olduğunu ileri sürmek mümkün değildir. Özellikle de ABD ile karşılaştırıldığında, Paris’in Ortadoğu’ya nüfuz etme konusunda Washington’ın çok gerisinde kaldığı biliniyor. Ancak G-7 üyesi ve Avrupa’nın iki nükleer gücünden biri olan Fransa’nın, AB içinde sözünün ağırlığının olduğu biliniyor. Bunu bilen İsrail ve siyonist lobi, Fransa’nın Filistin devletini tanıma kararının başka Avrupa ülkelerini de harekete geçirmesinden korktukları için Macron’u sert şekilde eleştirdi. Nitekim, Fransa’nın tanıma kararını başka Batılı ülkeler de takip etti ve küresel siyonist yapının inşa ettiği bir duvar daha yıkıldı.

 

Siyonist Lobi Etkisi

Ortadoğu siyasetine doğrudan etki kapasitesi sınırlı, fakat Avrupa siyasetine etki imkanı oldukça yüksek Fransa’nın, Gazze konusundaki politikasının şekillenmesinde etkili faktörlerden biri de aşırı sağın önlenemeyen yükselişi nedeniyle bu ülkede artan siyasi istikrarsızlığın Macron yönetimini büyük ölçüde zayıflatmış olmasıdır. 2017’de aşırı sağın yükselişinin önünü kesmek için oluşturulan geniş bir koalisyonun “liberal” adayı olarak cumhurbaşkanı seçilen Macron’un, Fransa’nın kronikleşen iç ve dış politik sorunlarını çözme konusunda başarısız olması, 2024’teki son parlamento seçimlerinde aşırı sağın yanında “yükselen aşırı sol” sorununu da beraberinde getirmiş ve parlamento çoğunluğunu kaybetmesine yol açmıştı. İç siyasette bu şekilde zayıflayan Macron’un Fransız sokaklarında Gazze soykırımına karşı giderek artan tepkileri dikkate alarak İsrail’e karşı eleştirel bir politikaya yöneldiğini söylemek mümkündür. Filistin’i tanıma kararının da bu eleştirel yaklaşımın bir ürünü olduğu söylenebilir.

İsrail’in soykırım politikasına yönelik giderek artan eleştirilere rağmen Fransa’nın İsrail’i geri adım attıracak yaptırımlardan uzak durması ve İspanya ve İrlanda gibi AB ülkeleriyle karşılaştırıldığında, İsrail’e yönelik eleştirilerinin daha temkinli olmasını ise siyonist lobilerin Fransız siyaseti üzerindeki etkisiyle açıklayabiliriz. Avrupa’daki en kalabalık Yahudi nüfusuna sahip ülke olan Fransa’nın gerek kendi ülkesindeki gerekse ABD’deki siyonist lobilerin kuvvetli şekilde etkisi altında kaldığına kuşku yok. Bu lobilerin, İsrail ile uyumlu çalışmaya yanaşmayan yönetimlere karşı ekonomik ve siyasi araçları, kontrolleri altındaki medyayı ve başka birtakım illegal yöntemleri nasıl kullandıkları hatırlandığında, Paris’in İsrail’i çok fazla rahatsız edecek adımlardan neden uzak durduğu anlaşılır. Bu açıdan bakıldığında Avrupa’da en fazla Müslüman ve Yahudi diasporalara sahip ülke olan Fransa’daki siyaseten zayıflamış Macron yönetiminin her iki diasporayı da çok fazla rahatsız etmemeye çalışan bir denge politikası izlediği görülüyor.

Lyon'da belediye binası
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un ülkesinin Filistin devletini tanıdığını açıklamasının ardından Lyon'da belediye binasına Filistin bayrağı asıldı. (Mathieu Prudhomme / AA, 23 Eylül 2025)

 

Almanya ile Farklar

Bu yönüyle Fransa’nın AB’nin diğer önemli ülkesi Almanya’dan ayrıştığını ifade etmek gerekir. Almanya, Filistin devletini tanımaya yanaşmazken Fransa bu devleti tanıma kararı aldı, Almanya Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin (UCM) Netanyahu hakkında verdiği yakalama kararına karşı çıkarken ve Başbakan Friedrich Merz, Netanyahu’nun Almanya’yı ziyaret etmesi durumunda tutuklanmayacağını açıklarken Fransa UCM’nin kararına destek verdi. Almanya 2025 ortasına kadar İsrail’e silah göndermeye devam edip soykırıma ortak olurken Fransız Cumhurbaşkanı Macron 6 Ekim 2024’te İsrail’e silah ambargosu uygulanması çağrısında bulundu.

Almanya’nın İsrail tarafından Gazze’de gerçekleştirilen sivil katliamlarını “İsrail’in kendisini savunma hakkı” gerekçesiyle savunmaya devam ettiği dönemlerde Fransa, bu katliamları eleştirmeye başladı. Örneğin, İsrail soykırımının başladığı Ekim sonunda yapılan AB zirvesinde Almanya Başbakanı Olaf Scholz, “İsrail ile dayanışma içinde olduklarını” söylerken Fransız Cumhurbaşkanı Macron “Kapsamlı ablukanın, ayrım gözetmeyen bombardımanın ve daha da önemlisi büyük çaplı bir kara harekatının sivil halkı yeterince korumak için uygun olmadığına inanıyoruz” ifadeleriyle İsrail politikasını eleştirmiştir. Macron, değişik zamanlarda yaptığı açıklamalarda, “İsrail’in Gazze’yi bombalamayı durdurmasını ve daha fazla sivili öldürmemesini”, “Gazze halkının zorla göç ettirilmemesini”, “İsrail’in insani yardımları engellememesini” ve “ateşkes sağlanmasını” talep ederken İsrail’in Gazze’ye yönelik insan hakları ihlallerini “utanç verici” olarak nitelendirmiştir.

 

Fransa’ya Karşı Tutumlar ve Fransa’nın Tutarlılığı

Fransa’nın İsrail’e karşı bu eleştirel yaklaşımının Macron ve Netanyahu yönetimleri arasındaki ilişkileri ciddi şekilde bozduğu ve Fransa’nın başta ABD ve Almanya olmak üzere İsrail’e destek veren bazı ülkelerle arasındaki ilişkilerde gerginliğe neden olduğu söylenebilir. Örneğin, ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee, “Fransa gerçekten bir Filistin devleti görmekte bu kadar kararlıysa, bir önerim var: Côte d'Azur'dan bir parça koparıp bir Filistin devleti kurun” sözleriyle Macron’un Filistin devletini tanıma kararını eleştirirken Almanya’daki iktidar partisi CDU milletvekili ve Federal Meclis Dışişleri Komisyonu Başkanı Armin Laschet de, Macron’un söz konusu “tek taraflı” kararından duyduğu rahatsızlığı dile getirmiştir.

Fransa’nın İsrail saldırganlığına yönelik eleştiriler karşısında asıl sert açıklamalar ise Netanyahu yönetiminden gelmiştir. İsrail’i eleştiren Macron’un bu tavrıyla “HAMAS’ı desteklediğini” ileri süren Netanyahu, Fransız Cumhurbaşkanının bu politikasıyla “terörizmin yanında yer almayı tercih ettiğini” söyleyerek Gazze’ye yönelik katliam politikasına yönelik eleştirilere tahammülü olmadığını göstermiştir. Tel Aviv’in Fransa’nın eleştirel tavrı karşısındaki tahammülsüzlüğü, Kasım 2024’te İsrail’i ziyaret eden Fransız Dışişleri Bakanı Jean Noel Barrot’un Kudüs’te bir kiliseyi ziyareti sırasında koruma polislerinin İsrail güvenlik güçleri tarafından tartaklanıp tutuklanması ile de görülmüştür.

Peki, Paris’in Gazze’de İsrail tarafından gerçekleştirilen soykırıma yönelik tavrına dair yukarıda sayılan eleştirileri, BM Güvenlik Konseyi üyesi Fransa’nın bu konuda olması gerektiği gibi, uluslararası hukuka ve özellikle de insan haklarına saygılı bir politika izlediğini ve bu soykırımı önleme konusunda üzerine düşeni yaptığını gösterir mi? Bu sorunun cevabı açık bir şekilde olumsuzdur. Zira Fransa, 16 Ekim 2023’te Rusya tarafından önerilen ve Gazze’de ateşkesi öngören Güvenlik Konseyi karar tasarısını ABD ve İngiltere ile birlikte reddederek katliamların sürmesi yönünde oy kullanmıştır. Bundan sonraki ateşkes tasarılarına (25 Ekim 2023’teki hariç) olumlu oy kullanması, Paris’in bu suçunu hafifletmez ama bütün ateşkes tasarılarını veto eden ABD’den farklı bir yere konumlandırır.

Fransa’nın Gazze soykırımı konusundaki politikasına dair eleştirilmesi gereken bir başka nokta da Filistin’e destek gösterilerine yönelik yasaklar ve bu gösterilerde polis tarafından uygulanan şiddet ve göstericilerin tutuklanmasıdır. Bunun yanında Fransız yönetiminin Filistin kökenli İngiliz Cerrah ve Glasgow Üniversitesi Rektörü Gassan Ebu Sitta’nın Mayıs 2024’te bir konferans için geldiği Paris’te havaalanında gözaltına alınıp sınır dışı edilmesi de -her ne kadar bu kararın arkasında Almanya olduğu ileri sürülse de- Fransa’nın Filistin’e destek konusundaki faaliyetlere getirdiği yasakların bir başka örneği olmuştur.

Gazze soykırımına yönelik politikası konusunda Fransa’ya yöneltilebilecek en büyük eleştiri ise önemli liderlerinden biri olduğu AB’nin uzun süre devam eden İsrail saldırganlığını desteklemesine göz yumması ya da ortak olmasıdır. AB çatısı altında, iki yıldır İsrail’e karşı etkili bir yaptırım kararının alınamamış olması ve AB’ye liderlik konusunda en önemli ortağı Almanya’nın Netanyahu yönetimine desteğinin kayıtsız şartsız devam etmesi, Berlin’i bu yanlış politikasını değiştirme konusunda ikna edemeyen Fransa’nın en büyük başarısızlığıdır. Filistin devletini tanıma konusunda bu kadar geç kalan Fransa, dünyanın gözü önünde gerçekleşen Gazze soykırımını engellemek için harekete geçme konusunda da çok geç kaldı ve halen atması gereken adımları atmıyor.

 


Etiketler »  

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için "veri politikamızı" inceleyebilirsiniz. Daha fazlası