Zamanın göreliliğini bizatihi yaşadığımız bir zamandayız muhakkak. Hadis-i Şerif’lerde sabit olduğu gibi, zaman gittikçe hızlanmakta. Dünya, güneş aynı yörüngede akar ancak insanın hissiyatında günler ayları, aylar yılları kovalar olmuştur. Bu kovalamaca esnasında ürettiğimiz katkılar, hayırlar muhakkak ki o göreceli zaman çizgisine işaretleyebildiğimiz çivilerdir. Bize zamanın boşa akmadığını gösteren hayır eylemlerimiz, insanın varlığını ispata yönelik katma değerlerimizdir. İşte Kriter Dergi böyle bir çabayla doğmuş ve nice kıymetli insanın emeğiyle onuncu yılına ilerlerken 100. sayıya erişme başarısını gösteriyor. Süreli yayıncılığın en zorlu dönemlerinden birini yaşadığı bu zamanda bu istikrar; övgüyü, takdiri, iltifatı hak ediyor. Bu vesileyle ilk sayıdan bugüne emeği geçmiş tüm yazarlara, editörlere, genel yayın koordinatörlerine, genel yayın yönetmenlerine herkese teşekkürler.
Kriter Dergi 100. sayısına gelirken küresel, bölgesel ve ulusal gelişmelere de şahitlik ediyordu. Bu şahitliği incelerken altı yıl önce şehirleri anlatan bir yazıda buldum bendenizi. Altı yıldır defalarca şehirlere dair konulara değinmişiz, şehirlerin dönüşümünde kimi zaman ayak izlerini kimi zaman gelecek rotalarını aramışız. O zaman başladığım yoldan devam ederek bu yazıda da şehirlerin dönüşümünü on yıllık bir rotayla anlatmaya çalışayım.
Şehirlerde Dönüşüm ve Türkiye
Şehirlerde dönüşüm dediğimizde bir yandan ulus aşan gelişmeler diğer taraftan yerel etkenler süreci biçimlendirmiştir. Olağanüstü nüfus artışları, dijitalleşme, iklim değişikliği gibi küresel gelişmeler, artan afet sayıları ve türleri, sanayileşme, küreselleşme, güvenlik sorunları gibi pek çok başlık, şehirlerin dönüşümünü tetiklemektedir. Bu tetikleyicilere karşı yeni şehir modelleri çözüm önerileri olarak gelişirken diğer taraftan bizatihi şehirler sorunlar çözerken yeni sorunlarla karşı karşıya kalmaktadır. Örneğin ulaşım sorunlarını çözmek için akıllı sistemler getirilirken, aşırı rasyonalizm düşük nüfuslu bölgelerin şehirlerle bağlantısını kısıtlamakta buna mukabil şehir merkezlerindeki nüfus yoğunluğu artabilmektedir. Alternatif ulaşım aracı olarak gelişen elektrikli kaykaylar yollarda trafik güvenliğini, kaldırımlarda yaya güvenliğini tehlikeye atabilmektedir. Diğer taraftan göçler, salgın hastalıklar ve iklim değişikliği gibi küresel sorunlar da şehirleri tasarımdan gündelik hayata pek çok açıdan dönüştürmektedir.
Dolayısıyla dünyada da Türkiye’de de şehirler dönüşerek değişmektedir. Bu süreçte öne çıkan bazı gelişmelerden bahsedilebilir. Dijitalleşme, sürdürülebilir kalkınma, iklim değişikliği, kültürel korumacılık ve çevreci politikalar öncelikli başlıklar olarak sayılabilir. Bu kapsamda, bir yandan “geleceğin şehirleri” olarak tanımlanan dijital şehir tasarımları dikkat çekmekte diğer taraftan karbon nötr şehirler, yeşil altyapılar, kendi kendine yeten şehirler gibi modeller de öne çıkmaktadır. Türkiye de bu gelişmelerden ve dönüşümlerden münezzeh değildir. Bu kapsamda Türkiye açısından dört temel başlıktan söz etmek mümkündür. Bunlardan ilki pek çok şehri etkileyen mega projeler ve altyapı yatırımlarıdır. İkincisi, akıllı şehirlere yönelik dönüşüm başlığında yürütülen çalışmalardır. Üçüncüsü son on yılda defaten ülkemizi sınayan afetler ve bu afetlerle mücadele çalışmalarıdır. Son olarak şehirlerde çevre politikaları başlığında atılan adımlar ve yansımalarıdır.
Mega Projeler ve Altyapı Yatırımları
Bu kapsamda son yirmi yıldır altyapı yatırımlarına odaklanan bir kalkınma projeksiyonuyla İstanbul Havalimanı, Osmangazi Köprüsü, Avrasya Tüneli, Yavuz Sultan Selim Köprüsü ve 1915 Çanakkale Köprüsü gibi projeler, yüksek hızlı tren hatları, otoyollar, limanlar, tüneller, çevre yolları gibi çalışmalar, ulaşım ağının genişletilmesine ve uluslararası bağlantıların güçlendirilmesine katkı sağlamıştır. Ayrıca şehir içi ulaşımı kolaylaştırmak amacıyla metro ve tramvay hatlarının genişletilmesi şehir içi yaşamı kolaylaştırmıştır. Marmaray, Gaziray, Başkentray, Bursaray, İzban ve yerel metro hatları, deniz otobüsleri gibi projeler bu kapsamda sayılabilir. Melen Barajı, Yusufeli Barajı, şehir hastaneleri, Çamlıca Kulesi, millet bahçeleri, millet kıraathaneleri, bilim merkezleri, millet kütüphaneleri gibi bazı projeler ise şehirlerin ihtiyaçlarına yönelik spesifik yatırımlar olarak sıralanabilir.

Akıllı Şehirler ve Dijitalleşme
Türkiye’nin elektronik devlet çabalarıyla uyumlu olarak ilerleyen akıllı şehirler, özellikle büyükşehir belediyeleri son on yılda ulaşım, enerji yönetimi, trafik kontrolü ve çevresel izleme sistemleri gibi alanlarda dijital teknolojileri daha fazla kullanır hale gelmiş, bütünleşik sistemlere doğru dönüşümler başlamıştır. Bu alandaki en önemli adım, 2019’da yayınlanan 2020-2023 Ulusal Akıllı Şehirler Stratejisi ve Eylem Planı’dır. Şehirlerin müstakil yürüttüğü çalışmaları bir çerçeveye oturtan, ulusal bir plan çizen Ulusal Akıllı Şehirler Stratejisi ve Eylem Planı bu alanda dünyada yayınlanmış dördüncü plan olarak da önemli bir eşik oluşturmuştur. 2024-2030 Ulusal Akıllı Şehirler Stratejisi ve Eylem Planı çalışmaları da devam etmektedir. Ayrıca kurulan Akıllı Şehir Platformunda hem iyi uygulama örnekleri hem akıllı şehir rehberleri paylaşılmaktadır.
Bu dönemde Türkiye Ulusal Coğrafi Bilgi Sistemi’ne entegre edilen belediye sayısı altmışa ulaşmıştır. E-belediyecilik hizmetlerinin e-devlet entegrasyonunda önemli aşamalar kaydedilmiştir. Bu dönemde, yerel açık veri portalları açılmış, bunları tek elde toplayan ulusal akıllı şehir açık veri platformu kurulmuş, Dijital Şehir İkizleri projesi yürütülmüştür.
Afetler ve Kentsel Dönüşüm
Günümüzde şehirlerin çok daha fazla risk altında olduğu muhakkaktır. Bu nedenle Türkiye, çok boyutlu ve bütünleşik bir afet yönetimi anlayışıyla dirençli şehirler oluşturmak adına çalışmaktadır. Bu kapsamda deprem odağıyla bağlantılı olarak kentsel dönüşüm önemli bir başlıktır. Son on yılda bu dönüşüm hız kazanmış, özellikle İstanbul, İzmir, Ankara ve Bursa gibi büyükşehirlerde eski yapı stokunun yenilenmesine yönelik projeler hayata geçirilmiştir. Elazığ, İzmir ve 6 Şubat depremleri sonrası ise deprem bölgelerinde yoğun bir dönüşüm faaliyeti gerçekleştirilmiştir. Diğer taraftan su taşkınlarına maruz kalan Giresun, Rize, Sinop, Bartın’da on binlerce konut ve iş yeri dönüşüme uğramıştır. Büyük yangınlar sonrası Antalya ve Muğla’da aynı şekilde kırsal mahallelerde yenileme ve ihya çalışmaları yürütülmüştür.
Diğer yandan TOKİ eliyle de inşa çalışmalarıyla şehirlerde afetlere dirençlilik adına çalışmalar yürütülmüştür. Özellikle 6 Şubat Kahramanmaraş depremleri dönüşüm faaliyetleri açısından kritik bir eşiktir. Deprem sonrasında yerinde dönüşüm çalışmaları kapsamında yaklaşık 450 bin hak sahibi belirlenmiş, hibeler ve krediler sağlanarak vatandaşların kendi dönüşümlerini gerçekleştirmeleri hedeflenmiştir. Aynı süreçte TOKİ tarafından yaklaşık 200 bin konut ve iş yeri hak sahiplerine teslim edilmiş, 2025 sonu itibariyle bu sayının 450 bin civarına ulaşması planlanmıştır. Bu çalışmalarla konut stokunun yenilenerek şehirlerde dirençliliği sağlama amaçlanmaktadır. Öte yandan bu çalışmalarla şehirlerin fiziki yapısı da dönüşüme uğramaktadır.
Şehirlerde Çevre Politikaları
Türkiye’nin şehircilik politikalarında yenilenebilir enerji kullanımı, sıfır atık projeleri ve yeşil alanların artırılması yönündeki girişimler dikkat çekicidir. Türkiye'de çevre yönetimi alanındaki en önemli projelerden biri, 2017’de başlatılan Sıfır Atık Projesi’dir. Bu proje kapsamında belediyeler, kamu kurumları, özel sektör ve bireyler için atık yönetimi sistemleri geliştirilmiş, geri dönüşüm altyapısı güçlendirilmiş ve plastik kullanımının azaltılmasına yönelik kampanyalar düzenlenmiştir. Bunun yanı sıra, hava kalitesini artırmaya yönelik hava kirliliği izleme sistemleri geliştirilmiş, geri dönüşüm oranlarını artırmak amacıyla atık yönetimi projelerine yatırım yapmıştır. Yeşil bina sertifikalandırma sistemleri ve enerji verimli yapılar teşvik edilerek şehirlerde çevresel etkilerin azaltılması hedeflenmiştir. Bu dönemde 81 ilde millet bahçeleri inşa edilerek şehirlerde yeşil alan miktarı arttırılmıştır. Yeşil koridorlar, yeşil şehirler, sünger şehirler gibi projeler geliştirilmiş, ayrıca iklim değişikliğinin olumsuz etkilerini sınırlayacak bir çerçeve çizen Paris İklim Anlaşması onaylanmış ve Avrupa Yeşil Mutabakatı yolunda adımlar atılmıştır.
On Yıldan On Yıllara
Hızla akan son on yılda, Türkiye gibi, şehirlerimiz de pek çok badire atlatmıştır. Bu süreçte kimi zaman zorlu kimi zaman zorunlu dönüşümler yaşanmıştır. Bu sürecin en önemli dört başlığı altyapı yatırımları, teknolojik dönüşüm, afetlerle mücadele ve çevre politikalarıdır. Bu dönemde şehirler gelişmeye çalışırken hızlı dönüşümler eliyle gelenekseli korumak da unutmamalıdır. Mimari dokunun korunması kadar kültürel dokunun korunması da ilk önceliklerden olmalıdır. On yılda altyapıya ve krizlere odaklanan şehirlerimiz, önümüzdeki on yıllara sirayet edecek bir kalıcılık hedefliyorsa kültürel korumacı politikalara da ağırlık vermelidir.
Tabii bunun yanında afetlere dirençli, iklim değişikliğine uyumlu, dijital teknolojilere uyarlanabilen yerel kalkınmayı hedefleyen şehirler, hedefimiz olmalıdır. Öte yandan bu şehirleri kurarken toplumun tüm kesimlerini kucaklayan, dezavantajları geride bırakan sosyal politikalarıyla daha yaşanabilir şehirleri kurgulamak gerekir. Bu şehirleri, büyürken yalnızlaşan insanlarla değil, ailesiyle güçlü ve toplumun içinde bireylerle yeşertmek gerekir. Yalnızca insana değil, öncelikle insana ancak her türlü varlığa, yeşile, doğaya saygılı; havasıyla, suyuyla, toprağıyla yaşanabilir ve güvenli şehirler önceliğimiz olmalıdır.
