Kriter > Medya Kritik |

AFP’nin PKK’ya İliştirilmiş Gazeteciliği


Fransa geçmişten beri PKK’nın Avrupa’daki en önemli hamisi oldu. Terör örgütünün Avrupa kolunun yöneticileri Paris’te yaşarken birçok üst düzey terörist cumhurbaşkanlığı seviyesinde Elysee Sarayı’nda misafir edildi.

AFP nin PKK ya İliştirilmiş Gazeteciliği

Fransa geçmişten beri PKK’nın Avrupa’daki en önemli hamisi oldu. Terör örgütünün Avrupa kolunun yöneticileri Paris’te yaşarken birçok üst düzey terörist cumhurbaşkanlığı seviyesinde Elysee Sarayı’nda misafir edildi. Fransa’nın resmi haber ajansı AFP de konu PKK/YPG olunca uluslararası bir halkla ilişkiler şirketi gibi çalıştı.

Fransa’nın bir önceki Cumhurbaşkanı Francois Hollande terör örgütü PKK/PYD’nin o dönemki eş başkanı Asiya Abdellah ile örgütün kadın ve çocuklardan sorumlu yetkilisi Nassrin Abdalla’yı Elysee Sarayı’nda ağırlarken ortaya çıkan görüntünün başka bir Avrupa ülkesinde tekrarlanmaması mutlaka farklı anlamlar içeriyordu. Neticede Almanya, Belçika ve Hollanda gibi ülkeler de PKK’yı sürekli olarak desteklemiş, parlamentolarında ağırlamış ancak ülkenin en önemli, bir numaralı ve mahrem devlet konutunda poz verdirmemişti. Hollande görevinin bitmesine az bir süre kala YPG lideri Salih Müslim’i de Elysee Sarayı’na davet etmişti.

Evet, terör örgütü PKK Fransa’da baş köşede ağırlanıyordu. Fransa’nın en yetkili merciden verdiği bu desteği diğer kamu kurumlarından görmek ise kimseyi şaşırtmazdı. Ancak tarafsız olmak, iddialara göre değil nesnel gerçeklere göre haber yapmak gibi ilkeleri olduğunu iddia eden Fransız Haber Ajansı’nın (AFP) tüm bunları bir kenara bırakarak adeta PKK’ya hizmet eden Fırat Haber Ajansı (ANF) gibi terör propagandası yapması gerçekten hayret verici oldu.

Afrin’e düzenlenen Zeytin Dalı Harekatı boyunca yaptığı dezenformasyon ve PKK’lı teröristlerin kurgularını tüm dünyaya “işte gerçekler” diye servis ederek gündeme gelen AFP’nin terör sabıkası ise çok kabarık.

AFP’nin Propaganda Fotoğrafları Kılıçdaroğlu’nu Etkiledi

Özellikle 2015 seçimleri sonrası “özerklik” hevesiyle Şırnak, Hakkari ve Diyarbakır gibi şehirlerin Cizre, Silopi, Yüksekova ve Sur başta olmak üzere birçok ilçesinde hendekler kazarak ayaklanmaya başlayan PKK’lılar en büyük desteği AFP ve İngiliz ajansı Reuters’tan görmüştü. Türk güvenlik güçleri “Çok ağır ilerlemek zorundayız. Etrafta çok sivil var. Taş atan çocukları saymıyoruz bile. Ancak örgütün önemli teröristleri gençlere silah vererek onların arkasına saklanıyor. O çocuklar buradaki evlerde yaşıyor. Bir tanesine bir şey olsa buradaki mahalleleri tamamen kaybederiz” diyerek durumun hassasiyetini anlatırken AFP ise o, ellerine pompalı ve otomatik tüfekler verilmiş gençlerin fotoğraflarını tüm dünyaya kahraman Kürt savaşçılar diye gösteriyordu.

Oysa Fransa ve Batı’nın tüm dünyaya dikte ettiği yazılı olmayan sosyal yaşam kurallarına göre yüzleri maskeli gençlerin okula gitmesi gerekiyordu. AFP bu konuya ve gençlerin aslında birer çocuk olmasına hiç değinmedi ve propaganda fotoğrafları o kadar etkili oldu ki o dönem PKK konusunda henüz şimdiki kadar cesur açıklamalarda bulunamayan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu bile hendekçi teröristlerden bahsederken “barikatları kuran arkadaşlar” ifadesini kullandı. Yani hedef yerini bulmuştu.

Silahlı hendek eylemleri devam ederken terör örgütünün aslında hiç de nüfus yoğunluğu bulunmayan Ayn el-Arap (Kobani) kentinde DEAŞ saldırısına uğraması neredeyse eş zamanlı olarak gelişti. Bir anda tüm dünyaya “Türkiye, Kobani’ye yardım etmiyor, DEAŞ’ı besliyor” yalanı söylenirken YPG’li teröristlerin de dahil olduğu insan grubunun Türkiye’ye geçmesi için uluslararası baskı oluşturuldu. Türkiye denetimli olarak zor durumda olan insanlara kapısını açarken –ki zaten milyonları aşan rakamlar için de böyle yapılmıştı– DEAŞ ve PKK’nın kol gezdiği alanda denetimsiz bir göç dalgası başlatıldı. HDP’li vekillerin sınıra giderek asker taşlamasına kadar ilerleyen olaylar yine AFP’nin “Türkiye yardım etmediği için DEAŞ’ın elinde ölecek masum insanlar” temalı fotoğraflarıyla dünyaya servis edildi.

Aynı günlerde hendek eylemleri yapılan merkezlerle beraber İstanbul dahil birçok şehirde 6-7 Ekim Olayları patlak verirken AFP muhabirleri Okmeydanı’nın ortasında pompalı tüfeklerle terör saçanların halen barışçıl olduğunu iddia ediyordu. 6-7 Ekim Olayları’nda elliden fazla masum insan PKK’lı teröristler ve yandaşları tarafından katledilirken bölgelere girmesine izin verilen AFP muhabirleri tüm bunları görmelerine rağmen sadece “Kürt halkının zaferi” haberleri yapmaya devam etti. Ardından AFP Ayn el-Arap halkının bir kısmını Türkiye’ye gönderip diğerlerini ise zorbalıkla bastıran YPG’li teröristleri Kobani’yi DEAŞ’tan kurtaran kahramanlar olarak resmetmeyi de es geçmedi.

YPG’nin Dünyaya Tanıtılmasında AFP Büyük Rol Oynadı

Yakın tarihlerde ise AFP’nin bölgedeki en önemli foto muhabiri Bülent Kılıç’ın başrolde olduğu ekip Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı harekatları ile Rakka’da propagandaya devam etti. ABD destekli YPG’li teröristler DEAŞ ile iş birliği yapıp bölgeyi boşaltırken yine Rakka’da taş üstünde taş bırakmadı. DEAŞ’lı teröristleri otobüslerle uğurlayan YPG’liler terör devir teslimini başarı ile alarak pek de yandaşlarının olmadığı Rakka’da tüm nüfus kimliğini değiştirmek için adeta katliama girişti.

Haseke ve Ayn el-Arap gibi Arap kentlerinde olduğu gibi demografik yapının değişmesine temel tutmak için nüfus binaları yakıldı, kayıtlar tarih oldu. Adeta bir etnik temizliğin yapıldığı yerde bulunan AFP muhabirleri başta olmak üzere Batı medyası ise yine DEAŞ’ı mağlup eden kahramanlar olarak YPG’yi gösterirken tüm bunları hiç yaşanmamış kabul etti. Bülent Kılıç bölgede özenle seçerek çektiği karelerle YPG’nin dünya çapında PR’ını yaparken Batı dünyasından da birçok ödül toplayarak hizmetinin karşılığını da aldı.

Aynı AFP Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı harekatlarında ise adeta sivil ölüm avına çıktı. Başrolde yine Bülent Kılıç vardı. Ancak istenen malzeme gelmiyordu. Kıyafetlerinin üzerine bandaj sarılmış birkaç sivil mizanseni ile şansını deneyen AFP’ye itibar eden pek çıkmadı. Bölgede sivil ölüm yaşanmaması için Mehmetçik kendi bedenini siper ediyordu. Bölge halkı ise Türk askerini gördüğü anda şükürler ediyordu.

AFP yedek planı uyguladı. Zaten uzunca süredir DEAŞ gibi damgaladığı ve itibarsızlaştırmaya çalıştığı Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) üyelerini hedef seçti. Aynı sivil hassasiyeti gösteren ve ağır kayıplar da veren ÖSO askerlerini hırsız, talancı, barbar ve işkenceci gibi gösterme yarışı başladı. Üstelik Türkiye’nin resmi makamlardan yaptığı açıklamaları kulak ardı eden AFP tüm habercilik kanunlarını bir çırpıda yıkarak YPG’lilerin sadece iddia olarak bahsettiği olayları “kesin bilgi, yayalım” mantığıyla işledi.

Bülent Kılıç ÖSO üyeleri diye gösterdiği kişilerin hırsızlık yaptığı görüntüleri yine hiçbir filtreden geçirmeden servis etmekten çekinmedi. Oysa ÖSO kılığına girip hırsızlık ve yağma yapanların PKK/PYD’li teröristler olduğu ortaya çıktı. Terör örgütü için bu kadar hizmette bulunan AFP muhabirinin bölgedeki Türk askeri adına tehdit oluşturduğu, akreditasyonu sayesinde girdiği Türk askeri mevzilerinde hep geniş açılı fotoğraflar servis ettiği ve böylelikle koordinat sağlamaya çalıştığı bile iddia edildi. Ancak Kılıç’tan Türk askeri ve ÖSO’yu kucaklayarak karşılayan, YPG’li teröristlere lanet okuyan, teröristler tarafından üzerlerine roket atılan Afrin halkı haberleri çıkmadı. Neticede kendisi ya da başka bir AFP muhabiri son üç yıldır aktif olarak teröristler adına halkla ilişkiler, tanıtım ve pazarlama faaliyeti gösteriyordu.

AFP’nin Paris’teki Merkezine Çocuk Katilinin Posterini Açtılar

AFP ve PKK/YPG yakınlaşması ise sadece bölgede sınırlı kalmadı. Fransa’da hatırı sayılır bir terör örgütü üyesi ve yandaşının yaptığı her eylem yine AFP tarafından süslenerek servis ediliyordu. Zaten Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron da YPG için “müttefikimiz” sıfatını kullanıyordu. İşte bu ittifak 15 Ekim 2017’de farklı boyutlara taşındı. PKK’lıların Afrin için Avrupa’da yaptığı eylemler beklenen sesi getirmeyince PKK üyeleri Paris’te Fransa resmi haber ajansı AFP’nin merkez binasını girerek terör örgütü elebaşı Öcalan’ın posterini binaya astı. Yasa dışı gösteri sırasında hiçbir güvenlik önleminin alınmaması dikkat çekti. Terör örgütü üyeleri bir saatten fazla binada kaldı. AFP ekibiyle uzun uzun sohbetler etti ve bu süre boyunca ne kurumun güvenliği en ufak bir mukavemette bulundu ne de herhangi bir çalışan polise başvurdu.

Sokakta Türk bayrağı açtığı için Türk vatandaşlarına cop sallayan ve göz altına alan Fransız polisi de AFP’yi terör örgütünün yayın organı olarak kabul etmiş olacak ki dünya çapında bir basın merkezinin işgal edilmesini müdahale gerektiren bir eylem olarak değerlendirmedi.

Bir Destek de Reuters’tan

AFP kadar olmasa da özellikle Zeytin Dalı Harekatı sırasında İngiliz haber ajansı Reuters da PKK/YPG’ye hatırı sayılır destek verdi. Sürekli olarak sivil ölüm haberi kovalayan Reuters Reyhanlı ve Kilis’te YPG roketleriyle hayatlarını kaybeden sivilleri görmezden geldi. Ancak isim vermeden “Bir YPG’li yetkili” veya “bölgesel kaynaklar” diyerek hiçbir somut delil gösterilemeyen iddiaları tam bir kesinlikle “Türkiye, Afrin’de hastane vurdu” ve “Türkiye, Afrin’de birçok sivil öldürdü” şeklinde sundu. Öznesi, nesnesi ve görüntüsüyle bu iddiaları çürüten haberler ise Reuters tarafından yeterince güvenilir bulunmadı.


Etiketler »