Kiptaş
Kriter > Dosya > Dosya / İki Kuşatma Arasında Yemen |

Devrimden Yıkıma Yemen’de BAE’nin Rolü


Yemen’deki iç dinamikler ve bölgesel gelişmeler göz önünde bulundurulduğunda Abu Dabi’nin bu ülkeye yönelik müdahaleci politikasının devam edeceği söylenebilir.

Devrimden Yıkıma Yemen de BAE nin Rolü
Yemen, 8 Ağustos 2018

Yemen’de 2011’de başlayan devrim sürecinin giderek derinleşen bir iç istikrarsızlığa dönüşmesinde en fazla etki sahibi olan ülkelerden birisi olarak Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) gösterilmektedir. Abu Dabi yönetimi gerek Arap devrimlerine karşı olan tutumu gerekse de bölgesel anlamda nüfuz sahibi olma arzusuyla bu ülkede yaşanan dönüşüm sürecine ve iç savaşa müdahil olmaktadır. BAE’nin bu agresif tutumu bir taraftan Yemen’in geniş kapsamlı bir vekalet savaşına sürüklenmesine yol açarken diğer taraftan da bölgesel aktörler arasındaki güvensizliği daha da derinleştirmiştir.

BAE’nin Yemen Siyasetinin Belirleyici Unsurları

Abu Dabi’nin Yemen’e yönelik siyasetinde birkaç temel belirleyici unsurdan bahsedilebilir: Bunlardan ilki 2010’da Tunus’ta başlayan ve daha sonra diğer bölge ülkelerine yayılan Arap devrimleri dalgasına karşı Suudi Arabistan ile birlikte yürütülen karşı devrimci kampanyadır. Bu çerçevede BAE Arap devrimleri sürecinin bölgede daha geniş kapsamlı bir dönüşüm yaratması ihtimalinden endişe etmekte ve bu nedenle halkın taleplerinin siyasete yansıması yönünde muhtemel gelişmelere tepki göstermektedir.

BAE’nin Yemen’deki devrim sürecine giderek daha fazla müdahil olmasının arkasındaki ikinci neden de ülkedeki iktidar mücadelesinde en etkili gruplardan olan ve İran tarafından desteklenen Husilerin ülkede olası bir iktidar pozisyonuna ulaşmasını önlemektir. Husilerin başkent San’a’yı ele geçirerek Yemen’de güçlerini konsolide etmeleri ve ülke yönetimine hakim olmaları İran’ın bu ülkede etkisinin artması anlamına geleceğinden BAE ve beraberindeki Suudi Arabistan bu durumu önlemek amacıyla giderek daha fazla bu ülkedeki siyasi çekişmeye müdahil olmaktadır.

BAE’nin Yemen stratejisine etki eden bir diğer unsur İran’ın bölgedeki yayılmacı siyasetini engellemektir. Bu noktada BAE’nin Suudi Arabistan, ABD ve İsrail gibi ülkelerle ortak bir strateji belirleyerek İran’ın bölgedeki nüfuz alanını artırmasında önemli bir aşama olması muhtemel Yemen’deki siyasi süreci kontrolü altına almayı hedeflediği söylenebilir. Bu nedenle Yemen’de İran destekli Husilerin daha fazla etki sahibi olmasını engellemeyi amaçlayan BAE hem siyasi hem de askeri etkinliğini kademeli olarak artırmıştır.

BAE’nin Yemen’e müdahalesindeki dördüncü önemli unsur Abu Dabi yönetiminin bölgesel nüfuz alanını genişletme gündemidir. Bu bağlamda özellikle Yemen’in güneyinde etkili olmaya çalışan BAE’nin ülkenin en önemli liman şehirlerinden Aden ve yine stratejik öneme sahip Sokotra Adası’nda varlık göstermeye çalıştığı görülmektedir. Aden Körfezi’nin hemen girişinde bulunan Sokotra Adası dünya enerji ticaretinin önemli güzergahlarından olan Süveyş Kanalı’ndan başlayarak Kızıldeniz ve Babü’l Mendeb Boğazı’nı geçerek Hint Okyanusu’na ulaşan rotanın güvenliği açısından stratejik öneme sahiptir. Bu nedenle BAE giderek daha fazla Yemen savaşına müdahil olmakta ve jeopolitik çıkarları doğrultusunda bu ülke siyasetine yön vermeye çalışmaktadır.

BAE’nin Yemen’deki iç savaşa müdahalesi siyasi, askeri ve ekonomik enstrümanlarla gerçekleşmiştir. Siyasi olarak özellikle Güney Yemen’de Husilere karşı mücadele eden grupları destekleyen BAE bu çerçevede özellikle ülkenin güney kesimlerinde etkili olan “Güney Geçiş Konseyi” grubuyla yakın bir iş birliği içerisine girmiştir. 1967-1990 arasında bağımsız bir ülke olarak varlığını sürdüren Güney Yemen’in yeniden bağımsız olması için girişimlerini sürdüren Güney Geçiş Konseyi bu anlamda en ciddi desteği BAE’den almaktadır.

BAE’nin bu bölgedeki desteği özellikle ekonomik ve askeri boyutlarda gerçekleşmektedir. Güney Yemen’de mücadele eden askeri unsurların maaşlarını veren ve yabancı askerleri ülkedeki savaşta rol almak üzere istihdam eden BAE’nin bu faaliyetleri Yemen’in geleceğine dair Abu Dabi’nin verdiği önemi göstermektedir. Bununla birlikte her ne kadar BAE, Suudi Arabistan’ın öncülüğünde 2015’te başlatılan Kararlılık Fırtınası Operasyonu’na katılsa da özellikle Güney Yemen’deki gelişmeler bağlamında Abu Dabi’nin Riyad’dan bağımsız hareket ettiği de belirtilmelidir. İki ülke dış politikaları birçok konuda örtüşürken Yemen’deki iç savaş bağlamında bazı farklılıkların bulunduğu uluslararası gözlemciler tarafından da vurgulanmaktadır.

Devrimden Yıkıma Yemen’de BAE’nin Rolü-İsmail Numan Telci
Suudi ve BAE destekli Yemenli savaşçılar, ülkenin ikinci şehri Aden'de bir cadde devriye geziyor, 9 Ağustos 2018

BAE’nin Yemen Politikasına Karşı Tepkiler

Yemen’de devam eden devrim sürecinin bir vekalet savaşına dönüşmesinde önemli rolü olan BAE’nin bu tutumu yerel ve bölgesel aktörlerce eleştirilmektedir. Bu noktada özellikle uluslararası medyada son dönemde sıklıkla işlenen üç konu ön plana çıkarken BAE’nin bu hususlarda oynadığı rol tepkilere neden olmaktadır. Bunlardan ilki Yemen’de yaşanan insani dramdır. Bilindiği üzere Yemen’de devam eden iç savaşa Kararlılık Fırtınası Operasyonu ile müdahale eden BAE ve Suudi Arabistan gerek saldırılar gerekse uyguladıkları ablukayla ülkedeki sivillerin bu süreçten ciddi zarar görmesine yol açmaktadır. Temel gıda ürünleri ve ilaçlara erişim konusunda sıkıntı yaşayan Yemenli siviller koalisyon güçlerinin saldırılarına da hedef olmaktadır.

Batılı devletler ve kuruluşlar başta olmak üzere birçok insan hakları kuruluşu ve yabancı hükümet BAE ve Suudi Arabistan’ın Yemen’de yaşanan insani krizden sorumlu olduğunu belirtirken bu noktada bu iki ülkeye çağrı yaparak sivillerin ülkede devam eden iç savaştan etkilenmesinin önüne geçilmesini istemektedir. Bu bağlamda Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonu Ağustos 2018’de hazırladığı bir raporda BAE, Suudi Arabistan ve bu iki ülkenin desteklediği Yemen hükümetinin ülkede yaşanan insan hakları ihlallerinden başlıca sorumlu aktörler olduğunu belirtmiştir.

BAE’nin eleştirilere maruz kaldığı bir diğer husus da ülkenin güney bölgelerinde gerçekleşen ve toplumdaki kanaat önderleri ile din adamlarını hedef alan suikastlar ve Abu Dabi’nin bu olaylardaki rolüdür. Güney Yemen’de son aylarda özellikle Müslüman Kardeşler hareketine yakınlığıyla bilinen Islah Partisi üyesi önemli kişilere yönelik gerçekleşen suikastlarda BAE’nin doğrudan rolü olduğu iddia edilmektedir. Uluslararası medya ve yerel kaynaklara göre bu suikastlar BAE tarafından finanse edilen kişi ya da gruplar tarafından gerçekleştirilmektedir. Ağustos’ta ABD’nin önde gelen gazetelerinden Washington Post’ta yayımlanan bir analizde Aden ve çevresinde son iki yıl içerisinde en az 27 din adamının faili meçhul suikasta kurban gittiği belirtilmiştir. Raporda suikast olaylarının arkasında BAE ile Suudi Arabistan arasında Yemen’in geleceğine dair yaşanan görüş ayrılıklarının olabileceğine dikkat çekilmektedir.

Son olarak da BAE’nin Yemen ve bu ülkeye bağlı adalarda yürüttüğü askeri faaliyetler bölge halkının tepkisini çekmektedir. BAE askeri güçlerinin Babü’l Mendeb’in en dar olduğu noktada bulunan Perim Adası ve yine Aden Körfezi’nin girişinde stratejik bir noktada bulunan Sokotra Adası’nda askeri üs kurma girişimleri bu adaların ait olduğu Yemen’de birçok kesim tarafından egemenlik hakkının ihlali olduğu şeklinde yorumlanmaktadır. BAE askeri unsurlarının Mayıs 2018’de Sokotra Adası’na gelerek bir anlamda burada hakimiyet gösterisinde bulunmaları mevcut tepkilerin daha da artmasına neden olmaktadır. Bazı uzmanlara göre BAE’nin bu faaliyetleri Abu Dabi’nin bölgesel ve küresel stratejisinde merkezi bir öneme sahiptir. Uluslararası ticaret yollarında söz sahibi olmayı amaçlayan Abu Dabi Sokotra Adası ve etrafındaki bölgede askeri varlığını artırarak bu coğrafyada caydırıcı bir ülke haline gelmeyi hedeflemektedir.

BAE’nin 2010’da Tunus’ta başlayan Arap devrimleri karşısında izlediği saldırgan dış politika son dönemde kendisini en çok Yemen’deki gelişmelerde göstermektedir. Devrim sürecinden kendi bölgesel çıkarları çerçevesinde faydalanmak isteyen Abu Dabi yönetimi bu nedenle Yemen’de devam eden iç çatışmaya müdahil olmaktadır. Özellikle ülkenin güneyinde etki sahibi olan BAE’nin bir taraftan İran’a karşı Husilerle mücadeleyi desteklerken diğer taraftan da ülkenin geleceğinde söz sahibi olmayı hedeflemektedir. Bu strateji bağlamında Suudi Arabistan’la birlikte Kararlılık Fırtınası Operasyonu’nda etkin bir rol oynayan Abu Dabi bir taraftan da kendi öncelikleri doğrultusunda gerek askeri gerekse ekonomik enstrümanlarla Yemen’deki çatışmanın bir parçası haline gelmektedir. Yemen’deki iç dinamikler ve bölgesel gelişmeler göz önünde bulundurulduğunda Abu Dabi’nin bu ülkeye yönelik müdahaleci politikasının devam edeceği söylenebilir.


Etiketler »  

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için "veri politikamızı" inceleyebilirsiniz. Daha fazlası