Kriter > Dosya > Dosya / 2024 Öngörüleri |

2024 Avrupa İçin Neler Getirecek?


Avrupa bir yol ayrımında. Rusya tehdidi ve enerji krizi gibi yaşamsal sorunlarla boğuşurken zorlanıyor; çevre ülkelerle daha fazla iş birliği yaparak ABD’den daha bağımsız bir Avrupa inşa etme çabasında. 2024’te Avrupa’yı; Rusya’nın Ukrayna’ya karşı yürüttüğü savaş, Trump’ın ABD Başkanı olarak olası dönüşü ve AB Parlamento seçimleri gibi yoğun bir gündem bekliyor.

2024 Avrupa İçin Neler Getirecek
AB liderler zirvesi toplantısına Almanya Başbakanı Olaf Scholz, AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Avrupa Parlamentosu Başkanı Roberta Metsola, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron (arkası dönük) katıldı. (Dursun Aydemir/AA, 14 Aralık 2023)

2023’ü geride bıraktığımız bu günlerde, geçmiş dönemin sarsıcı olayları, tüm siyasi aktörleri olduğu gibi Avrupa Birliği’ni (AB) de zorluyor. AB, yeşil mutabakat ve dijitalleşme gibi ikiz dönüşüm gündemlerini hayata geçirmekle meşgulken, önce Covid-19 krizi, ardından Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısı ve büyüyen enerji krizi gibi değişen jeopolitik ortamla yüzleşmek zorunda kaldı. Tüm bu faktörler, AB’nin acil önlemlere odaklanmasına neden oldu. Ukrayna krizi başlangıcında Avrupa daha birleşik görünürken, savaşın uzaması zamanla bazı ayrık seslerin ortaya çıkmasına yol açtı. Son olarak İsrail’in Gazze saldırılarına tepkisi kötü başladı ve giderek daha da kötüleşti.

Avrupa bir yol ayrımında. Rusya tehdidi ve enerji krizi gibi yaşamsal sorunlarla boğuşurken zorlanıyor; çevre ülkelerle daha fazla iş birliği yaparak ABD’den daha bağımsız bir Avrupa inşa etme çabasında. 2024’te Avrupa’yı; Rusya’nın Ukrayna’ya karşı yürüttüğü savaş, Donald Trump’ın ABD Başkanı olarak olası dönüşü ve AB Parlamentosu seçimleri gibi yoğun bir gündem bekliyor.

 

Rusya-Ukrayna Savaşı ve AB Genişleme Süreci

Avrupa Birliği’ne üye 27 ülke, Rusya’nın potansiyel zaferinin Avrupa’nın güvenliğini tamamen tehdit altına alabileceği endişesiyle Ukrayna’nın kendi topraklarını savunması için gereken her türlü yardımı sağlama taahhüdünü defalarca ifade etti. Ancak, savaşın uzamasıyla birlikte Avrupa’da dayanışma ruhunda ve kararlılığında bir azalma görülüyor. Mali yardımların Ukrayna’ya ulaştırılması konusundaki kararlar, AB içinde giderek zorlaşıyor. Rusya ile müzakerelere başlayıp başlamama kararını Kiev’e bırakma stratejisi, 2024’te yeniden gözden geçirilebilir.

AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, “Amacımız donmuş bir çatışma değil, adil ve kalıcı bir barıştır. Ukrayna’da istikrar ve refahın en iyi yolu, bu ülkenin AB üyeliğinden geçmektedir. Avrupa, yeniden güçlenen bir Ukrayna için bir çözüm olabilir” ifadelerini kullanmıştı.

Von der Leyen bu sözleri, birçok üye ülke tarafından çok aceleye getirilen ve fazla ileriye gidilen bir adım olarak görüldü. 2024’te Ukrayna ve Moldova ile tam üyelik görüşmelerine başlanması planlanıyor. Savaşta büyük bir yıkım yaşayan Ukrayna’nın olası AB üyeliği, Birlik için aşırı masraflı bir katılım olacaktır. Bu sebepten dolayı, Ukrayna’nın siyasi alanda en büyük destekçilerinden Polonya ve Baltık ülkeleri bile Kiev ile müzakerelere başlanması konusundan çekimser ve tedirgin oluyorlar. Zira Ukrayna’nın AB üyesi olması, söz konusu ülkelerin Brüksel’den para alan değil, Brüksel’e para veren üyeler konumuna geçmesi anlamına gelebilir. AB yetkilileri, tedirginlik yaşayan üyeleri, müzakerelerin sadece bir başlangıç olduğunu ve tam üyeliğin ancak yıllar, hatta belki de on yıllar sonra gerçekleşebileceğini dile getirerek rahatlatmaya çalışıyor.

Bazıları yaklaşık 20 yıldır AB kapısında bekleyen ve tamamı AB’ye girmek isteyen Batı Balkan ülkeleri, Ukrayna ve Moldova’nın rekor hızla tam üye yapılma çabasını kuşku ile takip ediyor. Karadağ, Arnavutluk ve Kuzey Makedonya’ya, biraz da bu ülkeler üzerindeki Rusya ve Çin etkisini azaltmak adına, tam üyelik için somut bir tarih verilmesi bekleniyor. Sırbistan ve Kosova için ise bu ülkelerdeki etnik çatışmalar, ilerlemeyi frenlediğinden durum o kadar parlak değil.

Bosna Hersek ise işlevsiz bir devlet imajından ancak çok ağır adımlarla uzaklaşabilen bir ülke konumunda. Buradaki aşılması gereken en büyük engel, Rusya tarafından kışkırtılan, Bosnalı Sırpların diğer etnik gruplarla olası mücadelesi olacaktır.

Yeniden Başbakan olmasına kesin gözüyle bakılan Macaristan Başbakanı Viktor Orban
Yeniden Başbakan olmasına kesin gözüyle bakılan Macaristan Başbakanı Viktor Orban, ülkesinin, doğal gaz, petrol ve nükleer enerji konusunda Rusya'ya yönelik AB yaptırımlarını desteklemediğini belirtmişti. Başkent Budapeşte'de düzenlenen yıllık değerlendirme toplantısında konuşan Orban, ülkesinin, Rusya-Ukrayna Savaşı ile ilgili barış taraftarı olduğunu, hayatların ancak ateşkes ve acil barış görüşmeleriyle kurtarılabileceğini söyledi. (Arpad Kurucz/AA, 19 Şubat 2023)

 

AB’nin İç Sorunları

Yeni üyelerin AB’ye dahil edilmesinden önce, karar mekanizmaları ve AB’nin finansmanı baştan aşağı reforme edilmek zorunda. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, AB’nin yeni üyeleri içine katma kabiliyetinin devamı için, Avrupa’nın egemen ve ekonomik açıdan güçlü olması gerektiğini uzun süredir dile getiriyor. Alman hükümetinin hazırladığı reform taslağı da oy birliği ile değil oy çokluğuyla daha fazla karar alınabilmesi maddesini içeriyor.

AB’nin kaynak arayışı ise ele alınması gereken bir başka konu. Komisyon, yedi yıl için 1,1 trilyon avro bütçesi olan Birliğin kasasına 66 milyar avro daha aktarmayı hedefliyor. AB bütçesine aldığından çok para veren Kuzey Avrupa ülkeleri ile verdiğinden daha fazla oranda bütçeden faydalanan Doğu ve Güney Avrupa ülkeleri arasında derin görüş ayrılıkları, 2024’te daha da sertleşebilir.

AB diplomatlarına göre bu reform tasarılarından bazılarının 2024’te hayata geçirilip geçirilmeyeceği henüz net değil. Zira oy birliği ile karar alma maddesinin devre dışı bırakılması için ilgili kararın da yine oy birliği ile alınması gerekiyor. Ancak AB, son yıllarda ret hakkını fütursuzca kullanan ve nerede ise her şeye “hayır” diyen Macaristan ve Polonya’yı mantıklı bir çizgiye çekebilmiş değil.

Bu iki ülkeye karşı, hukukun üstünlüğü ilkesini çiğnedikleri gerekçesiyle başlatılan davalar bir yerde tıkandı. AB karşıtı Macaristan Başbakanı Viktor Orban, 2024’te de güçlü bir biçimde koltuğunda oturacak gibi görünüyor. Polonya ile ilgili ise bir umut var, bunun nedeni de Varşova’da iktidara, AB’nin eski Konsey Başkanı ve Avrupa yanlısı liberal Donald Tusk’un geçmiş olması.

20 yıl önce, sekiz Orta ve Doğu Avrupa ülkesi ile Malta ve Kıbrıs Cumhuriyeti AB üyesi olduğunda, Brüksel biraz tereddütle, bugün hâlâ geçerli olan ve Birliğin halihazırda iç tüzüğü niteliğini taşıyan Lizbon Anlaşması’nı yürürlüğe sokmuştu. Söz konusu anlaşmanın güncellenmesi ile ilgili tartışma 2024’te çok daha fazla gündeme gelecek.

AB vatandaşları ise bu tartışmalara oldukça mesafeli. “Eurobarometer” anketinde Brüksel’de alınan kararlara yeterince etki edememekten şikayetçi olan AB ülkesi vatandaşlarının yüzde 60’ı, buna rağmen AB’nin geleceği konusunda genel olarak iyimser. Halkı en az iyimser olan ülke ise Birliğin kurucu ülkelerinden biri olması sebebiyle sürpriz bir şekilde Fransa. Buradaki iyimserlik oranı yüzde 50’nin altında. Yüzde 86 ile en iyimser vatandaşlar ise Danimarkalılar. Almanya’da ise, 2024 ile alakalı olarak AB’deki gelişmelere iyimser bir gözle bakanların oranı yüzde 58.

 

Bölgesel ve Küresel Sorunlar

Avrupa’nın Gazze krizine tepkisi kötü başladı ve giderek daha da kötüleşti. Ukrayna’daki savaş AB’ye bir ölçüde jeopolitik olarak öne çıkma fırsatı vermişti. Savaş karşısında birlik, örneğin Rus işgalcilere karşılık vermek üzere gönderilecek silahlar için ödeme yapmak gibi birçok politika üretmişti. Ancak İsrail’in Gazze saldırılarına karşı güçlü bir AB’yi yansıtmaya çalışırken, aynı birlikteliği ve kararlılığı gösteremedi. Başta Ursula von der Leyen’in ülkesi Almanya olmak üzere Avrupa’daki bazı ülkeler, içgüdüsel olarak İsrail’in yanında yer alıyor ve İsrail’in kendini savunma hakkını vurguluyor. Ancak İspanya ve İrlanda gibi diğerleri Filistinlilerin içinde bulunduğu kötü durumla daha yakından ilgileniyor ve insani felaket konusunda uyarıda bulunuyorlar. Ukrayna kıtayı birleştirirken, İsrail sorununun kıtayı bölme ihtimali var.

Bu gelişmeler, Rusya-Ukrayna Savaşı’ndan bu yana daha güçlü ve jeopolitik bir Avrupa’nın yüzü olan Ursula von der Leyen’e zarar veriyor. Onun ve AB’nin etkisi, Ukrayna’nın ötesine uzanıyordu. Mart 2023’te yaptığı bir konuşmada Çin ile ekonomik ilişkilerin “ayrıştırılması” yerine “riskten arındırılması” çağrısında bulunan von der Leyen, bu ülkeyle ilişkilerde yeni bir ton belirledi; Amerika ile de yakın çalıştı. “Stratejik özerklik” ve “Avrupa Takımı” gibi yeni moda ifadeler, iki kutuplu bir dünyada üçüncü bir güç olarak jeopolitikte tam rol oynayan blokun ipuçlarını vermişti.

Diğer yandan ABD ile ilişkilerde, Donald Trump, hakkında görülen davalara rağmen yeniden başkan sıfatıyla Beyaz Saray’a girerse, bu sadece AB için değil, aynı zamanda NATO için de zor zamanların başlaması anlamına gelebilir. Ukrayna’ya destek, Rusya’ya karşı caydırıcılık ve ticaret konularında en önemli müttefikin böyle bir durumda devre dışı kalması, ihtimal dahilinde. Brüksel, başkan olması halinde, sağı solu hiçbir zaman belli olmayan Trump’ı kızdırmamak için Ukrayna’ya yönelik askeri yardımları büyük oranda üstlenmek zorunda kalacaktır.

Alman-Amerikan Ticaret Odası, Trump’ın başkanlık koltuğuna oturması halinde Avrupa’yı yüksek gümrük vergileri ile cezalandırabileceğini tahmin ediyor. Böyle bir durumda AB’nin de ABD’ye karşı gümrük tarifelerini ve diğer ücretleri yükseltmek zorunda kalacağı ifade ediliyor. Bu da büyük olasılıkla ABD-Avrupa ticaret hacminin düşmesi ve ekonomik büyümenin yavaşlaması anlamına gelen yeni bir ticaret savaşının habercisi olacaktır.

Trump’ın, pek çok Avrupa ülkesinin en önemli ticari ortağı konumunda olan Çin ile ilişkileri kötüye götürmesi halinde de dünyanın halihazırda olduğundan daha da istikrarsız bir yola girebileceği, Brüksel’deki dış politika uzmanları tarafından en kötü senaryo olarak dile getiriliyor.

 

2024’te Avrupa’da Seçim Rüzgarı ve Olası Senaryolar

2024’te Avrupa’da dokuz parlamento seçimi gerçekleşecek ve bu seçimlerin büyük bir kısmının ilgili ülkelerde ya hükümet değişikliklerine ya da önemli politika değişikliklerine yol açması bekleniyor. Dolayısıyla, gelecek yıl Avrupa’da siyasi parçalanmanın daha da belirgin hale gelmesi muhtemel. Hükümetler için istikrarlı çoğunluklara sahip olmak giderek zorlaşmakta ve koalisyonlarla yönetilen ülkelerin de büyük olasılıkla çok partili anlaşmalara dayanmak zorunda kalmaları, Avrupa genelinde siyasi parçalanmayı besliyor.

Fransa’da azınlık hükümetinin varlığı, Almanya ve Avusturya’da istikrarsızlık ve iç çekişmelerin artması, Hollanda’da yakın zamanda koalisyonun çökmesi ve aşırı sağcı Wilders’in seçimleri kazanması ve İspanya’da küçük sertlik yanlısı partilere bel bağlanması gibi zorluklar, politika yapımını kısıtlamaya devam edecektir.

Genel olarak siyaset kurumuna karşı artan hoşnutsuzluk, ana akım partilerin de özellikle göç konusunda olduğu gibi aşırı sağ ve aşırı sol tarafından benimsenen daha radikal politikalara kaydıklarını gösteriyor. Özellikle Avusturya’da Eylül 2024 seçimlerinden sonra aşırı sağın hükümete girmesi ve potansiyel olarak en büyük parti olması muhtemel. Yine Portekiz’de Kasım 2023’te hükümetin düşmesinin ardından Mart 2024’te erken seçim kararı alındı. Anketlere göre Portekiz’de aşırı sağcı Chega (Yeter) partisi tarafından desteklenen sağ blok, bir sonraki hükümeti kurma konusunda oldukça şanslı görülüyor.

Haziran 2024 başında oy kullanma hakkı olan yaklaşık 400 milyon Avrupalı, Avrupa Parlamentosu (AP) seçimleri için sandık başına gidecek. Ancak son seçimlerde sadece yaklaşık 200 milyon seçmen oy vermeye gitmişti. “Eurobarometer” adlı kamuoyu araştırmasına göre Avrupalı seçmenler için en önemli konu kendi ekonomik durumları ve hayat standartları. Ukrayna, göç, reformlar ve AB genişleme süreci gibi başlıklar ise oy kullanırken ikincil derecede önem taşıyor.

AB Konseyi Başkanı Ursula von der Leyen’in, seçimlerden sonra da bu görevine devam etmesi bekleniyor. Bunun için, AB’ye üye 27 ülkenin hükümeti tarafından AP’ye önerilmesi ve Parlamento tarafından bu önerinin kabul edilmesi gerekiyor.

Anketler AP’de en büyük grubu yine Hristiyan Demokratların oluşturacağı yönünde. Diğer yandan aşırı sağcılar ile sağ popülistlerin de oyunu, büyük olasılıkla arttıracağı ifade ediliyor. Bu durumun AB’nin göç, iklim değişikliği ve AB’nin genişlemesi gibi konulardaki politikalarını etkilemesi muhtemel.

Tüm bu öne çıkan meydan okumaların dışında Birlik, gelecek yıl bazı başka ödevleri de yerine getirmek durumunda. Bunlardan biri, üzerinde yoğun tartışmaların olduğu AB Göç ve Sığınmacı Paktı’nın yasalaşması süreci. Birliğin ayrıca, üye devlet bütçeleri ile ilgili borçlanma konusunda yeni kurallara ihtiyacı var. Yapay zekâ ile ilgili bir düzenlemenin de bir an önce hayata geçirilmesi gerekiyor. İklim dostu teknolojiler için daha fazla yatırımların da yürürlüğe sokulması önemli konulardan biri.

 


Etiketler »  

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için "veri politikamızı" inceleyebilirsiniz. Daha fazlası