Ugetam
Kriter > Dış Politika |

Irak ve Türkiye Seçimleri Işığında Karşılıklı İlişkiler


Türkiye on beş yıldır Irak’ta herhangi bir tarafın yanında değil bir bütün olarak Irak halkının ve Irak devletinin yanında yer almış, dış müdahalelerin ülkeyi felakete sürüklemesinin önüne geçmek istemiştir.

Irak ve Türkiye Seçimleri Işığında Karşılıklı İlişkiler

Türkiye’de 24 Haziran’da gerçekleştirilecek olan cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimleri bir yönüyle iç siyasetin konusuyken, Türkiye’nin bölgenin önemli aktörlerinden biri olması hasebiyle, sonuçları itibarıyla bölgenin tamamını ilgilendirmektedir. Çünkü Türkiye’deki güçlü siyasi liderlik ve istikrarın devam etmesi Ankara’nın bölgede oynadığı yapıcı rolü sürdürmesine imkan sunacakken, Türkiye’de muhtemel bir istikrarsızlık senaryosunun bölgeye olumsuz etkileri olacaktır. Zira Türkiye, Filistin meselesinde takındığı tavırla, bölgede hukuktan, halktan ve istikrardan yana tavır alabilen en önemli ülke olduğunu ortaya koymuştur. Türkiye’nin Filistin konusunda kamuoyuna mal olan tavrını genişleterek bütün bölgeye teşmil etmemiz ve Irak başta olmak üzere bütün bölgede benzer bir rol üstlendiğini söylememiz mümkündür.

Irak Seçimlerinin Kodları

Bölgenin en önemli ülkelerinden olan ve bölgesel rekabetin etkilerinin en derinden hissedildiği ülke olan Irak’ta, Türkiye en etkili aktörlerden biridir. ABD-İran rekabetinin Irak siyaseti üzerindeki yıkıcı etkileri karşısında, yapıcı bir rol oynamaktadır. Türkiye’nin Irak’ta oynadığı yapıcı rolün devam etmesi her iki ülkedeki seçimlerle doğrudan ilişkilidir. Zira her iki ülkede de karşılıklı iş birliğini geliştirme iradesi gösterecek güçlü birer siyasi iradeye ihtiyaç duyulmaktadır.

12 Mayıs’ta gerçekleştirilen Irak parlamento seçimleri gerek Irak iç siyaseti gerek Ankara-Bağdat ilişkileri gerekse Irak’ın bölge ülkeleri ve ABD ile ilişkileri açısından bir hayli önemlidir. Irak seçim sonuçları seçmenin komşularla iyi ilişkilerden, terörle mücadeleden, Irak’ın birlik ve bütünlüğünün korunmasından, yolsuzlukla mücadeleden yana tavır aldığını ortaya koymuştur.

Irak’taki yolsuzluk konusunun üzerine ısrarla giderek reform merkezli bir siyasi söylem benimseyen, reform ve devlet inşası, toplumsal adalet, yolsuzlukla mücadele, temel hizmetlerin halka götürülmesi, güvenlik sisteminin devlet çatısı altında yeniden yapılandırılması ve ulusal birlik ve bütünlük ilkelerini benimseyen Mukteda Sadr liderliğindeki Sairun Koalisyonu seçimlerden birinci parti olarak çıktı. Terörle mücadele, komşularla iyi ilişkiler, Kuzey Irak’taki ayrılıkçı hareketin önlenmesi gibi önemli konularda başarı gösteren Irak Başbakanı İbadi, beklendiği kadar olmasa da seçmenden ciddi destek aldı.

Irak ve Türkiye Seçimleri Işığında Karşılıklı İlişkiler
Irak'taki seçimlerden Mukteda Sadr liderliğindeki Sairun Koalisyonu birinci parti olarak çıktı.

Bunun yanında Irak’ın hepsine hitap ederek kapsayıcı bir söyleme sahip olma gayretindeki Ulusal Hikmet Hareketi lideri Ammar Hekim ve Vataniye Koalisyonu lideri İyad Allawi gibi aktörlerin de seçmenden destek görmesi, seçmenin özellikle ABD-İran rekabetinin derinleştirdiği Irak’ın kronik sorunlarını çözmek üzere siyasete yetki verdiğini ortaya koymaktadır.

Irak eski başbakanı ve Kanun Devleti Koalisyonu lideri Nuri Maliki gibi aktörlerin varlığını koruması, Irak’ın geçtiğimiz on beş yılın yükünü sırtlanmaya devam edeceğini göstermektedir. Ayrıca Haşdi Şabi ile doğrudan ilişkisi olan Fetih’in seçimlerden ikinci parti olarak çıkması silah ve siyaset arasındaki ilişkinin süreceğine işaret etmektedir.

Bütün bunlara rağmen Irak siyasetini, omuzunda geçmişin ve silahın yüküyle, seçmenin taleplerine karşılık vermek gibi zor bir görev beklemektedir. Özellikle ABD Başkanı Trump’ın İran’la nükleer anlaşmayı askıya aldığı ve ABD Dışişleri Bakanı Pompeo’nun İran’a yönelik ciddi yaptırımlardan söz ettiği bir ortamdaki bu gerilimin Irak’a yansımaları olacaktır. Irak bir taraftan reform ve yeniden inşa gibi zor gündem başlıklarıyla muhatapken diğer taraftan ABD-İran geriliminin olumsuz etkilerine muhatap olacaktır.

Türkiye’nin Irak’ta Üstlendiği Yapıcı Rol

Bu noktada Türkiye’nin, Irak’ta halkın talepleri, istikrar ve inşa süreçlerinden yana takındığı tavır ve Irak’ın bu gerilimden en az zararla çıkmasına önemli katkı sunacaktır. Zira Türkiye on beş yıldır Irak’ta herhangi bir tarafın yanında değil bir bütün olarak Irak halkının ve Irak devletinin yanında yer almış, dış müdahalelerinin ülkeyi felakete sürüklemesinin önüne geçmek istemiştir. Ancak Türkiye’nin bu dengeleyici rolünden rahatsız olanlar gerek terörle mücadele için Irak’ta bulunan Türk askerinin varlığı gerekse su meselesini çarpıtarak suni krizler çıkarmak istemiştir.

Oysa Türkiye’nin Irak’ın kuzeydoğusunda ve Sincar’da yürüttüğü terörle mücadele her iki ülkenin yararına olup, kriz alanı olmaktan ziyade karşılıklı iş birliğinin zemini olacak niteliktedir. Zira PKK ve DEAŞ gibi terör örgütlerinin buralardaki varlıkları her iki ülkenin de sınır güvenliklerini tehdit etmektedir. Türkiye, buralarda bulunma nedeninin gerekçelerini net bir şekilde izah ederek, terörle mücadele için ortak birimler oluşturup Bağdat’la koordineli hareket etme niyetini muhataplarına açıkça ifade etmiştir.

Su Meselesi

Ankara’nın Fırat ve Dicle nehirleri üzerinde kurduğu barajları, Türkiye Irak’a su vermiyor şeklinde takdim eden üçüncü taraflar, su meselesini iki ülke arasında krize dönüştürmek gayreti içindedir. Meselenin aslını bilmeyen ya da başka ülkelerin sözcülüğünü yapan bazı Iraklı siyasetçiler su konusu üzerinden Türkiye’ye yüklenmektedir. Oysa Türkiye Irak’ın ihtiyacı olan suyu gönderdiği gibi bu ülkede su kullanımında var olan sorunların giderilmesi için ortak kurullar oluşturulup projeler geliştirilmesini Bağdat’taki muhataplarına ifade etmektedir. Yani üçüncü tarafların iki ülke arasında kriz başlığı yapmak istediği su dosyasını karşılıklı iş birliği zeminine dönüştürme gayreti içindedir.

Türkiye, ayrıca 12-14 Şubat’ta Kuveyt’te gerçekleştirilen “Irak’ın Yeniden İnşası” konferansında Bağdat’a 5 milyar kredi kolaylığı sözü vererek, DEAŞ terör örgütünün ülkede neden olduğu yıkımın yaralarının sarılması yönünde ülkenin yanında olduğunu göstermiştir. Bir Türk heyet Irak’ın yeniden inşasında bu kredilerin nasıl kullanılacağına ilişkin Bağdat’a giderek muhataplarıyla önemli görüşmeler gerçekleştirmiştir. Somut projeler geliştirilerek adımların atılması için görüşmeler sürmektedir.

Üç farklı başlıkta çok kısaca ifade ettiğimiz konular, Türkiye’nin Irak’ta üstlendiği yapıcı rolü net bir şekilde ortaya koyduğu gibi, bundan rahatsız olan üçüncü tarafların varlığını da işaret etmektedir. Bu nedenle her iki ülkenin karşılıklı iş birliğini güçlendirerek somut adımlarını sürdürmesi iki tarafta da güçlü birer siyasi iradeyle mümkün olacaktır. Irak, seçimleri geride bırakıp hükümet kurma süreçleriyle meşgulken, Türkiye tarihinin en önemli seçimlerinden birine doğru yol almaktadır. Her iki süreç sonunda ortaya çıkacak siyasi tablo iki ülke arasındaki ikili ilişkileri etkileyeceği gibi, bölgenin geleceğinin şekillenmesinde de başat rol oynanacaktır.


Etiketler »