Kriter > Siyaset |

Milli Eğitimin Yapısal Sorunları


Toplum Milli Eğitim Bakanlığı tarafından Ekim’de açıklanacak üç yıllık planda ve bunu takip eden uygulamalarda yapısal çözüm önerilerini ve adımlarını beklemektedir.

Milli Eğitimin Yapısal Sorunları
Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, 2023'e Doğru Türkiye Eğitim Sistemi ''Bulma Konferansına'' katılarak konuşma yaptı, İstanbul, 8 Eylül 2018

Atanmasıyla beraber kamuoyunda olumlu bir hava oluşan yeni Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk farklı vesilelerle açıklamalarda bulundu. Milli Eğitim Bakanının eğitim camiasının içinden gelmesi, eğitimin sorunlarını bildiğine dair inanç, öğretmenler, okul yöneticileri ve toplumla kurduğu olumlu iletişim ve konuşmalarında eğitim camiasının gönlüne hitap etmesi bir umut oluşturdu. Bakanın kendisinin de belirttiği gibi “eğitimin kalitesi” noktasında yapısal sorunlar bulunmakta ve bunların çözümü için zaman gerekmektedir. Nitekim bakan Ekim’de içerisinde üç yıllık planını açıklayacağını belirtti.

Geçen süreçte Türkiye gibi Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) da 17-25 Aralık ve 15 Temmuz süreçleriyle FETÖ/PYD örgütünün sıkıntılarını yakından yaşadı. Son beş yıllık süreçte MEB yöneticileri bu yapıyla mücadelede bir irade ve başarı gösterdiler. Dershaneler, sınav sisteminin değişmemesi için gösterdikleri mücadele, yurt içi ve yurt dışı eğitim faaliyetleri, Bakanlıkta bulunan bu yapıya mensup kişilerin çokluğu, ellerindeki basın gücüyle Milli Eğitim yöneticileri ve politikaları üzerinde oluşturdukları baskı örgütün bakanlık üzerindeki yıkıcı faaliyetleriydi.

FETÖ dershaneler ve özel okullar üzerinden çok ciddi finans ve insan kaynağı oluşturduğu için teste dayalı yerleştirme sistemini sürekli olarak destekledi. Bu sistemin yapısal olumsuz etkileri hala devam etmektedir. MEB’in ülkeye uygun bir yerleştirme modelini geliştirmesi öncelikli hedef gözükmektedir. Ayrıca FETÖ ile doğrudan veya dolaylı ilişkide bulunmuş insanların her kademede alan bozucu, güvensizliği körükleyen ve bencil iş görme şeklindeki olumsuz etkileri devam edebilir. FETÖ’nün iş yapma tarzında en temel sorun “kişisel veya örgütsel çıkarlar”ının “kamu yararı”na tercih edilip her türlü değerin, fiilin ve ahlaksızlıkların araçsallaştırılıp meşrulaştırılmasıydı.

Önceki AK Parti Milli Eğitim Bakanlıkları döneminde tam gün eğitim, öğretmen, okul ve şube sayıları gibi niceliksel yapısal sorunlarda ciddi ilerleme kaydedildi. Rakamlar da bunu göstermekte. Kalite boyutunda ise eğitim programlarının güncellenmesi, öğretmen meslek yeterliliklerinin belirlenmesi, aday öğretmenlik uygulaması, öğretmenlere yönelik kapsayıcı eğitim, “Öğretmenlerimizle Projesi”, meslek eğitiminin güçlendirilmesi, proje okullarının açılması gibi adımlar atıldı.

Yeni Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk şu ana kadar olan açıklamalarında eğitim zihniyeti, yönetici, öğretmen, sınav sistemi ve okullar arası farkların kaldırılmasını konu edinmiştir.

Ziya Selçuk Türkiye’nin varlığının devamı için eğitimin önemini şöyle vurgulamıştır: “Başka bir rekabet var. Başka bir bilim ve teknoloji var dünyada. Bizim kıyameti koparmamız lazım eğitimde.” Eğitim ülkenin barışı, huzuru, sosyal adaleti ve rekabet gücü bakımından orta ve uzun vadede merkezi önemdedir.

Okullar Arası Eğitim Farklılıkları

Ziya Selçuk bir eğitim zihniyeti inşa etmeyi önemseyerek “yenilenerek dönüşmek” ifadesiyle milli değerlerin evrensel olanla buluşmasını veya evrensel olanın milli olan içinde vücut bulmasını hedefliyor. “Kutupsuz sevgi için buradayız. Artı eksi için burada değiliz. Koşulsuz sevgi için buradayız. Bizim bilimle, aklı, gönlü, kokteyl yapmaya ihtiyacımız var. Bizim çift kanatlı olmaya ihtiyacımız var. Evrensel anlayışın yerel temsili için düşünmeye ihtiyacımız var. Bu nedenle ‘yerli düşün küresel davran’ demek durumundayız.”

Milli Eğitim Bakanı on sekiz kriterde belirlenen Türkiye’nin en başarılı okul yöneticileri ile buluşmasında onları eğitimin takım lideri olarak tanımlayarak yönetim felsefesinin ipuçlarını verdi: “Bütün öğretmenlerimizin gözüne gözleriniz değsin.” “Biz ilişkileriyle değil, yeteneğiyle, becerisiyle bir yere gelmiş insanlar öne çıksın istiyoruz. Eğer bunu yapamazsak Milli Eğitim Bakanlığına dünyanın en iyi yöneticilerini getirin oradan bir şey çıkmaz.” “Gerçek yetki şahsiyettir. Siz, öğretmenler odasında saygınlık uyandırdığınızda, inanın bütün okul size saygı duyacaktır.

Ziya Selçuk eğitimin en önemli bileşenlerinden birisinin öğretmen olduğunu sürekli vurgulamakta: “Öğretmen odalarını anlamamız lazım. Öğretmen odası anlaşılmadan eğitim sistemi anlaşılmaz.” Bakan, eğitimin başarısının öğretmenin başarısıyla çok yakından olduğunun farkında olarak “çok büyük çaplı öğretmen eğitimi projeleri” başlatacaklarını açıkladı.

Ziya Selçuk ülkedeki sınav sisteminin çarpıklıklarının farkında olduklarını, bunun değişimi için biraz zamana ihtiyaç duyduklarını belirterek “Bütün mesele sınavın baskısı konusunda Türkiye’de oluşan örgütlü yapıyı kırmak” demiştir.

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk en büyük rüyasının ülkedeki okullar arası eğitim farklılıklarını kaldırmak olduğunu ifade etmiştir. “2023’e Doğru Türkiye Eğitim Sistemi Bulma Konferansı”nda girişte Semih Kaplanoğlu’nun “Bal” isimli filmine işaret ederek en temel amacının Yusuf’un yani ihmal edilmiş çocukların ve okulların hakkını vermek olduğunu belirtmiştir. Yine okul müdürlerine hitabında “çok çok kötü şartlarda okullar” bulunduğunu buna rağmen çok büyük başarı hikayesi yazan müdürlerin olduğunu belirten Ziya Selçuk, “okullar arasındaki fark azalırsa, Türkiye’deki farkların azalacağını” vurgulamıştır.

Yapısal Sorunların Aşılması

Ziya Selçuk’un eğitim camiasının lideri olarak gönüllere hitap eden, romantik, aidiyet duygusunu güçlendiren, eğitimcileri onurlandırıp motive eden söylemleri anlamlıdır. Türk milli eğitim sisteminin zorlu yapısal sorunlarının zaman ve emek istediği de aşikardır. Bu başlangıç hitaplarını yapısal çözüm önerilerinin takip etmesi faydalı olur. Bakanın ele aldığı konuların hepsinde Türkiye’nin sadece söylem veya hitabetle aşılamayacak yapısal sorunları bulunmaktadır.

Öncelikle değer ve beceri bağlamında eğitimin kalitesini ölçen ve yöneten etkili bir sistem yoktur. Bakanlık merkez teşkilatının, il ve ilçe milli eğitim yönetimlerinin kendi ölçeklerinde eğitimin kalitesini etkili şekilde ölçebileceği araçların inşasına ihtiyaç vardır. İl ve ilçe milli eğitim müdürleri eğitimin kalitesini artırmak yerine siyasi talepler, valilik dengeleri, yerel istekler, idari ve mali işler arasında sıkışmış durumda olabilmektedir. Sistem içerisinde eğitimin kalitesini artırmak “bu makamların birincil görevi” ve gündemi olarak tanımlanmış değildir.

Öğretmen konusunda ise eğitim fakültelerinin öğretme sanatı becerilerini aktarma zafiyetleri, dünya uygulamalarının aksine programlarının teorik yoğunluklu oluşu, fakülteler arası kalite farkları vardır. Öğretmenlik mesleğine intisabın beceri ölçmeksizin halen teorik imtihanla yapılıyor olması, başarılı olmasına rağmen aday öğretmenlik uygulamasının ihmali, mesleğin başlangıç maaşıyla emekli olma maaşı arasında çok az bir fark bulunması, okul temelli sürekli mesleki gelişim modellerinin hala hayata geçememiş olması çok önemli yapısal sorunlardır.

Okul yöneticileri konusunda ise kaliteli yönetici seçme ve geliştirme modeli oturmuş değildir. Atandıktan önce veya sonra okul müdürünün kapasitesini artıracak oryantasyon eğitim geleneği oturmamıştır. Yeni atanan okul yöneticilerine mentorluk veya koçluk uygulaması da çok zayıftır. Deneme yanılma yöntemi ile yetişen yöneticilerin eğitim kayıpları çok fazla olmaktadır. Okul yöneticilerinin öğretmen ihtiyaçlarına göre sürekli eğitim programı geliştirme kapasiteleri zayıftır. Öğretmenlikte olduğu gibi yönetici sınıfının da kariyer sistemi açık ve seçik değildir.

Sınav sistemi ile okullar arası eğitim kalite farkları birbirleriyle yakından ilişkili iki konudur ve yapısal çözümler beklemektedir. Eğitimde kalite farkları aileleri iyi okul arayışına sokmakta ve bu da becerilerle ilişkisi çok zayıf eleme mantığına dayalı test sınavlarını öne çıkarmaktadır. Bu tür sınavlar becerileri önemsizleştirip sadece sınav başarısını öne çıkararak tüm eğitim sistemini olumsuz yönde etkilemektedir. Lise yerleştirmesindeki adrese dayalı model doğru bir hedeftir. Fakat bu yıl yüzde 80’in üzerindeki katılım oranı çok yüksektir. Okullar arası eğitim farklarına yönelik yapısal tedbirlerle bu katılım oranı düşürülebilir. Mesela iş garantili meslek liseleri, en iyi yönetici ve öğretmenlerin dezavantajlı okullara teşvik sistemiyle seçilerek gönderilmesi, bu tür okullara proje bazlı ek mali destekler oluşturulmasıyla sağlanabilir.

MEB’de doğal olarak yöneticiler değişmektedir. Bakanın “Biz ilişkileriyle değil yeteneğiyle, becerisiyle bir yere gelmiş insanlar öne çıksın istiyoruz” sözü tek başına yeterli değildir. Ehliyet ve liyakatın öğretmen, yönetici ve toplumun üzerinde uzlaşacağı güncel objektif somut karşılıklarının üretilmesi gerekmektedir. Okul öğrencilerinin başarılarının analizi, öğretmenlerine yönelik uyguladığı gelişim programları böyledir. Başarılı yöneticilerinin görevlerinden alınması becerinin değil yine farklı ilişkiler ağlarının önemli olduğu kanaatini doğurabilir. Bu da güvensizlik duygularını daha da derinleştirebilir.

Ekim’de açıklanacak üç yıllık planda ve bunu takip eden uygulamalarda toplum yapısal çözüm önerilerini ve adımlarını beklemektedir. Sözün sihri buhar olup uçabilir.


Etiketler »