Kriter > Dış Politika |

Prens Selman’ın Mısır, İngiltere ve ABD’de “Destek” Ziyaretleri


Muhammed bin Selman (MBS) babası Selman’ın Ocak 2015’te kral olmasına kadar ne içeride ne de dışarıda fazla tanınan biriydi.

Prens Selman ın Mısır İngiltere ve ABD de Destek Ziyaretleri

Muhammed bin Selman (MBS) babası Selman’ın Ocak 2015’te kral olmasına kadar ne içeride ne de dışarıda fazla tanınan biriydi. Bütün eğitimini kendi ülkesinde alan, çok kısa süreyle devlet işlerinde çalışan MBS, babasının kral olmasından sonra beklenmedik bir çıkış yakaladı. Selman kral olduktan birkaç ay sonra önce üvey kardeşi Mukrin bin Abdülaziz’i veliahtlıktan alarak öz yeğeni Muhammed bin Naif’i (MBN) veliaht tayin etti. Suudi Arabistan siyasetini takip edenler bu değişimin aslında bir geçiş adımı olduğunu gördüler. Çünkü bu oğlu MBS’nin önünü açmanın ilk adımıydı. Kral Selman pek çok kişinin beklediği gibi Haziran 2017’de de MBN’nin yerine MBS’yi veliaht olarak atadı.

Daha önceleri savunma bakanı ve ikinci veliaht olarak iki önemli teşebbüste (Yemen operasyonunu başlatmak ve Vizyon 2030 projesini geliştirmek) bulunmuş olan MBS veliaht prens olarak atandıktan hemen sonra kendi iktidarını tahkim etmek için bazı önemli adımlar attı. Bu bağlamda 2017’nin ikinci yarısında kraliyet ailesi, iş dünyası ve dini çevrelerden gelecek muhalefeti engellemek amacıyla ülkedeki potansiyel güç merkezlerini zayıflattı. Ülkenin siyasi, dini ve iktisadi hayatında etkili olan yaklaşık dört yüz kişi gözaltına alınarak etkisiz hale getirildi.

İç siyasetteki rakiplerini devre dışı bırakan MBS başlattığı değişim sürecinin kalıcı olmasını sağlayacak dış ortaklar bulmak zorundaydı. Bunun için de kişisel güç tahkimatının ikinci aşamasında dış dünyadaki ortaklarıyla ilişkilerini pekiştirmek amacıyla ziyaretler gerçekleştirdi.

MBS 4-7 Mart 2018’de arasında ilk yurt dışı ziyaretini yakın ortağı Sisi’nin başında olduğu Mısır’a yapmıştır. İktidarını büyük ölçüde Suudi ve Körfez desteğine borçlu olan Sisi yönetimi Riyad’ın Arap dünyası ve Ortadoğu’daki en yakın müttefiklerinin başında gelmektedir. Arap devrimleri sonrası dönemde Arap dünyasını temsil etme iddiasında olan devletlerin siyasal sistemlerinin çökmesi sonrasında Suudi Arabistan bölgede liderliği üstlenmeye çalışmaktadır. Bunun için de zayıflamış Mısır’ın desteğini almak istemektedir.

MBS Katar, İran ve Türkiye’yi Şer Ekseni İlan Etti

Mısır ziyareti sırasında yaptığı bir açıklamayla Riyad’ın bölgede kutuplaştırıcı bir siyaset izlediğini gösteren MBS bölgedeki üç devleti şer ekseni olarak tanımladı. İran’ı bölgesel yayılmacı siyaseti, Katar’ı bölgedeki terör örgütlerine verdiği destek, Türkiye’yi ise Arap dünyasına Osmanlı hilafetini geri getirme amacı üzerinden şer ekseni ilan etti. MBS özellikle ABD ve İsrail ile ilişkileri geliştirmek amacıyla bölgedeki üç önemli aktörü ötekileştirdiğini tekrarladı. Bu bağlamda MBS’nin en büyük düşmanı İran’dır. MBS ne kadar İran karşıtı olursa İsrail ve Trump yönetiminin o kadar takdirini kazanacağını biliyor.

MBS’nin ikinci en büyük düşmanı da Arap devrimlerinin taşıyıcısı olan güçler yani Arap dünyasında İhvan çizgisindeki İslami hareketlerdir. Hem İsrail ve Trump hem de Suudi yönetimi bu hareketleri “radikal” veya “terörist” örgüt olarak nitelendirmektedir. İhvan ve HAMAS gibi etkili bölgesel aktörler siyasi denklemin dışına çıkarılmak istenmektedir. Suudi Arabistan halkın taleplerinin yönetime yansımasını isteyen ve katılımcı bir yönetimden yana olan aktörlere ve onların bölgedeki destekçilerine karşı ötekileştirici bir siyaset izlemektedir. MBS’nin başında bulunduğu Suudi Arabistan için bölgedeki kutuplaştırıcı siyasete karşı çıkan Türkiye de öteki bir güçtür. Çünkü Türkiye hem İran hem de Suudi Arabistan’ın izlediği çatışmacı siyasete alternatif üretmektedir. Bölgesel istikrarın çatışmacı değil iş birliğini önceleyen bir siyasal söylemle mümkün olduğunu ileri sürmektedir.

MBS Mısır ziyareti sırasında İran, Yemen krizi, terörizm ile mücadele ve enerji konularında görüş alışverişinde bulundu ve bu konularda Mısır ile ortak bir perspektife sahip olduklarını vurguladı. Askeri darbenin hazırlık aşamasından itibaren Suudi Arabistan’dan milyarlarca dolar mali destek alan Sisi yönetimi de mukabelede bulunarak Riyad’ın Yemen operasyonu ve Katar’a abluka uygulamasına destek vermektedir.

İngiltere Ziyaretinin Hedefleri

MBS’nin ikinci durağı ise İngiltere oldu. İngiltere ziyareti sırasında hem Başbakan Theresa May ve hükümet yetkilileri hem de Kraliçe ile görüşmelerde bulundu. İngilizlerin bir kısmı MBS’yi ülkesinde tarihi bir reform sürecini başlatan bir lider olarak karşılarken bazıları da on binlerce masum insanın hayatını kaybettiği Yemen krizindeki insan hakları ihlallerinden sorumlu bir suçlu olarak protesto etti.

İngilizler MBS’den çok farklı taleplerde bulundular. Bunların başında ARAMCO’nun Londra borsasında halka arz edilmesi gelmektedir. Şirketin yaklaşık yüzde 5’inin halka arz edilmesini planlayan Suudiler dünya tarihinin en büyük halka arzını gerçekleştirecekler. İngilizler doğal olarak bundan istifade etmek istiyor. Ayrıca Suudi Arabistan ekonomisinin çeşitlendirilmesi, modernleştirilmesi ve dışa açılması sürecinde eğitim, sağlık ve eğlence sektörleri başta olmak üzere iç dünyasındaki fırsatlardan yararlanmak istiyorlar. Londra’nın Riyad’a ihracatında büyük bir artış yaşanmıştır. Bunun artışın önemli bir kısmını silah satışı oluşturmaktadır. Buna karşılık da Suudiler İngiltere’nin terörle mücadele, istihbarat paylaşımı ve bölgesel sorunlara karşı Riyad ile iş birliği yapmasını istemektedir. Ekonomik olarak da İngiltere’de altyapı yatırımları yapmak istediklerini belirttiler.

Trump’ın MBS’den Üç Talebi

MBS’nin son ve şüphesiz en önemli durağı ABD oldu. 19 Mart’ta başladığı ziyaretinde ABD ile ilişkilerini kurumsallaştırmak isteyen MBS özellikle Trump ailesiyle kişisel dostluklar kurmaya özen göstermektedir. MBS bu bağlamda Trump’ın damadı ve Ortadoğu konusundaki danışmanı Jared Kushner ile görüşmelerde bulundu. Siyonist bir Yahudi olan Kushner ile ortaklık yaparak Ortadoğu’daki İslami yapıları baltalamak ve İran’ı geriletmek isteyen MBS ABD’de olduğu süre içinde etkili Yahudi lobileriyle de görüşmeler yapıp desteklerini almaya çalıştı.

Görüşmede Trump MBS’den üç önemli talepte bulundu: Birincisi silah satışlarının devam etmesiydi. Görüşmeler sırasında ortaya çıkan görüntülerde silah satışı konusunda açıklamalar yapan Trump’ın sözleri ilginç yorumlara konu oldu. Bazı silahların tanıtımını yaparken “bunlar sizin için çerez parası” türünden açıklamalar gözlemcilerin dikkatini çekti. ABD siyasetinin karmaşıklığının farkında olmayan MBS ile Ortadoğu’daki dengelerin farkında olmayan Trump arasındaki ilişkilerin günü kurtarma amaçlı ve salt ekonomik temelli olması kaçınılmazdı. İkili ilişkilerde en çok “silah alan taraf” ile “silah satan taraf” sıfatları kullanıldı.

İkincisi Trump ARAMCO’nun hisselerinin halka arzının New York borsasında yapılması konunda MBS’yi ikna etmeye çalıştı. Kuşkusuz bunun gerçekleşmesi de ciddi bir finansal getiriye vesile olacaktır.

Üçüncüsü Trump MBS’yi İran’ın bölgesel etkisine karşı nükleer enerji reaktörleri inşa etmesi için iknaya çalıştı. Trump MBS’ye toplam on altı adet olacak nükleer reaktörlerin ilk ikisi için anlaşmaya varmaya çalıştı.

Amerikan siyasetinde etkili olmaya çalışan MBS ayrıca pahalı lobiler üzerinden gerçekleştirdiği bir PR kampanyası ve bölgedeki İran karşıtlığı ile ABD-Suudi Arabistan siyasi ilişkilerini kurumsallaştıracağını düşünüyor. Ancak bunun bu kadar kolay olmayacağını Amerikan siyasetini bilen herkes takdir edecektir. Çünkü ABD’de İran konusunda farklı düşünenler olduğu gibi para karşılığında farklı çıkarlara hizmet eden lobiler de mevcuttur. Kısaca Amerikan siyaseti yekpare bir bütün değildir. Ortadoğu’da etkin kalmak isteyen Washington’ın Riyad’a desteğinin sürdürülebilirliği de şüphelidir.

MBS siyasi çevreler dışında farklı şehirlerde farklı kesimlerle de görüşmeler yaptı. Yani MBS’nin tek durağı siyasetin merkezi Washington değildi. Bunun dışında Los Angeles’ta Amerikan film ve eğlence sektörünün etkili aktörleriyle de görüşmeler yaptı ve sinemanın gücünü kullanmak için satın alma ve iş birliği anlaşmaları imzaladı. Öte yandan yine Kaliforniya’da Silikon Vadisi’ni ziyaret ederek yüksek teknoloji konusunda faaliyet gösteren Amerikan şirketlerini ülkesinde yatırımlar yapmak için teşvik etmeye çalıştı. Ayrıca Teksas’taki petrol şirketleri ve New York’taki finansal şirketler ile de çeşitli görüşmeler yaptı. MBS’nin bu çabaları aslında daha önce ilan ettiği Vizyon 2030 kalkınma projesine destek sağlamak içindi.

Hülasa MBS ülke içinde liderliğini tahkim ettikten sonra kendisine en fazla destek verecek devletlerin başkentlerinde destek arayışına çıktı. Riyad’da gerçekleşen sistem değişikliğine en fazla destek verecek, aynı zamanda en fazla engel çıkarabilecek bölgesel ve küresel aktörlerle iş birliğini pekiştirme amaçlı uzun süren bir ziyaret gerçekleştirdi. Üç muhatabının da MBS’nin beklediği iş birliğinden yana olduğu söylenebilir. Sorun bu iş birliğinin ne kadar sürdürülebilir olduğudur. Bunu da zaman gösterecektir.


Etiketler »