Kriter > Dosya > Dosya / ABD/İsrail-İran Savaşı |

Dünyanın Başıboş Bir Süper Güce İhtiyacı Var mı?


ABD-İsrail ikilisi, içerisinde kulaç attıkları fikri ve ahlaki sefalet denizinde, her şeye rağmen taktik nükleer silah kullanımını dahi göze alıp İran’ı askeri olarak mağlup edebilirler. Ancak bu galibiyet ile zaferi birbirine karıştırmamak gerekir. Savaşın ABD açısından çıkardığı ekonomik ve siyasi sonuçlar, dünyada yeniden şekillenmesi gereken düzen açısından uzun yıllar tartışılmaya devam edecek.

Dünyanın Başıboş Bir Süper Güce İhtiyacı Var mı
ABD Başkanı Donald Trump (Celal Güneş / AA, 24 Mart 2026)

Amerika Birleşik Devletleri’nin İran karşısında düştüğü durum, yalnızca Trump kaynaklı mı yoksa Birinci Soğuk Savaş’ın sona ermesinden bu yana göz göre göre gelen bir sürecin sonucu mu? Trump’ı yıkacak olan şey, ABD sokaklarından yani tabandan gelen eylemler mi olacak yoksa üst yapının geçmişte yaptığı uyarıların geç de olsa dikkate alınması mı bu gidişatı önleyecek?

25 Mart 2026 Çarşamba günü yani savaşın 26’ıncı gününde, ABD medya mecrası NBC’de ilginç bir haber yayınlandı. NBC’nin yönetim içerisinden en az 3 kaynağa da doğrulattığına göre Trump, savaşın gidişatı hakkında yalnızca ABD ordusunun başarılı saldırılarının yer aldığı 2 dakikalık videolarla bilgilendirilmekteydi. Bu nedenle Suudi Arabistan’daki Prens Sultan Hava Üssü’ne düzenlenen saldırıda imha edilen ABD tanker uçakları ile ilgili gelişmeden medya aracılığıyla haberdar olabilmişti. Her ne kadar NBC’nin bu haberi, Beyaz Saray Sözcüsü tarafından yalanlansa da Trump’ın savaşın gidişatına dair yaptığı açıklamaların gerçeklerle bağdaşmayan içeriğini izah etmek için önemli bir referans noktası olabilir. Dahası Trump, eğer ülkesi ve dünya tarihine ilişkin bilgileri de bu savaş brifingleri gibi aldıysa, ABD’nin içerisine düştüğü durum daha anlaşılır hale geliyor. Bu noktada Trump’ın dünyasında İran ile yürüttüğü “savaş” kavramına da bir parantez açmak isterim. İlginç bir şekilde Trump şu anda Ortadoğu’da yaşananları “savaş” olarak tanımlamaktan kaçınıyor. Dahası, Rusya Devlet Başkanı Putin’in Ukrayna konusunda kullandığı bir söylemi ödünç almış durumda. “Biz savaşmıyoruz, özel bir operasyon yürütüyoruz”. Putin’in bu ifadeyi kullanmasını Ukrayna topraklarında yaşayan ve ana dili Rusça olan halkı koruma bahanesi kapsamında gerekçelendirmek, zor da olsa mümkün. Peki Trump’ın tarifiyle ABD ordusu, günde yaklaşık 2 milyar dolar harcayarak savaşmıyorsa, tam olarak ne yapıyor?

 

Kent’ten Önce Kennan İsrail Konusunda Uyarmıştı

Trump ve ekibinin İran karşısında nerede hata yaptıklarını, neden ve nasıl çuvalladıklarını anlamak için 17 Mart 2025 günü Ulusal Terörle Mücadele Merkezi Direktörü Joe Kent’in istifasını ve Kent’in bu kararını açıklarken sunduğu gerekçeleri beklemeye gerek yoktu. Bir başka ABD başkanına bu uyarı günümüzden 78 yıl önce tam da İsrail devletinin kuruluşu sonrasında yapılmıştı. Bakınız John J. Mearsheimer ve Stephen M. Walt “The Israel Lobby and U.S Foreign Policy” adlı eserlerinde 1948’de ABD Başkanı Truman’a İsrail konusunda yapılan uyarıyı nasıl anlatıyorlar:

İsrail 1948 yılında kurulduğunda ABD siyaset yapıcıları İsrail’i stratejik bir değer olarak kabul etmiyorlardı… Truman’ın İsrail’i tanıma kararı stratejik nedenlerden değil, Yahudilerin çektiği ıstıraplara duyduğu sempatiden kaynaklanmıştı… Dışişleri Bakanı George Marshall ve siyaset planlaması başkanı George Kennan’ın da aralarında bulunduğu önemli danışmanları bu karara ABD’nin Arap dünyasıyla arasını bozacağı ve Sovyetlerin bölgeye nüfuz etmesine imkan tanıyacağı gerekçesiyle karşı çıkmışlardı. Kennan’ın 1948’de yazdığı gizli bir nota göre ‘siyasi siyonizmin aşırı hedeflerini desteklemek ABD’nin Ortadoğu’daki güvenlik hedeflerine aykırıydı’. Kennan’a göre bu tanıma kararı, bölgede Sovyetler Birliği’nin sahip olduğu fırsatları artıracak, petrol gelirlerini ve ABD’nin bölgede kazandığı üs haklarını tehlikeye düşürecekti.

Kennan’ın uyarılarındaki “Sovyetler Birliği”nin yerine Çin Halk Cumhuriyeti yazarsanız bugünkü savaşın geldiği noktayı birebir görebilirsiniz. George Kennan falcı değildi. 22 Şubat 1946 günü Moskova’dan Washington’a 8 bin kelimelik tarihin en uzun telgrafını göndermiş, Stalin’in gerçek hedeflerini tanımlayarak Sovyetler Birliği’nin durdurulması için izlenmesi gereken stratejinin çerçevesini çizmişti. Moskova’daki ABD Büyükelçiliği’nde görev yapan Kennan bir bakıma 1946’da Birinci Soğuk Savaş’ın manifestosunu yazmış, 1948’de ise İsrail’in ABD’nin başına ne dertler açacağını tam olarak tespit etmişti.

Ancak yalnızca Trump değil, Kennedy’den itibaren ABD Başkanları Kennan’ın uyarısını dinlemek bir yana, özellikle 1972’de Nixon dönemindeki yasal düzenlemelerle ABD siyasetinin anahtarını siyonist lobilere teslim ettiler. Gelelim şimdi Trump yönetiminin strateji yoksunluğuna.

Chicago'da “Krallara hayır (No Kings)” yürüyüşü
ABD’nin Chicago kentinde Trump yönetiminin politikalarına karşı düzenlenen “Krallara hayır (No Kings)” yürüyüşünde göstericiler pankartlar taşıdı. Gösteri, ülke genelinde geniş katılımla gerçekleşen hareketin üçüncü dalgasının parçası olarak düzenlenirken, katılımcılar İran’daki savaşa ve federal göçmen politikalarına tepki göstererek “monarşik” yönetim anlayışına son verilmesi çağrısında bulundu. (Jacek Boczarski / AA, 29 Mart 2026)

 

ABD’nin 35 Yıllık Strateji Sefaleti

Trump’ın savaşın bir ayı boyunca birbiriyle çelişen açıklamaları ve sürekli değişen hedefleri, ABD’nin kendisine ait bir strateji ve siyasi hedefleri olmadan, yalnızca İsrail’in peşine takılmak suretiyle bu maceraya girdiğini ispat etmek için yeterli. Savaşın 20’inci gününden itibaren tek hedefin “Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması” seviyesine indirgenmesi dahi, sürecin stratejik zekâdan yoksun şekilde yürütüldüğünü anlatıyor.

2026 itibarıyla ABD’nin yaşadığı stratejik sefalet, yalnızca Donald Trump’ın başkanlığıyla ortaya çıkan ve onun gidişiyle çözülebilecek bir problem değil. “Pentagon’un Yodası” lakabıyla anılan ve 1973-2015 arasında kesintisiz olarak ABD Savunma Bakanlığı Durum Tespit Ofisi (ONA/ Office of Net Assessment) Direktörü olarak görev yapan Andrew Marshall, sekiz ABD başkanına hizmet veren, tıpkı Kennan gibi bugünleri görmüş bir başka isimdi. ABD Başkanı Nixon 1973’te ONA’yı Pentagon içerisinde bir düşünce kuruluşu olarak tasarladı. Bu kuruluşun amacı ABD’ye yönelik tehditleri tespit etmek ve en az 30 yıl sonrasına ilişkin askeri politikalar oluşturmaktı. Nixon bu kurumun başkanlığına Ulusal Güvenlik Danışmanı Henry Kissinger’ın asistanı Andrew Marshall’ı atadı. Marshall, yalnızca ABD askeri politikalarına yön vermekle kalmadı, Putin başta olmak üzere ABD’nin tehdit gördüğü liderler hakkında psikolojik raporlar hazırladı. Dick Cheney, Paul Wolfowitz, Zalmay Halilzad, Donald Rumsfeld gibi isimler onun tezgahında yetişti.

1998-2015 arasında Çin Halk Cumhuriyeti Halk Ordusu’nun savunma doktrinlerinin anlatıldığı kimi kaynaklara göre 4, kimilerine göre 9 Beyaz Belge’yi kaleme alan Tümgeneral Chen Zhou, 2012’de verdiği bir röportajda, 1990’lardan itibaren ülkesinin savunma doktrinlerinin yeniden şekillenmesinde Marshall’ın görüşlerinden faydalandıklarını ifade etmişti. İşte Andrew Marshall, 1990’larda Birinci Soğuk Savaş zaferinin hemen ardından yönettiği ofise “ABD artık neden stratejist yetiştiremiyor?” başlıklı bir araştırma talimatı verince pek çokları SSCB’ye karşı kazanılmış zaferin sarhoşluğu içerisinde bu talimatı gülerek karşıladılar. Tıpkı Carter döneminin Ulusal Güvenlik Danışmanı Zbigniew Brzezinski’nin 1995 tarihli “Out Of Control” kitabındaki uyarılarına güldükleri gibi. Brzezinski kitabında yaklaşık 20 maddelik bir manifesto ile ABD’nin sosyal, ekonomik ve ahlaki bir çöküş içerisinde bulunduğuna dikkat çekmiş, bu çöküşün önlenmesi için, artık SSCB’nin de meydandan çekilmesiyle boşa çıkan savunma harcamalarının bir an önce ABD’nin yeniden imarı ve ülke içerisindeki refahın artırılması için kullanılması gerektiğine işaret etmişti. ABD yönetimleri ise bu uyarıları dikkate almak yerine bir an önce Rusya sınırlarına dayanmak için NATO’yu genişletme politikasına giriştiler, Saddam yönetimini sahte bayrak operasyonuyla Kuveyt’i işgale teşvik edip, İsrail’in aklına uyarak Ortadoğu’daki üniter yapıları parçalamaya yöneldiler.

 

NATO Yerine ABD’nin Varlık Sebebi Sorgulanmalıydı

ABD-İsrail ikilisi, içerisinde kulaç attıkları fikri ve ahlaki sefalet denizinde, her şeye rağmen taktik nükleer silah kullanımını dahi göze alıp İran’ı askeri olarak mağlup edebilirler. Ancak bu galibiyet ile zaferi birbirine karıştırmamak gerekir. Savaşın ABD açısından çıkardığı ekonomik ve siyasi sonuçlar, dünyada yeniden şekillenmesi gereken düzen açısından uzun yıllar tartışılmaya devam edecek. Bir kara harekâtına girişmesi durumunda, ABD’nin yeni bir “Vietnam” yaşayacağı öngörüsü de gerçekçi değildir. Vietnam Savaşı dahi neticede ABD’nin Çin Halk Cumhuriyeti ile yakınlaşmasını sağlayan olumlu sonuçlar vermişti. Ancak, İran ile giriştikleri bu mücadele, ABD’yi “İsrail’in tasarladığı hapishanesinde” daha fazla izole etmekten başka bir sonuç getirmeyecek. Adolf Hitler’in karizmasına kapılmış olmaları nasıl Alman halkının suçlarını hafifletmeye yetmediyse, Trump’ın 2023’te başlayan Gazze’deki soykırıma, Lübnan’ın ve Suriye’nin işgaline, İran’a savaş açılmasına İsrail tarafından ikna edilmiş olması, ABD’yi işlediği günahlardan temizleyemeyecek.

Trump’ın Birleşmiş Milletler merkezli küresel düzeni yıkması yalnızca ABD sokaklarını bölmekle kalmadı. Ülkesindeki bürokrasiyi, siyaseti, Avrupa-ABD ilişkilerini, NATO ittifakı içerisindeki dengeleri, ABD’nin Körfez ülkeleri ile ilişkilerini de geri dönülemez krizlere sürükledi. Trump’ın 28 Mart günü Demokrat Parti milletvekillerini İranlılarla bir tutması ya da 27 Mart günü Miami Yatırım Forumu’nda Suudi Arabistan Veliaht Prensi için kullandığı ifadeler, kendi yönetimini de ülkesini de “değersiz bir yalnızlığın” kıyısından uçuruma yuvarlamış durumda. 1992’de SSCB’nin dağılmasıyla başlayan ve günümüze kadar devam eden “NATO’ya hâlâ gerek var mı? NATO’nun bir misyonu kaldı mı?” tartışmalarında belli ki sorular hep yanlış sorulmuş. Belki de sorulması gereken esas soru “Amaçsız kalmış, kendi para birimini küresel düzende hâkim para birimi haline getirmiş, stratejisi olmayan başıboş bir nükleer süper güce ihtiyacımız var mı?” olmalıydı.

 


Etiketler »  

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için "veri politikamızı" inceleyebilirsiniz. Daha fazlası