1970’lerin sonlarında ortaya atılan “medya emperyalizmi” kuramına göre Batı (özellikle ABD) medyasının emperyalist nitelikte olduÄŸu ve az geliÅŸmiÅŸ ülkelerin kültürleri üzerinde tahakküm kurduÄŸu ifade edilir. Günümüzde bu görüÅŸ halen gücünü koruyor olsa da farklı görüÅŸlerin de ortaya çıktığı söylenebilir.
The Media Were American: US Mass Media in Decline (2008) isimli kitabında Jeremy Tunstall yirminci yüzyıl ortasında zirveye ulaÅŸan Amerikan medyasının küresel etkisinin günümüzde artık iniÅŸe geçtiÄŸini anlatıyor. Yazara göre artık dünyada hüküm süren medya gücü ABD’ye yahut herhangi bir ülkeye ait deÄŸildir. Bunun birkaç nedeni bulunuyor. Batılı medyanın bir zamanlar olduÄŸu kadar güçlü olmadığı özellikle Batı’dakilerle rekabet etmek üzere alternatif küresel medya devlerinin ortaya çıkmakta olduÄŸu görülüyor. Ayrıca her zaman önemini koruyan yerel ve bölgesel medya kuruluÅŸlarının da gücü son yıllarda artmaktadır. Bunda özellikle her türden farklı medyanın bilgi kaynağı haline gelen internetin yaygınlaÅŸması en önemli rolü oynamaktadır. Bu baÄŸlamda internetin kullanımı –tıpkı matbaanın icadı gibi– taÅŸları yerinden oynatan bir geliÅŸme olup bu aracın medya olarak kullanımı yazılı basının tahtını sallamaktadır. İnternet haberciliÄŸinin yükselmesine yol açan en önemli sebep ise dijitalleÅŸmenin sunduÄŸu imkanlardır. Öte yandan bugün artık insanlar ulusal medya araçlarıyla Batılı/küresel medya araçlarıyla olduÄŸundan daha fazla vakit geçirmektedir. İşte bu yüzden son yıllarda büyük devletler baÅŸta olmak üzere birçok devlet dünyanın çeÅŸitli ülkelerini hedef alan yerel haber siteleri açmaktadır.
Son yıllarda ortaya çıkmış, yukarıda sözü edilen türden ve Türkiye’de de faaliyet gösteren yeni internet medya kanallarına dair ÅŸu örnekler sayılabilir: Voice of America-VOA (ABD), Deutsche Welle (Almanya), BBC (İngiltere), France 24 (Fransa), İrna İslami Davet (İran), XinhuaNet (Çin) ve Sputnik (Rusya).
Yeni Nesil Propaganda
Siyasi iktidarların habercilik alanındaki deÄŸiÅŸimden faydalanıp bu durumu etkin bir propaganda için kullanmaları da kaçınılmaz hale gelmiÅŸtir. Enformasyon teknolojilerinin geliÅŸmesi muhatapların medya üzerinden bilgilendirilmesini hızlandırmış ve yaygınlaÅŸtırmıştır. Medya ve enformasyon diplomasisi bir ülke için dış dünyada imaj inÅŸası ya da halkla iliÅŸkiler faaliyetleri açısından önemli hale gelmiÅŸtir. Artık siyasetçiler ile liderler muhatap ülke liderlerini ve gayriresmi uluslararası aktörleri etkilemek için medyadan yararlanmaktadır. Bu tür iletiÅŸimin amacı gazeteci, yazar, akademisyen, kanaat önderi, üst düzey bürokrat kısacası kamuoyunu etkileme kapasitesine sahip tüm çevreleri ulusal çıkarlar çerçevesinde etkilemek ve dış politika hedefleri istikametinde yönlendirmektir. Dolayısıyla bu alandaki fırsatı gören devletlerin kamu diplomasisi öncelikli amacına ek olarak “bilgi savaÅŸları” için internet medyasındaki haberciliÄŸe yatırım yapmakta oldukları söylenebilir.
Devletlerin bu alana yönelmedeki asıl hedeflerinin kamu diplomasisi olduÄŸu belirtilmiÅŸti. Bu doÄŸrultuda medya yasama, yürütme ve yargıdan sonra modern siyasetin dördüncü kuvveti olarak anılmaktadır. Medyanın bu gücü tartışma gündemini belirlemesinden kaynaklanmaktadır. Aslında medyanın asli görevi bağımsız ve tarafsız kalarak iktidarı sınırlandırmaktır. Fakat teknoloji sayesinde bizzat iktidar sahipleri tarafından etkili bir araç olarak kullanılmaktadır. Devletler diÄŸer ülkelerdeki halkları veya o ülkelerdeki kendi vatandaÅŸlarını yönlendirmek, kontrol etmek ve uluslararası bir kamuoyu oluÅŸturabilmek için bu kanalları etkili bir biçimde kullanmaktadır.
Medyanın gücünden bahsederken bunun toplumsal olaylara etkisi de tartışılmaktadır. Geleneksel medyanın önüne geçen sosyal medyanın da yardımıyla internet yayıncılığı çok geniÅŸ bir kesime hitap edebilmekte dolayısıyla çok daha geniÅŸ bir kesimin toplumsal denetiminde önemli bir rol oynayabilmektedir. Fakat sosyal medyadaki bilgi akışı güvensiz olduÄŸu gibi aynı zamanda ideolojik yönlendirmeye de çok müsait bir ortam teÅŸkil etmektedir. Bu nedenle büyük yanılgılara da yol açmaktadır. Özellikle sosyal medya araçları sayesinde konular istenilen yere çekilerek algı oluÅŸturulabilmektedir. Dolayısıyla yabancı devletlerin kurduÄŸu bu internet haberciliÄŸi siteleri bir anlamda bilgi savaÅŸlarının merkezinde yer almaya baÅŸlamıştır. Yeni medya olarak da adlandırılan sosyal medya kanallarının propaganda ve bilgi çarpıtma faaliyetlerinin yürütülebileceÄŸi en etkili mecralardan biri haline geldiÄŸi “Occupy Wall Street” ve “Arap Baharı” hareketleri örnekleriyle de somutluk kazanmıştır. Mücadele sadece tank, tüfek, füze ve savaÅŸ uçaklarıyla deÄŸil aynı zamanda propaganda, psikolojik harp, enformasyon savaşı, görsellik-imaj savaşı ve algı savaşı olarak da yürütülmektedir.
Dünyanın “Siber” Gücü Rusya
Bu baÄŸlamda örneÄŸin SoÄŸuk Savaşı kaybeden Rusya’nın siber saldırılardan örtülü askeri operasyonlara, dezenformasyondan propagandaya kadar pek çok unsuru eÅŸ zamanlı kullanarak bir “karma savaÅŸ” yürüttüÄŸü ifade edilmektedir. Zira Rusya Federasyonu’nun günümüzde siber casusluk, dezenformasyon, elektronik savaÅŸ, psikolojik savaÅŸ ve propaganda, siber saldırı gibi faaliyet ve planlamaları kapsayan geniÅŸ bir enformasyon savaşı kapasitesine sahip olduÄŸu dile getirilmektedir.
Bu kapsamda 2007’de Estonya, 2008’de Gürcistan ve Litvanya, 2009’da Kırgızistan, 2014’te Ukrayna ve 2015’te de Türkiye’ye yönelik gerçekleÅŸtirilen siber saldırılar enformasyon savaşı baÄŸlamında deÄŸerlendirilebilir. BaÅŸta İngilizce olmak üzere pek çok Batı dilinde yayın yapan Kremlin kontrolündeki televizyon kanalı RT 200 milyon avroyu bulan bütçesiyle dikkat çekmektedir. İnternet üzerinden Türkçe dahil pek çok dilde yayın yapan diÄŸer medya organı Sputnik de Rusya’nın propaganda savaşının önemli bir ayağı olarak görünmektedir. Medya polemiklerinden siyasi dedikodulara, ekonomik geliÅŸmelerden magazine kadar her tür konuyla ilgili Türkiye’den haberler yapan Sputnik otuzdan fazla dilde yayın yapan çok geniÅŸ bir yayın platformudur.
Biraz daha yakından bakmak gerekirse; Rusya ve Putin konulu haberlerde açıkça tarafgir bir dil kullanan Sputnik baÅŸta Suriye olmak üzere bölgesel geliÅŸmeleri de yine Rusya merkezli bir bakış açısıyla haberleÅŸtirirken Türkiye baÄŸlamlı haberlerde ise hükümete muhalif bir tutum takınmaktadır. Sputnik kanalı örneÄŸin Türkiye’nin Rusya ile çıkar çatışmasına konu olan özellikle Suriye ve Kuzey Irak gibi bölgeler hakkındaki haberlerde de bu tavrını açıkça belli etmektedir.
Suriye hakkında Esed yanlısı tutumuyla bilinen Ceyda Karan da Sputnik’te yorum yazmakta ve kanalın radyosunda program yapmaktadır. Radyonun yayın yönetmenliÄŸini eski CNN Türk Haber Müdürü Yavuz OÄŸhan üstlenmiÅŸ durumdadır. Ankara’dan Yurdagül ÅžimÅŸek’in haberler geçtiÄŸi internet sitesinin OrtadoÄŸu muhabirliÄŸini ise Hikmet Durgut yapmaktadır. Serhat Ayan ve Serhat Sarısözen de Radyo RT’nin programcıları arasında yer almaktadır. Daha çok Türkiye’den Türkçe içerik üreten Sputnik zaman zaman uluslararası sitelerden de haberler aktarılmaktadır.
Sputnik ile oluÅŸturulan söz konusu enformasyon savaÅŸ kapasitesiyle Rusya, Türkiye’de AK Parti iktidarının toplum içindeki etkinliÄŸini yıpratabilecek nitelikte muhalif yayınlar yapmaktadır. Azerbaycan’da Türkiye aleyhtarlığı yaparak Azeri Türklerine 2008-2009 arasında yaÅŸanan Türkiye-Ermenistan yakınlaÅŸmasını sürekli olarak hatırlatmakta, Orta Asya’da Türkiye’nin Turancı politikalar sürdürdüÄŸünü ifade ederek sürekli Türk ve Batı aleyhtarı haberlere yer verebilmektedir. Bu enformasyon savaşı stratejisinin agresifliÄŸi ise günümüzde Türkiye ile iliÅŸkilerin seyrine baÄŸlı olarak sürekli kontrol altında tutularak ayarlanmakta ve sürdürülmektedir.
Sonuç olarak Rusya’nın SoÄŸuk SavaÅŸ sonrası dönemde –özellikle de 2000’lerin başı itibarıyla– gerek ordusu ve istihbarat birimlerini gerekse kurumsal yapılarını siber uzayın saÄŸladığı yeni imkanlar kapsamında etkili bir siber saldırı kapasitesine sahip olmak amacıyla yeniden organize ettiÄŸi ve bu organizasyon kapsamında da yeni nesil enformasyon savaşı planlamalarına özel önem verdiÄŸi ortadadır. Rusya’nın son yıllarda geliÅŸtirdiÄŸi siber saldırı kapasitesinin en önemli ayağı olan yeni nesil siber propaganda imkanları SoÄŸuk SavaÅŸ döneminde enformasyon savaşı alanında SSCB tarafından ortaya konulan stratejinin çok ötesine geçerek daha sofistike niteliÄŸe kavuÅŸmuÅŸtur. Sadece Sputnik Türkiye’nin Twitter hesabının takipçi sayısı bile Rus propaganda servisinin ne kadar etkili olabileceÄŸini gösteriyor. Sputnik İngilizce’nin takipçi sayısı 239 bin civarında iken Türkiye hesabı ise 590 bin takipçiye sahiptir.
Özetle Batı ülkelerinde ve Türkiye’de Moskova’ya baÄŸlı medya organları ve sosyal medya trollerinin gerçekleÅŸtirdiÄŸi kara propagandalar ivme kazanmaktadır. Bu kara propagandaların hedefi de aşırı sağı ve ırkçılığı benimseyen kitlelerdir. Ruslar bu kitleleri yönlendirerek onların siyasi temsilcilerinin yükseliÅŸe geçmesini hedeflemektedir. Bu hedef ise Batı demokrasileri için bir krizdir. Bahsedilen Rusya merkezli propaganda aktiviteleri Türkiye’de de yerel bir tarzla ve milliyetçilik kisvesi altında yapıldığı için yerel halkın bunlara iliÅŸkin farkındalığı örneÄŸin Batılı geleneksel ana akım medya propagandalarına iliÅŸkin farkındalığından daha düÅŸük olduÄŸundan bu durum Rus propagandasını daha gizli bir tehlike haline getirmiÅŸ görünmektedir.
