Kriter > Dosya > Dosya / Savaşın Bölgesel Etkileri |

Umman Taraf(sız) mı?: Savaşın Gölgesinde Denge Politikası


Umman’ın bu süreçteki tutumu geleneksel politikasının devamı niteliğindedir. Tarafsızlık stratejisi ile Umman, bölgedeki krizlerden kaynaklanabilecek olası riskleri minimize etmeye çalışırken, bir taraftan da komşularına göre görece yavaş ivmeyle devam eden kalkınma programlarının akamete uğramamasını hedeflemektedir. Bunun yanında Hürmüz Boğazı’nda yaşanabilecek uzun süreçli bir krizin bölgeye etkilerinin azaltılması ve küresel ve bölgesel ticaret aktivitelerinin devamlılığı için Umman jeostratejik konumunu da işlevsel kılmayı amaçlamaktadır.

Umman Taraf sız mı Savaşın Gölgesinde Denge Politikası
Steve Witkoff ve Jared Kushner İran-ABD müzakere görüşmelerinin üçüncü turunda, Umman Dışişleri Bakanı Bedr bin Hamed el-Busaidi ile Cenevre'de bir araya geldi. (Umman Dışişleri Bakanlığı/Handout / AA, 26 Şubat 2026)

ABD ve İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü savaşta gerek aldığı pozisyon gerekse izlediği politikalarla en dikkat çeken ülkelerden birisi Umman olmuştur. Körfez bölgesinde İran’la en yakın tarihsel ve kültürel bağlara sahip ülke olan Umman, çatışma öncesi süreçte olası bir savaşın önüne geçebilmek için yoğun çaba sarf etmiştir. Bu noktada Umman dışişleri bakanının öncülüğünde ABD ve İran arasında yürütülen müzakereler büyük oranda başarılı geçmiş ancak Washington’ın tek taraflı savaş kararı engellenememiştir. Birçokları bu kararı, ABD karar alma mekanizmaları üzerindeki İsrail yanlısı aktörlerin etkisine bağlarken, Trump yönetiminin bu nedenle hesap hataları da yaptığı, savaş sırasındaki açıklamalarında görülmüştür.

iran-ABD müzakereleri
ABD Başkanı Donald Trump’ın Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff (ortada) ve ABD Başkanı Trump'ın damadı ve danışmanı Jared Kushner (solda), İsviçre'nin Cenevre kentinde düzenlenen İran-ABD müzakere görüşmelerinin üçüncü turunda, taraflar arasında arabuluculuk yapan Umman Dışişleri Bakanı Bedr bin Hamed el-Busaidi (sağda) ile Cenevre'de bir araya geldi. (Umman Dışişleri Bakanlığı/Handout / AA, 26 Şubat 2026)

 

Umman Öngörüleri ve Politikaları

Öyle ki Umman’ın son dakikaya kadar Trump yönetimini bu karardan vazgeçirmeye çalıştığı gözlemlenmiştir. Nitekim Umman Dışişleri Bakanı Badr bin Hamad el-Busaidi, ABD saldırıları başlamadan birkaç saat önce CBS kanalına yaptığı açıklamada, “ABD ile İran arasında barışa çok yakınız” diyerek aslında tarafsız arabulucu olarak bu süreçte yürüttükleri tüm çabaların boşa gitmemesi için son bir girişimde daha bulunmuştur. Buna rağmen Trump yönetimi, savaş kararı alarak İran’a yönelik saldırıları başlatmış ve Ortadoğu ile Körfez bölgesindeki tüm siyasi fay hatlarını yerinden oynatan ve bölgedeki güvenlik yapısının yeniden dizayn edilmesinin önünü açan süreci başlatmıştır.

CBC kanalına verdiği mülakatta Badr bin Hamad el-Busaidi’nin “Diplomasi dışında hiçbir seçenek barışı getirmeyecektir” ikazı dikkat çekerken, aslında ABD’nin motivasyonları halen tam olarak anlaşılamayan bu savaşa girmemesi konusunda üstü kapalı bir uyarı olarak da değerlendirilebilir. Nitekim Umman, bölgede uzlaşı, diplomasi ve tarafsızlığı temsil eden bir aktör olarak nedenlerinden bağımsız bir şekilde olası bir savaşın başta ABD dâhil hiçbir bölge ülkesine fayda sağlamayacağını savunmaktaydı.

Savaşın üzerinden bir ay geçmişken görüldüğü üzere Umman’ın öngörüleri büyük oranda gerçekleşti. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları, başta savaşın doğrudan tarafı olan bu üç ülkeye ciddi bir yıkım getirirken, süreçten bölge ülkeleri de yoğun biçimde etkilendi. Umman’ın savaş öncesi yürüttüğü arabuluculuk süreçlerine yeteri kadar destek vermeyen ve ABD üzerinde İran’a saldırının olası olumsuz etkileri karşısında baskı oluşturmayan Körfez ülkeleri ise sürecin en büyük yara alan aktörleri oldu. Daha önce birçok kez uyarılarda bulunan İran, saldırılara cevaben en yakınındaki ABD hedefleri olan Körfez ülkelerindeki askeri üsleri vurmuştur.

Bu süreçte Tahran, ABD ile yakın ilişkileri olan ve yıllarca Washington’ın güvenlik koruması altındaki Körfez ülkelerindeki bazı noktaları da hedef alarak savaşı bu bölgeye yayma stratejisi izlemeye başlamıştır. Sürecin belki de beklenmeyen gelişmelerinden birisi bu olurken, uzun yıllardır bölgede barış ve istikrarın merkezi olan Birleşik Arap Emirlikleri, Katar ve Suudi Arabistan gibi ülkelerin bir anda kendilerini savaşın ortasında bulmaları, bu ülkeler için büyük bir endişe kaynağı olmuştur. Nitekim yıllardır inşa edilen “güvenli liman” algısı bir anda yerle bir olurken, yaşanan ciddi güven bunalımıyla birlikte yoğun sermaye çıkışının yaşanması, ekonomik kırılganlıkları ortaya çıkarmıştır. Bunun yanında, bu ülkelerin önemli ölçüde dışa bağımlı oldukları gıda güvenliği ve yine enerji ihracatına dayalı ekonomilerinin savaştan etkilenmesi, Körfez ülkelerinin çok daha büyük yapısal krizlerle yüzleşebileceklerini ortaya koymuştur.

Abbas Erakçi ve Bedr bin Hamed el-Busaidi Cenevre'de
İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, İsviçre'nin Cenevre kentinde düzenlenen İran-ABD müzakere görüşmelerinin üçüncü turunda, taraflar arasında arabuluculuk yapan Umman Dışişleri Bakanı Bedr bin Hamed el-Busaidi ile Cenevre'de bir araya geldi. (Umman Dışişleri Bakanlığı/Handout / AA, 26 Şubat 2026)

 

Umman ve İran’ın Tarihsel Bağları

Savaşın ilk ayı itibariyle değerlendirildiğinde bu durumun istisnasının Umman olduğu görülmüştür. Bahreyn, Katar ve BAE gibi ABD üslerine ve askeri birliklerine ev sahipliği yapan Körfez ülkeleri savaş süresince İran’ın hedefi haline gelirken, Umman büyük oranda bu denklemin dışında kalmıştır. İran’dan Umman’a yönelik gerçekleşen saldırılar, Umman’ın petrol ve doğal gaz şirketleri OQ ya da PDO’yu hedef almamış, aksine ABD’nin geçmiş yıllarda Umman’la yaptığı anlaşmalar kapsamında askeri varlığını bulundurabildiği Duqm Limanına gerçekleşmiştir. Yaptığı açıklamada, İran Savunma Bakanlığı Salalah limanına yönelik saldırının İran’dan yapılmadığını duyurmuş ve üçüncü bir ülkenin bu saldırının arkasında olabileceği ifade edilmiştir.

Umman, güvenlik bağlamında savaş sürecinden Körfez’de en az etkilenen ülke olmasını, esasında geçmişten bugüne yürüttüğü tarafsız politikasının karşılığı olarak da görmektedir. Nitekim İran’ın en zor dönemlerinde Batı ile müzakerelerinde arabulucu olan Umman, tarihsel olarak da güçlü ilişkilere sahip olduğu bu ülke tarafından hedef alınmamaktadır. Bir dönem bölgenin en önemli imparatorluklarından olan Umman’ın İran ile ilişkileri yüzyıllar öncesindeki bağlara dayanmaktadır. Modern dönemde ise Umman’da yaşanan Dofar ayaklanması sırasında İran’ın Umman Sultanlığı’na yoğun askeri yardım yaptığı bilinmektedir. 1960’dan 1976’ya kadar süren bu savaş süresince o dönem Şah’ın kontrolünde olan İran’ın desteği, Umman’ın isyanı bastırmasında ve istikrara kavuşmasında kritik öneme sahip olmuştur.

İki ülke arasındaki olumlu ilişkiler, İran’da 1979’da yaşanan devrimden sonra da devam etmiş ve günümüze kadar sürmüştür. Öyle ki Ekim 2024’te İran ve Umman Silahlı Kuvvetleri, Umman’ın Cebel Akhdar bölgesinde ilk kez askeri tatbikat düzenlemişlerdir. İran’ın ABD ve İsrail ile yoğun krizler yaşadığı yıllarda dahi Umman ve İran’ın üst düzey askeri kurmayları karşılıklı ziyaretler gerçekleştirirken, Tahran ve Maskat arasında siyasi ve ekonomik anlamda da yoğun bir etkileşim bulunmaktadır. Bu noktada başkent Maskat başta olmak üzere Umman’da önemli sayıda İran diasporası bulunurken, bu etkileşimlerin bir sonucu olarak 2024’te Umman’ın Şinas limanından İran’ın Bandar Abbas limanına yeni bir feribot hattı hayata geçirilmiştir.

İran açısından bakıldığında ise Umman’a herhangi bir güvenlik tehdidi oluşturmanın hiçbir rasyonel gerekçesi bulunmamaktadır. Bunun öncelikli nedeni iki ülke arasında yıllardan bu yana gelen güven ilişkisidir. Bu noktada bir başka neden de İran’ın özellikle Batı ile temaslarında Umman’ı halen önemli bir iletişim kanalı olarak görmesidir. Her ne kadar Pakistan, Türkiye ve Mısır gibi farklı aktörler arabuluculuk sürecinde devreye girseler de, Umman’ın bu anlamda olası rolü yeniden gündeme gelebilecektir. Dolayısıyla İran’ın bu süreçte, Umman’ı Körfez ülkelerinden daha farklı bir pozisyonda konumlandırması rasyonel bir politika tercihi olarak görülebilir.

Sonuç olarak Umman’ın bu süreçteki tutumu, geleneksel politikasının devamı niteliğindedir. Tarafsızlık stratejisi ile Umman bölgedeki krizlerden kaynaklanabilecek olası riskleri minimize etmeye çalışırken, bir taraftan da komşularına göre görece yavaş ivmeyle devam eden kalkınma programlarının akamete uğramamasını hedeflemektedir. Bunun yanında Hürmüz Boğazı’nda yaşanabilecek uzun süreçli bir krizin bölgeye etkilerinin azaltılması ve küresel ve bölgesel ticaret aktivitelerinin devamlılığı için Umman jeostratejik konumunu da işlevsel kılmayı amaçlamaktadır. Duqm limanına uzun yıllardan beri yapılan yatırımların ve yine Körfez bölgesinin Hint okyanusuna açılan noktalarından olan Sohar limanının daha etkin hale gelmesi, Umman’ın jeopolitik konumunu çok daha güçlendirecektir. Nüfus bakımından Körfez’in en kabalalık yerli nüfusa sahip ikinci ülkesi olan Umman, imparatorluk tecrübesinin ürünü olan politikalarıyla bölgenin “âkil adamı” olmaya devam etmektedir.

 


Etiketler »  

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için "veri politikamızı" inceleyebilirsiniz. Daha fazlası