Kriter ile tanışmam Mart 2017’de oldu. O zamanlar derginin editörü olan Prof. Dr. Yusuf Özkır tarafından İran ve Trump konusunda bir yazı yazmak için davet edilmiştim (Aradan geçen 8 yılın ardından bugün de aynı konuyu tartışmamız ilginç). Sonra devamı geldi. Çoğunlukla İran merkezli konular hakkında yazılar yazdım. Prof. Dr. Ferhat Pirinççi’nin editörlüğü zamanında da bu durum değişmedi. Her iki dönemde toplam 28 yazı kaleme aldım.
Kriter öncesinde başka dergilerde veya yayın mecralarında yazmış olsam da aslında dergi yazarlığımı ve benzer tipte yayın yapma alışkanlığımı asıl geliştiren mecranın Kriter olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Bu anlamda Kriter benim için bir okul gibiydi. Eminim yazar ya da okur olsun birçok insan için de öyledir. Ve çok geçmeden Kriter, bana sadece dergi yazarlığını değil, dergi yönetmeyi de öğretmeye başladı.
Derginin 86. sayısından itibaren tarafıma tevdi edilen editörlük görevini üstlendim. Bu süreçte SETA Genel Koordinatörü Prof. Dr. Burhanettin Duran ile çalıştık. Geçiş sürecinde sağ olsun Ferhat Hoca da tecrübelerini aktararak ve tavsiyelerde bulunarak destek oldu. Ekibimle kısa sürede iyi bir frekans yakaladık ve zamanla taşlar yerli yerine oturdu. Burhanettin Hoca’nın Dışişleri Bakan Yardımcılığı görevi için SETA’dan ayrılmasının ardından, Sakarya Üniversitesi Kültür Yayınları bünyesinde yayıncılık alanında birlikte çalışma tecrübemizin olduğu Doç. Dr. Nebi Miş ile bu kez Kriter çatısı altında çalışmaya başladık.
Editörlük elbette çok boyutlu bir iş. Bu işin görünen ve görünmeyen birçok yönü var. Bu anlamda akademisyenliğe benziyor. Akademisyenlikten farkı ise hitap edilen kitlenin akademik camiayı aşan bir genişlikte olması. Bu yüzden konu, dil ve yöntem anlamında farklı bir düzey ve tarz tutturmak ile yazarların fikir ve üslup özerkliği arasında bir denge kurmak gerekiyor.
Dergiciliğin önemi konusunda bu sayıda, Meryem İlayda Atlas’ın yazısı mutlaka okunmalı. Dergiler, özellikle 1990’lar ve 2000’lerin başında, henüz dijital devrimin şafağında, kamusal tartışmaların güçlü bir şekilde ifade bulduğu mecralardı. Günümüzün birkaç cümlelik X mesajlarının kısıtı içerisinde geliştirilmeye çalışılan yüzeysel, sloganik ve fragmental fikirlerin aksine dergi yazıları, üzerine kafa yorulan meseleler hakkında tafsilatlı, derinlikli, mesafeli ve mutedil fikirler için alan açıyorlar. Kriter ve onun gibi dergiler, bu yüzden önemli. Sosyal medyanın düşünce çölünde bir vaha gibi.
Bu iş bir ekip işi. Genellikle ekibimle ay sonlarında dergiyi çıkarma telaşı içerisinde uykusuz günler ve geceler geçiriyoruz. Ortaya konan işi güzelleştirmek, nitelikli hale getirmek için çaba harcıyoruz. Ekibimin her bir üyesi, çok kıymetli işler ortaya koyuyorlar. Dergi işlerini birlikte koordine ettiğimiz yardımcım Ayşenur Atalay, derginin 20. sayısından beri Kriter için çalışıyor. Editöryanın en kıdemli ekip üyesi olarak onu tebrik ediyorum. Ahmet Sezer, uzun yıllar medya ve yayıncılık dünyasında biriktirdiği tecrübesini bizlerle paylaşıyor. Yunus Emre İnat, henüz çok genç olmasına rağmen önü açık, potansiyeli yüksek bir iletişimci ve tasarımcı. Said Demirtaş, baştan sona derginin dizaynı ve mizanpajını yapıyor. Çalışma arkadaşlarımın her birine emekleri ve özverileri için teşekkür ediyorum.
Değerli yayın kurulu üyelerimiz, her sayı öncesinde gündem tespiti ve önerileriyle dergimizin doğrultusunu belirliyorlar. Katkıları için minnettarım. SETA Genel Koordinatörümüz ve dergimizin Genel Yayın Yönetmeni Doç. Dr. Nebi Miş’e de emekleri ve desteği için çok teşekkür ediyorum. Birlikte nice sayılara.
