2022’den beri savaş halinde olan Rusya ve Ukrayna, çatışmalarını yalnızca karada değil denizde de sürdürüyor. Savaşın ilk yıllarında özellikle Rusya, Ukrayna’nın Karadeniz üzerinden gemilerle gerçekleştirdiği bütün ihracatını durdurmayı hedeflemiş, gıda taşıyan gemiler de dâhil ticaret gemilerine neredeyse ayrım gözetmeksizin saldırılar gerçekleştirilmişti. O dönemde ayrıca özellikle Batılı ülkelerin ambargoları nedeniyle Rusya’nın da Karadeniz üzerinden ticari taşımacılığı neredeyse durma noktasına gelmiş, sonuçta Karadeniz’de güvenli bir deniz ulaşımı yapılamaz hale gelmişti.
Bu dönem, özellikle Türkiye'nin girişimleri ile ve BM Genel Sekreteri'nin verdiği destekle en azından gıda taşıyan gemilerin güvenli geçişine ilişkin Ukrayna ve Rusya'nın da dâhil olduğu bir uluslararası mutabakat yapılabilmişti. Kısaca “Tahıl Koridoru Anlaşması” denen anlaşmanın uygulanmasının denetimi, İstanbul'da kurulan ve bütün tarafların temsilcilerinin bulunduğu bir komisyon tarafından gerçekleştirilmişti. Bazı periyodlarla uzatılan bu anlaşma, nihayetinde Rusya'nın yaklaşık bir yıl sonra anlaşmadan tamamen çekilmesi ile sona ermiştir.
O dönemden beri ticari taşımacılık daha ziyade riskli bir ortamda gerçekleşmiştir. Bazı ticaret gemileri ise Batı Karadeniz ülkelerinin karasularını takip ederek, dolayısıyla çok da ekonomik olmayan uzun bir yolla ticari taşımacılığı gerçekleştirmişlerdir.
Karadeniz’de Ticari Gemilere Saldırılar
Karadeniz'de insansız deniz araçlarının (İDA) kullanıldığı bazı saldırılar zaman zaman gerçekleşmiş ancak yakın zamana kadar geniş çaplı bir saldırılar serisi yaşanmamıştı. Bu durum son bir ay içerisinde ciddi biçimde değişim göstermiştir. Kasım 2025 itibarıyla Rusya ve Ukrayna arasındaki çatışmalar Karadeniz'de ticari gemileri de hedef almaya başlamıştır. Ukrayna, insansız deniz araçları kullanarak Rusya'nın “gölge filosu” olarak ifade edilen ve yaptırımlardan kaçınmak için kullanılan gemilere saldırılar düzenlemeye başlamış, Rusya güzergâhlı ticari gemiler (tankerler dâhil) saldırıların hedefi olmuştur.
Kasım başlarında Ukrayna öncelikle Tuapse ve Novorossiysk'teki petrol ihracat altyapısına yönelik saldırılarını artırmıştır.[1] Kasım sonu ve Aralık başında, Gambia bandıralı Kairos ve Virat isimli tankerler, Karadeniz'de Ukrayna İDA'ları tarafından vurulmuştur. Kairos, Karadeniz'in güneybatı kesiminde, Virat ise daha doğuda orta kesimde vurulmuştur.[2] Saldırıların, Ukrayna'nın Rus petrol satışlarını azaltarak Moskova'nın savaşı finanse etmesinin önüne geçmeyi hedeflediği bir dönemde geldiğine dikkat çekilmektedir.[3]
Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, Karadeniz’de uluslararası sularda seyir halindeki Kairos ve Virat gemilerine yönelik saldırının “terör eylemi” olduğunu ve bunu kınadıklarını bildirmiştir. Zaharova, bu gemilerin, Gambiya bayrağı altında Novorossiysk Limanı'na doğru ilerlediğini ve 28-29 Kasım'da insansız deniz araçlarının saldırısına uğradığını kaydetmiştir.[4] Ayrıca 2 Aralık 2025'te Rusya'dan Gürcistan'a giden Rus tankeri Midvolga-2 de Sinop açıklarında saldırıya uğramıştır.
Rus kuvvetleri bir nevi karşılık olarak, Ukrayna'nın Odesa limanını hedef alan füze ve İHA saldırılarını yoğunlaştırmışlardır. Ukrayna'nın Karadeniz limanları, ihracata dayalı ekonomisi için hayati öneme sahiptir ve Şubat 2022'de Rusya'nın işgalinden bu yana Ukrayna'da yaklaşık dört yıldır süren savaş boyunca bu limanların güvenliği ve işlevselliği, ülkenin ekonomik olarak ayakta kalması için hayati önem taşımıştır.[5]
Bu saldırılarda Ukrayna limanında bulunan Türk sahipli bazı ticaret gemileri de zarar görmüştür. 13 Aralık 2025'te Odesa limanında demirli olan Türk sahipli ama Panama bandıralı Ro-Ro gemisi Cenk T, bir Rus İHA'sı tarafından vurulmuş ve gemide yangın çıkmıştır. Bu feribotun Karasu-Odessa seferini yaptığı ve taze sebze-meyve ile gıda malzemesi yüklü olduğu açıklanmıştır.[6] 26 Aralık 2025'te Slovakya, Palau ve Liberya bayraklı üç geminin daha Odesa ve Mykolaiv limanlarında Rus İHA saldırılarıyla hasar gördüğü bildirilmiştir.
Türkiye'nin Pozisyonu
Türkiye, Karadeniz’de sivil gemilere yönelik karşılıklı saldırıları kınadığını ve bu tür eylemlere son verilmesi gerektiğini ifade etmiştir. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Karadeniz'deki sivil gemilerin ve tahıl koridoru gibi kritik ticaret rotalarının hedef alınmaması gerektiğini vurgulayarak tarafları sivil altyapıyı korumaya çağırmıştır.
12 Aralık'ta “Uluslararası Barış ve Güven Forumu” için bulunduğu Türkmenistan'da Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüşerek Karadeniz'de liman ve enerji tesislerine yönelik saldırılardan endişesini dile getirmiş, bu bölgelerde “kısıtlı ateşkes” çağrısında bulunmuştur. “Bilhassa kendi münhasır bölgemizde seyir, can ve çevre emniyetini tehdit eden bu saldırıları hiçbir şekilde mazur göremeyiz” diyerek saldırıların Türkiye’nin deniz yetki alanlarındaki hak ve yetkilerini de ilgilendirdiğini ifade etmiştir.[7]
Cumhurbaşkanı Ankara'da 16 Aralık'ta düzenlenen Büyükelçiler Konferansı'nda da, hem Ukrayna hem de Rusya'ya “ikazlarımızı iletiyoruz” diyerek, “Son günlerde düzenlenen karşılıklı saldırılar, Karadeniz'deki seyrüsefer emniyetini ciddi biçimde tehdit etmektedir. Ticaret gemilerini, sivil gemileri hedef almanın kimseye bir faydası olmaz. Her iki tarafa da bu konuda ikazlarımızı net bir şekilde iletiyoruz” ifadelerini kullanmıştır.[8]
Değerlendirme
Karadeniz’de Ukrayna ve Rusya tarafından gerçekleştirilen ve sivil ticaret gemilerini hedef alan saldırılar, bazı açılardan hukuki değerlendirmelere tâbi tutulmalıdır. Öncelikle savaş şartlarında da olsa, hatta abluka uygulanıyor olsa dahi sivil gemilerin saldırı hedefi yapılması, silahlı çatışmalar hukukun temel kurallarının ihlali anlamına gelmektedir.
Uluslararası deniz hukuku açısından bakıldığında ise, açık denizlerde bulunan gemlilerin hangi kurallara göre hareket edeceği ve bu gemiler üzerinde hangi yetkilerin kimler tarafından kullanılacağı, 1982 Birleşmiş Milletler (BM) Deniz Hukuku Sözleşmesi’nin ilgili hükümlerince düzenlenmiştir.
Karadeniz’e kıyısı olan devletlerin karasuları dışında kalan deniz alanları, ilgili devletlerin münhasır ekonomik bölgelerini oluşturmaktadır. Münhasır ekonomik bölge, kural olarak açık denizlerin statüsüne sahiptir. Açık denizlerin hukuki statüsüne hâkim olan temel prensip ise “açık denizlerin serbestliği” ilkesidir. Bu prensip gereği, açık denizler, hiçbir devletin egemenliği altında olmayan, denize kıyısı olsun ya da olmasın bütün devletlerin serbestçe kullanabileceği deniz alanlarıdır. Türkiye’nin taraf olmadığı 1982 BM Deniz Hukuku Sözleşmesi’nin bu konuya dair kuralları, aynı zamanda uluslararası yapılageliş hukuku kuralları olduğundan, bütün ülkelere yönelik haklar ve sorumluluklar doğurmaktadır.
Kural olarak açık denizlerdeki her bir gemi (sivil ya da askeri, şahıs ya da devlet) kayıtlı olduğu, yani bayrağını taşıdığı devletin yasama, yürütme ve yargı yetkisi altındadır. Bir başka deyişle başka hiçbir devlet, kural olarak bu gemiler üzerinde yasama, yürütme ya da yargısal yetki kullanamazlar.
Ancak sınırlı sayıda belirtilmiş bazı durumlarda, bir devletin savaş ya da güvenlik gemileri, bir başka devletin sivil-ticaret gemilerine müdahale hakkına sahiptirler. 1982 BM Deniz Hukuku Sözleşmesi bu durumları; bir geminin deniz haydutluğunda kullanıldığına, köle ticaretinde kullanıldığına, izinsiz radyo yayını yaptığına, tabiiyetsiz (hiçbir devlete kayıtlı olmadan, yani bayraksız bir şekilde) seyahat ettiğine, yabancı bir bayrak çekmiş olmasına veya bayrağını göstermekten kaçınmasına rağmen, geminin gerçekte müdahale etmek durumunda olan savaş gemisiyle aynı tabiiyette olduğuna dair “ciddi şüphe” (reasonable ground for suspecting) olarak sıralamıştır.
Sayılan durumlarda gerçekleşen müdahaleye “ziyaret hakkı” denir ve gemiyi durdurup, yeterli askeri personel ile gemiye çıkılıp denetlenmesini ifade eder. Dolayısı ile gemilere saldırıların hukuki bir gerekçesi olamaz. Kaldı ki meşru müdafaa dışında bir gerekçe ile bu tür gemilere de silahlı saldırı hukuk dışıdır. Bu gemilere yönelik saldırıların meşru müdafaa ile ilişkilendirilmesi de mümkün değildir.
Görüldüğü gibi bayraksız gemilere müdahale ancak ziyaret hakkı niteliğinde olabilir ancak silahlı saldırı niteliğinde olmaz. Karadeniz’de bayraklı ya da bayraksız ya da sahte bayraklı gemilere silahlı müdahale her hâlükârda uluslararası hukukun temel ilkelerine, özellikle de silahlı güç kullanma yasağı ilkesine aykırı bir nitelik göstermektedir.
Bir devletin münhasır ekonomik bölgesinde silahı askeri eylemlerin gerçekleştirilmesinin kıyı devletinin o bölgede kuruduğu hukuk düzeninin ihlali anlamına geldiği görüşü de yaygınlık kazanmıştır. Kıyı devleti, münhasır ekonomik bölgesinde çevrenin korunması başta olmak üzere birçok konuda kendi mevzuatını uygulama yetkisine sahiptir. Kıyı devletinin münhasır ekonomik bölgesindeki askeri faaliyetler, özellikle de silahlı saldırı niteliğindeki faaliyetler kıyı devletinin egemen yetkilerinin ihlali niteliği göstermektedir.
[1] Tanker Wars. www.hisutton.com/Timeline-2022-Ukraine-Invasion-At-Sea.html
[2] “Ukraine says it struck Russian shadow fleet oil tanker in Black Sea” https://edition.cnn.com/2025/12/10/europe/ukraine-strikes-russian-shadow-fleet-tanker-intl (10 Aralık 2025)
[3] “Ukrayna'da Rus saldırılarında Türk gemileri de vuruldu: Erdoğan'dan 'İkazlarımızı iletiyoruz' açıklaması” https://www.bbc.com/turkce/articles/c9qej1g54peo (28 Kasım 2025)
[4] Rusya: Karadeniz’de gemilere yönelik terör saldırısını kınıyoruz ttps://www.aa.com.tr/tr/dunya/rusya-karadeniz-de-gemilere-yonelik-teror-saldirisini-kiniyoruz/3758191# (30.11.2025)
[5] Russian forces attack Odessa in second regional strike in less than 24 hours. https://www.bairdmaritime.com/security/incidents/acts-of-war/russian-forces-attack-odessa-in-second-regional-strike-in-less-than-24-hours (23 Aralık 2025)
[6] “Ukrayna'da Rus saldırılarında Türk gemileri de vuruldu: Erdoğan'dan 'İkazlarımızı iletiyoruz' açıklaması” https://www.bbc.com/turkce/articles/c9qej1g54peo (28 Kasım 2025)
[7] “Ukrayna'da Rus saldırılarında Türk gemileri de vuruldu: Erdoğan'dan 'İkazlarımızı iletiyoruz' açıklaması” https://www.bbc.com/turkce/articles/c9qej1g54peo (28 Kasım 2025)
[8] “Ukrayna'da Rus saldırılarında Türk gemileri de vuruldu: Erdoğan'dan 'İkazlarımızı iletiyoruz' açıklaması” https://www.bbc.com/turkce/articles/c9qej1g54peo (28 Kasım 2025)
