Kriter > Dış Politika |

Küresel Barış Arayışında Türkiye ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Lider Diplomasisinin Rolü


Türkiye’nin ara buluculuk faaliyetleri, AK Parti dönemi dış politikasının en önemli sacayağından biri haline gelmiştir. Türkiye, 360 derecelik dış politika anlayışı ve adil bir dünya perspektifiyle uyumlu bir şekilde başta yakın coğrafyasındaki çatışma alanları olmak üzere birçok bölgede sorunlara çözüm arayışında önemli katkılar sunmaktadır. Hızlıca yakın tarihi hatırlatmak gerekirse Türkiye 2000’lerin ortasından bugüne kadar Ortadoğu, Afrika, Balkanlar ve Kafkaslar ağırlıklı olmak üzere Asya da dahil önemli ara buluculuk süreçleri yürütmüştür.

Küresel Barış Arayışında Türkiye ve Cumhurbaşkanı Erdoğan ın Lider Diplomasisinin
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif'i kabul etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Pakistan Başbakanı Şerif'le Dolmabahçe Çalışma Ofisi'nde bir araya geldi. (TCCB / Mustafa Kamacı / AA, 25 Mayıs 2025)

Uzun süredir devam eden jeopolitik değişimler, bölgesel kırılmalar ve uluslararası sistemin kaotik yapısının, zamanın ruhunu belirlediği bir çağdan geçiyoruz. Uluslararası sistemin belirsizliği, aktör çeşitliliği ile beraber var olan çatışma ortamlarını yeniden alevlendirmiş ya da yeni çatışma alanlarının ortaya çıkmasına neden olmuştur. Yazının kaleme alındığı Mayıs 2025 itibariyle dünya haritasına baktığımızda, Rusya-Ukrayna Savaşı’nın halen devam ettiğini, Gazze’de insanlık dramının tarihin en utanç verici noktasına ulaştığını, Güney Asya’da Hindistan-Pakistan arasındaki eski gerilimlerin yeniden alevlendiğini ve farklı coğrafyalarda hem bölgesel hem de küresel güç mücadelelerinin yansımalarını görmek mümkün.

Böylesine bir dünyada barışı sağlamak mümkün mü ya da nasıl bir barıştan söz etmek gerekir? Bu soruların cevabını, konvansiyonel uluslararası ilişkiler yaklaşımları ve aktörleri ile vermek oldukça zorlaşmıştır. Dolayısıyla yeni yaklaşımlar ve kavramlarla aktörlerin barışa katkı çabalarını konuşmak oldukça önemli hale gelmiştir. Bu bağlamda bu yazıda Türkiye’nin küresel barış arayışı içerisindeki rolü ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yürüttüğü lider diplomasisi süreçleri, farklı coğrafyalardan örneklerle kaleme alınmıştır.

 

Türkiye’nin Ara Buluculuk Deneyimi ve Lider Diplomasisi

Türkiye’nin ara buluculuk faaliyetleri, 2002 ve sonrasında AK Parti dönemi dış politikasının en önemli sacayağından biri haline gelmiştir. Türkiye, 360 derecelik dış politika anlayışı ve adil bir dünya perspektifiyle uyumlu bir şekilde başta yakın coğrafyasındaki çatışma alanları olmak üzere birçok bölgede sorunlara çözüm arayışında önemli katkılar sunmaktadır. Hızlıca yakın tarihi hatırlatmak gerekirse Türkiye 2000’lerin ortasından bugüne kadar Ortadoğu, Afrika, Balkanlar ve Kafkaslar ağırlıklı olmak üzere Asya da dahil önemli ara buluculuk süreçleri yürütmüştür. Buna ilaveten, ara buluculuk konusunda deneyimli insan kaynağı yetiştirmek amacıyla Finlandiya ile beraber BM çatısı altında “Arabuluculuk Dostları Grubu” kurmuştur. Bir başka deyişle, Türkiye hem çatışmaların çözümüne anlık somut adımlarla katkı sunma refleksi gösterirken hem de sürdürülebilir barış için stratejik politikalar geliştirilmesinde öncü rol oynamaktadır.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yürütmekte olduğu lider diplomasisi, Türkiye’nin ara buluculuk faaliyetlerinin son yıllardaki etkileyici ve benzersiz en kritik unsurlarından birisi ve en önemli tamamlayıcısı ve bütünleştiricisidir. Benim de 2021’de kavramsallaştırmasını yaptığım lider diplomasisi bağlamında, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın krizlerin çözümüne yönelik esnek düşünme kabiliyeti, mevkidaşlarıyla olan yakın diyaloğu ve girişimci liderliği, Türkiye’nin ara buluculuk faaliyetlerini hızlandırmış ve güçlendirmiştir. Lider diplomasisinin en somut sonuçları, krizlere etkin ve kalıcı çözüm yolları getirirken aynı zamanda diplomasi alanında da yeni bir yaklaşım oluşturmuştur.

Rusya-Ukrayna Barış Müzakereleri, AA İNFO
Rusya-Ukrayna İstanbul Barış Müzakereleri (Yasin Demirci / AA, 16 Mayıs 2025)

 

Rusya-Ukrayna Savaşı

2022’de başlayan Rusya-Ukrayna Savaşı’nda ilk barış masası, önce Antalya Diplomasi Forumu marjında kurulmuş sonrasında İstanbul, heyet görüşmelerine ev sahipliği yapmıştır. Geçen üç yıl içerisinde, Türkiye ve Cumhurbaşkanı Erdoğan dışında birçok ülke ve liderin arabuluculuk çabaları olsa da hepsi sonuçsuz kalmıştır. Üç yıl önce bölge dışı aktörler nedeniyle kaçan bu fırsat, bir kez daha neden Türkiye’nin ev sahipliğinde hayata geçiyor sorusu, aslında oldukça önemli bir gerçekliği işaret etmektedir.

Türkiye, savaşın başından itibaren Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü savunan kapsayıcı ve adil bir barışı savunmaktadır ki bu, 2014’te Kırım’ın Rusya tarafından yasa dışı ilhakını da içerir. Özellikle Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın savaşın en zorlu dönemlerinde iki liderle de görüşebilen tek lider olması ve diğer dünya liderleriyle barışın sağlanması konusundaki yakın diyaloğu Tahıl Koridoru Antlaşmasının hayata geçmesini sağlamıştır. Dolayısıyla bir kez daha Türkiye ve Cumhurbaşkanı Erdoğan, tüm aktörlerden farklı olarak yeniden barışı tesis edecek tek adres olarak görülmüştür.

 

Suriye’nin Yeniden İnşası

Arap Baharının başlarından itibaren Türkiye, Suriye halkının yanında olan politikalar ortaya koymuştur. Nitekim 8 Aralık 2024’te gerçekleşen Şam devrimi sonrasında da Türkiye, her anlamda Suriye’ye desteğini sürdüreceğini ifade etmiştir. Suriye’ye yönelik yaptırımların kaldırılması ve Suriye’nin toprak bütünlüğü, Türkiye’nin bu konuda en önemli iki gündem maddesini oluşturmaktadır. Bu bağlamda, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan tarafından hem ikili hem de çok taraflı temaslar yapılmış, ABD başta olmak üzere AB liderleri ile bölge içi ve bölge dışı aktörlerle diplomatik görüşmeler yürütülmüştür.

Nitekim Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bireysel girişimleri, 14 Mayıs 2025’te ABD Başkanı Donald Trump’ın Ortadoğu turu kapsamındaki ilk durağı olan Riyad’da somut bir sonuca dönüşmüştür. Başkan Trump bu ziyaretinde, Suriye Devlet Başkanı Ahmed Şara ile bireysel olarak tanışmış ve yaptırımların kaldırılmasına Cumhurbaşkanı Erdoğan ile olan görüşmeleri sonrasında karar verdiğini ifade etmiştir. Bu durumun, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın lider diplomasisinin ve Türkiye’nin çok taraflılık ilkesi çerçevesinde yürüttüğü politikaların somut bir sonucu olduğunu bir kez daha vurgulamak gerekir.

 

Hindistan-Pakistan Meselesi

Kökü 1948’e dayanan Keşmir meselesi, Hindistan ve Pakistan arasındaki en önemli sorun alanını teşkil etmektedir. Yıllar içerisinde sınır bölgesinde, zaman zaman çatışmalar ve terör olayları yaşanmış, sorun Çin’in de süreçlere dahil olmasıyla uluslararasılaşmıştır. Nisan 2025’te gerçekleşen terör saldırısı, sahte bir bayrak operasyonu olması iddiası ile birlikte, su paylaşımı sorunuyla gerginliğin yeniden alevlenmesine yol açmıştır. 7 Mayıs’ta Hindistan’ın Pakistan’ı bombalamasıyla olayların çatışma ortamına dönüşmesi, başta Güney Asya olmak üzere bölgesel ve küresel barış açısından önemli bir tehdit haline gelmiştir.

Gerginliğin ilk gününden itibaren Türkiye, bu bölgedeki barışı sağlamaya yönelik politikalarını, özellikle kardeşlik hukukumuzun bulunduğu dost ülke Pakistan’a desteğini, gerilimin tırmanmasını önlemek için elinden geleni yapmaya hazır olduğunu ve bu konuda diplomatik temasların sürdürüleceğini ifade etmiştir. Bu bağlamda, Türkiye’nin tüm temas ve telkinlerinin sonucu olarak ateşkes sağlanmıştır. Ateşkes sonrasında Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a sosyal medya üzerinden “Dünya, Güney Asya'da gerilimin azaltılması ve barışın korunması yönündeki çabalarına minnettardır” ifadeleriyle teşekkür etmiştir.

 

İran Nükleer Müzakereleri

Türkiye ve Brezilya’nın desteğiyle 2006’da başlayan P5+1 İran’ın nükleer müzakereleri, 2010’da Tahran Deklarasyonuyla somutlaşmıştır. Tahran Deklarasyonunun devamında 2015’te Kapsamlı Ortak Eylem Planı imzalanmış; bu kapsamda İran uranyum zenginleştirmeyi sınırlandırmayı ve UAEA'nın sıkı denetimine müsaade etmeyi kabul etmiştir. Karşılığında yaptırımlar kaldırılarak İran'ın küresel ekonomiye yeniden entegre olmasına izin verilmiştir.

Ancak 2018’e gelindiğinde Başkan Trump, İran’la yürütülen Kapsamlı Ortak Eylem Planından çekilme kararı almış ve yeniden yaptırımlar devreye girmiştir. Başkan Trump, ikinci başkanlık döneminde yeni bir anlayışla Mart başında İran’a doğrudan müzakere çağrısını içeren bir mektup göndermiştir. Mektup sonrasında, 12 Nisan’da Maskat’ta ve 19 Nisan’da Roma’da dolaylı müzakereler sağlanmış ancak hızlı bir sonuç çıkmamıştır. Bu noktada parantez açmak gerekir ki; İran nükleer müzakerelerindeki teknik konuların ötesinde, hiç şüphesiz en önemli sorunun, ortak bir güven alanı inşa etmek olduğunu söylemek mümkün. Avrupa, ABD ve İran arasında önceki anlaşmaya uymama noktasındaki karşılıklı suçlamalar sırasında, Türkiye’nin taraflar arasında güven inşa edici bir aktör olarak ortaya çıktığını görmek gerekir. Türkiye, İran ve Avrupa tarafıyla sürdürdüğü görüşmelerin neticesiyle 16 Mayıs’ta İstanbul’da müzakere masasının kurulmasını sağlamıştır.

 

Daha Adil Bir Dünya Mümkün

Yazı içerisinde bahsedilen tüm bölgeler, coğrafi olarak dünyanın önemli bir alanını ifade etmekte, bu bölgelerdeki olaylar ve durumlar ise etkileri bağlamında küresel barışı tehdit eden jeopolitik değişimlerin ve süreçlerin var olan somut sonuçlarını yansıtmaktadır. Bahsedilen bölgelerde, yaşanan olayların ve durumların, uzun yıllara dayanan siyasi, tarihi, sosyolojik ve ekonomik arka planları nedeniyle kalıcı barış, belki bugünden yarına tesis edilemeyebilir. Hiç şüphesiz bu noktada Türkiye’nin tüm dünyada “sürdürülebilir barış için sürdürülebilir bir ara buluculuk ekosistemi” oluşturulmasına etkisinin büyük olduğunu vurgulamak gerekir.

Bu dinamik ekosistem ile beraber Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın lider diplomasisi dünyanın her yerinde tüm coğrafyalarda süreçlerin hızlı ve etkin olmasını sağlamıştır. Sonuç olarak, uluslararası sistemin içerisinde “Daha Adil Bir Dünya Mümkün” anlayışıyla yola çıkan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın öncülüğünde yürütülen Türk dış politikası; dün, bugün ve yarın bölgesel barışa ve küresel barışa katkı sunmaya devam edecek en önemli aktördür.

 


Etiketler »  

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için "veri politikamızı" inceleyebilirsiniz. Daha fazlası