Kriter > Dış Politika |

Ukrayna Savaşında İnsansız Deniz Sistemleri Trendleri


Ukrayna, İDA teknolojisine yoğun biçimde yatırım yaptı. Kısa sürede firkateynler, istihbarat ve mayın avlama gemileri gibi çok çeşitli deniz hedefleri, hatta uçak ve helikopterler İDA’ların hedef listesine girdi. Ukraynalı yetkililere göre bu saldırılarda Sergey Kotov, Ivanovets ve Ceasar Kunikov gemileri vuruldu; ayrıca iki Mi-8 helikopteri ve iki Su-25 savaş uçağı da imha edildi. Bu başarıların ardından Ukrayna, İDA alanında kurumsal bir yapıya da kavuştu. Ağustos 2023’te kurulan İnsansız Deniz Araçları Tugayı, dünyada bir ilk oldu.

Ukrayna Savaşında İnsansız Deniz Sistemleri Trendleri
Artvin'in Hopa ilçesi açıklarında deniz yüzeyinde insansız deniz aracı bulundu. (AA, 7 Ekim 2025)

Üç yılı aşkın süredir devam eden Rusya-Ukrayna Savaşı, askeri teknolojik yeniliklerin en güçlü itici gücü haline geldi. Savaşın seyri, savunma sanayii yatırımlarını doğrudan şekillendirirken; insansız hava araçları, hassas güdümlü topçu sistemleri ve elektronik harp teknolojileri bu dönüşümün öne çıkan örneklerini oluşturdu. Ancak tüm bu sistemlerin gölgesinde kalan, fakat savaşın deniz cephesinde belirleyici etkiler oluşturan insansız deniz araçları (İDA) kritik bir askeri teknolojik gelişime işaret ediyor.

Bu anlamda, geçtiğimiz haftalarda Ukrayna’ya ait bir Magura V5 İDA’nın Trabzon sahiline kadar sürüklenmesi ve Türk balıkçılar tarafından bulunması hem sembolik hem de teknik açıdan dikkat çekici bir gelişme oldu.

 

Ukrayna’nın İnsansız Deniz Sistemleri ve Operasyonel Hedefleri

Trabzon kıyısında bulunan Magura V5, Ukrayna’nın geliştirdiği insansız deniz araçları serisinin yeni nesil bir üyesi. Serinin önceki versiyonları arasında V3 ve en son V7 konfigürasyonları da yer alıyor. Bu sistem, Rus yapımı R-73 hava-hava füzesinin modifiye edilmesiyle söz konusu mühimmatı ateşleyebilme yeteneğine sahip. Nitekim Ukrayna, Aralık 2024’te Magura V5 platformundan fırlatılan bir R-73 füzesiyle Karadeniz üzerinde bir Rus Mi-8 helikopterini düşürdüğünü açıklamıştı. Trabzon’da karaya vuran V5’te ise benzer bir mühimmat tespit edilmedi, ancak aracın patlayıcı yüklü olduğu belirlendi. Bu durum, İDA’nın kamikaze göreviyle yola çıktığına işaret ediyor.

Ukrayna’nın insansız deniz sistemlerine yönelimi, savaşın ilk yılına kadar uzanıyor. Konvansiyonel bir donanmadan yoksun olan Ukrayna için, asimetrik deniz savaşını mümkün kılacak bu tür sistemler erken dönemde stratejik önem kazandı. Nitekim Ekim 2022’de Sivastopol’de Rusya’nın Karadeniz Filosuna yönelik İDA ve İHA’ların eş güdüm içinde yürüttüğü bir saldırı gerçekleştirilmişti. Bu operasyon sonucunda filonun amiral gemisi Amiral Makarov ile Ivan Golubets adlı mayın tarama gemisi hasar almıştı. Rusya, bu saldırıyı işgalin başlangıcından bu yana donanmasına yönelik en büyük deniz operasyonu olarak nitelendirmişti.

Bu başarının ardından Ukrayna, İDA teknolojisine yoğun biçimde yatırım yaptı. Kısa sürede firkateynler, istihbarat ve mayın avlama gemileri gibi çok çeşitli deniz hedefleri, hatta uçak ve helikopterler İDA’ların hedef listesine girdi. Ukraynalı yetkililere göre bu saldırılarda Sergey Kotov, Ivanovets ve Ceasar Kunikov gemileri vuruldu; ayrıca iki Mi-8 helikopteri ve iki Su-25 savaş uçağı da imha edildi.

Bu başarıların ardından Ukrayna, İDA alanında kurumsal bir yapıya da kavuştu. Ağustos 2023’te kurulan İnsansız Deniz Araçları Tugayı, dünyada bir ilk oldu. Donanma ve istihbarat birimlerinin ortak çalıştığı bu yapı, hem yeni platformların tasarımında hem de kullanım konseptlerinin geliştirilmesinde kritik roller üstlendi.

Son olarak, Magura’nın V7 versiyonu, FPV dronlarını taşıyabilmenin yanı sıra AIM-9 Sidewinder füzelerini de ateşleyebilecek hale geldi. Ukrayna, Mayıs 2025’te bu sistemle iki Rus Su-30 uçağını düşürdüğünü duyurdu.

 

Türkiye’nin İDA Kabiliyetleri ve Gelişim Alanları

İnsansız deniz teknolojilerindeki hızlı ilerleme, küresel ölçekte yakından izleniyor. Türkiye de bu alanda dikkat çekici bir ivme kazanmış durumda. Ülkenin ilk yerli İDA sistemleri olan Marlin ve Ulaq, NATO tatbikatlarında görev alarak önemli bir dönüm noktası oluşturdu.

Bunların yanı sıra Salvo, Albatros, Sancar, Mir ve Çaka isimli platformlar, Türkiye’nin genişleyen İDA envanterini oluşturuyor. 10 ila 15 metre uzunluğundaki bu sistemler, 300 ila 600 kilometre menzil aralığında görev yapabiliyor. Görev yelpazeleri ise su üstü harbi, mayın karşı tedbirleri, denizaltı savunma harbi, elektronik harp ve keşif-gözetleme alanlarını kapsıyor.

Son dönemde Türk İDA’larının, yine yerli üretim Çakır, Cirit, L-UMTAS ve Kuzgun füzelerini başarıyla ateşleyebildiği görüldü. Bazı modellerin torpido atma kabiliyeti kazandığı, Albatros ve Çaka sistemlerinin kamikaze rollerinde kullanılacağı bildirildi. Ayrıca Türk mühendisler, deniz platformlarından İHA ve FPV dronları fırlatabilme teknolojisi üzerinde de çalışıyorlar.

Bu tablo, Türkiye’nin insansız hava sistemlerindeki başarısına benzer biçimde, İDA alanında da geniş bir ürün ailesi oluşturmakta olduğunu gösteriyor. Dolayısıyla, bu gelişmeler Türk savunma sanayiine yeni ihracat fırsatları doğurma potansiyeli taşıyor.

Silahlı insansız deniz aracı (SİDA) MARLİN
Türk Silahlı Kuvvetleri envanterine giren ilk silahlı insansız deniz aracı (SİDA) MARLİN, yeni kabiliyetiyle NATO faaliyetinde senaryo gereği deniz yüzeyinde dolaşan mayınların tespitinde kullanıldı. ASELSAN ve Sefine Tersanesi tarafından geliştirilen MARLİN'e mayınların otonom olarak tespit edilip sınıflandırılması görevi için yazılım temelli bir harp yeteneği eklendi. MARLİN, ilerleyen aşamalarda su altı mayınlarının tespiti, kritik su altı altyapılarının gözetlenmesi ve korunmasında da kullanılacak. (Göksel Yıldırım / AA, 7 Ekim 2025)

 

Denizde Otonominin Geleceği

Ukrayna Savaşı, insansız sistemlerin yalnızca kara ve hava muharebelerinde değil, deniz savaşlarında da muharebe dinamiklerini değiştirdiğini gösteriyor. Ukrayna, İDA operasyonlarıyla Rus Karadeniz Filosunun uyguladığı deniz ablukasını kırmayı başardı ve Rus gemilerinin hareket kabiliyetini ciddi biçimde kısıtladı.

Bu durum, büyük donanma güçlerine karşı asimetrik deniz angajmanlarının etkili bir caydırıcılık aracı haline geldiğini gösteriyor. Önümüzdeki dönemde deniz erişimini engelleme (sea denial) doktrininin daha da önem kazanacağı öngörülebilir.

Yapay zekâ ve otonomi alanındaki hızlı ilerleme, bu sürecin su altı boyutuna da sıçramasına neden olması beklenecektir. Ukrayna’nın geliştirmekte olduğu Marichka ve Toloka adlı su altı İDA sistemleri, gelecekte hem denizaltılar hem de su üstü gemileri için kritik tehdit unsurları haline gelebilir. Benzer biçimde Türkiye’nin de STM öncülüğünde geliştirilen Neta 300 gibi projeleri, bu alandaki ilgisini gösteren gelişmeler arasında bulunuyor.

Bu gelişmelere paralel olarak, deniz karakol uçakları ve sonobuoy gibi akustik tespit sistemlerinde yeni atılımlar sürpriz olmayacaktır. Zira denizlerde artan otonomi, deniz kontrolü (sea control) ve deniz hakimiyeti (sea command) doktrinlerini benimseyen büyük güçleri yeni savunma stratejileri geliştirmeye zorlayacaktır.

Sonuç olarak, ABD-Çin rekabetinin merkezinde yer alan Pasifik Okyanusu ve Güney Çin Denizi gibi bölgelerde, su üstü ve su altı insansız sistemlerin, geleceğin deniz muharebelerinde belirleyici rol oynayacağı şimdiden öngörülebilir.

 


Etiketler »  

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için "veri politikamızı" inceleyebilirsiniz. Daha fazlası