İstanbul Şehir Hatları
Kriter > Siyaset |

AK Parti, Kürtler ve 24 Haziran


24 Haziran’da ittifak bahanesiyle Kürt oylarını manipüle etmeye çalışanların hesaplarının tutmayacağı görülecektir.

AK Parti Kürtler ve 24 Haziran

Her seçim arifesinde sorulan sorulardan biri de Güneydoğu seçmeninin tercihinin ne yönde olacağıdır. 24 Haziran seçimleri öncesinde de bu sorular soruluyor. Bazı analistler ise Kürt seçmenin AK Parti’den uzaklaştığı yönünde değerlendirmelerde bulunuyor. Bu iddialarını ise şu başlıklar altında gerekçelendiriyorlar:

1.AK Parti ve MHP arasında kurulan Cumhur İttifakı

2.HDP’li belediyelere kayyum atanması ve bazı HDP’li siyasetçilerin tutuklanması

3.Barzani’nin oldubittiyle aldığı referandum kararına hükümetin tepkisi ve nihayetinde referandumun sonuçsuz kalması

4.Afrin’e yapılan PKK/PYD operasyonu

Bu yaşananların bölge halkını AK Parti’den uzaklaştırdığını dile getiriyorlar. Fakat bu tarz yorumlar büyük oranda Kürt halkının bölge gerçeklerini okuyamadığı varsayımına dayanmaktadır. Geçmişte tüm aksi iddialara rağmen hendek operasyonlarından sonra 1 Kasım seçimlerinde AK Parti’nin HDP’ye kayan oylarını büyük oranda geri alması bu yorumların tutarlılığını sorgulanır kılmaktadır. Bugün PKK ve onun yol açtığı sorunları bölge halkı daha net görebilen bir pozisyondadır. Burada bazı kırılma anlarını hatırlatmak yararlı olacaktır.

2007’de Abdullah Öcalan “Biz bugüne kadar her alanda en güçlü olanla savaştık. Güneydoğu Anadolu’da en güçlü rakip AK Parti’dir ve birinci derecede düşmanımız odur” demişti. Örgütün uluslararası istihbarat örgütlerinin yönlendirmesiyle hareket ettiği Çözüm Süreci boyunca da gizli bir ajandaya sahip olduğu bugün artık tartışma konusu değildir. Bu nedenle 2007’den 2015’e gelinceye kadar PKK bazen sinsi bazen açık yöntemlerle AK Parti ile savaşmış ve Çözüm Süreci sonrasında sokakta kurduğu hakimiyete bakılırsa bir dönem amacına da ulaşmış görünmektedir.

7 Haziran’da zirve yapan HDP oyları 1 Kasım’da büyük oranda AK Parti’ye geri döndü. Gelinen noktada araştırmalar Güneydoğu Anadolu’da oyların AK Parti ile HDP arasında bölündüğünü göstermektedir. Türkiye’de Kürt seçmenin toplam oyu yüzde 17-18 bandındadır. Bu oyların hatırı sayılır bir bölümü İstanbul ve diğer büyük Batı illerindedir. Güneydoğu Anadolu’da AK Parti birinci parti konumundadır. 1 Kasım seçimlerinde yüzde 10 oy alan HDP, Cumhurbaşkanlığı sistemi referandumunda 1 Kasım’a göre yaklaşık 450 bin oyu “evet”e yani AK Parti’ye kaptırmıştır. Kürt seçmenin tavrı referandumun kaderini belirleyen önemli etkenlerden biri olmuştur. Referandumu destekleyen partilerin bugün Cumhur İttifakı’nı oluşturan partiler olduğu halde Güneydoğu seçmeni sistemin değişmesinden yana ağırlığını koymuştur.

AK Parti 1 Kasım ve 16 Nisan’da Oylarını Artırdı

Toynbee’nin “Doğu doğudur, Batı batıdır” diye şöhret bulmuş bir ifadesi vardır. Bu bağlamda Güneydoğu’da AK Parti’li seçmen AK Parti’lidir, HDP’li seçmen HDP’lidir. Bu iki seçmen taban arasındaki geçiş oldukça azalmıştır. Yapılan son araştırmalar her iki partinin de seçmen tabanını yüzde 95’in üzerinde koruduğunu göstermektedir. Ancak HDP tabanında yer alan iki grup seçmende AK Parti’ye meyletme açısından bir esneme payı bulunmaktadır. Güneydoğu seçmeni toplam HDP seçmeninin yüzde 50’sini oluşturmaktadır. Bu seçmenin yüzde 30’u AK Parti’li de HDP’li de olabilir. Özellikle muhafazakar eğilimleri olan ve HDP’ye oy veren seçmenin bölge denkleminde PKK’nın içinde yer aldığı ittifaklar nedeniyle AK Parti’ye yönelmesi ihtimaldir. İkinci grup seçmen ise İstanbul’da yaşayan HDP seçmenidir. Söz konusu seçmen Büyükşehir Belediye başkanlığı seçiminde oylarının yarısını AK Parti ile CHP arasında pay etmektedir. Büyükşehirlerde 1 Kasım ve referandumdaki oy dağılımından çok farklı bir sonuç beklenmemelidir.

Terör hadiselerinden bu zamana kadar devletin yeniden bölgede ağırlığını hissettirmesi ve PKK terörü ile yapılan mücadele Güneydoğu seçmeninde sanıldığının aksine AK Parti lehine bir yönelimi beslemektedir. Yine kayyum döneminde halkının hizmetle tanışması henüz bölge halkının siyasetini ciddi manada etkileyecek boyuta gelmese de AK Parti’yi bölgede avantajlı konuma getirmektedir.

Terörle mücadele başladığında yaptığımız bir araştırmada HDP’ye oy verenlerin yüzde 25’inin güvenlik güçlerinin teröre karşı giriştiği mücadeleyi desteklediği sonucuna ulaşmıştık. Ancak PKK’nın hendek siyaseti bölge halkının yüzde 90’ı tarafından tasvip edilmiyordu. 1 Kasım seçimlerinde bu desteğin karşılığı alındı ve AK Parti HDP’ye kaptırdığı oyları büyük oranda geri aldı. Referandumda bu gelişme devam etti ve Güneydoğuda AK Parti 450 bin oy daha fazla aldı.

Güneydoğu’da Oylar AK Parti ve HDP Arasında Paylaşılıyor

Çözüm Süreci’nin sabote edilmesi ve şehirlerde yürütülen hendek teröründen sonra PKK’nın bölge halkının hassasiyetlerini dikkate almayan uygulamaları bölge halkının terör örgütüne bakışını değiştirmiştir. Yapılanlar muhafazakarlığıyla bilinen Kürt halkının kaldırabileceği türden uygulamalar değildir. Bölge halkı terörle mücadeleyi dile getirmese bile büyük oranda destek vererek devletin yanında durmuştur. Nitekim onca ısrara rağmen bölge halkı PKK’nın ve HDP’nin hiçbir çağrısına olumlu cevap vermemiştir. Uluslararası istihbarat örgütlerinin hendek siyasetini bir halk hareketi olarak dünyaya pazarlama stratejilerini boşa çıkarmıştır. Diyarbakır belediye başkanı görevden alındığı gün HDP’nin protesto mitingine katılanların sayısı 150’yi bile bulmamıştır. Nitekim HDP hendek siyasetinden sonra bölgede miting bile yapamayan, esnaf ziyaretlerinde sıkıntı yaşayan bir parti konumuna düşmüştür. Öyle ki İstanbul’daki Nevruz kutlamaları Diyarbakır’daki kutlamalardan daha coşkulu geçmektedir.

Bugün seçim olsa HDP’nin oy oranı yüzde 8-9 bandındadır. Seçime kadar bu tablo nereye evrilir? Şimdiden kesin bir yargıda bulunmak zor. Güneydoğu seçmeninin bir kısmı Türkiye siyasetine dönmesi ve PKK terörü ile arasına mesafe koyması karşılığında HDP’ye açtığı krediyi saklı tutmaktadır. Bu sürede seçmenin HDP’yi yakından izleyeceği ve partinin tercih edeceği yola göre tavrını koyacağı varsayılabilir. HDP’nin Türkiye siyasetine geri dönmesi bölge halkının da arzusudur. HDP’nin bölge halkının huzuru için mi yoksa küresel güçlerin planları doğrultusunda mı siyasetini belirlediği seçmen açısından kritik önemdedir. Şu haliyle bölge halkının önemli bir kesimi tüm Türkiye gibi HDP’nin siyaseti hakkında bir fikre sahip değildir.

Yine 7 Haziran seçimlerinde PKK tehdidi AK Parti örgütlerinin siyaset yapma kabiliyetini ortadan kaldırmıştı. Ancak bazı şehir merkezlerinde boy gösterebiliyorlardı. Bu seçimde AK Parti örgütleri en az HDP kadar çalışma imkanı bulacaktır. Çözüm Süreci döneminde büyük zaaf geçiren AK Parti örgütleri bu süreçte toparlanabildiler mi onu tam olarak bilmiyoruz.

Cumhur İttifakı Bölgede Olumsuz Karşılanmıyor

AK Parti-MHP ittifakının bölge halkının tercihinde iddia edildiği gibi olumsuz bir etkisinin olacağı kanaatinde değilim. Bilindiği gibi bu iki parti referandumda “evet”ten yana tavır takındılar. 1 Kasım referandum sonucu da bölge halkının desteğinin arttığını göstermiştir. Türkiye’de siyaseti eski kalıplarla yorumlamak bizi yanlış sonuçlara götürür. Çözüm Süreci başladığı zaman herkes bu sürecin MHP tarafından sabote edileceğini savunuyordu. Aksine MHP süreç boyunca oldukça sağduyulu bir tutum sergiledi. Çözüm Süreci’ne yönelik sabotaj girişimlerinin büyük oranda CHP tarafından siyasete taşındığı nedense unutuluyor.

AK Parti kuruluşundan bugüne bölge ile ilgili yapmış olduğu demokratikleşme çalışmalarını derli toplu bir şekilde bölge halkına anlatamamıştır. Bölge halkını ilgilendiren ve onların hayatını kolaylaştıran pek çok kazanım ve devrim niteliğindeki demokratikleşme adımları bu pasif tutum nedeniyle HDP’nin hanesine yazılmıştır. Bölgeye yapılan altyapı yatırımları, pozitif ayrımcılığa varan teşvikler ve sosyal yardımlar da PKK kara propagandasının gölgesinde kalmaktadır.

Herkes Tek Bir Vatana ve Devlete Sahip Olmayı Önemsiyor

Bölge halkıyla yeniden gönül köprülerinin kurulması sağlanmalıdır. Doğru anlatıldığı takdirde ittifaka karşı olumsuz değerlendirmelerin önünün alınması mümkündür. Bölge halkı yakın coğrafyamızda yaşanan olayları yakinen takip etmekte hatta etkilerine diğer bölgelere nazaran daha çok maruz kalmaktadır. Suriye iç savaşı göstermiştir ki vatansızlık bir insanın bu dünyada başına gelebilecek en büyük felakettir. Bundan dolayı ülkede yaşayan herkes tek bir vatana ve devlete sahip olmayı önemsemektedir. Diğer taraftan küresel güçlerin dünyadaki hiçbir Müslüman için hayırlı rüya görmeyeceklerini en çok bölge halkı hissetmektedir. Bölge insanı CHP zulmüne maruz kalmış, Özal ve AK Parti hükümetleri döneminde rahat yüzü görmüştür. HDP’nin zulüm yapanla ittifak edip hürriyet getirene savaş açması dünyada eşine az rastlanır bir garabettir. Bölge halkının bu kıyaslamayı yapabilecek politik bilince sahip olduğu hesaba katılmalıdır. 24 Haziran’da ittifak bahanesiyle Kürt oylarını manipüle etmeye çalışanların hesaplarının tutmayacağı görülecektir.


Etiketler »