Kriter > Siyaset |

CHP Öncülüğündeki İttifakın Parametreleri


AK Parti ile MHP arasındaki nispi fikir ve taban yakınlığı Millet İttifakı üyeleri arasında aynı ölçüde mevcut değil. Bu yüzden bu ittifaka rakibi tarafından “Benzemezler İttifakı” adı verilmesi bir ölçüde doğru.

CHP Öncülüğündeki İttifakın Parametreleri

16 Nisan referandumunda seçmenlerin çoğunluğu Türkiye’nin hükümet sisteminde yenilikler yapılmasını öngören Anayasa değişikliği paketine kabul oyu verdi. Başkanlık sistemi ile parlamenter sistem arasında kesin bir tercihi olmayan bir seçmen olarak oylamada “Yetmez ama evet!” dedim. Bunu yapma gerekçem Türkiye’nin 1982 Anayasası ile kurulan sapkın parlamenter sisteminin 2007’de cumhurbaşkanının parlamento değil halk tarafından seçilmesine karar verilmesiyle iyice boşluğa düşmesi ve ülkenin adeta belirsiz bir hükümet sistemi veya hükümet sistemsizliği içinde yol almaya çalışmasıydı.

O dönemde kaleme aldığım yazılarda iki noktanın altını bilhassa çizmiştim: İlki her ne kadar esas itibarıyla bir hükümet sistemi değişikliği yapılıyorsa da bunun yasama ve yürütme arasındaki ilişkileri de etkileyeceğiydi. Benzer bir etki seçilmiş organlar olarak yürütme ve yasamanın yargıya dokunması noktasında da görülecekti. İkinci nokta ise geçilen sistemin genel olarak siyasal kültürde ve onun parçaları olarak seçmen ve parti davranışlarında zaman içinde hatırı sayılır değişikliklere yol açacağıydı.

Erken seçim kararı sözünü ettiğim değişikliklerin ortaya çıkmasını hızlandırdı. Seçime giden yolda belki de Türkiye’de ilk defa partiler kendi arasında ittifaklar tesis etti. İlk ittifak AK Parti ile MHP arasında Cumhur İttifakı adıyla kuruldu. BBP de bu ittifakın bir parçası. İkinci ittifak ise bünyesinde CHP, İP, SP ve DP’yi barındırır şekilde Millet İttifakı ismiyle doğdu.

İlk ittifak -AK Parti açısından- AK Parti hükümetlerinin başarılı saydığı hizmet çizgisini devam ettirmeyi ve -hem AK Parti hem de MHP açısından- bir beka mücadelesi içinde olduğuna inanılan Türkiye’yi ayakta tutmayı ve ileri taşımayı hedeflediğini beyan etti. Bürokratik vesayet geleneğinin yeni öznesi olmak isteyen, ahlak ve hukuk dışı birçok faaliyete imza atmış olan FETÖ ile mücadeleyi siyasi ajandasının en başına yerleştirdi. Özellikle AK Parti’nin seçim manifestosu ve seçim beyannamesi hayli somut sayılacak önerilerle dolu. Ekonomik gelişme, toplum kesimlerinin rahatlatılması, özgürlük ve demokrasinin genişletilmesi ve daha sağlam temellere oturtulması bu ittifakın başlıca vaatleri arasında.

Millet İttifakı Ne Vaat Ediyor?

Millet İttifakı’nın mahiyetini kavramak için öncelikle bu ittifakın ortakları arasında önemli farklılıklar olduğuna dikkat etmek gerekir. AK Parti ile MHP arasındaki nispi fikir ve taban yakınlığı Millet İttifakı üyeleri arasında aynı ölçüde mevcut değil. Bu yüzden bu ittifaka rakibi tarafından “Benzemezler İttifakı” adı verilmesi bir ölçüde doğru. Cumhuriyet tarihinde birbirine keskin biçimde zıt iki kutup teşkil etmiş olan CHP ile DP arasındaki ortaklık, eğer her iki kurum da tarihi kimliğini muhafaza ediyorsa anlaşılır gibi değil. Aynı şekilde AK Parti’den daha fazla İslami çizgisi olduğunu iddia eden SP’nin Türkiye’de dindarların ve muhafazakarların en büyük hasmı olan CHP ile kol kola yürümesi de tuhaf bir manzara teşkil ediyor. İP’nin hali ve Millet İttifakı içindeki yeri de ilginç ama CHP ile yakınlığı DP ve SP’ninkinden fazla. İP’de MHP’nin en militan milliyetçi ve Kürtlerden en fazla hazzetmeyen kadroları yer alıyor. CHP’nin Kürtlere bakışı ve Kürtlere muamele tarihi de belli olduğuna göre bu iki ekip birbirine yakın. Bu yüzden HDP’nin ittifak dışında kalması sadece İP’nin değil CHP’nin de duruşunun eseri.

Millet İttifakı seçmenlere ne vaat ediyor? Türkiye’nin somut problemleri hakkında net, ele avuca gelir, masaya yatırılıp değerlendirilebilir fikirleri ve önerileri var mı? Bunu anlamak için bir taraftan ittifak üyesi her partinin parti programına ve seçim beyannamesine bakılabilir bir taraftan da Millet İttifakı’nın YSK’ya sunduğu ittifak protokolüne.

Erdoğan Gitsin Dertler Bitsin mi?

Millet İttifakı üyelerinin en ortak ve dikkat çeken noktası AK Parti’ye, özellikle de Erdoğan’a karşı geliştirdikleri tavır. Bu tavır öylesine keskin ve belirgin ki, söyledikleri başka her şeyi neredeyse tamamen gölgede bırakıyor.

Bu bakışa göre Türkiye’deki her problemin tek kaynağı Erdoğan. Onu iktidardan uzaklaştırmak Türkiye’nin hem de hemen ertesi gün her bakımdan düze çıkması ve tüm problemlerini çözmesi sonucunu verecek.

Muhalefetin kendisine karşı on iki seçim kazanmış bir siyasi lideri hedef tahtasına oturtması bir ölçüde anlaşılır bir durum. Muhalefet elbette iktidar için mevcut iktidarın gitmesini isteyecektir. Aksini beklemek tuhaf olur. Ancak, bir ülkenin tüm problemlerini tek bir kişiye bağlamak ve onun iktidardan uzaklaştırılmasının her derdin adeta sihirli çaresi olduğunu düşünmek ve bu düşünceyi büyük bir inançla seslendirmek akla da mantığa da sosyal, siyasal ve tarihsel gerçekliğe de aykırı.

Türkiye geliştirilmesi gereken bir ekonomiye ve demokrasiye sahip. Doğal olarak birçok problemimiz var. Hemen her problemin tarihi on yıllarca geriye gidiyor. Ayrıca tüm toplumsal problemler çok sayıda faktörün değişen kombinasyonlarının ürünü. Basit ve tek kalemli formüllerle sorunları çözmek mümkün olsaydı hiçbir ülkenin hiçbir problemi kalmazdı. O halde seçimlere giderken seçmenler olarak partilere ve cumhurbaşkanı adaylarına somut problemlere ilişkin çözüm önerilerini sorma hakkımız var.

Ne var ki Millet İttifakı bileşenlerinin programları, seçim beyannameleri ve sözcülerin açıklamalarında izine rastladığımız tek somut çözüm önerisi yok. Genellikle yuvarlak laflar ediyorlar. Bazen de düpedüz mugalata yaptıklarını görüyoruz.

Millet İttifakı bileşenlerine göre Türkiye’nin dış ticaret açığı nasıl kapatılacak? Liranın dolar karşında değer kaybına uğraması nasıl önlenecek? Genç işsizliği nasıl azaltılacak? Ortalama reel ücretler hangi yol ve yöntemlerle yükseltilecek? Millet İttifakı bileşenleri nasıl bir ekonomik modeli savunuyor? Piyasa ekonomisine mi yoksa komuta ekonomisine mi daha yakınlar? Yabancı sermayeye nasıl bakıyorlar? Vergileri artıracaklar mı azaltacaklar mı? Girişimciliği, iş kurmayı ve kapatmayı zorlaştıracaklar mı kolaylaştıracaklar mı? Dış politika konusundaki görüşleri neler?

ABD’nin Türkiye’yi itip kakmasını normal mi buluyorlar? Normal bulmuyorlarsa ABD ile nasıl bir ilişki geliştirecekler? Savunma sanayiinin geliştirilmesi, silahların yerlileştirilmesi hedefinde sadık mı kalacaklar yoksa silahları dışarıdan almayı mı tercih edecekler? Suriye için ne düşünüyorlar? Suriye’de ABD ile mi yoksa Rusya ile mi iş yapmayı planlıyorlar? Menbiç’teki PKK/ PYD varlığı hakkındaki düşünceleri ne?

Özellikle merak ediyorum: Millet İttifakı bileşenleri FETÖ hakkında ne düşünüyorlar? FETÖ ile mücadeleye niyetleri var mı? Niyetleri varsa bir planları, hazırlıkları var mı? FETÖ elebaşlarının ülkeye getirilip yargılanmasını sağlayacaklar mı? Nasıl? Sağlamayacaklarsa FETÖ’nün yeni suçlar işlemesine ve Türkiye’yi ABD adına kontrol altına almak için yeni hamleler yapmasına nasıl mani olacaklar? Millet İttifakı bileşenleri demokrasiyi nasıl geliştirecekler? Barajı indirmeleri şüphesiz bir demokratikleşme adımı olur. Ama mesela nereye indirecekler? Restore edilmiş bir parlamenter sistem mi istiyorlar yoksa 16 Nisan referandumu ile girilen yolda mı ilerleyecekler? Hukukun hakimiyetini nasıl tesis edecekler? Yargıda tekrar bürokratik tahakküm doğmasını önleyecek reçeteleri var mı?

Alçaktan Uçun!

Soruları artırmak mümkün ama gereksiz. Ne yazık ki Millet İttifakı bileşenleri cömert vaatler ve hayalci temenniler dile getirmekten öte bir umut veremiyor, bir ışık yakamıyor. Yukarıda da işaret ettiğim üzere, onların başlıca -hatta yegane- derdi Erdoğan’ı indirmek. Sanırım sonrası için önerileri ise “Allah Kerim!”. Bu çizgideki bir siyasi yaklaşımın seçmenlerin tercihine ne derece mazhar olacağını 24 Haziran’da göreceğiz. Ben şahsen tüm Millet İttifakı bileşenlerine abartılı beklentiler geliştirmemelerini tavsiye ederim.


Etiketler »