Kriter > Siyaset |

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin Kurumsallaşması


Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Cumhur İttifakının seçim başarısı Türkiye’de milletin yeni sisteme geçişi bir kez daha onaylaması anlamına gelmektedir.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin Kurumsallaşması

Sonuçları tüm toplumsal kesimler tarafından büyük merakla beklenen 24 Haziran seçimleri tamamlandı. Bu seçimlerin ardından Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin tam anlamıyla kurumsallaşacak olması, 24 Haziran seçimlerinin önemini artırmıştı. Seçimlerde AK Parti’nin hedefi yürütmeyi elde etmek ve mecliste cumhurbaşkanını destekleyecek güçlü bir çoğunluğa sahip olmaktı. Sonuçlar açıklandığında, 24 Haziran seçimlerinin açık ara galibi Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemini kurumsallaştırmayı vaat eden Erdoğan ve Cumhur İttifakı oldu. Cumhurbaşkanı Erdoğan yüzde 52,6 oy oranı ile yeni sistemin ilk cumhurbaşkanı olurken AK Parti yüzde 42,4 ile 295 milletvekili çıkardı. AK Parti ve MHP’nin oluşturduğu Cumhur İttifakı parlamentoda çoğunluğu aldı ve 344 sandalye elde etti. AK Parti Parlamentoda tek başına çoğunluğu elde edememesine rağmen Devlet Bahçeli ve MHP ile ittifak olgusunun şekillenmeye başladığı ilk günlerden itibaren iki parti arasındaki iş birliğinin seçim sonrasında da devam edeceği tahmin edilmektedir. Bu ittifakın en önemli görevinin yeni sistemi kurumsallaştırmak olduğu beyanı dikkate alındığında, seçim sonrasındaki süreçte bu hedefi gerçekleştirmek açısından bir sorun görünmemektedir. O halde, temel soru Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin kurumsal yapısının nasıl bir yol haritası çerçevesinde yaşama geçirileceğidir.

Önceki Dönemden Hazırlıklar

16 Nisan referandumundaki “evet” oylarıyla Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçilmesi kabul edildikten sonra AK Parti yeni sisteme uyum sürecini rasyonel bir çerçevede sürdürmek ve gerekli hazırlıkları yapmak için beş ayrı komisyon kurdu. Ocak 2018’de kurulan bu komisyonlar “Yürütmenin Yapılandırılması”, “Personel Rejimi”, “Siyasi Partiler ve Seçim Mevzuatının Uyarlanması”, “Yerel Yönetimler” ve “Meclis İçtüzüğü” komisyonlarıydı. Ancak komisyonlar çalışmalarını sürdürürken erken seçim kararı alındı. Bu durumda seçim sürecinin gerektirdiği bazı acil düzenlemeler öne çekilerek kapsamlı düzenlemeler AK Parti tarafından seçim sonrasına bırakıldı. Acil düzenlemeler çerçevesinde, seçim yasalarında değişiklik yapılarak bir kişinin aynı anda hem milletvekili hem de cumhurbaşkanı adayı olamayacağı; meclis ve cumhurbaşkanı seçimlerinin beş yılda bir aynı gün yapılacağı; bir kimsenin iki defa cumhurbaşkanı seçilebileceği gibi hükümler seçim yasalarına işlendi. Yine bu değişikliklerle seçilme yaşı, milletvekili sayısı ve meclisin görev süresine ilişkin hususlar ilgili kanunda Anayasa ile uyumlu hale getirildi. Ayrıca cumhurbaşkanı seçiminin usulüne ve siyasi partilerle seçmenlerin yüz bin imza ile aday gösterme usulüne ilişkin detaylar netleştirildi.

Bu doğrultuda, 24 Haziran seçimlerinin hemen ardından AK Parti’yi ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı bekleyen en önemli ve öncelikli iş, seçim vaadiyle paralel olarak yeni sistemi kurumsallaştırma sürecini başlatmaktır. Aslında Erdoğan yeni sisteme hazır oldukları ve çalışmaların büyük ölçüde tamamlandığı mesajını seçim kampanyasının son günlerinde yeni yönetim modelini kamuoyuna duyurarak vermiştir. Erdoğan bu modelde Cumhurbaşkanlığı teşkilatının ve bakanlıkların nasıl şekillendirildiğini ortaya koymuştur. Yeni yönetim modeline göre yürütme yetkisini tek başına kullanacak olan cumhurbaşkanının kamu politikası oluşturma ve uygulama kapasitesini artırmak için ofisler ve kurullar oluşturulmaktadır. Hızlı icraat ve etkin yönetim için bakanlıkların sayısı azaltılmakta ve bazı kurumlar başkanlık ismiyle doğrudan cumhurbaşkanına bağlanmaktadır.

Ayrıca yeni sistemde yürütmenin başarısı üzerinde etkili olacak en önemli faktörlerden biri üst kademe yöneticilerin iktidarla uyumu ve performansıdır. Bu nedenle, 16 Nisan referandumunda 1982 Anayasası’nda yapılan değişiklikle cumhurbaşkanına üst kademe yöneticileri atama, görevlerine son verme ve bunların atanmalarına ilişkin usul ve esasları cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile düzenleme yetkisi verilmiştir. Bürokrasideki hiyerarşik kademelenmenin azaltılması; hızlı, yalın ve çözüm üreten yönetime geçilmesi ve cumhurbaşkanı ile bürokrasi arasında uyum sağlanması için üst düzey kamu yöneticilerine dair bir perspektif değişiminin yaşanması kuvvetle muhtemeldir.

Görüldüğü gibi yeni sistemin tam anlamıyla yaşama geçirilmesi çok önemli kurumsal değişimleri beraberinde getirmektedir. Türkiye bu kurumsal değişimlere çok hızlı bir şekilde tanıklık edecektir. Çünkü 16 Nisan referandumunda kabul edilen değişikliklerin yürürlüğe girmesi için üç farklı tarih öngörülmüştür: bazı değişiklikler için referandumda değişikliklerin kabul edildiği tarih, bazıları için birlikte yapılacak ilk TBMM ve cumhurbaşkanı seçimlerine ilişkin takvimin başladığı tarih ve bazı değişiklikler için cumhurbaşkanı seçimi sonucunda cumhurbaşkanının göreve başladığı tarihtir. İlk iki tarih gerçekleşmiş ve ilgili değişiklikler yürürlüğe girmiştir. Bu durumda, söz konusu kurumsal değişiklikler cumhurbaşkanı göreve başlayana kadar gerçekleştirilmek durumundadır. Üzerinde farklı görüşler olsa bile, genel olarak cumhurbaşkanının göreve başlama tarihinin yemin ettiği an olduğu yönünde bir kabul bulunmaktadır. Dolayısıyla yeni sistem için kurumsal değişiklikler 10 Mayıs 2018’de TBMM tarafından Bakanlar Kuruluna verilen KHK çıkarma yetkisine dayalı olarak cumhurbaşkanı yemin edene kadar kabul edilecek ve bu yeminle birlikte uygulamaya geçirilecektir.

Meclis Reformu

Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin ruhunda etkin yönetim ve hızlı icraat vardır. Bu çerçevede, yürütmeyle uyumlu bir şekilde parlamentonun da etkin çalışması ve yürütmenin ihtiyaç duyduğu yasaları kaliteli bir şekilde ve zamanında çıkarması gerekmektedir. Bu mesele gözlerin TBMM’ye çevrilmesine yol açmakta ve bir reform ihtiyacını gündeme getirmektedir. Siyasal sistemin bir bütün olduğu düşünüldüğünde, yürütme erkinde yaşanılan değişimlerin yasamada da kapsamlı bir reform gerektireceği çok daha iyi anlaşılabilir. Nitekim parlamenter sistemden farklı olarak, Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde TBMM asıl işlevlerine -yasa yapma ve yürütmeyi denetlemeye- odaklanmaktadır. Yeni sistemde kanun teklif etme yetkisi sadece milletvekillerine ait olacaktır. Bu nedenle, yeni dönemde TBMM’nin yasa yapma ve denetim kapasitesinin artırılması gerekmektedir. Zaten Ocak 2018’de AK Parti tarafından oluşturulan Meclis İçtüzüğü Komisyonu’nun odağında tam da bu meseleler vardır.

Bu bağlamda yasa yapma süreçlerinde meclis komisyonlarının ön plana çıkarılması, genel kurul ve komisyonların çalışmalarını etkinleştirmek için bazı tedbirlerin alınması, meclisin denetim araçlarının güçlendirilmesi ve yetkin, nitelikli insan kaynağı ile TBMM’nin ve komisyonların kurumsal kapasitesinin geliştirilmesi yeni dönemde meclis reformu çerçevesinde atılabilecek adımlar olabilir.

Muhalefetin Rolü

Yeni sistemin kurumsallaşması sürecinde muhalefete önemli bir rol düşmektedir. Muhalefet partilerinin yapıcı eleştirilerle bu kurumsallaşma sürecine katkılarını sunması gerekmektedir. Nihayetinde, muhalefet partilerinin parlamenter sisteme geri dönüş vaatleri ortadayken, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yüzde 52,6 ile seçilmesi ve Cumhur İttifakı’nın 344 milletvekili çıkarması Türkiye’de milletin yeni sisteme geçişi bir kez daha onaylaması anlamına gelmektedir. Bu durumda, muhalefet partilerinin kategorik reddedişlerden sıyrılarak yeni sistemin inşasında yasama süreçlerine katılması ve uzlaşmacı bir tavırla katkı sağlaması gerekmektedir.


Etiketler »