Kriter > Siyaset |

“Devlet Irkçılığı”na Düşmemenin Avantajı ile Suriyelilerin Geri Dönüşüne Yardımcı Olmak


BM’nin Suriye Daimi ve İnsani Yardım Koordinatörlüğü’ne göre Esed rejiminin devrilmesinden bu yana dünyanın değişik yerlerine göç etmek zorunda kalan Suriyelilerden bir milyonu Suriye’ye dönmüş durumda. Tahminen de toplamda 3.5 milyon Suriyelinin ülkelerine dönecekleri düşünülüyor. Dolayısıyla da Suriyelilerin kesin geri dönüşlerinin sınırlı olacağı tahmin ediliyor.

Devlet Irkçılığı na Düşmemenin Avantajı ile Suriyelilerin Geri Dönüşüne Yardımcı
Türkiye'deki Suriyelilerin ülkelerine dönüşü devam ediyor. (İbrahim Özcan / AA, 29 Mart 2025)

İnsanın kendi yaşadığı diyardan, doğup büyüdüğü, nefes alıp verdiği, sevdiklerinin ve sevenlerinin bulunduğu, acı-tatlı hatıralarıyla dolu olduğu ülkesinden şu veya bu gerekçe ile başka bir ülkeye gitmesi, hele hele savaş nedeniyle karşı karşıya kaldığı ölüm riskinden dolayı ülkesini terk etmek zorunda kalması, başlı başına ağır bir durum olsa gerek.

Böyle ağır bir durumu, Suriyeliler 13 yıldır derinlemesine yaşayanlar olarak kayıtlara geçmiş durumdalar. 2011’de patlak veren iç savaş sonrası 7 milyon civarı Suriyeli ülkesini terk etmek zorunda kaldı, ki bunların önemli bir kısmı kadınlardan, çocuklardan ve yaşlılardan oluşuyor.

Suriyeliler konusunda her daim dikkat çeken sorulardan biri “geri dönüşleri” olmuştur ve yeni Suriye yönetimi sonrasında “geri dönüş” meselesi daha fazla öne çıkmaya başlamış görünmektedir.

 

Rakamların Diliyle Gelişler ve Geri Dönüşler

Türkiye’ye Suriye’den ilk toplu gelişler, Cilvegözü sınır kapısından 29 Nisan 2011’de 252 kişilik grupla başladı. Sonrasında akın akın Suriyeliler Türkiye’ye giriş yaptı. Bu akın 2017’ye kadar yoğun şekilde devam etti. 2011 sonunda 14 bin olan Suriyeli sayısı, özellikle DEAŞ’ın da etkisiyle 2013’ten sonra hızla arttı ve 2014’te 1 milyonu geçti. Suriyelilerin sayısı, sonraki yıllarda da düzenli şekilde artarak 31 Aralık 2021’de 3 milyon 737 bin 369 ile en yüksek seviyeye ulaştı.

2017 sonrası Türkiye’nin sınır güvenliği, “güvenli bölge” uygulamaları ve operasyonları ile yeni girişler azaldı. Bununla birlikte, Türkiye’deki Suriyeli nüfus artışı daha çok yıllık 100-120 bin civarı doğumdan kaynaklandı.

2011-2022 arası artan Suriyeli nüfusu, rekor seviyeye çıktığı 2021 sonrasında 2022 ile düşüşe geçti. 2022’de sayı 200 bin azalarak 3 milyon 565 bin 898’e, 2023 sonunda da 320 bin daha azalarak 3 milyon 214 bin 780’e geriledi. Gelinen noktada ise Suriyeli sayısı, 2 milyon 782 bin 733’tür.

Suriyeli bebek doğumlarının yıllık 100-120 bin olmasına rağmen Türkiye’deki toplam sayının azalması; i) mükerrer kayıtların silinmesi, ii) adreslerde bulunamayanların kayıtlarının silinmesi, iii) başka ülkelere göç, iv) vatandaşlık kazanımı, v) ölümler (özellikle deprem nedeniyle) ve vi) Suriye’ye gönüllü dönüşlerle açıklanmaktadır.[1]

“Geri dönüşler” söz konusu olduğunda, 9 Aralık 2024 sonrası daha fazla dikkat çekmektedir. Açıklanan en son resmi rakamlara göre (16 Nisan 2025), 9 Aralık’tan bu yana ülkelerine gönüllü, güvenli, onurlu ve düzenli geri dönüş yapan Suriyeli sayısı 178 bin 399 kişidir (33 bin 730 aile). 2017’de 117 bin, 2018’de 173 bin, 2019’da 93 bin, 2020’de 39 bin, 2021’de 57 bin, 2022’de 59 bin, 2023’te 76 bin, 2024’te 163 ve 2025’te (şimdilik) 136 bin olmak üzere 2017 sonrası “güvenli bölge” etkisi ile geri dönenlerin toplamı ise 1 milyona yaklaşmış durumdadır.[2]

 

Irkçılığın Düzeyleri Bağlamında Geri Dönüşler ve Türkiye

Suriyelilerin geri dönüşlerinin nihayetinde ne kadar olacağı ve zaman dilimi olarak ne kadarlık sürede gerçekleşeceği konusu, 9 Aralık sonrasında doğal olarak gündeme daha çok gelmiş durumdadır.

Bu tarz bir konunun/sorunun birkaç yönden karşılığı olmakla birlikte, “ırkçılık” tartışmaları bağlamında değerlendirilmesi de mümkündür.

Irkçılıkta dört düzeyden bahsedilmektedir: i) Alt ırkçılık, ii) Bölünmüş ırkçılık, iii) Siyasal ırkçılık ve iv) Devlet (kurumsal) ırkçılığı.[3]

Birinci düzey, alt ırkçılıktır. Mikro ve günlük ırkçılık da denmektedir. Burada kişilerin günlük hayatlarında sergiledikleri, genellikle doğrudan olmayan, küçük olsa da sürekli ırkçı davranışlar söz konusudur ve çoğunlukla bilinçsizce yapılmaktadır. Örneğin, bir Suriyelinin ev kiralamak istediğinde “Bu ev dolu” bahanesiyle geri çevrilmesi veya “Suriyeliler olmasa ekonomik sorunlarımız olmayacak” yaklaşımları, bu kategoridedir.

İkinci düzey, bölünmüş ırkçılıktır. Buna toplumsal ırkçılık ya da sosyal ayrımcılık da denilmektedir. Burada toplumun farklı kesimlerinde, belli gruplara karşı yaygın ön yargılarla şekillenen ve grup bazlı dışlayıcı uygulamalar kendini göstermektedir. Bazı illerde veya semtlerde Suriyelilere karşı organize mahalle baskılarının yapılması, toplumun bir kısmının okullarda Suriyeli öğrencilerle çocuklarının aynı sınıfta olmasını istememesi veya “Suriyeliler bizim kültürümüze uymuyorlar, ayrı yaşasınlar” gibi yaygın söylemler, bu kategoridedir. Aslında burada söz konusu olan “ben ırkçı değilim, ama …” modudur.

Üçüncü düzey, siyasal ırkçılıktır. Burada net bir şekilde ideolojik biçimlenme ve uygulama şekilleri görünürdür. Siyasi aktörlerin veya partilerin, etnik ya da göçmen karşıtı söylemleri ve politikaları araçsallaştırarak “oy kazanma stratejisi” olarak kullanmaları söz konusudur. Bu, ırkçılığın sistematik olarak yayılmaya çalışılmasından başka bir şey değildir. En tipik örnek, Suriyelilerin geri gönderilmesi vaadiyle seçim propagandası yapılmasıdır.

Son düzey, devlet ırkçılığıdır. Burada, devletin yasaları, kurumları veya resmi uygulamaları yoluyla doğrudan ya da dolaylı biçimde belli bir etnik ya da ırksal gruba karşı ayrımcılık yapması söz konusudur. Suriyelilerin bazı sosyal hizmetlerden dışlanması veya daha sık güvenlik kontrollerine tabi tutulması ya da polis şiddetine maruz kalması söz konusu ise devlet ırkçılığı var demektir.

Başkent Şam'ın
Suriye'de 53 yıllık Esed ve 61 yıllık Baas rejiminin sona ermesinin ardından ülkede hayat normale dönmeye devam ediyor. Başkenti Şam'ın "Wadi Almasharie" ve "Mazza 86" gecekondu mahallelerinde günlük yaşam normal seyrinde sürüyor. (Hasan Belal / AA, 25 Nisan 2025)

 

Irkçı Olmayan Devletin Suriyelilerin Dönüşü İçin Yapması Gerekenler

Türkiye’nin en büyük avantajı, (tarihte de şimdi de) hiçbir zaman hiçbir topluluğa karşı “devlet ırkçılığı” içinde olmamasıdır. Aksine göçmenler, Türkiye’nin devlet geleneğinde “misafir” olarak telakki edilmiş ve buna göre muamele yapılagelmiştir.

Bunun yansıması olarak Suriyeliler için çeşitli imkanlar seferber edilmektedir. Suriyeliler eğitime erişebilmekte, sağlık ihtiyaçları karşılanmakta, çalışma hayatının içinde bulunabilmekte, maddi zorluklara karşı sosyal yardımlardan yararlanabilmektedirler. Başka bir ifade ile Türk devlet geleneğine yakışan bir şekilde, AK Parti yönetimindeki hükümetler, Suriyelileri “siyasi malzeme” olarak kullanan “siyasi ırkçılık” tavrı içine girmemiştir. Öyle ki Cumhurbaşkanı Erdoğan, “seçim kaybetme riski”ne rağmen Suriyelileri ölümün kucağına itmeyeceğini açıkça ve defalarca beyan etmiştir.

9 Aralık sonrasında gelişen yeni ortamla birlikte büyük ölçüde Suriyeliler için artık Suriye’de ölüm görünmemektedir. Bu durumda ister istemez “Suriyeliler, Suriye’ye dönecekler mi?” sorusu sorulmaktadır.

BM’nin Suriye Daimi ve İnsani Yardım Koordinatörlüğü’ne göre Esed rejiminin devrilmesinden bu yana dünyanın değişik yerlerine göç etmek zorunda kalan Suriyelilerden 1 milyonu Suriye’ye dönmüş durumdadır. Tahminen de toplamda 3.5 milyon Suriyelinin ülkelerine dönecekleri düşünülmektedir.[4] Dolayısıyla, Suriyelilerin kesin geri dönüşlerinin sınırlı olacağı tahmin edilmektedir.

Kesin dönüşlerin etkili olabilmesi için üç temel şart öne çıkmaktadır:

  1. Türkiye’deki Suriyelilerin dönüşleri, Suriye’nin ihtiyaç duyduğu iş kollarına yönelik planlanmalıdır.
  2. Türkiye’deki Suriyeli işçiler, bu ihtiyaçlara uygun olarak mesleki eğitim ve stajdan geçirilmelidir.
  • Ülkelerinde döndüklerinde Suriyelilere, hemen işe başlayabilecekleri bir iş garantisi sağlanmalıdır.

Bunların mümkünatı için de Suriye hükümeti ile antlaşma yapılarak hukuki zemin de oluşturulmalıdır. Örneğin Fransa 1980’lerde göçmenlerin “kesin dönüşleri” için üç imkan sunmuştur: Ya dolgun bir kesin dönüş ödeneği ya mesleki eğitim stajı görmek ve böylece ülkesine dönenlerle iş sözleşmesi imzalanmasına zemin hazırlamak ya da ülkesine dönenlerin kendi işlerini kurmalarını teşvik etmek maksadıyla destekler sunmak ve gerekli araç-gereçleri temin etmelerinde (vize ve ithalat gibi konularda) kolaylıklar sağlamak.[5]

Ancak bu tarz teşvikler Fransa’da yeterli olmadığı (dönüşlerde pek işe yaramadığı) gibi Suriyeliler için de yeterli olmayabilir. Zira bu tarz çözümler, Suriyelilerin küçük bir grubuna hitap etmiş olabilir ya da istenilen kitleye hitap etmemiş olabilir.

Hal böyle olunca Suriyelilerin geri dönüşü meselesinde birkaç husus dikkate alınarak çözümler üretilmesi daha isabetli olacaktır:

  • Suriyelilerin belli bir kesiminin geri dönüş yapacağını peşinen kabul ederek geri dönüş senaryolarını hazırlamak gerekmektedir. Zira Suriyelilerin Türkiye’de belli oranda entegre oldukları ve bunun yansıması olarak “aidiyet/kimlik” geliştirdikleri söylenebilir. Türkiye’de doğup büyüyenler için bu aidiyet daha yüksek olacaktır.
  • Suriyelilerden geri dönüş yapacak olanlar için en önemli meselenin doğal olarak Suriye’de istikrar ve güven ortamının kalıcı olmasıdır. Bu ortamın “tam olarak” oluşup oluşmadığı, geri dönüş eğilimi olan Suriyeliler tarafından belli bir müddet gözlemlenecektir. Bu da geri dönüşlerin kitlesel olmayabileceği anlamına gelmektedir.
  • İstikrar ve güven ortamının oluştuğuna dair kanaati oluşup geri dönüş yolunda olanlar için de Suriye’de “barınma, eğitim, sağlık, istihdam” gibi imkanların belli oranda sunulması gerekmektedir ki Türkiye’deki Suriyeliler “geri dönüş yolundan geri dönmesinler”.

 

[1] Murat Erdoğan (2025), Suriyeliler Barometresi 2023, UNHCR Türkiye, s. 22-23.

[2] T.C. İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Başkanlığı (16.04.2025), “İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya: ‘Türkiye, Göç Yönetiminde Dünyaya Model Ülke’,” (Çevrimiçi) https://www.goc.gov.tr/icisleri-bakani-yerlikaya-turkiye-goc-yonetiminde-dunyaya-model-ulke, (Erişim: 24.04.2025).

[3] Müşerref Yardım (2017), “Göç ve Entegrasyon Politikaları Işığında Fransa’da Toplumsal Kabul,” Göç Araştırmaları Dergisi, 3 (2), s. 122.

[4] EuroNews (24.03.2025), “2025'in başından bu yana bir milyon mülteci Suriye'ye geri döndü,” https://tr.euronews.com/2025/03/24/2025in-basindan-bu-yana-bir-milyon-multeci-suriyeye-geri-dondu#:~:text=BM'nin%20Suriye%20Daimi%20ve,edilmi%C5%9F%20ki%C5%9Finin%20%C3%BClkesine%20d%C3%B6nebilece%C4%9Fini%20%C3%B6ng%C3%B6r%C3%BCyor, (Erişim: 25.04.2025).

[5] Roger Garaudy (2010), Entegrizm, Çev. Kâmil Bilgin Çileçöp, 5. bs., İstanbul, Pınar Yayınları, s. 139-140.

 


Etiketler »  

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için "veri politikamızı" inceleyebilirsiniz. Daha fazlası