Kriter > Dosya > Dosya / Toplum |

Gelir ve Nüfus Ekseninde AB’ye Üye Ülkelerin Nüfusları ve Türkiye


Göçmenlerin bizatihi başka ülkelere yerleşmeleri ve orada nüfus olarak sayılmalarının ötesinde mevcut doğurganlık eğilimlerini birkaç nesil sürdürebilecek olmaları, AB’ye üye ülkeler başta olmak üzere nüfusunu yenileme hususunda sorunlar yaşayan ülkeler için, göçmenlerin nüfusu artırıcı özelliği çok önemli olmaktadır. Güçlü ekonomik altyapılara sahip ülkeleri bünyesinde barındıran AB, göçlere kapılarını ne tamamen kapatmakta ne de bütünüyle açmaktadır. Süreç; temkinli, kontrollü ve faydacı bir şekilde sürdürülmektedir.

Gelir ve Nüfus Ekseninde AB ye Üye Ülkelerin Nüfusları ve

Tüm dünyada nüfusun azalması, yeterli düzeyde artmaması yahut her geçen süre daha az miktarda artıyor oluşu gibi demografik değişim süreçlerini yaşayan ülkeler, nüfuslarını sürdürülebilir kılmak için yoğun bir biçimde çaba sarf etmekte, doğurganlık ve göç konularında politikalar geliştirmektedir. Bu minvalde büyük ölçüde demografik dönüşümünü tamamlamış olarak kabul edilen Kuzey Amerika ve Avrupa kıtalarında yer alan gelişmiş olarak adlandırılan ve kişi başına düşen milli gelir miktarı yüksek olan ülkelerde gelire ve refaha ters orantılı bir biçimde toplam doğurganlık hızları azalma göstermektedir. Bu anlamda nüfusun kendini yenileme düzeyi olarak kabul edilen 2,1 çocuk sayısını aşabilen AB’ye üye ülke bulunmaktadır (Grafik 1).[1]

GRAFİK 1. TOPLAM DOĞURGANLIK HIZI, AB-27, 2023

Bu seviyeye 2023’te en çok yaklaşan 1,81’lik toplam doğurganlık hızı ile Bulgaristan olmuştur. Bulgaristan, AB’ye 1 Ocak 2007’de dahil olmasına rağmen Bulgaristan’ın Schengen bölgesine üyeliği 31 Mart 2024 tarihinden itibaren mümkün olabilmiştir. 2024 itibariyle 6 milyon 445 bin 481 kişilik bir nüfusa sahip olan Bulgaristan’ın kişi başına düşen milli geliri ise 17 bin 412 dolar seviyesindedir.[2] Kişi başına düşen milli gelirin 2 bin 238 dolardan (1980) bu miktarlara erişmesi, dikkate değer bir başarı olmasına rağmen AB’ye üye ülkelerin arasında Bulgaristan en geride kalmaktadır.[3]

GRAFİK 2. BULGARİSTAN NÜFUSU, 1887-2024

Kişi başına gelir düzeyi istikrarlı bir biçimde artan Bulgaristan’ın nüfus seyrine bakıldığında 1985’te 9 milyona yaklaşan bir nüfusa erişildiği ancak günümüze kadar mütemadiyen bir azalmanın olduğu görülmektedir (Grafik 2).[4] Ülke nüfuslarının azalmasında hangi faktörlerin etkili olduğu ve olmaya devam ettiği ayrı bir analiz çalışmasının konusu elbette olabilir. Ancak burada Bulgaristan’ı incelenmeye değer kılan husus, gelir düzeyi ile nüfus arasındaki ters orantılı ilişkinin en azından genelleştirilebilir veriler üzerinden örneklendirilmesi olmaktadır.

Bulgaristan’ın gelir düzeyi ve nüfus seyrinden farklı bir yapıya sahip olan Fransa’da kişi başına düşen milli gelir yüksek (2024: 46 bin 150 dolar[5]) olmasına rağmen demografik yaklaşımları ters çıkaracak biçimde nüfus; güncel, sürdürülebilir ve kapsayıcı nüfus politikaları ile belirli düzeyde diri tutulmaya çalışılmaktadır. 1960’tan itibaren hafif dalgalanmalar ile birlikte genel itibariyle düzenli artışların görüldüğü Fransa, 2024 itibariyle 68 milyon 516 bin 699 kişilik bir nüfusa sahiptir (Grafik 3).[6]

GRAFİK 3. FRANSA NÜFUSU, 1960-2024

Sömürgeci geçmişi bulunan ve bu vesile ile göç akışlarına muhatap olan Fransa ile birlikte Almanya, AB’ye üye ülkeler arasında en fazla nüfusa sahip iki ülke konumundadır. Almanya, 2024 sonu itibariyle 83 milyon 577 bin 140 kişilik bir nüfusu sınırları içerisinde barındırmaktadır (Grafik 4).[7] Buna karşın her geçen yıl toplam doğurganlık hızı azalan Almanya’da, 2023’te 1,4 olan bu miktar, 1966’da 2,5 iken hızlı bir düşüş ile 1973’te 1,5 seviyesine gerilemiş, en düşük seviye olan 1,2 ise 1984’te kaydedilmiştir.[8]

GRAFİK 4. ALMANYA NÜFUSU, 1950-2024

Mevcut durum ile birlikte son 20 yılın en düşük toplam doğurganlık seviyesine gerileyen Almanya’da, 2023’te çocukların yüzde 32’si yabancı uyruklu annelerden doğmuştur. Fransa ve Almanya dışındaki diğer AB ülkelerinden Lüksemburg (yüzde 67), GKRY (yüzde 41), Malta (yüzde 36), Avusturya (yüzde 35) ve Belçika (yüzde 36) yabancı uyruklu annelerin doğum oranları bakımından ilk sıralarda yer almışlardır. Bulgaristan ve Slovakya’daki doğumların yüzde 97’si ev sahibi topluma mensup annelerden gerçekleşmiştir (Grafik 5).[9]

GRAFİK 5. 2023’TE YABANCI VE YERLİ ANNELERDEN DOĞAN CANLI DOĞUMLARIN PAYI, AB, 2023

Göçmenlerin bizatihi başka ülkelere yerleşmeleri ve orada nüfus olarak sayılmalarının ötesinde mevcut doğurganlık eğilimlerini birkaç nesil sürdürebilecek olmaları, AB’ye üye ülkeler başta olmak üzere nüfusunu yenileme hususunda sorunlar yaşayan ülkeler için, göçmenlerin nüfusu artırıcı özelliği çok önemli olmaktadır. Çünkü sayılmanın ötesinde yaşlanan nüfuslara karşın genç iş gücünün mümkün kılınması, çok daha ön plana çıkmaktadır. Bu ve benzeri sebeplerden ötürü güçlü ekonomik altyapılara sahip ülkeleri bünyesinde barındıran AB, göçlere kapılarını ne tamamen kapatmakta ne de bütünüyle açmaktadır. Süreç; temkinli, kontrollü ve faydacı bir şekilde sürdürülmektedir.

450 milyondan fazla nüfusa sahip olan AB bölgesinin toplam nüfusunun yüzde 34’e yakın bir oranını Almanya ve Fransa meydana getirmektedir. Fransa’da olduğu gibi Almanya da, güçlü nüfus politikaları ile nüfusunu diri tutmaya çalışmaktadır. Ancak halihazırda her ülkenin kendine has demografik seyri ile ilişkili bir biçimde yüksek doğum oranlarından düşük doğum oranlarına geçiş şeklinde yaşadığı demografik dönüşümün etkileri, bu ülkeler için de söz konusu olmaktadır. Öyle ki bu ülkeler, gelişmişliklerini sürdürülebilir kılmak için genç nüfusa ihtiyaç duymaktadır. Bu doğrultuda doğurganlık ile istenilen nüfuslara erişebilme imkanları olmaması halinde göç yoluyla nüfusun diri tutulabilmesi bu ülkeler için oldukça önemli olmaktadır.

 

Nüfusun Diri Tutulmasında Göçün Önemi

Doğumlardan daha fazla ölümün gerçekleştiği olumsuz doğal değişim (-1,3 milyon kişi) çerçevesinde net göç (+2,3 milyon kişi) AB nüfusunun 2024’te genel itibariyle olumlu seviyede (1,1 milyonluk nüfus artışı) seyretmesine imkan tanıdı. Gözlemlenen nüfus artışı, büyük ölçüde doğurganlıktan ziyade Covid-19 sonrasında artan göç hareketleri ile ilişkilendirilmektedir. Bu bağlamda 2021’deki net göçün katkısı 1,2 milyon iken bu rakam 2024’te 2,3 milyona erişmiştir. Ancak 1960’tan 2025’e kadar 100 milyona yakın bir artış görülen AB nüfusunda artış hızı, her geçen yıl azalmaktadır (Bkz. Grafik 6).[10] Almanya, Fransa ve bazı İskandinav ülkelerinin nüfus politikaları ve göçü çekici mekanizmalarının varlığının ortadan kalktığı bir durumda, AB’nin gelecekte nüfusunun artma ihtimali büyük ölçüde göçlere bağlı olacak gibi gözükmektedir.

GRAFİK 6. NÜFUS DEĞİŞİMİ, AB, 1990-2024

Bu gerçeği uzun yıllardır görebilen AB ülkelerinin politika yapıcıları, ülkelerine göçü kolaylaştıracak, uyum süreçlerini zorlaştırmayacak adeta fayda-maliyetler çerçevesinde ihtiyaçlarına ve güvenliklerine uygun göç akışlarını kontrollü bir biçimde gerçekleştirebilecekleri yasal mevzuatı da güncellemektedirler. Bu bağlamda Göç ve Sığınma Paktı (Pact on Migration and Asylum) oy çokluğuyla Avrupa Parlamentosu’nda 10 Nisan 2024’te kabul edildi. Yasa, 11 Haziran 2024’te yürürlüğe girmesine rağmen uygulama 2026’nın ortasında gerçekleşecek.[11] Göçmenin AB’ye dahil olmasının dışında geri gönderme süreçlerini güçlendirmek üzere Ortak Avrupa Geri Dönüş Sistemi (European Return Order) önerisi de Avrupa Parlamentosu’nda bir öneri olarak yer almaktadır.[12] Aynı zamanda küresel ve bölgesel siyasi boyutları olsa da geçici koruma süreçleri, Ukraynalılar için yeniden aktif hale getirildi. Uyum ve entegrasyon amacıyla kontrol edilebilir göçmen dostu politikaların bu bağlamda AB bölgesinde çok daha ön plana çıktığı görülebilmektedir.

 

Gelir, Nüfus ve Göç Ekseninde Türkiye’nin Demografisi

Gelir ve nüfus ilişkisi bağlamına Türkiye açısından bakıldığında birçok ülkeye göre yıllar içerisinde hem kişi başına düşen milli gelirin hem de nüfusun arttığı bir görünüm mevcuttur. 1960’ta 267 dolar olan kişi başına düşen milli gelir miktarı, 2024 itibariyle 15 bin 473 dolar seviyesine erişilen Türkiye’de 1993-1994, 2000-2001, 2008-2009 ve 2013-2020 hariç tutulduğunda düzenli artışlar gerçekleşti (Grafik 7).[13]

GRAFİK 7. KİŞİ BAŞINA DÜŞEN MİLLİ GELİR, 1960-2024

Son yıllarda sıkça gündem konularından biri haline gelen toplam doğurganlık hızında gözlenen azalış eğilimi dikkatleri çekse de Türkiye’deki nüfus sayısı her yıl azalan bir artış hızıyla yükselmektedir. Bu durum uzun vadede endişe duyulmasına sebebiyet vermekte ancak gelir ve nüfus dengesi bakımından birçok ülkeye kıyasla demografik seyir açısından başarılı bir görünümün ortaya çıkmasını mümkün kılabilmektedir (Grafik 8).[14]

GRAFİK 8. TÜRKİYE TOPLAM NÜFUS, 2000-2024

Türkiye’nin gelir ile ilişkili bir biçimde nüfusunu diri tutması, dahil olduğu coğrafyanın siyasi, askeri ve benzeri faktörleri dikkate alındığında ehemmiyet arz etmektedir. 2025’te ilan edilen “Aile Yılı” ve sürecin 2026-2035 dahilinde “Aile ve Nüfus 10 Yılı” şeklinde genişletilmesi ve bu doğrultuda sürdürülebilir, ekonomik ve toplumsal gerçekliğe uygun, sosyal psikolojik yönlerin ve gündelik ihtiyaçların dikkate alındığı dinamik nüfus politikalarının varlığı çok önemlidir. Halihazırda bu bağlamda sunulan hizmet ve politikalar belirli ölçüde toplum nazarında karşılık bulmakta ancak eğitim, iş hayatı, evlilik ve doğurganlık unsurları arasında sağlıklı, güncel ve sürdürülebilir bir ilişkinin ülke faydasına tesis edilmesi gerekmektedir. Bu sayede Türkiye için halihazırda 10-15 yıl daha açık kalacağı öngörülen “demografik fırsat penceresi”nin[15] bir yandan yaşlanan nüfus yapısında hem genç nüfusun sayıca artması hem de iş gücü potansiyelinin sürdürülebilir biçimde ikame edilebilmesi için oldukça mühimdir. Bu amaçların gerçekleştirilebilmesi için de birçok ülkede görüldüğü üzere, doğurganlığa etki eden tek unsurun ekonomik faktörler olmadığı akılda tutulmalı, bu hususta gerekenlerin yapılmasının ötesinde doğurganlığa önemli etkileri olması bakımından din ve kültür etkenlerinin güncel doğurganlık süreçlerine ne türden sebep ve sonuçlar meydana getirdiği dikkatlice analiz edilmelidir.

 

[1] https://www.oecd.org/en/data/indicators/fertility-rates.html

[2] https://data.worldbank.org/indicator/NY.GDP.PCAP.CD?locations=BG

[3] https://ec.europa.eu/eurostat/statistics-explained/index.php?title=Purchasing_power_parities_and_GDP_per_capita_-_preliminary_estimate&utm_source=chatgpt.com

[4] https://www.nsi.bg/en/statistical-data/206/651

[5] https://data.worldbank.org/indicator/NY.GDP.PCAP.CD?locations=FR

[6] https://data.worldbank.org/indicator/SP.POP.TOTL?locations=FR

[7] https://www.destatis.de/EN/Themes/Society-Environment/Population/Current-Population/_node.html#sprg478526

[8] https://data.worldbank.org/indicator/SP.DYN.TFRT.IN?locations=DE

[9] https://ec.europa.eu/eurostat/statistics-explained/index.php?title=Fertility_statistics

[10] https://ec.europa.eu/eurostat/statistics-explained/index.php?title=Population_and_population_change_statistics

[11] https://www.europarl.europa.eu/factsheets/en/sheet/152/politique-d-immigration%5D?utm_source=chatgpt.com

https://www.lemonde.fr/en/international/article/2024/04/11/european-parliament-approves-migration-and-asylum-pact_6668051_4.html?utm_source=chatgpt.com

[12] https://ec.europa.eu/commission/presscorner/detail/en/fs_25_727

[13] https://data.worldbank.org/indicator/NY.GDP.PCAP.CD?locations=TR

[14] https://data.tuik.gov.tr/Bulten/Index?p=Adrese-Dayal%C4%B1-N%C3%BCfus-Kay%C4%B1t-Sistemi-Sonu%C3%A7lar%C4%B1-2024-53783&dil=1

[15] Cenk Beyaz, “Demografik Fırsat Penceresinin Türkiye İçin Anlamı”, SETA Perspektif, 16 Kasım 2024, https://www.setav.org/demografik-firsat-penceresinin-turkiye-icin-anlami

 


Etiketler »  

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için "veri politikamızı" inceleyebilirsiniz. Daha fazlası