Kriter > Siyaset |

Sürdürülebilirlikte Evrensel Bir Dönüşüm: Depozito Sistemleri


Çevre sorunları, bugün hem karasal hem de deniz ve okyanus alanlarında görülmektedir. Denizler mikro-plastiklerle dolarken, toprak verimliliği azalmakta ve iklim krizi derinleşmektedir. Bu çok boyutlu çevre sorununun merkezinde ise tek kullanımlık ürünlerin ve plastik ambalajların oluşturduğu atık baskısı, farklı alanlarda büyüyen bir tehlike olarak yer almaktadır. Yaşanan bu küresel çevre sorunu tehdidine karşı geliştirilen çözüm önerilerinden biri de Depozito (İade) Sistemleri’dir.

Sürdürülebilirlikte Evrensel Bir Dönüşüm Depozito Sistemleri

Sürdürülebilirlik kavramının tarihçesi 1712’de Hans Carl von Carlowitz’in ormanların yönetimi hakkında bilgi vermek amacıyla kullandığı eseriyle hatta Antik Yunan tanrıçalarıyla ilişkilendirilse de bugün bilinen husus, gezegenimizin yaşadığı çevresel kriz ile mücadele etmektir. Sürdürülebilirlik, bu krizle mücadeleyi yeni bir düşünce sistematiği doğuracak toplumsal bir bilinci inşa ederek gerçekleştirmeye çalışıyor.

Toplumsal bilinçte var olan sürdürülebilirlik, bugün “sürdürülebilirlik kültürü” altında farklı toplumlarda, insanın yaşam konforunu, kuşak içi adalet ve kuşaklararası adaleti gözeterek gerçekleştirmeyi amaçlamaktadır. Böylece sürdürülebilir kalkınma kavramı, bugün daha etkin bir şekilde karşımızda yer almaktadır. Sürdürülebilir kalkınma hedefleri kapsamında özellikle SDG12 (SAK12) sorumlu üretim ve tüketim; insanlara, işletmelere ve toplumlara seslenmektedir. Bu hedef doğrultusunda; 2030’a kadar doğal kaynakların sürdürülebilir yönetiminin ve etkin kullanımının sağlanması, 2030’a kadar önleme, azaltma, geri dönüşüm ve tekrar kullanma yoluyla katı atık üretiminin önemli ölçüde azaltılması ve son olarak madde ayak izinin düşürülmesi önem arz etmektedir. Bu çerçevede atık yönetimi, döngüsel ekonomi ve tüketim alışkanlıklarında dönüşüm gibi temalar ön plana çıkmaktadır.

 

Kontrolsüz Atıklara Depozito Kontrolü

Hedeflerin aksine, var olan sistemde giderek artan plastik tüketimi, kontrolsüz ambalaj atıkları ve geri dönüşüm sistemlerinin yetersizliği bir harekete geçişi zorunlu kılmaktadır. Dünyanın farklı bölgelerinde yaşanan olaylar veya toplumsal bilinçteki dönüşüm, çevre sorunlarına karşı çözüm odaklı uygulamaların gelişmesine veya politikaların zorunlu kılınmasına neden olmaktadır.

Çevre sorunları, bugün hem karasal hem de deniz ve okyanus alanlarında (sucul sistemlerde) görülmektedir. Bu doğrultuda, denizler mikro-plastiklerle dolarken, toprak verimliliği azalmakta ve iklim krizi derinleşmektedir. Bu çok boyutlu çevre sorununun merkezinde ise tek kullanımlık ürünlerin ve plastik ambalajların oluşturduğu atık baskısı, farklı alanlarda büyüyen bir tehlike olarak yer almaktadır.

Tek kullanımlık ürünlerin ve plastik ambalajların oluşturduğu atık baskısı ve devamında tüm yüzeylerde varlığını gösteren mikro-plastikler nedeniyle yaşanan küresel bir çevre sorunu tehdidine karşı geliştirilen çözüm önerilerinden biri de Depozito (İade) Sistemleri’dir (DRS- deposit refund system).

Depozito veya depozit sistemler, basit ama güçlü bir mantıkla işlemektedir. Bu sistem, ileride kurulması istenen döngüsel ekonomik sistemin yapı taşını oluşturmaktadır. Depozito sistemi, tüketicilerin ürün satın alımı sırasında ambalaj için ek bir bedel ödedikleri ve bu ambalajı yetkili toplama noktalarına iade etmeleri durumunda ödedikleri tutarın geri iade edildiği bir atık yönetimi sistemi olarak açıklanabilir. Bu sistem veya mekanizma, döngüsel ekonominin sunduğu zincirin bir parçası olarak sıfır atık anlayışı ile kendi döngüsel mekanizmasını ortaya koymaktadır. Bu mekanizma, “tüketici → perakendeci → üretici → geri dönüşüm zinciri” şeklinde ifade edilebilir. Bu sistemi, karşılıklı bir sözleşmenin kabulü bağlamında açıklamak gerekirse, Depozito İade Sistemi (DRS), üretici ve tüketici arasında sözleşmeye benzer bir ilişki tesis eder. Bu sistemde tüketici, ambalajlı bir ürün satın aldığında, örneğin bir içecek şişesi, ambalajın mülkiyeti üreticide kalmaya devam eder. Tüketici, ürünün içeriğini tükettikten sonra ambalajı üreticiye iade eder. DRS, bu iade sürecini organize eden ve kolaylaştıran bir atık yönetimi uygulamasıdır.

Depozito iade sistemi, yeniden kullanım veya geri dönüşüm amacıyla kamuya açık alanlara yerleştirilen toplama konteynerleri aracılığıyla ambalaj atıklarının toplanmasını sağlayan, dünya genelinde giderek yaygınlaşan etkili bir sistemdir. Özellikle okyanuslardaki plastik birikiminin önlenmesinde en etkili yöntemlerden biri olarak değerlendirilen DRS'nin, yalnızca içecek ambalajlarının okyanusa karışma oranını yüzde 40’a kadar azaltabileceği öngörülmektedir.

Ayrıca DRS, diğer evsel atıklar, kimyasal maddeler ya da kirlilik kaynaklarından arındırılmış, daha yüksek kalitede ve saf ikincil hammadde elde edilmesini mümkün kılmaktadır. Özellikle yeniden kullanılabilir ya da doldurulabilir cam ve pet şişeler söz konusu olduğunda, sistem kapalı malzeme döngülerinin oluşturulmasına da katkı sağlamaktadır. Bugün Avrupa ülkelerinde yüzde 90’a varan ayrı toplama oranları ile önemli başarılar elde edilmiş bu sistemin, 2030 yılı geri dönüşüm ve atık bertaraf hedeflerine ulaşılmasında önemli rol oynayacağı ifade edilmektedir.

Depozitosu Olan Ambalajlar İade Makinesi
"Depozito Saha Yönetim Sistemi'nin Kurulması ve İşletilmesine İlişkin İşbirliği Protokolü İmza Töreni", TOBB'da gerçekleştirildi. (Akın Çeliktaş / AA, 7 Ocak 2025)

 

Ülkelerin Uygulama Politikaları

Bugün özellikle Avrupa’da yeşil anlayışın öncüsü ülkeler, depozito sisteminde ilk akla gelen ülkeler olsa da ilk depozito sistem uygulamasının Kanada'nın Britanya Kolombiyası bölgesinde 1970’te tek kullanımlık kaplar için uygulamaya geçirildiği belirtilmektedir. 1984’te ise İsveç, Avrupa’da içecek ambalajlarına depozito sistemi getiren ilk ülke olmuştur.

Yeşil mutabakat ile dünyada ön plana çıkan Avrupa’da depozito sistemi yaygınlaşırken, 2024’te 16 Avrupa ülkesi, geri dönüştürülebilir kaplar için iade sistemini etkinleştirmiştir. Diğer taraftan, AB üyesi ülkeler için politika yapıcılar, 2029’da depozito iade sistemini zorunlu kılmaktadır.

Almanya, depozito sisteminde yüzde 98’e varan başarısı ile ön plana çıkarken Norveç, Litvanya ve Türkiye’de de farklı uygulama yönleriyle hayata geçirilen bu sistemler, çevresel dönüşümün artık ertelenemez bir zorunluluk olduğunu gözler önüne sunmaktadır. Bu örneklere, trendlerine ve sistemin küresel mücadeledeki ekolojik katkılarına aşağıda yer verilmektedir. Sistemlerin ülkelerde kurulmasında yatan unsurun önemli bir ekonomik boyutunun olduğunu da vurgulayarak birkaç örnek ülke, karşılaştırmalı olarak değerlendirilebilir.

Depozito iade sistemleri (DRS), farklı ülkelerde farklı ölçek ve yöntemlerle uygulanmakta olup, sistemin başarısı ülkelerin altyapısı, mevzuat düzenlemeleri ve toplumsal farkındalık düzeyiyle yakından ilişkili olarak değişim göstermektedir.

Bu sistemlerin en gelişmiş örneklerinden biri, 2003’te uygulamaya konulan Almanya’daki Pfand Sistemidir. Almanya; cam, pet ve alüminyum ambalajları kapsayan bu sistemle yüzde 98’e varan geri dönüşüm oranlarına ulaşmıştır. Bu başarının ardında, gelişmiş altyapı, barkod tabanlı otomatlar ve tüm satış noktalarında zorunlu iade alma uygulaması yer almaktadır. Sistemi destekleyen zorunlu mevzuat, yüksek depozito bedeli (Deutsche Pfand-System GmbH şirketinin logosunu taşıyan şişe ve kutular için 0,25 € depozito alınır) ve toplumda oluşmuş çevre bilinci, Almanya'nın liderliğini pekiştirmektedir.

Benzer şekilde, Norveç’te ulusal depozito sistemi, Infinitum şirketinin adıyla yürütülmektedir. 1999’dan bu yana uygulanmakta olup yüzde 93'ün üzerinde geri dönüşüm oranıyla dikkat çeken sistem, ülkenin her yerinde depozito sistemine imkan sağlamaktadır. Plastik ve metal olan tüm içecek ambalajlarını kapsayan bu sistem, küçük marketlerin dahi sürece dahil edildiği hem otomatik hem de manuel iade imkanlarının sunulduğu bir yapıdadır. Ayrıca üreticilere vergi teşviki sağlanmakta, sistem üretici sorumluluğu prensibine (Extended Producer Responsibility-EPR) dayanmaktadır. Tüketicilere sunulan doğrudan para iadesi ve ödül mekanizmaları da geri dönüşüm oranlarının artmasında önemli rol oynamaktadır. Eskiye dayanan kökleri, perakende iade modeli ve toplum tabanlı araştırmalarıyla sistem, her geçen gün daha iyi konuma gelmektedir.

Litvanya ise depozito sistemine, Užstato Sistemos Administratorius (USAD) yönetiminde 2016’da başlamış ve 2021’in başlarına geldiğinde yüzde 91,9 oranında başarıya ulaşarak dikkat çekici bir ilerleme göstermiştir. Depozito sisteminde, dönüşüme giren ambalaj değeri 0,10 €’ dur. Cam, pet ve alüminyum ambalajları kapsayan sistemde; otomat desteği, ulusal çapta yaygınlık ve mobil takip sistemlerinin kullanımı söz konusudur. Bu hızlı başarının arkasında ise Avrupa Birliği fonları, kamu-özel sektör iş birliği ve iyi planlanmış bir entegrasyon stratejisi bulunmaktadır.

İsveç ve Finlandiya, sade ve etkili sistem tasarımlarıyla örnek teşkil etmektedir. İsveç’in depozito sistemi, 1984’te Returpack (Pantamera) tarafından kurulmuş olup ilk başta sadece alüminyum maddelerin dönüşümünü gerçekleştirmekteydi. Zaman içerisinde Returpack iade mekanizmalarıyla metal kutu ve pet şişeler, birçok süpermarket, spor kulübü, kafe vb. yerlerde geri dönüşüme katılımı etkin kılınmıştır. Finlandiya’da ise var olan depozito sistemi, kâr amacı gütmeyen bir şirket olan Palpa tarafından gerçekleştirilmekte olup plastik, cam ve alüminyum ambalajları kapsamına almaktadır. Palpa’nın başarısında, yaptığı iş birlikleri etken olurken günümüzde dijital altyapısı ve mobil uygulaması ile Fin halkının geri dönüşüme katılımını kolaylaştırmaktadır. Her iki ülkede de yüksek vatandaş katılımı ve uzun yıllara dayanan geri dönüşüm kültürü, sistemin başarısında belirleyici olmaktadır. Geri dönüşüm oranları ise yüzde 85-90 arasında değişmektedir.

Diğer taraftan Avustralya, özellikle Güney Avustralya (SA) ve Yeni Güney Galler (NSW) (bugün neredeyse ülkenin tüm eyaletlerine yayılmıştır) eyaletleri örneğine bakıldığında, Container Deposit Scheme adıyla sistematik bir yapı geliştirmiştir. Bu sistem, döngüsel ekonomiyi teşvik eden bir çevre yönetim stratejinin parçasıdır. 1977’de SA’da, 2017’de NSW’de başlayan uygulama; plastik, cam ve metal kutuları kapsamaktadır. Toplama merkezleri, mobil konteynerler ve sosyal işletmelerin sürece dâhil edilmesi, sistemi destekleyen unsurlar arasında yer almaktadır. Geri ödeme sistemlerinin dijitalleşmesi de süreci hızlandırmıştır. Sivil toplum kuruluşlarının katkısı, gönüllülükten zorunluluğa geçiş politikaları ve yerel yönetimlerin desteği, sistemin yaygınlaşmasına katkı sağlamıştır. Geri dönüşüm oranı ise Güney Avustralya’da yüzde 76’nın üzerindedir.

 

Çok Yönlü Kazanımlar

Sonuç minvalinde, depozito sistemleri sadece atıkların geri kazanımını sağlamakla kalmayıp, toplumun çevresel farkındalık düzeyini artırmak, kamu-özel iş birliklerini güçlendirmek ve döngüsel ekonomiyi desteklemek açısından da önemli kazanımlar sunmaktadır. Almanya'nın yüksek teknolojili ve zorunlu mevzuat temelli yaklaşımı, Norveç’in teşvik sistemleri, Litvanya’nın hızlı entegrasyonu, İskandinav ülkelerinin sade ama etkili uygulamaları ve Avustralya’nın sosyal girişim modeli; farklı koşullar altında nasıl başarılı sonuçlar elde edilebileceğine dair çeşitlilik sunmaktadır. Bu nedenle ülkeler, kendi sosyo-ekonomik yapılarına uygun bir DRS tasarımı geliştirerek sürdürülebilirlik hedeflerine daha hızlı ulaşabilirler.

Türkiye özeline baktığımızda ise bu sistem, Depozito Yönetim Sistemi (DYS) olarak isimlendirilmektedir. DYS, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı bünyesinde kurularak Türkiye Çevre Ajansı tarafından yürütülmektedir. Sistem, pilot uygulamalar ve yasal çerçeve hazırlıkları sonrasında, 2022’de dijital altyapısı geliştirilen bir modelle tanıtılmıştır ve tam anlamıyla zorunlu hale gelmesi için adımlar atılmaktadır. Sistemde, manuel ve makineli iadeyi de kapsayan ve cam, pet, alüminyum şişe/kutu, HDPE ve kompozit olarak geniş çerçevede bir depozito iade düzeni planlanmıştır.

Türkiye’de şu an için sistem sınırlı ölçekte uygulanmaktadır. Bazı zincir marketlerde ve özel projelerde pilot iade makineleri yer almaktadır. Ancak henüz Almanya, Norveç veya Litvanya’daki kadar geniş kapsamlı ve zorunlu bir sistem uygulaması değildir.

Türkiye, sonradan girdiği bu yarışta hızla ilerlemektedir. Özellikle atık yönetimi konusunda elde ettiği deneyimi ve ek olarak “Sıfır Atık Hareketi” kapsamında DYS’nin, geniş bir çevresel dönüşüm programının parçası olarak planlanması, büyük bir avantajıdır. Bu avantaj, STK’lar ve yerel yönetimlerin iş birliğinde kamu farkındalığının artırılması, teşvik sistemlerinin güçlendirilmesi, yerli ve milli bir iklim kanunu ile ileriye taşınabilir.

 


Etiketler »  

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için "veri politikamızı" inceleyebilirsiniz. Daha fazlası